İstanbul Uzman Mütalaası (Özel Bilirkişi Raporu)
- aslankriminal35
- 2 Eki 2025
- 3 dakikada okunur

Hukuk davalarında hakimin teknik bilgi eksikliğini gidermek için başvurduğu bilirkişi kurumu ne kadar hayatiyse, tarafların kendi iddia ve savunmalarını güçlendirmek için sunduğu uzman mütalaası (özel bilirkişi raporu) da o kadar kritik bir rol üstleniyor. Özellikle İstanbul'un karmaşık ve uzmanlık gerektiren ticari, inşaat ve fikri mülkiyet davalarında, bir tarafın sunduğu uzman mütalaası ile mahkemece atanan bilirkişinin raporu arasında çelişki doğması sık rastlanan bir durumdur.
Peki, bu çelişki davaların kaderini nasıl etkiler? Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) ve Yargıtay bu çelişkiye nasıl bakıyor?
1. Uzman Mütalaası: Taraf Beyanından Daha Fazlası
Uzman mütalaası, bir bilim veya teknik dalda uzman olan kişinin, yargılama konusu uyuşmazlıkla ilgili olarak, mahkemenin kararıyla değil,
tarafın talebi üzerine hazırladığı bilimsel görüştür (HMK m. 293). Öğretide bu mütalaanın hukuki niteliği tartışmalı olsa da, yaygın görüş bunun birtaraf beyanı olduğu yönündedir.
Ancak bu durum, mütalaanın önemsiz olduğu anlamına gelmez. Zira mütalaa, tarafların iddia ve savunmasını kuvvetlendirmek amacıyla kullanılır. Dahası, HMK'da "İspat ve Deliller" başlığı altında düzenlenmesi, onun hukuki süreçteki ağırlığını gösterir.
2. Çelişkiyi Giderme Zorunluluğu: Adil Yargılanma Hakkının Gereği
Uzman mütalaasının en can alıcı noktası, mahkemece alınan bilirkişi raporu ile çelişmesi durumudur. Türk hukukunda yerleşik öğreti ve Yargıtay içtihatları, bu çelişkinin mutlaka giderilmesi gerektiğini kabul eder.
Bu zorunluluğun temel dayanağı, Anayasa'nın 36. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 6. maddesinde düzenlenen
adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olan hukukî dinlenilme hakkıdır (HMK m. 27).
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin de netleştirdiği gibi:
Uzman görüşüne dayanılarak yapılan itirazların mahkeme tarafından
hiç değerlendirmeye alınmaması ve gerekçeli bir şekilde karşılanmaması, hukukî dinlenilme hakkının ihlalini oluşturur.
Eğer bilirkişi raporu ile uzman görüşü arasında çelişki varsa, bu çelişki giderilmeden karar verilmesi
bozma sebebidir.
Önemli İstisna: İstanbul'dan Bir Ters İçtihat
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nin (BAM) yakın tarihli bir kararında ise, davacının uzman görüşünü dilekçeler aşamasında delil olarak sunmaması gerekçe gösterilerek, mütalaanın değerlendirilmemesinin hukuka aykırı olmadığı ifade edilmiştir. Ancak baskın Yargıtay ve öğreti görüşü bu yöndeki kararların aksi istikametindedir.
3. Çelişki Nasıl Giderilir? Aşamalı (Tedrici) Prosedür
Yargıtay kararları, bilirkişi raporu ile uzman görüşü arasındaki çelişkinin giderilmesi için genellikle yeni bir bilirkişi heyetine başvurulmasını öngörmektedir. Ancak, akademik çevreler ve Alman Federal Temyiz Mahkemesi içtihadı, usul ekonomisi açısından daha uygun bir aşamalı (tedrici) prosedür önermektedir:
Ek Rapor ve Sözlü Dinleme: Hâkim, öncelikle bilirkişiden ek rapor istemeli veya bilirkişiyi duruşmada sözlü olarak dinlemelidir (HMK m. 281).
Karşılıklı Sorgu (Çapraz Dinleme): Çözümü kolaylaştırmak için, hâkim bilirkişi ile uzmanı aynı duruşmada dinlemelidir (HMK m. 293/II). Uzman, hâkim aracılığıyla bilirkişiye soru yönelterek raporundaki eksiklikleri ve hataları açığa çıkarabilir.
Yeni (Üçüncü) Bilirkişi Raporu: Eğer bu çabalar sonuç vermezse, yani çelişki giderilemezse, son çare olarak mahkeme davayı aydınlatma ödevi kapsamında yeni bir bilirkişi raporu almalıdır.
Bu aşamalı yol, gereksiz masraf ve emek kaybına yol açabilecek doğrudan üçüncü bilirkişiye başvurma yöntemine göre daha isabetli ve usul ekonomisine daha uygundur.
Sonuç: İstanbul'da Uzman Mütalaasının Gücü
Uzman mütalaası, özellikle yüksek meblağlı ve teknik ihtilafların görüldüğü İstanbul adliyelerinde, müvekkil haklarının savunulmasında güçlü bir araçtır. Hâkim, mütalaayı serbestçe değerlendirme yetkisine sahip olsa da, onu tamamen göz ardı edemez; neden itibar etmediğini kuşkuya yer bırakmayacak şekilde doyurucu bir gerekçeyle açıklamak zorundadır. (İstanbul Uzman Mütalaası)
Dolayısıyla, davada bir uzman mütalaası sunulmuşsa ve bu, mahkemece alınan bilirkişi raporuyla çelişiyorsa, bu çelişkinin yukarıda belirtilen aşamalarla giderildiğinden emin olunması, adil yargılanma hakkının tesisi için kritik öneme sahiptir. Aksi takdirde, verilen karar istinaf veya temyiz aşamasında bozma riskiyle karşı karşıya kalacaktır.
Kaplan, M. B. (2022). Medenî Usûl Hukukunda Bilirkişi Raporu ile Uzman Görüşü Arasındaki Çelişkinin Giderilmesi.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi. (2025). E. 2024/1675, K. 2025/692, T. 10.02.2025.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi. (2025). E. 2024/478, K. 2025/6738, T. 28.04.2025.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi. (2025). E. 2025/2519, K. 2025/6418, T. 22.04.2025.
Yargıtay 6. Ceza Dairesi. (2025). E. 2024/4985, K. 2025/118, T. 07.01.2025.
Yargıtay 11. Ceza Dairesi. (2025). E. 2024/5332, K. 2025/4732, T. 02.10.2024.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi. (2024). E. 2023/4346, K. 2024/6580, T. 21.11.2024.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi. (2024). E. 2022/5489, K. 2024/6457, T. 19.11.2024.




Yorumlar