top of page

Arama Sonuçları

Boş arama ile 278 sonuç bulundu

  • Gizli Kamera Kayıtlarının Hukuki ve Teknik Analizi: Özel Hayatın Gizliliği ve Delil Değerlendirmesi

    Günümüz dijital dünyasında, görüntü ve ses kaydı alabilen cihazların mikro boyutlara indirgenmesi, "gizli kamera" olgusunu hem bireysel güvenlik hem de hukuk yargılamaları açısından merkezi bir tartışma noktası haline getirmiştir. Aslan Kriminal  olarak bu yazımızda; gizli kamera yerleştirme, tespit ve kayıt süreçlerinin Türk Ceza Kanunu (TCK) ve Yargıtay içtihatları çerçevesindeki yasal izdüşümlerini akademik bir perspektifle analiz ediyoruz. 1. Yasal Dayanaklar ve Korunan Hukuki Değer Gizli kamera aracılığıyla rızasız görüntü alınması, Türk hukukunda temelde "Özel Hayatın Gizliliği" başlığı altında, anayasal bir koruma ile (Anayasa m.20) güvence altına alınmıştır. Yasal çerçeve, fiilin niteliğine göre üç ana madde üzerinde şekillenmektedir: TCK Madde 134 (Özel Hayatın Gizliliğini İhlal):  Kişilerin özel yaşam alanına rızasız müdahalenin temel yaptırımıdır. Maddenin ikinci fıkrası, bu görüntülerin ifşa edilmesini  (yayılmasını) daha ağır bir ceza ile yaptırıma bağlamıştır. TCK Madde 133 (Haberleşmenin Gizliliği):  Gizli kameraların ses kaydı özelliği, "aleni olmayan konuşmaların kaydedilmesi" suçunu tetikleyebilir. TCK Madde 135 (Kişisel Verilerin Kaydedilmesi):  Görüntü, biyometrik bir veri olarak kişisel veri niteliğindedir. Hukuka aykırı her kayıt, veri güvenliği ihlali kapsamında değerlendirilir. 2. Yargıtay İçtihatları Işığında "Özel Alan" Kavramı Yargıtay’ın son yıllardaki kararları, özel hayatın sadece "mesken içi" ile sınırlı olmadığını, kişinin "toplum içinde mahremiyet beklentisi"  olan her noktayı kapsadığını vurgulamaktadır. Kamuya Açık Alanlarda Kayıt Paradoksu Yaygın kanaatin aksine, bir olayın kamuya açık alanda gerçekleşmesi, o olayın her türlü teknik araçla kaydedilebileceği anlamına gelmez. Yargıtay 12. Ceza Dairesi (2013/17551 E.)  uyarınca; kişinin kalabalık içinde dahi "tanınmazlık" hakkı mevcuttur. Sürekli ve izinsiz takip niteliği taşıyan kamera kayıtları, alan kamuya açık olsa bile özel hayatın ihlali suçunu oluşturabilir. Komşuluk Hukuku ve Kamera Açısı Kişinin kendi mülküne güvenlik amacıyla kamera takması meşru bir hak iken; kameranın görüş açısının komşunun pencerelerini, bahçesini veya mahrem kullanım alanlarını görecek şekilde ayarlanması TCK 134  kapsamında suç teşkil etmektedir (Yargıtay 12. CD, 2015/1062 E.) . 3. Adli Bilişim ve Gizli Kamera Delil Niteliği: "Planlı" mı "Ani" mi? Kriminal incelemelerde en kritik soru, elde edilen gizli kamera kaydının mahkemede delil olarak kabul edilip edilmeyeceğidir. Burada Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun (CGK) çizdiği kırmızı hat mevcuttur: Hukuka Uygun Delil:  Kişinin kendisine yönelik bir saldırı, hakaret veya tehdit anında, o anın paniğiyle ve başka türlü delil elde etme imkanı yokken aldığı kayıtlar genellikle hukuka uygun kabul edilir. Yasak Delil (Planlı Kurgu):  Eğer kamera, belirli bir olay çıkarılmak üzere önceden bir plana dayalı olarak  yerleştirilmişse, bu kayıt "tuzak delil" niteliğindedir. Yargıtay CGK’nın 2023/409 K.  sayılı güncel kararı, konuta önceden yerleştirilen kamera ile elde edilen görüntülerin "yasak delil" olduğunu ve hükme esas alınamayacağını kesin bir dille belirtmiştir. 4. Teknik Tespit ve Kriminal İncelemenin Önemi Gizli kamera mağduriyetlerinde hukuki sürecin sağlıklı yürütülebilmesi, teknik tespitin kalitesine bağlıdır. Aslan Kriminal  olarak yürüttüğümüz çalışmalarda şu hususlar hayati önem taşır: Metadata Analizi:  Kaydın zamanı, süresi ve hangi cihazla yapıldığının teknik analizi. Açı ve Odak Tespiti:  Kameranın kastının "güvenlik" mi yoksa "röntgencilik/izleme" mi olduğunun teknik raporlanması. Böcek ve Gizli Kamera Taraması (TSC):  Özel alanlarda fiziksel ve radyo frekans tabanlı taramalarla izinsiz yerleştirilen düzeneklerin tespiti. Sonuç Gizli kamera yerleştirme ve kayıt alma eylemleri, teknolojinin sunduğu bir "hak" değil, sınırları kanunla çizilmiş ağır bir sorumluluktur. Yargıtay’ın güncel eğilimi, "planlı gizli kayıtları" dışlama ve bireyin mahremiyet alanını genişletme yönündedir. Kişisel alanınızda bir gizlilik ihlali olduğundan şüpheleniyorsanız veya teknik bir verinin delil niteliğini raporlamak istiyorsanız, profesyonel kriminal destek almak hak kaybını önleyecektir. Aslan Kriminal - Adli Bilimler ve Teknik İnceleme Merkezi Bilginin gücü, delilin doğruluğunda gizlidir.

  • Gizli Ses Kayıtları Mahkemede Delil Sayılır mı? Bykov / Rusya Kararı ve Dijital Manipülasyon Gerçeği

    Gizli Ses Kayıtları Delil Niteliği Günümüzde teknolojinin gelişmesiyle birlikte, ses ve görüntü kayıtları davaların en önemli odak noktası haline geldi. Ancak, yapay zeka ve deepfake  teknolojilerinin ulaştığı seviye, "duyduğumuza inanmalı mıyız?" sorusunu da beraberinde getirdi. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) emsal niteliğindeki Bykov / Rusya (2009)  kararı, bu belirsizliğe hukuk ve bilim penceresinden son derece net bir yanıt veriyor. Bykov / Rusya Vakası Nedir? Dava, bir gizli ajanın üzerine yerleştirilen telsiz ve mikrofon aracılığıyla kaydedilen konuşmaların mahkumiyete esas alınması üzerine kuruludur. Başvurucu Bykov, bu kayıtların elde ediliş şeklinin ve doğruluğunun tartışmalı olduğunu ileri sürerek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini savunmuştur. AİHM’in Kararı: "Teknik Doğrulama Şart!" AİHM bu davada, dijital delil hukukunun geleceğini belirleyen şu kritik saptamaları yapmıştır: Tek Başına Yeterli Değil:  Gizli ses kayıtları, somut başka delillerle desteklenmedikçe tek başına mahkumiyet hükmüne esas alınamaz. İtiraz Hakkı:  Sanığa, ses kaydının doğruluğuna ve bütünlüğüne teknik olarak itiraz etme hakkı tanınmalıdır. Güvenilirlik Testi:  Kaydın montaj olup olmadığı, araya ekleme yapılıp yapılmadığı bilimsel yöntemlerle denetlenmelidir. Aslan Kriminal: Ses Kayıtlarında "Gerçeği" Nasıl Ortaya Çıkarıyoruz? AİHM’in Bykov kararında vurguladığı "teknik analiz" zorunluluğu, Aslan Kriminal  olarak sunduğumuz hizmetlerin temelini oluşturmaktadır. Bir ses kaydının mahkemede güvenilir kabul edilebilmesi için şu teknik süreçlerden geçmesi gerekir: 1. Manipülasyon ve Montaj Tespiti Geleneksel "kes-yapıştır" yöntemlerinden, yapay zeka ile üretilen ses taklitlerine kadar tüm müdahaleleri; frekans analizi, arka plan gürültü sürekliliği ve dijital iz takibi ile tespit ediyoruz. 2. Ses İyileştirme ve Netleştirme Anlaşılmayan, gürültülü veya düşük kaliteli kayıtları, adli bilişim standartlarında filtreleme işlemlerinden geçirerek, konuşmaların içeriğini şüpheye yer bırakmayacak şekilde gün yüzüne çıkarıyoruz. 3. Ham Veri ve Hash Değeri Doğrulaması Dijital verinin ilk haliyle raporlandığı hali arasındaki bütünlüğü, Hash değeri  hesaplamalarıyla mühürlüyoruz. Bu sayede delilin "zincir yapısını" koruyarak hukuki geçerliliğini tescilliyoruz. Neden Uzman Görüşü (Mütalaa) Almalısınız? Türk hukuk sisteminde de (CMK 67 ve HMK 293 kapsamında), tarafların sunduğu teknik raporlar büyük önem taşır. Bykov kararı bize gösteriyor ki; bir ses kaydına sadece "itiraz etmek" yetmez. Bu itirazın, Aslan Kriminal gibi bağımsız laboratuvarlarca hazırlanan bilimsel bir Uzman Görüşü  ile desteklenmesi, davanın seyrini değiştirebilir. Unutmayın:  Adalet, kulaktan dolma bilgilerle değil, bilimsel olarak doğrulanmış delillerle tecelli eder.

  • İzmir Kriminalist Uzmanı: Adli Süreçlerde Bilimsel Çözümler ve Aslan Kriminal

    Kriminalist, olay yerinden toplanan veya kendisine ulaştırılan bulguları fiziksel, kimyasal ve dijital yöntemlerle inceleyen bilim insanıdır. İzmir gibi ticaretin ve nüfusun yoğun olduğu bir metropolde; sahte çek-senet vakalarından dijital verilerin manipülasyonuna kadar pek çok olayla karşılaşılmaktadır. Aslan Kriminal İzmir Kriminalist Uzmanı- İzmir’deki Uzmanlık Alanları 1. Sahte İmza ve Yazı İncelemesi (Grafoloji) İzmir’deki ticari davaların büyük bir kısmı kıymetli evraklar üzerindeki imza itirazlarından oluşur. Modern laboratuvar imkanlarımızla, imzanın baskı derecesinden kalem hareketlerine kadar her ayrıntı incelenerek "sahtecilik" olup olmadığı raporlanır. 2. Adli Bilişim ve Dijital Veri Kurtarma Akıllı telefonlar, bilgisayarlar ve bulut hesaplar günümüzün en büyük delil depolarıdır. Silinen WhatsApp mesajlarının geri getirilmesi. Casus yazılım (dinleme cihazı) tespiti. Sosyal medya üzerinden yapılan şantaj ve tehditlerin teknik takibi. 3. Ses ve Görüntü Analizi Mahkemeye sunulacak olan ancak kalitesi düşük ses kayıtlarının netleştirilmesi veya güvenlik kamerası görüntülerindeki kişilerin biyometrik analizle teşhis edilmesi süreçlerini yönetiyoruz. Mahkemede Geçerli Bilirkişi Raporunun Önemi Kendi başınıza elde ettiğiniz ekran görüntüleri veya iddialar, hukuki süreçte her zaman "delil" niteliği taşımayabilir. İzmir kriminalist uzmanı  olarak hazırladığımız raporlar; teknik terminolojiye uygun, bilimsel dayanağı olan ve mahkemelerde "Uzman Görüşü" (CMK 67. ve HMK 293. maddeler kapsamında) olarak sunulabilen belgelerdir. Önemli Not:  Bilimsel yöntemlerle hazırlanmamış bir rapor, davanızın uzamasına veya haklıyken haksız duruma düşmenize neden olabilir. Neden İzmir’de Aslan Kriminal? İzmir Kriminalist Uzmanı olarak İzmir ve çevre illerde (Manisa, Aydın, Denizli) sunduğumuz hizmetlerde üç temel prensibi gözetiyoruz: Gizlilik:  Tüm incelemeleriniz "Kişisel Verilerin Korunması Kanunu" ve mesleki etik çerçevesinde %100 gizli tutulur. Teknolojik Altyapı:  En güncel adli yazılım ve donanımları kullanarak hata payını sıfıra indiriyoruz. Hız:  Hukuki süreçlerin zamana karşı yarış olduğunu biliyoruz; analizlerimizi en kısa sürede raporluyoruz. İzmir Kriminal Danışmanlık İçin Bize Ulaşın Şüphelerinizden kurtulmak veya hukuki davanıza güçlü bir delil kazandırmak için bir uzmana danışmak en doğru adımdır. İzmir’de adli bilişim, imza inceleme veya özel araştırma konularında profesyonel destek almak için Aslan Kriminal  uzman kadrosuyla iletişime geçebilirsiniz.

  • AİHM Kararları Işığında Uzman Mütalaasının Gücü: Bilirkişi Raporu Her Şey Değildir!

    Yargılama süreçlerinde en çok karşılaşılan sorunlardan biri, mahkemece atanan bilirkişinin hazırladığı raporun "mutlak doğru" kabul edilmesidir. Ancak, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) bu konuda devrim niteliğinde kararlara imza atmıştır. Aslan Kriminal  olarak, savunma hakkınızın en güçlü parçası olan "Uzman Görüşü"nün (Uzman Mütalaası) hukuki dayanaklarını sizler için derledik. AİHM Kararları Işığında Uzman Mütalaası Neden Önemli? AİHM, adil yargılanma hakkını (AİHS Madde 6) değerlendirirken iki temel kavram üzerinde durur: Silahların Eşitliği  ve Çelişmeli Yargılama . Bu ilkeler, sanığın veya tarafların, iddia makamı karşısında teknik olarak dezavantajlı kalmamasını sağlar. İşte davanızın gidişatını değiştirebilecek kritik AİHM kararları: 1. Devletin Bilirkişisi mi, Sizin Uzmanınız mı? (Bönisch - Avusturya) 1985 tarihli Bönisch/Avusturya  kararında AİHM, resmi bir kurumdan gelen bilirkişi raporunun, savunmanın sunduğu uzman mütalaasından daha "üstün" kabul edilmesini hak ihlali saymıştır. Kararın Önemi:  Mahkeme, tarafların sunduğu teknik görüşlerin de en az resmi raporlar kadar ciddiye alınması gerektiğini vurgular. Link:   Bönisch v. Austria (Application no. 8658/79) 2. Teknik Çelişkiler Görmezden Gelinemez (Stoimenov - Makedonya) Stoimenov/Makedonya (2007)  davasında, resmi bilirkişi raporu ile savunmanın sunduğu uzman mütalaası arasında bilimsel bir çelişki doğmuştur. Mahkeme bu çelişkiyi gidermek yerine sadece resmi rapora dayanarak karar vermiştir. AİHM, bu durumu "yargılamanın hakkaniyete aykırılığı" olarak değerlendirmiştir. Mesaj:  Eğer Aslan Kriminal 'den aldığınız rapor, dosyadaki bilirkişi raporuyla çelişiyorsa; hakim bu çelişkiyi bilimsel olarak gidermek zorundadır. Link:   Stoimenov v. Macedonia (Application no. 17995/02) 3. Karmaşık Dosyalarda Teknik Destek Şarttır (Khodorkovskiy ve Lebedev - Rusya) Özellikle adli bilişim, imza incelemesi veya karmaşık dolandırıcılık vakalarında hakimlerin her şeyi bilmesi mümkün değildir. Khodorkovskiy ve Lebedev/Rusya (2013)  kararında AİHM, savunmanın uzman mütalaası sunma talebinin reddedilmesini ağır bir ihlal olarak görmüştür. Link:   Khodorkovskiy and Lebedev v. Russia (Application nos. 11082/06 and 13772/05) Türkiye’de Uzman Görüşü: CMK 67 ve HMK 293 AİHM’in bu içtihatları, iç hukukumuzda da karşılık bulmuştur. Ceza davalarında (CMK m. 67/6)  * Hukuk davalarında (HMK m. 293)  Tarafların dışarıdan bilimsel mütalaa alabileceği ve bu raporların mahkemece tartışılması gerektiği açıkça hüküm altına alınmıştır. Unutmayın:  Hukuk mücadelesinde sadece avukatınızın olması yetmeyebilir; teknik bir "tercümana" da ihtiyacınız vardır. Aslan Kriminal , bilimsel verileri mahkemenin anlayabileceği şeffaf ve güçlü kanıtlara dönüştürür. Sizin Dosyanızda Bir "Uzman Görüşü" Fark Yaratabilir mi? AİHM Kararları Işığında Uzman Mütalaası, Eğer davanızda imza itirazı, silinen veriler veya ses/görüntü analizleri gibi teknik konular varsa, AİHM standartlarında bir rapor hazırlatmak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

  • Ceza Muhakemesinde İkrar-Karakolda İtiraf Ettim Mahkemede Geri Aldım, Ceza Alır mıyım?

    Tek başına “ikrar”ın yeterli olup olmadığı yargılamanın türüne göre değişir: Ceza yargılamasında (CMK): Kural olarak tek başına ikrar mahkûmiyet için yeterli kabul edilmez ; ikrarın yan delillerle doğrulanması aranır ve hâkim delilleri serbestçe değerlendirir. Hukuk yargılamasında (HMK): Mahkeme önünde yapılan ikrar, kural olarak ikrar edilen vakıayı çekişmeli olmaktan çıkarır ve ispat gerektirmez (yani tek başına “yeterli” etki doğurur). 1) Ceza Muhakemesinde İkrar : Tek başına ikrar kural olarak yeterli değildir 1.1. Kanuni çerçeve: Deliller serbestçe takdir edilir (CMK m.217) CEZA MUHAKEMESİ KANUNU – Madde 217 Delilleri takdir yetkisi Madde 217 – (1) Hâkim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir. Bu deliller hâkimin vicdanî kanaatiyle serbestçe takdir edilir.(2) Yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir. CMK m.217 şunu ifade eder: “ikrar” dahil hiçbir delil tek başına otomatik mahkûmiyet doğurmaz; hâkim, duruşmada tartışılan delillerle vicdani kanaate ulaşır. 1.2. Yargıtay uygulaması: İkrar tek başına kesin kanıt değildir; desteklenmelidir 6. Ceza Dairesi 2015/1932 E. ,2018/1069 K. İkrar, tek başına kesin kanıt kabul edilemez. Çünkü bir kimsenin çeşitli nedenlerle ikrarda bulunması olanaklıdır. Yargıç önünde yapılan ikrarın dahi bağlayıcı olabilmesi için başka yan kanıtlarla doğrulanması gerekir. İkrarını geri alan sanığın önceki soyut ikrarına dayanılarak hiçbir zaman mahkumiyet kararı verilemez.İkrar olunan olay yargıç önünde yapılıp, geri alınmayıp yan delillerle desteklendiğinde değerlidir. Başka bir ifade ile kanıtla doğrulanan ikrar değerlidir. Soyut ikrar tek başına yeterli olamaz. İkrar da dahil hiçbir kanıt tek başına yargıcı bağlamaz. Ve ikrarın delil değerinin hangi şartlarla değerlendirileceği (özgür irade, baskı-hile olmaması, tamamlayıcı delillerle doğrulama) yönünden: 18. Ceza Dairesi 2015/24006 E. ,2016/2937 K. ... ikrarın ne amaçla yapıldığı ve özel bir ikrar kastının var olup olmadığı önem arz etmekte, ikrar tek başına suç sayılan fiilin gerçekleştiği yönünde belirleyici olmamaktadır.... hâkimi bağlamayan ve tek başına delil olarak kabul edilmeyen ikrarın delil değerine ilişkin; beyanın, hâkim önünde gerçekleşmesi, her türlü maddi ve manevi baskı, tehdit ve hileden uzak, özgür irade ile yapılmış olması ve suç sayılan fiilin işlenişi ile uyumlu tamamlayıcı delillerle doğrulanması hususları gözetilerek sonuca varılmalıdır. 1.3. Pratik sonuç (cezada) Ceza dosyasında “ikrar var” denildiğinde şu ayrımlar kritik olur: İkrar duruşmada mı yapıldı , yoksa kolluk/savcılık aşamasında mı? Geri alındı mı ? (Geri alındıysa tek başına mahkûmiyet kurulması çok problemli hale gelir.) İkrar somut olayla uyumlu maddi delillerle destekleniyor mu? (kamera, HTS, parmak izi, arama-el koyma tutanakları, tanık, mağdur beyanı, bilirkişi vs.) İkrarın alındığı süreçte baskı, tehdit, hile, yönlendirme iddiası var mı? Bu nedenle ceza yargılamasında genel cevap: Hayır, tek başına ikrar kural olarak yeterli değildir; doğrulayıcı delil aranır. Ceza dosyası: kolluk/savcılıkta ikrar verdim ama mahkemede geri aldım; bu durumda mahkûmiyet olur mu, Dosyanın içeriğine göre (suç tipi, deliller, ikrarın alınış şartları) sonuç değişebilir. Ama sizin senaryoda (“kolluk/savcılıkta ikrar + mahkemede inkâr/geri alma”) mahkûmiyet ihtimali büyük ölçüde şu iki soruya bağlanır: İkrar hukuka uygun şekilde mi alındı? (CMK 148) İkrar, başka somut delillerle doğrulanıyor mu? (ikrarın tek başına yeterli olmaması ilkesi) Aşağıda hem “mahkûmiyet olur mu?”yu hem de “hangi itirazlar yapılmalı?” 2) Mahkûmiyet olur mu? (Genel çerçeve) A) Sadece “soyut ikrar” varsa mahkûmiyet kurmak çok zor Yargıtay’ın istikrarlı yaklaşımı: Ceza Muhakemesinde İkrar, ikrar tek başına kesin kanıt değildir , mahkûmiyet için genellikle yan/objektif delillerle destek aranır; ayrıca ikrarını geri alan sanığın önceki soyut ikrarına dayanılarak mahkûmiyet kurulamayacağı sıkça vurgulanır. 6. Ceza Dairesi 2018/3792 E. , 2021/2659 K. İkrar; aleyhe hukuksal sonuç doğuran bir olayı doğrulayan sanığın kabullenmesidir.İkrar, tek başına kesin kanıt kabul edilemez. Çünkü bir kimsenin çeşitli nedenlerle ikrarda bulunması olanaklıdır.Yargıç önünde yapılan ikrarın dahi bağlayıcı olabilmesi için başka yan kanıtlarla doğrulanması gerekir.İkrarını geri alan sanığın önceki soyut ikrarına dayanılarak hiçbir zaman mahkumiyet kararı verilemez.... Soyut ikrar tek başına yeterli olamaz. 6. Ceza Dairesi 2017/3754 E. , 2018/1312 K. Yargıç önünde yapılan ikrarın dahi bağlayıcı olabilmesi için başka yan kanıtlarla doğrulanması gerekir.İkrarını geri alan sanığın önceki soyut ikrarına dayanılarak hiçbir zaman mahkumiyet kararı verilemez.... Soyut ikrar tek başına yeterli olamaz.İkrar da dahil hiçbir kanıt tek başına yargıcı bağlamaz. Pratik sonuç: Dosyada ikrar dışında ciddi, hukuka uygun ve ikrarı doğrulayan maddi delil yoksa; ikrar mahkemede geri alınmışsa, mahkûmiyet kurulması çok daha zor hale gelir. B) Ama ikrar “tek delil” olmasa bile, güçlü yan deliller varsa mahkûmiyet mümkün Örneğin; kamera kaydı, HTS/konum, parmak izi/DNA, seri şekilde birbirini doğrulayan tanık beyanları, ele geçen suç eşyası (hukuka uygun arama-el koyma ile), bilirkişi raporları gibi deliller ikrarı destekliyorsa mahkeme ikrarı geri almış olmanıza rağmen diğer delillerle mahkûmiyet kurabilir. Ancak bu durumda bile mahkemenin: ikrarın neden geri alındığını ,- ikrarın özgür iradeyle verilip verilmediğini,- ikrarın hangi delillerle doğrulandığını ,gerekçede tartışması gerekir. 3) İkrarın alınışına göre “delil dışı bırakma” (CMK 148): En kritik itiraz hattı İkrarınız hukuka aykırı yöntemle alındıysa, “mahkemede geri aldım”dan bağımsız olarak, ilk hedefiniz: o ikrarın delil olarak kullanılmamasını sağlamak olmalıdır. 3.1. Yasak usuller ve müdafisiz kolluk ifadesi (CMK 148) CEZA MUHAKEMESİ KANUNU – Madde 148 İfade alma ve sorguda yasak usullerMadde 148 – (1) Şüphelinin ve sanığın beyanı özgür iradesine dayanmalıdır. Bunu engelleyici nitelikte kötü davranma, işkence, ilâç verme, yorma, aldatma, cebir veya tehditte bulunma, bazı araçları kullanma gibi bedensel veya ruhsal müdahaleler yapılamaz.(2) Kanuna aykırı bir yarar vaat edilemez.(3) Yasak usullerle elde edilen ifadeler rıza ile verilmiş olsa da delil olarak değerlendirilemez.(4) Müdafi hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifade, hâkim veya mahkeme huzurunda şüpheli veya sanık tarafından doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz.(5) Şüphelinin aynı olayla ilgili olarak yeniden ifadesinin alınması ihtiyacı ortaya çıktığında, bu işlem ancak Cumhuriyet savcısı tarafından yapılabilir. Sizin senaryoda özellikle iki alt başlık önemlidir: (i) Kollukta müdafisiz ifade varsa (CMK 148/4) Kolluk ifadesi müdafi olmadan alındıysa ve siz mahkemede doğrulamadıysanız , bu ifade hükme esas alınamaz . Mahkemede “ben kollukta böyle dedim ama doğru değil/ baskı altında dedim” diyerek geri aldıysanız, zaten doğrulama yoktur . Bu, pratikte en güçlü teknik itirazlardan biridir. (ii) Aldatma/vaat/baskı varsa (CMK 148/1-2-3) “Etkin pişmanlık uygulatırız, serbest kalırsın, şunu kabul et” gibi telkin/vaat iddiaları, yorma, uykusuz bırakma, tehdit, baskı, “gibi” ifadesi nedeniyle benzer psikolojik baskı yöntemleri varsa, ikrarın özgür iradeyle verilmediği ve delil dışı bırakılması gerektiği savunulabilir. Bu yaklaşım içtihatlara da yansıyor: 7. Ceza Dairesi 2022/10964 E. ,2023/3264 K. ... Sanığın aleyhine, hukuka aykırı olarak elde edilen delilden sonra alınan ikrarından yola çıkılarak, sanığın bu itiraflarının mahkûmiyetine yeterli ve geçerli kabul edilmesi hukuka uygun değildir.... psikolojik baskı altında yapmış olduğu açıklamaların itiraf kabul edilmesi mümkün olmayacaktır.... CMK 148 ... “gibi” kelimesi kullanılarak bu sayılanlara benzer yöntemler kullanılmak suretiyle elde edilen itiraf ve ikrarın ... kabul görmesi mümkün görünmemektedir. 4) “İkrar geri alındı” durumunda mahkemede hangi itirazlar yapılmalı? Aşağıdaki itiraz/öneriler, genelde savunma dilekçesi + duruşma sözlü beyan + delil talepleri şeklinde yürütülür. 4.1. Birinci hat: “İkrar hukuka aykırı alındı, hükme esas alınamaz” itirazı Şunları somutlaştırın: Kolluk ifadesinde müdafi var mıydı? Yoksa CMK 148/4’e göre: “Hükme esas alınamaz” itirazı net. İfade alma koşulları: - kaç saat sürdü, saat kaçta alındı, uykusuzluk/yorulma, - hangi vaat/telkin yapıldı, - kimler vardı, kamera kaydı var mı, tutanakta “baskı yoktur” klişe ibaresi dışında ne var? Savcılık ifadenizde (eğer savcıda da ikrar varsa): - savcıda müdafi var mıydı, - savcı ifadesinde de aynı telkin/vaat devam etti mi? Talep edilebilecek işlemler: Kolluk birimindeki kamera kayıtlarının celbi (varsa; çoğu yerde kamera rejimi tartışmalı ama talep edilir). İfade alınırken tutulan tüm tutanakların ve eklerinin celbi. Gözaltı giriş-çıkış saatleri, doktor muayene raporları, nezarethane kayıtları (baskı/yorulma iddianızı destekleyebilir). 4.2. İkinci hat: “Soyut ikrar var; başka delil yok / deliller yetersiz” itirazı Burada amaç, mahkemeyi şu noktaya zorlamaktır: “İkrar dışında hangi delil var?” “Bu deliller ikrarı gerçekten doğruluyor mu, yoksa varsayıma mı dayanıyor?” “İkrar geri alındı; yan delil yoksa şüphe sanık lehine değerlendirilmelidir.” Bu yaklaşım, CMK’nın delil değerlendirme sistematiğiyle uyumludur: CEZA MUHAKEMESİ KANUNU – Madde 217 Delilleri takdir yetkisi Madde 217 – (1) Hâkim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir. Bu deliller hâkimin vicdanî kanaatiyle serbestçe takdir edilir.(2) Yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir. Somutlaştırma önerisi: Dosyadaki delilleri kalem kalem çıkarın (tanık, kamera, HTS, arama, teşhis, bilirkişi vs.). Her biri için: hukuka uygun mu, olayı ne kadar ispatlıyor, sizinle bağlantısı ne kadar güçlü, çelişki var mı analizi yapın. 4.3. Üçüncü hat: “Hukuka aykırı delil → ikrara götürdü” (zehirli ağacın meyvesi yaklaşımı) Eğer dosyada ilk etapta hukuka aykırı arama/el koyma/tutanak varsa ve bu size gösterilip “bak yakalandın” denilerek ikrar alındıysa, Yargıtay bazı kararlarında bunun da ikrarı sakatlayabileceğini tartışıyor: 19. Ceza Dairesi 2015/6143 E. , 2015/7154 K. Hukukun uygulanmasında hukuka uygun olmayan bir şeyin üzerine meşru bir şey bina edilemez.... yasak yöntemlerle alınan savunmada belirtilen adreste hukuka uygun bir arama yapılsa bile elde edilen deliller hukuka aykırı olacaktır.... sanık bu baskı altında itirafta bulunmak zorunda kalabilir.... Böylece sanıktan, hukuka aykırı elde edilmiş delil sayesinde itiraf-ikrar delili elde edilmiş... Bu çizgi, her dosyada aynı sertlikte uygulanmayabilir; ancak hukuka aykırı delil + onun etkisiyle ikrar senaryosunda mutlaka ileri sürülmesi gereken güçlü bir argümandır. 4.4. Dördüncü hat: “Geri almanın gerekçesini mantıklı ve ispatlanabilir kur” Mahkemeler “geri almayı” otomatik kabul etmeyebilir; geri alma gerekçeniz inandırıcı ve desteklenebilir olmalıdır. Şunları yapılandırın: İlk ikrardaki “detaylar” doğru muydu, sonradan mı eklendi? İkrarın “metni” kolluk tarafından mı yazıldı; sizin yazınız/ifadenizle uyumlu mu? İkrarın unsurları olayın maddi akışıyla uyumlu mu, yoksa “şablon” mu? Bu bağlamda Yargıtay, ikrarın “özgür irade” ve “doğrulanma” yönlerini irdeler: Ceza Genel Kurulu 2014/106 E. ,2014/414 K ... özgür iradeye dayalı olan ikrarın da ... hâkim tarafından serbestçe takdir edilip değerlendirilmesi gerekecektir.... ikrarın hangi aşamada gerçekleştiği ve özgür iradeye dayalı olup olmadığı, ... ikrarın başkaca deliller veya emarelerle desteklenip desteklenmediği, ... ikrardan dönülüp dönülmediği gibi hususlar da gözönünde bulundurulmak suretiyle, somut olaydaki ikrarın delil değeri ortaya konulmalı... 5) Duruşmada somut olarak “çekirdek talepler” Aşağıdaki başlıkları, avukatınızla birlikte dosyaya göre uyarlayıp talep edebilirsiniz: CMK 148/4 gereği (müdafisiz kolluk ifadesi ise) kolluk ikrarının hükme esas alınamayacağı ve delil değerlendirmesi dışında tutulması talebi.2) CMK 148/1-2-3 gereği (baskı/vaat/aldatma iddiası) ikrarın özgür iradeye dayanmadığı , bu nedenle delil değeri olmadığı itirazı.3) İkrar dışında kalan delillerin tek tek tartışılması : - hukuka uygunluk itirazları (arama/el koyma/teşhis/HTS vs.), çelişkili tanık beyanlarının yüzleştirilmesi, kamera görüntülerinin ham haliyle istenmesi, bilirkişi incelemesi talepleri (ses kaydı varsa montaj vs.).4) Şüpheden sanık yararlanır ilkesine dayalı olarak beraat talebi: “Deliller ikrarı doğrulamıyor; ikrar da geri alındı; mahkûmiyet şüpheye dayanamaz.” Sonuç / Özet Ceza dosyasında kolluk/savcılıkta ikrar verip mahkemede geri aldıysan , sırf bu geri alma nedeniyle otomatik beraat olmaz; ancak tek başına ikrarın mahkûmiyet için yeterli görülmemesi (Yargıtay’ın yerleşik yaklaşımı) sebebiyle, dosyada ikrarı doğrulayan güçlü ve hukuka uygun yan delil yoksa mahkûmiyet kurmak çok zor hale gelir. CMK 148/4: Müdafisiz kolluk ifadesi mahkemede doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz. CMK 148/1-2-3: Baskı/vaat/aldatma varsa ikrar delil dışı kalır. İkrar geri alındıysa, soyut ikrarla mahkûmiyet kurulamayacağı yönündeki Yargıtay içtihatları.- Bu nedenle yapılması gereken: ikrarın hukuka aykırılığını ve/veya doğrulanmadığını vurgulamak + dosyadaki diğer delilleri hukuka uygunluk ve yeterlilik yönünden tek tek çürütmektir.- Özellikle kolluk ifadesinde avukat yoksa ve mahkemede doğrulamadıysan, bu çok kritik bir kaldıraçtır.

  • 11. Yargı Paketi ve Adli Bilimlerde Yeni Dönem: Siber Suçlar ve Kamu Güvenliğinde Neler Değişiyor?

    Adalet sistemimizin dinamizmini korumak ve gelişen teknolojiye uyum sağlamak amacıyla hazırlanan 11. Yargı Paketi (Kanun Teklifi No: 2/3393), 27 Kasım 2025 tarihinde TBMM Başkanlığına sunuldu. Bu yeni paket, özellikle bilişim sistemleri üzerinden işlenen suçlar ve toplum güvenliğini tehdit eden unsurlar konusunda önemli hukuki düzenlemeler içeriyor. Aslan Kriminal  olarak, bu yeni yasal düzenlemelerin teknik ve adli boyutlarını sizler için inceledik. İşte blog yazımızın öne çıkan başlıkları: 1. Siber Suçlarla Mücadelede "Anlık Müdahale" Dönemi- 11. Yargı Paketi Yeni yargı paketi, teknolojik gelişmelerin hızına yetişmek ve dijital mağduriyetleri en aza indirmek için radikal adımlar atıyor. Hesapların Askıya Alınması:  Bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılmasıyla elde edilen menfaatlerin bulunduğu hesapların askıya alınmasına imkan tanınıyor. Bu durum, dijital dolandırıcılık vakalarında paranın izini sürmek ve mağduriyetleri önlemek adına kritik bir teknik süreç başlatacaktır. Bilgi Paylaşımı ve İdari Yaptırım:  Soruşturma aşamasında ilgili işletmelerden talep edilen bilgi ve belgelerin 10 gün içinde gönderilmemesi durumunda ağır idari para cezaları öngörülüyor. Bu, adli bilişim incelemelerinin hızlanması açısından büyük önem taşıyor. 2. Sahte ve Açık Hatlara Sıkı Denetim Kriminal incelemelerde faillerin tespitini en çok zorlaştıran konulardan biri olan "sahte ve açık hatlar" mercek altına alınıyor. Bağlantı Kesme Yetkisi:  Dolandırıcılık, hırsızlık ve banka/kredi kartı kötüye kullanımı suçlarında kullanılan hatların bağlantısı, yargı kararıyla kesilebilecek. Abonelik Sınırı ve Teyit:  BTK’ya kişilerin alabileceği hat sayısını belirleme yetkisi verilirken, yabancı uyruklu kişilerin abonelik kayıtlarının güncellenmesi zorunlu hale getiriliyor. Bu düzenleme, dijital ayak izi analizlerinde "kimlik doğrulama" doğruluğunu artıracaktır. 3. Toplum Güvenliği ve Caydırıcılık Paket, yalnızca dijital dünyayı değil, fiziksel güvenliği de kapsıyor: Silahla Ateş Açma Suçları:  Düğün, nişan ve kutlamalarda silahla ateş açarak korku ve panik yaratan eylemlerin cezaları artırılıyor. Bu durum, balistik incelemeler ve olay yeri analizlerinin hukuki sonuçlarını daha ağır hale getirecek. Çocukların Korunması:  Suç örgütlerinin çocukları birer "araç" olarak kullanmasına yönelik yaptırımlar ağırlaştırılarak, çocukların suça sürüklenmesinin önüne geçilmesi hedefleniyor. Aslan Kriminal Değerlendirmesi 11.Yargı Paketi , özellikle adli bilişim  ve siber güvenlik  alanında çalışan uzmanlar için yeni bir çalışma sahası ve hız kazandıracak yasal zemin oluşturuyor. Dijital delillerin toplanması, açık hatlar üzerinden yapılan dolandırıcılıkların analizi ve siber suç gelirlerinin dondurulması gibi konularda teknik uzmanlığın önemi bir kat daha artmıştır. 11. Yargı Paketi ile Adalet sistemindeki bu değişimleri yakından takip ediyor, teknik analizlerimizle gerçeğin ortaya çıkarılmasına katkı sunmaya devam ediyoruz.

  • Zina Suç mu? Boşanma Davasında Zinanın Sonuçları | Aslan Kriminal

    Zina suç mu? (Ceza hukuku vs. aile hukuku ayrımı) Türkiye’de zina bugün itibarıyla ceza hukuku anlamında bir “suç” değildir ; yani Türk Ceza Kanunu’nda “zina suçu” şeklinde bir düzenleme yoktur ve sırf zina nedeniyle ceza mahkemesinde hapis/adli para cezası verilmez. Buna karşılık zina, aile hukuku (boşanma hukuku) bakımından özel ve mutlak bir boşanma sebebidir . Yani zina, suç değil ; ama boşanma davası açma hakkı veren bir fiildir ve bazı medeni hukuk sonuçları doğurur (boşanma, tazminat, nafaka/kusur değerlendirmesi, mal rejimi sonuçları gibi). Aşağıda, bu ayrımı doğrudan mevzuat ve içtihatla netleştireyim. 1) Ceza hukuku açısından: Zina suç değil 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu içinde “zina” başlıklı bir suç maddesi yoktur. Dolayısıyla aldatma/zina olgusunun kendisi, tek başına ceza soruşturması konusu yapılmaz. Ancak zina ile bağlantılı başka bir suç söz konusu olabilir (ör. tehdit, şantaj, kişisel verilerin hukuka aykırı paylaşılması, konut dokunulmazlığının ihlali, hakaret vb.). Bu ayrı bir değerlendirmedir. Yargıtay’ın hukuk dairelerinin kararlarında da bu nokta açıkça vurgulanır: zina, eski ceza kanunundaki “zina suçu” ile karıştırılmamalı; bugün ceza hukuku anlamında suç değildir; aile hukuku bağlamında ele alınır. Bu yaklaşımı yansıtan bir içtihat kesiti: 4. Hukuk Dairesi 2014/1609 E. ,2014/17558 K. İlki, tartışılan bu konu bugün yürürlükte olmayan ancak eski ceza kanununda bulunan "zina" kurumuyla karıştırılmamalıdır Zira zina hem hukuk sisteminden kaldırılmıştır, emsal değerlendirilmesine alınamaz Hem de zinanın unsur ve sonuçları ceza hukuku açısından ele alınmak zorundadır İçtihatın tam metnine buradan ulaşabilirsiniz. Kaynak: 4. Hukuk Dairesi 2014/1609 E. , 2014/17558 K. Not: Bu metinde “zina hem hukuk sisteminden kaldırılmıştır” ifadesi teknik olarak ceza hukuku bağlamına işaret eder şekilde anlaşılmalıdır; çünkü zina aile hukuku bakımından TMK m.161’de halen vardır (aşağıda). 2) Medeni hukuk (boşanma) açısından: Zina özel boşanma sebebi Zina, Türk Medeni Kanunu’nda özel boşanma sebebi olarak düzenlenmiştir. TÜRK MEDENİ KANUNU m.161 – Zina Zina Madde 161- Eşlerden biri zina ederse, diğer eş boşanma davası açabilir. Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde zina eyleminin üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer. Affeden tarafın dava hakkı yoktur. II. Kaynak: https://www.mevzuat.gov.tr/File/GeneratePdf?mevzuatNo=4721&mevzuatTur=1&mevzuatTertip=5 TMK m.161’in pratik sonuçları Zina ispatlanırsa , hâkim boşanmaya karar vermek zorundadır (bu yönüyle “mutlak boşanma sebebi” olarak değerlendirilir). Hak düşürücü süreler çok kritik: Zinanın öğrenilmesinden itibaren 6 ay Her hâlde fiilden itibaren 5 yıl Affeden eş (zina fiilini bilip evliliği sürdürme/bağışlama iradesi ortaya koyan) artık bu sebebe dayanarak dava açamaz. Bu “zina mutlak sebeptir” yaklaşımı HGK kararında da açıkça ifade edilir: Hukuk Genel Kurulu 2024/415 E. ,2024/422 K. Zina (4721 sayılı Kanun md.161) da mutlak boşanma sebebi olduğu için, ispatlandığı takdirde hakim boşanmaya karar vermek zorundadır ve bu davalarda davacı tarafın kusuru tartışılmaz; sadece davalının zina yapıp yapmadığı incelenir İçtihatın tam metnine buradan ulaşabilirsiniz. Kaynak: Hukuk Genel Kurulu 2024/415 E. ,2024/422 K. 3) Zina varsa “tazminat” olur mu? (Kime karşı istenir?) Burada iki ayrı konu karışıyor: Boşanma davasında eşe karşı talepler Zina eden eş kusurlu sayılır; boşanma davasında maddi/manevi tazminat (TMK m.174) gündeme gelebilir (TMK 174 metni burada mevzuat setimde olmadığı için birebir kesit veremiyorum; ancak uygulamada standarttır). Üçüncü kişiye (aldatma ilişkisindeki diğer kişiye) karşı tazminat Yargıtay 4. HD kararlarında sıkça tartışılan konu budur. İçtihatlarda, üçüncü kişinin “eşe sadakat yükümlülüğü olmadığı” vurgulanır; yine de somut olaya göre haksız fiil temelli talepler tartışılabilir. - Bu alan oldukça teknik ve olay bazlıdır (hakaret/tehdit/özel hayatın ifşası gibi ek fiiller varsa tablo değişebilir). Bu bağlamı gösteren kararlardan biri: 4. Hukuk Dairesi 2013/790 E. , 2013/8414 K. Türk Medeni Kanunu'nun 3. maddesindeki düzenleme anlamında davalının davacıya karşı "birlikte yaşamak ve sadık kalmak" yükümlülüğünün bulunmaması, davalının duygusal ve cinsel ilişki fiilinin tarafının davacı olmayıp, davacının eşi olması, "zina" fiilinin ceza yasalarımıza göre suç olmaktan ve dolayısıyla davalının fiilinden dolayı sanık veya İçtihatın tam metnine buradan ulaşabilirsiniz. Kaynak: 4. Hukuk Dairesi 2013/790 E. , 2013/8414 K. Not: Burada karar metni kesit halinde; üçüncü kişiye yöneltilecek talepler için tüm kararın gerekçesi ve güncel Yargıtay çizgisi birlikte değerlendirilmelidir. 4) Net cevap Zina ceza hukuku açısından suç değildir. Zina, Türk Medeni Kanunu’na göre boşanma sebebidir (TMK m.161) ve süre/af gibi şartlara tabidir. Uygulanabilir adımlar (durumun buysa) "Zina Suç mu" Eğer soruyu kendi durumun için soruyorsan, doğru yol haritası şu sorulara göre değişir: Zina ne zaman öğrenildi ? (6 aylık hak düşürücü süre için kritik) Zina iddiası hangi delillerle ispatlanabilir? (otel kayıtları, mesajlar, fotoğraf, tanık, sosyal medya vs. — her delilin hukuka uygunluğu ayrıca önemlidir) Dava TMK 161 (zina) mı yoksa TMK 166 (evlilik birliğinin sarsılması) ile mi yürütülecek? (bazı dosyalarda kademeli açılır) Kaynakça Mevzuat Türk Medeni Kanunu (4721) m.161: https://www.mevzuat.gov.tr/File/GeneratePdf?mevzuatNo=4721&mevzuatTur=1&mevzuatTertip=5 İçtihat (Apilex) 4. Hukuk Dairesi 2014/1609 E. ,2014/17558 K. Hukuk Genel Kurulu 2024/415 E. , 2024/422 K. 4. Hukuk Dairesi 2013/790 E. , 2013/8414 K.

  • Uyuşturucu Testi Nedir? Adli ve Hukuki Boyutu | Aslan Kriminal

    Uyuşturucu testi (toksikoloji taraması), bir kişinin vücudunda yasa dışı maddelerin veya reçeteli ilaçların kötüye kullanımının olup olmadığını tespit etmek için yapılan tıbbi bir analizdir. Bu testler; idrar, kan, saç, tükürük veya ter örnekleri kullanılarak gerçekleştirilebilir. 🔍 Uyuşturucu Testleri Neden Yapılır? Uyuşturucu testleri farklı amaçlarla talep edilebilir: İşe Alım Süreçleri:  Bazı şirketler, özellikle güvenlik riski taşıyan pozisyonlar (şoförlük, operatörlük vb.) için rutin testler ister. Spor Müsabakaları:  Atletlerin performans artırıcı (doping) madde kullanıp kullanmadığını kontrol etmek için yapılır. Adli ve Hukuki Durumlar:  Trafik kazaları, velayet davaları veya denetimli serbestlik süreçlerinde zorunludur. Tıbbi Tedavi:  Acil durumlarda (bilinç kaybı, zehirlenme şüphesi) doğru müdahale için doktorlar tarafından istenir. 🧪 En Yaygın Test Yöntemleri Kullanılan yönteme göre maddelerin vücutta tespit edilme süreleri değişiklik gösterir: Test Türü Tespit Süresi Özellikleri İdrar Testi 2-5 gün (Ortalama) En yaygın yöntemdir; maliyeti düşüktür ve hızlı sonuç verir. Kan Testi Birkaç saat Maddenin o an kanda aktif olup olmadığını gösterir. En kesin sonuçtur. Saç Testi 90 güne kadar Geçmişe dönük uzun süreli kullanımı tespit etmekte en başarılı yöntemdir. Tükürük Testi 24-48 saat Genellikle yol kenarı denetimlerinde pratik olduğu için tercih edilir. ⚠️ Önemli Bilgiler Yalancı Pozitiflik:  Bazı ağrı kesiciler, öksürük şurupları ve hatta haşhaşlı yiyecekler testin hatalı bir şekilde "pozitif" çıkmasına neden olabilir. Bu nedenle test öncesi kullanılan ilaçlar mutlaka belirtilmelidir. Doğrulama Testi:  İlk tarama testi (tarama testi) pozitif çıkarsa, genellikle GC/MS (Gaz Kromatografisi/Kütle Spektrometrisi)  adı verilen daha gelişmiş bir yöntemle sonucun doğrulanması istenir. Hangi Maddeler Aranır? Genellikle "Panel" adı verilen gruplar halinde bakılır. En yaygın bakılan maddeler arasında kenevir (THC), kokain, amphetaminler, opiatlar (eroin vb.) ve benzodiazepinler yer alır. Yasal Çerçeve Uyuşturucu testi, kişinin uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanıp kullanmadığının tespiti amacıyla yapılan teknik ölçüm, biyolojik örnek (kan/idr ar/tükürük/saç vb.) analizi ve/veya adli-tıbbi incelemeler bütünüdür. Türkiye’de “uyuşturucu testi” denildiğinde, testin hangi amaçla yapıldığı (trafik denetimi mi, ceza soruşturması mı, cezaevi disiplini mi, işyeri/özel talep mi) çok önemlidir; çünkü hangi usulle örnek alınacağı, kim karar vereceği ve sonucun hangi işlemlere dayanak olacağı buna göre değişir. Bu alanda temel hukuki çerçeve üç ana hat üzerinden kuruludur: Ceza soruşturması/kovuşturması kapsamında (adli amaçla) test Şüpheli veya sanıktan kan, tükürük, idrar gibi biyolojik örneklerin alınması , bir suça ilişkin delil elde etmeye yönelikse CMK m.75 kapsamına girer ve kural olarak hâkim/mahkeme kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı kararı ile yapılır. - Bu çerçevede “örnek almanın usulü” ve “hukuka uygunluk” çok kritik olup, hukuka aykırı alınan örnekler delil değerini kaybedebilir. Trafikte uyuşturucu etkisi altında araç kullanımı şüphesiyle test Karayolları Trafik Yönetmeliği m.97 uyarınca, teknik cihazla yapılan testte pozitif sonuç çıkması hâlinde sürücü adli tespit için kolluğa teslim edilip savcılık talimatıyla kan/tükürük/idrar örnekleri aldırılabilir. - Yine aynı maddede, teknik cihazı kabul etmeyen sürücü bakımından da ayrıca idari yaptırım öngörülür ve adli tespit süreci işletilir. Uyuşturucu ile ilgili ceza hukuku sonuçları (kullanma vs. ticaret) “Kullanmak için uyuşturucu bulundurma/kullanma” fiilleri için TCK m.191 önemlidir (kural olarak tedavi/denetimli serbestlik + kamu davasının açılmasının ertelenmesi gibi sonuçlar doğurabilir). - “İmal ve ticaret” gibi fiiller ise TCK m.188 kapsamında çok daha ağır yaptırımlara tabidir. - Bu ayrım, yapılan testin “hangi suça delil üretmeye çalıştığı” açısından pratikte belirleyicidir. Aşağıda, bu çerçeveyi doğrudan metinle destekleyen temel maddeleri paylaşıyorum: CMK m.75 – Şüpheli veya sanığın beden muayenesi ve vücudundan örnek alınması Şüpheli veya sanığın beden muayenesi ve vücudundan örnek alınması Madde 75 – (Değişik: 25/5/2005 – 5353/2 md.)(1) Bir suça ilişkin delil elde etmek için şüpheli veya sanık üzerinde iç beden muayenesi yapılabilmesine ya da vücuttan kan veya benzeri biyolojik örneklerle saç, tükürük, tırnak gibi örnekler alınabilmesine; Cumhuriyet savcısı veya mağdurun istemiyle ya da re'sen hâkim veya mahkeme, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı tarafından karar verilebilir. Cumhuriyet savcısının kararı, yirmidört saat içinde hâkim veya mahkemenin onayına sunulur. Hâkim veya mahkeme, yirmidört saat içinde kararını verir. Onaylanmayan kararlar hükümsüz kalır ve elde edilen deliller kullanılamaz.(2) İç beden muayenesi yapılabilmesi veya vücuttan kan veya benzeri biyolojik örnekler alınabilmesi için müdahalenin, kişinin sağlığına zarar verme tehlikesinin bulunmaması gerekir.(3) İç beden muayenesi veya vücuttan kan veya benzeri biyolojik örnekler alınması, ancak tabip veya sağlık mesleği mensubu diğer bir kişi tarafından yapılabilir.(4) Cinsel organlar veya anüs bölgesinde yapılan muayene de iç beden muayenesi sayılır.(5) Üst sınırı iki yıldan daha az hapis cezasını gerektiren suçlarda, kişi üzerinde iç beden muayenesi yapılamaz; kişiden kan veya benzeri biyolojik örneklerle saç, tükürük, tırnak gibi örnekler alınamaz. Kaynak: https://www.mevzuat.gov.tr/File/GeneratePdf?mevzuatNo=5271&mevzuatTur=1&mevzuatTertip=5 Karayolları Trafik Yönetmeliği m.97 – Uyuşturucu/uyarıcı madde etkisi altında araç sürme yasağı (ilgili bentler) Madde 97... :b) (Değişik:RG-17/4/2015-29329) Teknik cihazla yapılan test sonucunda, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullandığı yönünde pozitif sonuç alınan sürücü,5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu kapsamında ... vücudundan kan, tükürük veya idrar gibi örnekler aldırılmak üzere ... götürülür. ... Trafik kuruluşunca ... sürücü belgesi beş yıl süreyle geçici olarak geri alınır.c) Teknik cihaz kullanılmasını kabul etmeyen sürücüye ... idari para cezası verilerek sürücü belgesi iki yıl süreyle geri alınır ve sürücü ... tespit yaptırılmak üzere mahalli zabıtaya teslim edilir... Kaynak: https://www.mevzuat.gov.tr/File/GeneratePdf?mevzuatNo=8182&mevzuatTur=7&mevzuatTertip=5 TCK m.191 – Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alma, kabul etme, bulundurma veya kullanma Madde 191- (Değişik:18/6/2014 – 6545/68 md.)(1) Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.(2) Bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında ... beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir. ...(3) Erteleme süresi zarfında şüpheli hakkında asgari bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanır...(4) ... yükümlülüklere aykırılık, tekrar satın alma/bulundurma veya kullanma hâlinde hakkında kamu davası açılır.(5) ... ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz. Kaynak: https://www.mevzuat.gov.tr/File/GeneratePdf?mevzuatNo=5237&mevzuatTur=1&mevzuatTertip=5 Uyuşturucu testinin “hukuka uygun örnek alma/karar” boyutuna ilişkin Yargıtay’ın önemli bir yaklaşımı da şudur: CMK m.75’teki usule uyulmadan (ör. sadece “savcı talimatıyla” ve hâkim onayı süreci işletilmeden) alınan biyolojik örnek raporlarının delil değeri tartışmalı hâle gelebilir . Bu konuya değinen örnek bir karar: 10. Ceza Dairesi 2023/13278 E. , 2024/17569 K. ... gecikmesinde sakınca bulunan hal kapsamında Cumhuriyet Savcısının talimatıyla ... idrar örneği alınıp ... idrar testi raporu tanzim edildiği, Mahkemesince de söz konusu raporun dayanak gösterilerek ... mahkumiyetine ... karar verildiği anlaşılmış ise de,5271 sayılı Kanun'un 75 inci maddesinde yer alan "... vücuttan kan veya benzeri biyolojik örneklerle saç, tükürük, tırnak gibi örnekler alınabilmesine; ... hâkim veya mahkeme, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı tarafından karar verilebilir. Cumhuriyet savcısının kararı, yirmidört saat içinde hâkim veya mahkeme onayına sunulur..." ... İçtihatın tam metnine buradan ulaşabilirsiniz. Kaynak: 10. Ceza Dairesi 2023/13278 E. ,2024/17569 K. 1) Uyuşturucu testi nedir? (Pratik tanım) Uyuşturucu testi; vücutta uyuşturucu/uyarıcı madde varlığını veya metabolitlerini tespit etmek için yapılan incelemelerdir. Test, şu üç seviyede görülebilir: Tarama testi (screening) : Hızlı, ön sonuç verir (ör. bazı tükürük testleri, hızlı idrar testleri). Doğrulama testi (confirmatory) : Laboratuvar analiziyle (çoğunlukla GC-MS/LC-MS gibi yöntemlerle) kesinleştirir. Adli raporlama : Sonucun adli süreçte kullanılabilir formatta raporlanması (ör. Adli Tıp/ yetkili laboratuvar raporu). Hukuken önemli nokta: Tarama testleri pratikte “şüpheyi kuvvetlendiren” rol oynasa da, özellikle ceza yargılamasında çoğu zaman doğrulama testleri ve usule uygun örnek alma kritik hâle gelir. 2) Hangi örneklerle yapılır? (Kan–idrar–tükürük–saç) Uyuşturucu testleri şu örneklerle yapılabilir: İdrar testi: En yaygın; birçok madde idrarda daha uzun süre iz bırakabilir.- Kan testi: Daha çok “yakın zamanda kullanım/etki” tartışmalarında değerlidir.- Tükürük testi: Trafikte hızlı tarama için pratik; ancak doğrulama gerekebilir. Saç örneği: Daha uzun dönem kullanım geçmişi hakkında fikir verebilir (adli/özel durumlarda). CMK m.75 metninde de “kan veya benzeri biyolojik örnekler, saç, tükürük, tırnak” gibi örnekler açıkça sayılmıştır (yukarıdaki mevzuat kesiti). 3) Uyuşturucu testi hangi durumlarda istenir? (Senaryolar) A) Trafik denetiminde Teknik cihazla tarama yapılabilir (Karayolları Trafik Yönetmeliği m.97).- Pozitif/itiraz/cihazı reddetme durumlarında adli tespit için biyolojik örnek alınması gündeme gelir. B) Ceza soruşturmasında (TCK m.191 gibi) Kullanma/bulundurma şüphesinde adli tespit amaçlı örnek alınabilir.- Burada CMK m.75 usulü (karar/ onay/ sağlık koşulu/ ehil kişi) önem kazanır. C) Cezaevi/infaz süreçleri Bazı içtihatlarda idrar/kan tespit süreleri, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gibi tartışmalar görülür (özellikle “nerede/ ne zaman kullanıldı” meselesi). 4) Test sonucu neye yol açar? (Hukuki sonuçlara bağlanması) Bu, “testin yapıldığı bağlam”a göre değişir: Trafikte: İdari para cezası, ehliyetin geri alınması gibi idari yaptırımlar + şartları varsa adli süreçler.- Kullanma (TCK m.191): Soruşturmada çoğu kez kamu davasının açılmasının ertelenmesi + denetimli serbestlik + gerekirse tedavi gibi mekanizmalar devreye girebilir.- Ticaret/imal (TCK m.188): Çok ağır cezalar söz konusu olabilir; burada testten ziyade “madde”nin ele geçirilmesi ve kriminal inceleme daha belirleyicidir. 5) Sık karıştırılan nokta: “Pozitif çıktı” her zaman “suç kesin” demek mi? Her zaman değil. Özellikle ceza muhakemesi açısından iki temel tartışma çıkar: Usul tartışması: Örnek alma CMK m.75’e uygun mu? (karar, onay, sağlık personeli, vb.) Maddi tartışma: Pozitiflik “ne zaman/nerede kullanım”ı kesin gösteriyor mu? (tespit süreleri, kronik kullanım, pasif maruziyet iddiaları, vb.) Bu yüzden bir uyuşturucu testinin “adı” kadar, hangi örnekle , hangi yöntemle , hangi kurum tarafından , hangi karar/usulle alındığı belirleyicidir. Sonuç / Özet Uyuşturucu testi , kişinin uyuşturucu/uyarıcı madde kullanıp kullanmadığını tespit için yapılan biyolojik örnek analizleri ve teknik ölçümler dir.- Adli amaçla (ceza soruşturması/kovuşturması) yapılan testlerde temel kural CMK m.75 ’tir: örnek alma için hâkim/mahkeme kararı (veya gecikmede savcı kararı + 24 saat içinde onay) ve işlemin sağlık personelince yapılması gerekir.- Trafikte teknik cihazla tarama + gerektiğinde adli örnek alma süreci Karayolları Trafik Yönetmeliği m.97 üzerinden işler.- Test sonucu, bağlama göre TCK m.191 (kullanma/bulundurma) veya farklı yaptırımlara (trafik/idari) bağlanabilir.- Pozitif test, tek başına her durumda “kesin mahkûmiyet” anlamına gelmez; usul ve bilimsel doğrulama boyutu önemlidir. İstersen, “uyuşturucu testi”ni hangi bağlamda sorduğunu (trafikte mi, adli soruşturmada mı, işyeri/özel amaçla mı) söylersen, o senaryoya göre hakların, yükümlülüklerin, itiraz yollarının nasıl işlediğini adım adım açıklayabilirim. Kaynakça CMK m.75 (5271 s. Kanun): https://www.mevzuat.gov.tr/File/GeneratePdf?mevzuatNo=5271&mevzuatTur=1&mevzuatTertip=5 TCK m.191 (5237 s. Kanun): https://www.mevzuat.gov.tr/File/GeneratePdf?mevzuatNo=5237&mevzuatTur=1&mevzuatTertip=5 Karayolları Trafik Yönetmeliği m.97 (8182): https://www.mevzuat.gov.tr/File/GeneratePdf?mevzuatNo=8182&mevzuatTur=7&mevzuatTertip=5 10. Ceza Dairesi 2023/13278 E. , 2024/17569 K.

  • Dijital Tuzak: Kripto Para Dolandırıcılığı ve Türk Hukuku’ndaki Yeri

    Son yıllarda hayatımızın merkezine oturan kripto paralar, sadece yatırımcıların değil, dolandırıcıların da iştahını kabartıyor. Peki, bir "kripto para dolandırıcılığı" mağduru olduğunuzda hukuk sistemimiz bu durumu nasıl ele alıyor? Hangi maddeler devreye giriyor ve hakkınızı nasıl aramalısınız? İşte kripto dünyasındaki aldatma eylemlerinin hukuki anatomisi. Kripto Para Dolandırıcılığı Kanunda Nasıl Geçer? Türk Ceza Kanunu’nda (TCK) doğrudan "Kripto Para Dolandırıcılığı" adıyla müstakil bir suç tanımı bulunmamaktadır. Ancak bu, eylemin cezasız kalacağı anlamına gelmez. Bu tür vakalar, işleniş biçimine göre TCK’nın Dolandırıcılık (m.157)  veya Nitelikli Dolandırıcılık (m.158)  maddeleri kapsamında cezalandırılır. Suçun Oluşması İçin "Altın Üçlü": Yargıtay içtihatlarına göre bir eylemin dolandırıcılık sayılabilmesi için şu üç unsurun bir arada olması gerekir: Hileli Davranış:  Failin gerçek dışı bir kurgu oluşturması. Aldatıcılık Kabiliyeti:  Yapılan hilenin, mağduru kandırabilecek nitelikte olması. Haksız Yarar ve Zarar:  Mağdurun malvarlığında azalma olurken, failin haksız kazanç sağlaması. Sıradan mı, Nitelikli mi? Kripto dolandırıcılıkları genellikle "Nitelikli" sınıfa girer. Çünkü bu işlemler doğası gereği internet ve bankacılık sistemleri üzerinden yürütülür. TCK m.157 (Basit Dolandırıcılık):  1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası öngörür. TCK m.158 (Nitelikli Dolandırıcılık):  Eğer suç; bilişim sistemleri, banka araçları veya kişinin kendisini kamu görevlisi/banka çalışanı olarak tanıtmasıyla işlenirse bu kapsama girer. Hapis cezasının alt sınırı 4 yıldan az olamaz  ve elde edilen menfaatin iki katından az olmayacak şekilde adli para cezası uygulanır. En Sık Karşılaşılan Dolandırıcılık Yöntemleri Kripto dünyasında "yaratıcılık" sınır tanımıyor. Uygulamada en çok karşılaştığımız yöntemler şunlar: Sahte Borsalar ve Klon Siteler:  Bilindik borsaların arayüzünü kopyalayarak sizi para yatırmaya teşvik ederler. İçeride kâr ettiğinizi görürsünüz ancak çekmek istediğinizde "vergi" veya "dosya masrafı" adı altında daha fazla para istenir. Garantili Kazanç Vaatleri:  VIP sinyal grupları veya "günlük %10 kazanç" vaat eden Telegram kanalları, aslında klasik birer kancalama yöntemidir. Phishing (Oltalama):  Sahte bir "Airdrop" veya hediye linkiyle cüzdanınızı bağlatıp içindeki tüm varlıkları boşaltma eylemi. Sosyal Mühendislik:  Kendini polis, savcı veya borsa teknik destek elemanı olarak tanıtıp "hesabınız tehlikede" yalanıyla kripto transferi yaptırmak. Yanlış Gelen Havale ile Karıştırılmamalı! Kripto dolandırıcılığı, TCK m.160 'ta yer alan "kaybolmuş veya hata sonucu ele geçmiş eşya üzerinde tasarruf" suçuyla karıştırılmamalıdır. Eğer birisi size sehven (yanlışlıkla) kripto gönderirse ve siz bunu iade etmezseniz bu m.160 kapsamına girebilir. Ancak dolandırıcılıkta esas olan, mağdurun iradesinin hile ile sakatlanmasıdır. Mağdur Olduysanız Ne Yapmalısınız? Kripto transferleri geri döndürülemez olduğu için ilk 24-48 saat  hayati önem taşır. Delilleri Karartmadan Toplayın:  İşlem hash (TXID) numaraları, cüzdan adresleri, tüm yazışma kayıtları, ekran görüntüleri ve dekontları bir klasörde toplayın. Hızlıca Suç Duyurusunda Bulunun:  Savcılığa giderek özellikle "bilişim sistemlerinin araç olarak kullanıldığı" vurgusunu içeren bir dilekçe verin. Borsalara Bildirim Yapın:  Eğer para bir borsa hesabına gittiyse, ilgili borsanın destek birimine hızlıca ulaşarak hesabın dondurulması talebinde bulunun. Unutmayın:  Kripto dünyası "merkeziyetsiz" olabilir ancak hukuk sistemi, uğradığınız mağduriyetlerde yanınızdadır. Dijital ayak izleri, doğru takip edildiğinde en güçlü kanıttır. Tüm bu süreçler teknik bilimsel mütalaası için Aslan Kriminal'e başvurabilir. Uzman Mütalaası talep edebilirsiniz.

  • Kripto Dolandırıcılığı Davalarında 3 Temel Delil: TXID, Cüzdan Adresi ve Yazışmalar

    Kripto varlık dolandırıcılığı iddiasına ilişkin soruşturmalarda txid (işlem kimliği) , cüzdan adresi ve WhatsApp yazışmaları ; olayın hem maddi izini (transferin varlığı ve yönü) hem de manevi unsurunu (hileli davranış ve aldatma) birlikte ortaya koyabilen, bu nedenle soruşturmanın seyrini belirleyen temel delil kategorileri arasında yer alır. Aşağıda, söz konusu delillerin ceza muhakemesi bakımından usulüne uygun sunumu ve Cumhuriyet savcılığından istenebilecek teknik/kurumsal tespit tedbirleri akademik bir çerçevede ele alınmaktadır. I. Normatif çerçeve: Delil toplama yükümlülüğü ve soruşturmanın yönlendirilmesi Ceza muhakemesi sisteminde soruşturma makamı olan Cumhuriyet savcısı, suç işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez maddi gerçeğin araştırılması amacıyla harekete geçmek; bu kapsamda şüphelinin lehine ve aleyhine delilleri toplamak ve muhafaza altına almakla yükümlüdür. Bu yükümlülük, kripto varlık dolandırıcılığı gibi “bilişim izleri” üzerinden ilerleyen suç tiplerinde ayrıca önem kazanır; zira delillerin önemli bir bölümü (platform logları, IP kayıtları, hesap hareketleri vb.) zamanla silinebilen veya erişimi güçleşebilen niteliktedir. CEZA MUHAKEMESİ KANUNU – Madde 160 Bir suçun işlendiğini öğrenen Cumhuriyet savcısının görevi Madde 160 –(1) Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar.(2) Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür. CEZA MUHAKEMESİ KANUNU – Madde 161 Cumhuriyet savcısının görev ve yetkileri Madde 161 –(1) Cumhuriyet savcısı, doğrudan doğruya veya emrindeki adlî kolluk görevlileri aracılığı ile her türlü araştırmayı yapabilir; ... bütün kamu görevlilerinden her türlü bilgiyi isteyebilir.... (4) Diğer kamu görevlileri de, yürütülmekte olan soruşturma kapsamında ihtiyaç duyulan bilgi ve belgeleri, talep eden Cumhuriyet savcısına vakit geçirmeksizin temin etmekle yükümlüdür. Bu çerçevede mağdur/şikâyetçi tarafın, elindeki teknik veriyi (txid, adres, yazışma) sistematik ve doğrulanabilir şekilde sunması, savcılığın “ivedi müzekkere” ve “teknik inceleme” adımlarını hızlandıran bir fonksiyon görür. II. Delil türlerinin ispat değerleri ve sunum tekniği A. Txid (transaction id) ve blockchain kayıtları: maddi iz ve doğrulanabilirlik Txid, ilgili transferin blokzincirde gerçekleştiğini gösteren ve üçüncü kişilerce (blockchain explorer üzerinden) doğrulanabilen teknik bir kimliktir. Bu itibarla txid, klasik anlamda “belge”den ziyade, dağıtık defter kayıtlarına referans veren bir doğrulama anahtarıdır. Ancak ceza muhakemesi bakımından txid’nin ispat değeri, verinin dosyaya nasıl kazandırıldığı ile yakından ilişkilidir. Önerilen sunum standardı: Her bir txid için ayrı bir ek oluşturularak şu bilgilerin birlikte gösterilmesi: Ağ türü (ör. BTC, Ethereum/ERC20, TRON/TRC20), Txid, Gönderici adres, Alıcı adres, Token ve miktar, Tarih-saat (UTC ve Türkiye saati ayrımı belirtilerek), İşlemin başarı durumu (confirmed), (Varsa) transfer fee ve blok numarası. Explorer çıktısının ekran görüntüsü ile yetinilmeyip, aynı çıktının PDF biçiminde alınarak “Ek” yapılması. Birden fazla transfer varsa, txid’lerin bir kronoloji tablosu içinde (Ek-1) ilişkilendirilmesi. Bu yöntem, hem teknik doğrulama imkânı sağlar hem de soruşturmanın “hangi transfer hangi iletişimle ilişkilidir?” sorusuna cevap üretir. B. Cüzdan adresi: yön tayini ve kurumsal bağın tespiti Cüzdan adresi, transferin yönünü belirleyen temel veri olmakla birlikte, soruşturma açısından kritik olan nokta adresin hangi ekosisteme ait olduğu dur. Zira adres bir kripto borsasının “deposit address”i ise, bu adresin arkasında çoğu zaman KYC süreçlerine tabi bir kullanıcı hesabı bulunabilir; bu durum soruşturmanın “failin tespiti” kapasitesini belirgin biçimde artırır. Önerilen sunum standardı: Adresin hem dilekçe metninde hem eklerde “kopyala-yapıştır” biçiminde hatasız yazılması, Adresin size iletildiği kanalın (WhatsApp mesajı/QR/link) belirtilmesi, QR kod kullanılmışsa QR’ın görüntüsü ve mümkünse QR içeriğinin düz metin karşılığının eklenmesi. C. WhatsApp yazışmaları: hileli davranışın kurulması (manevi unsurla bağlantı) Dolandırıcılık iddialarında WhatsApp yazışmaları, çoğu zaman “hileli davranışın” somut tezahürü olup; vaatler, yönlendirmeler, güven tesisine dönük anlatılar, ek ödeme talepleri (“vergi/komisyon/bloke kaldırma bedeli” vb.) gibi unsurları açığa çıkarır. Bununla birlikte mesajlaşma delillerinin ispat gücü, “seçilmiş ekran görüntüleri” yerine mümkün olduğunca tamlık ve bütünlük üzerinden kurulmalıdır. Önerilen sunum standardı: WhatsApp “Sohbeti dışa aktar” fonksiyonu ile elde edilen .txt dökümünün saklanması ve eklenmesi (medya varsa medya ile birlikte). Ekran görüntülerinde: karşı taraf numarası, mesaj tarih/saatleri, mesajların bağlamı (öncesi-sonrası) görünür olmalıdır. Yazışmalar “Ek-3/1, Ek-3/2 …” şeklinde numaralandırılmalı ve dilekçede atıflar bu numaralar üzerinden yapılmalıdır. Bu şekilde sunulan yazışmalar, dolandırıcılık suçunun unsurları açısından özellikle “aldatma kabiliyeti” ve “mağdurun iradesinin sakatlanması” iddiasını destekleyen bir çerçeve oluşturur. Nitekim Yargıtay uygulamasında da dolandırıcılık suçunda hileli davranışların ve aldatma kapasitesinin olaya göre değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Ceza Genel Kurulu 2013/486 E. , 2016/470 K. Malvarlığının yanında irade özgürlüğünün de korunduğu dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;1) Failin bir takım hileli davranışlarda bulunması,2) Hileli davranışların mağduru aldatabilecek nitelikte olması, 3) Failin hileli davranışlar sonucunda mağdurun veya başkasının aleyhine, kendisi veya başkası lehine haksız bir yarar sağlaması,Şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir III. Savcılıktan istenebilecek tespit ve araştırmalar (müzekkere/inceleme başlıkları) Kripto varlık dolandırıcılığı soruşturmalarında, Yargıtay’ın da özellikle “eksik araştırma” bağlamında önem atfettiği kalemler; hesap sahibinin tespiti , paranın/kriptonun akıbetinin izlenmesi ve iletişim-banka-kripto hareketlerinin çapraz doğrulanmasıdır . 1) Kripto borsasına/kripto hizmet sağlayıcıya müzekkere (KYC + log + akıbet) Txid üzerinden ulaşılan alıcı adresin bir borsaya ait olması hâlinde savcılıktan; borsa nezdinde ilgili adresin hangi kullanıcı hesabına bağlı olduğunun, bu hesabın KYC/kimlik verilerinin ve hesap hareketlerinin tespitinin istenmesi gerekir. Ayrıca erişim logları (IP bilgileri, cihaz bilgileri) talep edilerek faili belirlemeye elverişli bilişim izleri toplanabilir. Yargıtay’ın bu yönde “gerekirse istinabe” vurgusu içeren yaklaşımı şu kararda görünür: 11. Ceza Dairesi 2024/2829 E. , 2024/14948 K. ... paranın gönderildiği hesabın bağlı bulunduğu Binance Connect'in Türkiye'de temsilciliği bulunup bulunmadığının belirlenmesi, gerekirse uluslararası istinabe yoluna gidilmek suretiyle hesap sahibinin açık kimlik bilgileri ve paranın akıbetine yönelik belgelerin temin edilmesi, ... Kaynak: 11. Ceza Dairesi 2024/2829 E. , 2024/14948 K. Borsa hesap hareketlerinin celbi ve ekran görüntülerinin dosyaya kazandırılması gereği de ayrıca vurgulanmıştır: 11. Ceza Dairesi 2023/5132 E. , 2024/7356 K. ... mesajlaşmalara ilişkin ekran görüntülerinin çıktılarının alınarak dosyaya eklenmesi, ... www.binance.com isimli internet sitesinde yer alan hesap hareketlerinin dosyaya celp edilmesi, ... Kaynak: 11. Ceza Dairesi 2023/5132 E. , 2024/7356 K. 2) GSM hattı ve iletişim trafiği (abonelik + HTS + karşılaştırma) WhatsApp iletişiminin dayanağı olan telefon numarası bakımından: hattın kime ait olduğunun (abonelik kayıtları), HTS verilerinin, yazışmalar ve banka/kripto hareketleri ile zaman bakımından çakıştırılmasının talep edilmesi, hem failin belirlenmesi hem de yazışmaların olaya aidiyetinin güçlendirilmesi bakımından işlevseldir. 11. Ceza Dairesi 2023/5494 E. , 2024/7952 K. ... şüpheliler ve şikâyetçinin suç tarihlerindeki HTS kayıtları temin edilerek, bu kayıtlar ile dosyaya ibraz edilen mesajlaşma dökümleri ve banka hesap hareketlerinin karşılaştırılmasından sonra ... Kaynak: 11. Ceza Dairesi 2023/5494 E. , 2024/7952 K. 3) Banka ayağı varsa: hesap hareketi + IP/PORT tespiti Eğer mağdur, kriptoya geçiş için önce banka transferi yaptıysa ya da dolandırıcılık bir internet bankacılığı işlemi üzerinden yürüdüyse, işlem anına ilişkin IP/PORT tespitleri dahil bankacılık verilerinin celbi önem taşır: 11. Ceza Dairesi 2024/798 E. , 2024/11998 K. ... internet bankacılığı kullanılarak yapılan bu işlemin hangi IP ve PORT bilgileri üzerinden yapıldığının tespit edilmesi, ... Kaynak: 11. Ceza Dairesi 2024/798 E. , 2024/11998 K. 4) Siber Suçlar birimlerince ülke çapında benzer olay araştırması Kripto dolandırıcılığı pratikte seri ve örgütlü biçimlerde görülebildiğinden; aynı cüzdan adresi, aynı telefon numarası veya aynı senaryo kalıbının başka dosyalarda da bulunup bulunmadığının EGM Siber Suçlar üzerinden araştırılması, soruşturmayı derinleştiren bir araçtır: 11. Ceza Dairesi 2024/2829 E. , 2024/14948 K. ... Emniyet Genel Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığından da sorulmak suretiyle, ülke çapında ... benzer dolandırıcılık eylemleri bulunup bulunmadığının araştırılması ... Kaynak: 11. Ceza Dairesi 2024/2829 E. , 2024/14948 K. IV. Delillerin dosyaya kazandırılmasında önerilen “eklendirme” modeli Soruşturma pratiğinde etkin bir sunum için delillerin aşağıdaki gibi yapılandırılması önerilir: Ek-1 (Kronoloji): Tarih-saat; WhatsApp mesajının özeti; banka/kripto transferi; ilgili txid ve alıcı adres Ek-2 (Blockchain kayıtları): Txid başına tek sayfalık özet + explorer çıktısı (PDF/görüntü) Ek-3 (WhatsApp delilleri): dışa aktarılmış sohbet dökümü + numaralı ekran görüntüleri Ek-4 (Diğer): link/URL, profil görüntüleri, gönderilen IBAN/QR kod, varsa ses kayıtları/arama kayıtları Bu model, “iletişim—transfer—akıbet” üçlemesini tek dosya içinde ilişkilendirerek soruşturma makamının tespit taleplerini somutlaştırır. Kripto Dolandırıcılığı Davaları- Sonuç / Özet Kripto Dolandırıcılığı Davaları için dolandırılan tarafın, Elindeki txid, cüzdan adresi ve WhatsApp yazışmaları , kripto varlık dolandırıcılığı iddiasının soruşturulmasında hem maddi fiilin izini (transfer) hem de hileli davranışın içeriğini (iletişim) ortaya koyan tamamlayıcı dillendirmesi gerekmektedir. Bu delillerin kronoloji ve numaralı ekler düzeninde sunulması; savcılıktan özellikle borsa/KYC ve hesap hareketleri , IP-log tespiti , hat sahipliği ve HTS , ayrıca paranın/kriptonun akıbetinin araştırılması gibi tespitlerin talep edilmesi, soruşturmanın etkinliği bakımından belirleyici olacaktır. Özellikle “hesap sahibinin kimliği” ve “paranın akıbeti” araştırılmadan dosyanın sonuçlandırılması, Yargıtay içtihadı ışığında eksik araştırma riskini artırır. Tüm bu süreçler tamamlandıktan sonra veyahut eldeki bilgilerden yola çıkarak açık kaynaklardan toplanan verilerle uzman mütalaası almak mümkündür. Bu süreçlerde Profesyonel Teknik destek için Aslan Kriminal sizlerle.

  • Türkiye’de Kripto Varlıkların Hukuki Statüsü: 7518 Sayılı Kanun ve Uzman Analizi

    Türkiye’de “kripto para” ifadesi günlük kullanımda yaygın olsa da, mevzuatta esasen “kripto varlık” kavramı tanımlanmıştır. Bu yüzden hukuken doğru çerçeve, “kripto para = kripto varlığın bir türü” şeklinde kurulabilir. Bu konuda üç ana düzenleyici çerçeve öne çıkar: Sermaye Piyasası Kanunu (6362) : Kripto varlığı tanımlar ve “platform/kripto varlık hizmet sağlayıcı” gibi kavramları mevzuata yerleştirir. TCMB’nin Ödemelerde Kripto Varlıkların Kullanılmamasına Dair Yönetmeliği (38569) : Kripto varlıkların ödemelerde doğrudan/dolaylı kullanılmasını yasaklayan yaklaşımı düzenler.3) MASAK/AML çerçevesi : Suç gelirlerinin aklanmasının önlenmesi kapsamında kripto varlık transferlerinde belirli bilgi yükümlülükleri ve müşteri tanıma yaklaşımının önemini ortaya koyar. (Bu sohbetin veri setinde ilgili yönetmelik kesiti “Kripto varlık transferleri” olarak yer alıyor.) Aşağıdaki resmi tanımlar, “kripto para nedir?” sorusunun Türkiye hukuku bakımından en sağlam cevabını oluşturur: 1) Sermaye Piyasası Kanunu’nda “kripto varlık” tanımı SERMAYE PİYASASI KANUNU – Madde 3 (Tanımlar) (Kripto varlık / cüzdan / platform / hizmet sağlayıcı) aa) (Ek:26/6/2024-7518/1 md.) Cüzdan: Kripto varlıkların transfer edilebilmesini ve bu varlıkların ya da bu varlıklara ilişkin özel ve açık anahtarların çevrim içi veya çevrim dışı olarak depolanmasını sağlayan yazılım, donanım, sistem ya da uygulamaları,bb) (Ek:26/6/2024-7518/1 md.) Kripto varlık: Dağıtık defter teknolojisi veya benzer bir teknoloji kullanılarak elektronik olarak oluşturulup saklanabilen, dijital ağlar üzerinden dağıtımı yapılan ve değer veya hak ifade edebilen gayri maddi varlıkları,cc) (Ek:26/6/2024-7518/1 md.) Kripto varlık hizmet sağlayıcı: Platformları, kripto varlık saklama hizmeti sağlayan kuruluşları ve bu Kanuna dayanılarak yapılacak düzenlemelerde kripto varlıkların ilk satış ya da dağıtımı dâhil olmak üzere kripto varlıklarla ilgili olarak hizmet sağlamak üzere belirlenmiş diğer kuruluşları,dd) (Ek:26/6/2024-7518/1 md.) Platform: Kripto varlık alım satım, ilk satış ya da dağıtım, takas, transfer, bunların gerektirdiği saklama ve belirlenebilecek diğer işlemlerin bir veya daha fazlasının gerçekleştirildiği kuruluşları,çç) (Ek:26/6/2024-7518/1 md.) Kripto varlık saklama hizmeti: Platform müşterilerinin kripto varlıklarının veya bu varlıklara ilişkin cüzdandan transfer hakkı sağlayan özel anahtarların saklanmasını, yönetimini veya Kurulca belirlenecek diğer saklama hizmetlerini, Kaynak: https://www.mevzuat.gov.tr/File/GeneratePdf?mevzuatNo=6362&mevzuatTur=1&mevzuatTertip=5 Bu tanımdan çıkan sonuç: Kripto varlık , dağıtık defter teknolojisi (blokzincir gibi) ile üretilen ve dijital ağlarda dolaşan, “değer veya hak” ifade edebilen gayri maddi (soyut) varlıktır.Günlük dilde “kripto para” dediğimiz şey (Bitcoin vb.) çoğu kez bu tanımın içindedir; ancak hukuk metni “para” değil “varlık” der. 2) TCMB Yönetmeliği: Kripto varlık “para/elektronik para/menkul kıymet” sayılmayan bir varlık olarak konumlanır ve ödemelerde kullanımı yasaklanır ÖDEMELERDE KRİPTO VARLIKLARIN KULLANILMAMASINA DAİR YÖNETMELİK – Madde 3 (1) Bu Yönetmeliğin uygulanmasında kripto varlık, dağıtık defter teknolojisi veya benzer bir teknoloji kullanılarak sanal olarak oluşturulup dijital ağlar üzerinden dağıtımı yapılan, ancak itibari para, kaydi para, elektronik para, ödeme aracı, menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası aracı olarak nitelendirilmeyen gayri maddi varlıkları ifade eder.(2) Kripto varlıklar, ödemelerde doğrudan veya dolaylı şekilde kullanılamaz.(3) Kripto varlıkların ödemelerde doğrudan veya dolaylı şekilde kullanılmasına yönelik hizmet sunulamaz. Kaynak: https://www.mevzuat.gov.tr/File/GeneratePdf?mevzuatNo=38569&mevzuatTur=7&mevzuatTertip=5 Bu düzenleme, pratikte şunu söyler: Kripto varlıklar itibari para (TL gibi) değildir. Elektronik para da değildir. Ödemelerde doğrudan/dolaylı kullanılamaz ve bu kullanım için hizmet sunulamaz. Bu, “kripto para” ifadesinin halk arasındaki adlandırma olduğunu; fakat ödeme hukukunda “para” gibi muamele görmediğini gösterir. 3) Uygulama ve yargı bakışı (örnek içtihat parçaları) Kripto varlıkların artık mevzuatta tanımlanmasıyla birlikte, bazı uyuşmazlıklarda görevli mahkemenin tespiti gibi konular gündeme gelmiştir. Örneğin İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi kararında, kripto varlıklara ilişkin yasal düzenleme sonrası uyuşmazlıkta görev tartışması ele alınmıştır. T.C. İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ 7518 sayılı Kanun ile Sermaye Piyasası Kanunu'nda değişiklik yapılarak, kripto varlıklar sermaye piyasası aracı kabul edilmiştir ... Kripto varlıklar ile ilgili yasal düzenlemenin yapılmasıyla birlikte uyuşmazlıkta görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesidir. Kaynak: T.C. İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Not: Bu içtihat metninde kripto varlıkların “sermaye piyasası aracı kabul edildiği” ifadesi geçse de, mevzuat düzeyinde (özellikle 6362 sayılı Kanun tanım maddelerinde) kripto varlıklar; “değer veya hak ifade edebilen gayri maddi varlık” olarak tanımlanmıştır. Kripto varlığın her durumda “sermaye piyasası aracı” olup olmadığı, somut kripto varlığın niteliğine (hak sağlama yapısına vb.) ve SPK’nın düzenlemelerine göre değerlendirilir. Yani uygulamada/yorumda farklılıklar görülebilir. Kripto para (kripto varlık) nedir? — Kavramsal açıklama “Kripto para” denince teknik ve ekonomik olarak genelde şu özellikler kastedilir: Dijital ve gayri maddi varlıktır: Fiziksel banknot/coin değildir.2) Dağıtık defter (blokzincir) mantığıyla çalışır: Kayıtlar tek bir merkezde değil, ağ üzerinde tutulur.3) Transferi kriptografik anahtarlarla yapılır: “Cüzdan” dediğimiz şey çoğu zaman aslında varlığın kendisini değil, onu harcamaya yarayan özel anahtarı yönetir.4) Değer ifade eder: Piyasa değeri oluşabilir; alınıp satılabilir; bazı projelerde bir “hak” (ör. yönetişim, kullanım hakkı) da ifade edebilir. Hukuki tanım açısından ise Türkiye’de kripto varlık , SPK tanımına göre: Elektronik olarak oluşturulup saklanabilen, Dijital ağlar üzerinden dağıtımı yapılan, Değer veya hak ifade edebilen, Gayri maddi varlık tır. Türkiye’de “kripto para”nın hukuki statüsüne dair pratik sonuçlar A) “Para” gibi her yerde ödeme aracı olarak kullanabilir miyim? Genel kural: Hayır. TCMB Yönetmeliği uyarınca kripto varlıklar ödemelerde doğrudan/dolaylı kullanılamaz ve bu yönde hizmet sunulamaz (Yön. m.3). B) Kripto varlık alıp satmak yasak mı? Veri setindeki içtihatlardan ve genel çerçeveden hareketle: Alım-satımın kendisi “mutlak yasak” olarak konumlanmış değildir ; ancak platformların/iş modellerinin SPK düzenlemeleri ve diğer mevzuatla uyumlu olması gerekir. Ayrıca dolandırıcılık, izinsiz faaliyette bulunma, tüketici uyuşmazlıkları, MASAK yükümlülükleri gibi risk alanları doğar. C) “Kripto varlık” ile “elektronik para” aynı şey mi? Hayır. Yönetmelik m.3 açıkça kripto varlıkların elektronik para olarak nitelendirilmediğini söyler. Sonuç / Özet Türkiye hukukunda “kripto para” yerine esas kavram kripto varlık tır.- Kripto varlık , SPK mevzuatında: dağıtık defter teknolojisiyle oluşturulan, dijital ağlarda dağıtılan, değer veya hak ifade eden gayri maddi varlık olarak tanımlanır (6362 sayılı Kanun m.3).- TCMB düzenlemesine göre kripto varlıklar itibari para/elektronik para/ödeme aracı değildir ve ödemelerde doğrudan-dolaylı kullanılamaz (Yön. m.3).- Uyuşmazlıklarda yargı kararlarında kripto varlıklara ilişkin yeni düzenlemelerin görev ve nitelendirme tartışmalarına etkisi görülmektedir (ör. İstanbul 4. ATM kararı).

  • Kripto para (kripto varlık) uyuşmazlıklarında bilirkişi raporu: Ne zaman alınır, nasıl olmalı, nasıl itiraz edilir?

    Kripto varlık uyuşmazlıkları çoğu zaman hem teknik (blockchain, cüzdan/transfer, siber güvenlik, log kayıtları) hem de finansal/muhasebesel (hesap hareketleri, komisyonlar, fiyat oluşumu, müşteri varlıklarının ayrıştırılması) inceleme gerektirdiği için, mahkemeler sıklıkla bilirkişiye başvurur. Ancak bilirkişilik “her şeyin bilirkişiye devri” değildir: HMK, bilirkişinin alanını sıkı biçimde özel/teknik bilgiyle sınırlar. Aşağıda kripto varlık davalarında bilirkişi raporunun hukuki çerçevesini, raporun taşıması gereken özellikleri, rapora itiraz usulünü ve uygulamada doğru stratejiyi adım adım anlatıyorum. 1) Bilirkişiye hangi hallerde başvurulur? (HMK m.266) Kripto uyuşmazlıklarında bilirkişiye başvurulması tipik olarak şu konularda gündeme gelir: İzinsiz transfer / hesap ele geçirilmesi : IP, cihaz, oturum,2FA değişiklikleri, log analizi, saldırı vektörü, on-chain fon akışı (TX hash analizi). Transfer gecikmesi / çekim engeli : talimat zamanı, işleme alınma zamanı, zincire çıkış, saklama/prosedür süreçleri. Platform kayıtları ile blockchain kayıtlarının uyumu : off-chain (platform içi) – on-chain (blokzincir) karşılaştırma. Emir defteri / fiyat anomalileri / piyasa bozucu işlemler iddiası : emir defteri verisi, eşleşme paterni, wash trade şüphesi. Müşteri varlıklarının ayrıştırılması / saklama : müşteri varlığı – şirket varlığı ayrımı, kayıt sistemi, mutabakat. Bilirkişiye başvurunun sınırını HMK m.266 çiziyor: HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU – MADDE 266 MADDE 266- (1) Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. ...Ancak genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz. ...Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu belgelendirmedikçe, bilirkişi olarak görevlendirilemez. Kaynak: https://www.mevzuat.gov.tr/File/GeneratePdf?mevzuatNo=6100&mevzuatTur=1&mevzuatTertip=5 Pratik sonuç “Sözleşme maddesi geçerli mi?”, “kusur oranı hukuken ne olmalı?”, “haksız fiil var mı?” gibi hukuki nitelendirmeler bilirkişinin işi değildir. Buna karşılık “transfer hangi adresten hangi adrese ne zaman çıktı?”, “2FA devre dışı bırakıldı mı?”, “loglar tutarlı mı?” gibi teknik tespitler bilirkişinin işidir. 2) Bilirkişi raporu neleri içermelidir? (HMK m.279) Kripto davalarında bilirkişi raporunun “denetime elverişli” (Yargıtay denetimine ve taraf denetimine açık) olması esastır. HMK m.279 raporun zorunlu unsurlarını sayar: HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU – Madde 279 Madde 279 :(1) Mahkeme, bilirkişinin oy ve görüşünü yazılı veya sözlü olarak bildirmesine karar verir.(2) Raporda, tarafların ad ve soyadları, bilirkişinin görevlendirildiği hususlar, gözlem ve inceleme konusu yapılan maddi vakıalar, gerekçe ve varılan sonuçlarla, bilirkişiler arasında görüş ayrılığı varsa, bunun sebebi, düzenlenme tarihi ve bilirkişi ya da bilirkişilerin imzalarının bulunması gerekir. ...(4) ... Bilirkişi, raporunda ve sözlü açıklamaları sırasında çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hususlar dışında açıklama yapamaz; hâkim tarafından yapılması gereken hukuki nitelendirme ve değerlendirmelerde bulunamaz. Kaynak: https://www.mevzuat.gov.tr/File/GeneratePdf?mevzuatNo=6100&mevzuatTur=1&mevzuatTertip=5 Kripto özelinde “iyi” rapor nasıl görünür? Denetime elverişli bir kripto bilirkişi raporunda genellikle şunlar bulunur: Veri seti : Hangi kayıtlar incelendi? (TX hash, platform hareket dökümü, login/IP logları,2FA değişim kayıtları, destek yazışmaları vb.) Yöntem : On-chain analiz nasıl yapıldı? Hangi zincir gezgini/analiz yöntemi kullanıldı? Zaman damgaları nasıl doğrulandı? Zaman çizelgesi (timeline) : “Şu tarihte login”, “şu tarihte 2FA değişimi”, “şu tarihte çekim talimatı”, “şu blokta transfer” gibi. Teknik bulgular + bulgu-dayanak ilişkisi : “Bu bulgu şu log satırına/TX’e dayanır.” Sonuç : Teknik olarak ne gerçekleşmiş? Belirsizlik varsa neden? 3) Bilirkişi hukuki değerlendirme yapabilir mi? (Bilirkişilik Yönetmeliği m.55/4) Uygulamada kripto dosyalarında sık görülen sorun: bilirkişinin “platform kusurludur / sözleşme geçersizdir / tazminat gerekir” gibi hukuki hüküm cümleleri kurmasıdır. Bu açıkça yasaktır. BİLİRKİŞİLİK YÖNETMELİĞİ – Madde 55 (4) Bilirkişi raporuMadde 55... :(4) Bilirkişi, raporunda ve sözlü açıklamaları sırasında hukuki nitelendirme ve değerlendirmelerde bulunamaz. Kaynak: https://www.mevzuat.gov.tr/File/GeneratePdf?mevzuatNo=23818&mevzuatTur=7&mevzuatTertip=5 Pratik itiraz argümanı Bilirkişi raporunda “kusur”, “sorumluluk”, “sözleşme geçersizliği”, “tazminata hükmedilmesi gerekir” gibi ifadeler varsa; bunlar raporun hukuki sınırı aştığı gerekçesiyle itiraz sebebidir. Mahkeme bu kısımları değerlendirme dışı bırakmalı; gerekirse ek rapor/yeniden bilirkişilik yaptırmalıdır. 4) Bilirkişi raporuna nasıl itiraz edilir, süre nedir? (HMK m.281) Kripto uyuşmazlıklarında raporlar genelde hacimli veri içerir; süre yönetimi çok kritiktir. HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU – MADDE 281 MADDE 281- (1) Taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler. ...... talebin bu süre içinde hazırlanmasının çok zor veya imkânsız olması ya da özel yahut teknik bir çalışmayı gerektirmesi hâlinde yine bu süre içinde mahkemeye başvuran tarafa, sürenin bitiminden itibaren işlemeye başlamak, bir defaya mahsus olmak ve iki haftayı geçmemek üzere ek süre verilebilir. Kaynak: https://www.mevzuat.gov.tr/File/GeneratePdf?mevzuatNo=6100&mevzuatTur=1&mevzuatTertip=5 Uygulama ipuçları Rapor tebliğinden itibaren 2 hafta içinde itiraz/ek rapor/yeni bilirkişi talebi yapılır. Kripto dosyalarında “özel teknik çalışma gerektiği” sıklıkla savunulabilir; bu nedenle 2 hafta içinde ek süre talep etmek (en fazla +2 hafta) çok işe yarar.- İtirazda hedef net olmalı:1) “Şu veriler incelenmemiş” (eksiklik) “Şu kısım belirsiz” (açıklama) “Rapor kendi içinde çelişkili / denetime elverişsiz” (yeni rapor veya yeni bilirkişi) 5) Yargıtay’ın rapor standardı: “Denetime elverişlilik” ve rapor hükme esas alınamaz halleri Yargıtay, bilirkişi raporunun; iddia-savunmayı tartışan, teknik açıklaması olan, çelişkisiz ve denetime elverişli olmasını arıyor. Aksi halde rapor hükme esas alınamaz; ek rapor/yeniden inceleme gerekir. Bu yaklaşım özellikle şu HGK kararlarında net: Hukuk Genel Kurulu 2022/131 E. ,2022/1805 K. Mahkemece bilirkişi incelemesine başvurulduğunda; raporun, olayın özelliklerine ve uyuşmazlığın çeşidine göre yapılması gerekli olan inceleme ve değerlendirmeleri içermesi, raporda hâkimin uyuşmazlığı çözmesi için gerekli olan tüm özel ve teknik bilgilere ve açıklamalara usulünce yer vermesi, tarafların iddia, savunma ve itirazlarını gerekçeleriyle ve olayın teknik özellikleriyle tartışması, bu tartışmanın da denetime elverişli olması gerekmektedir.Anılan bilirkişi raporunun teknik özellikleri taşımaması, denetime elverişli olmaması, mevcut bilirkişi raporları ile çelişki oluşturması ... hâlinde söz konusu rapor hükme esas alınamayacaktır.Hâkim ... eksiklik veya belirsizliğin ya da çelişkilerin giderilmesi ... için bilirkişiden ek rapor almalı ya da yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırmalıdır. Hukuk Genel Kurulu 2017/152 E. ,2019/356 K. ... bilirkişi incelemesine başvurulduğunda; raporun ... gerekli olan inceleme ve değerlendirmeleri içermesi ... tarafların iddia, savunma ve itirazlarının gerekçeleriyle ... tartışması, bu tartışmanın da denetime elverişli olması gerekmektedir.... raporun teknik özellikleri taşımaması, denetime elverişli olmaması, ... çelişki yaratması ... hâlinde söz konusu rapor hükme esas alınamayacaktır. Kripto uyuşmazlığına uyarlarsak: “Hükme esas alınamaz” örnekleri Raporda TX hash yok, sadece “transfer yapılmış” deniyor. Platform “login logları” sunmuş ama rapor bunları hiç tartışmıyor . Raporda “hack oldu” deniyor ama hangi bulguyla deniyor belirsiz. Zincir zamanı (block timestamp) ile platform zamanı arasındaki fark açıklanmıyor . Bir rapor “çekim otomatik onaylandı” derken diğeri “manuel onay” diyor; çelişki giderilmiyor. Kripto dosyalarında bilirkişiye sorulabilecek “doğru” sorular (çok kritik) Mahkeme bilirkişiye genellikle sorular sorar; taraf olarak siz de “bilirkişiye sorulacak sorular” önerirsiniz. Kripto uyuşmazlıklarında soruların doğru kurulması, raporun kalitesini belirler. A) İzinsiz transfer (hesap ele geçirilmesi) için örnek sorular Dava konusu transfer(ler)e ilişkin TX hash / blok bilgileri nedir? Transfer zamanı ve adresler nelerdir? Platform kayıtlarına göre transfer talimatı hangi IP/cihaz/oturum üzerinden verilmiştir? Transfer öncesi-sonrası 2FA değişimi / şifre sıfırlama / e-posta değişimi var mıdır? Aynı dönemde olağandışı giriş denemeleri veya başarısız girişler var mıdır? Platformun güvenlik önlemleri (2FA zorunluluğu, çekim whitelist, risk skoru, şüpheli işlem tespiti) olay anında devrede midir? B) Transfer gecikmesi/çekim engeli için örnek sorular Müşterinin çekim talimatı hangi tarih-saatte alınmış, hangi tarih-saatte işleme alınmıştır? Platformun saklama/operasyon süreçlerinde gecikmeyi açıklayan teknik kayıtlar var mıdır? Transferin zincire çıkmaması platform içi mi yoksa zincir kaynaklı mı (mempool yoğunluğu, fee vs.)? Platformun kullanıcı sözleşmesi ve iç prosedürleri ile fiili süreç uyumlu mudur? (Burada bilirkişi hukuki geçerlilik değil, teknik süreç uyumu inceler.) 7) Bilirkişi raporu ile “uzman görüşü” (HMK m.293) birlikte nasıl kullanılır? Kripto davalarında çok etkili strateji şudur: Mahkeme bilirkişisi rapor yazar. Siz, HMK m.293’e göre özel uzman görüşü alır, rapora teknik karşı görüş sunarsınız. Sonra HMK m.281 ile bilirkişi raporuna itiraz ederek; ek rapor veya yeni bilirkişi istersiniz. HMK m.293 metni: HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU – MADDE 293 MADDE 293- (1) Taraflar, dava konusu olayla ilgili olarak, uzmanından bilimsel mütalaa alabilirler. Sadece bu nedenle ayrıca süre istenemez.(2) Hâkim, talep üzerine veya resen, kendisinden rapor alınan uzman kişinin davet edilerek dinlenilmesine karar verebilir. ...(3) Uzman kişi çağrıldığı duruşmaya geçerli bir özrü olmadan gelmezse, hazırlamış olduğu rapor mahkemece değerlendirmeye tabi tutulmaz. Kaynak: https://www.mevzuat.gov.tr/File/GeneratePdf?mevzuatNo=6100&mevzuatTur=1&mevzuatTertip=5 8) Kripto varlık hizmet sağlayıcının sorumluluğu ve kayıt düzeni: bilirkişi raporunun “konusu” olur mu? Evet; ancak bilirkişinin görevi, “hukuken sorumlu mu?” demekten ziyade, teknik olay akışını ve sistem kusurlarını tespit etmektir. Bu noktada SPKn m. 35/C (kayıt, ayrıştırma, sözleşmede sorumsuzluk şartının geçersizliği) kripto tarafındaki temel normdur: SERMAYE PİYASASI KANUNU – MADDE 35/C (Seçili Hükümler) MADDE 35/C- ...(1) ... Kripto varlık hizmet sağlayıcıların müşterilerine karşı sorumluluğunu ortadan kaldıran veya sınırlandıran her türlü sözleşme şartı geçersizdir. ...(5) ... kayıtlar ... güvenli, erişilebilir ve takip edilebilir şekilde tutulur. Tüm işlem kayıtlarının bütünlüğü, doğruluğu ve gizliliği sağlanır. ...(7) Müşterilere ait nakit ve kripto varlıklar, kripto varlık hizmet sağlayıcıların mal varlığından ayrı olup ... haczedilemez, rehnedilemez, iflas masasına dâhil edilemez ..., Kaynak: https://www.mevzuat.gov.tr/File/GeneratePdf?mevzuatNo=6362&mevzuatTur=1&mevzuatTertip=5 Bilirkişinin bu maddelerle ilgili yapabileceği “teknik tespitler” Kayıtların bütünlüğü: logların manipüle edilebilirliği, eksik kayıt, zaman uyuşmazlığı Transfer mesajları / kayıt: izlenebilirlik, doğruluk, saklama Müşteri varlıklarının ayrıştırılması: platform içi kayıt – saklama kayıtlarının mutabakatı (varsa) 9) Somut ve uygulanabilir “itiraz kontrol listesi” (HMK 281 için) Rapor elinize geldiğinde şu başlıklarla hızlı tarama yapın: Görev tanımı dışına çıkmış mı? Hukuki nitelendirme yapıyor mu? (yasak; m.279/4 ve Yönetmelik m.55/4) Hangi veriyi incelediğini yazmış mı? TX hash var mı? Platform hareket dökümü var mı? Loglar listelenmiş mi? Yöntem var mı? On-chain analiz yöntemi, zaman damgası doğrulama, veri kaynağı açıklanmış mı? Timeline var mı? Olayın kronolojisi kurulmadan “sonuç” yazılmışsa rapor zayıflar. İddia-savunma tartışılmış mı? HGK standartlarına göre taraf itirazları teknik gerekçeyle tartışılmalı. Çelişki var mı? Kendi içinde veya dosyadaki başka raporlarla çelişiyor mu? Bu tespitlerden birkaçı varsa: HMK 281 kapsamında ek rapor veya yeni bilirkişi talebi ciddi şekilde gündeme gelir. Sonuç / Özet Kripto varlık uyuşmazlıklarında bilirkişi raporu, çoğu zaman uyuşmazlığın çözümü için gerekli olan özel/teknik bilginin (blockchain incelemesi, log analizi, transfer/çekim süreçleri, kayıt uyumu) mahkemeye sunulmasını sağlar (HMK m. 266). Bilirkişi raporu hukuki değerlendirme yapamaz; rapor yalnızca teknik alanda kalmalıdır (HMK m.279/4 ve Bilirkişilik Yönetmeliği m.55/4).- Rapor, iddia-savunmayı teknik gerekçeyle tartışmalı ve denetime elverişli olmalıdır; aksi halde hükme esas alınamaz ve mahkeme ek rapor/yeni bilirkişi yaptırmalıdır (HGK 2022/1805; HGK 2019/356).- Bilirkişi raporuna 2 hafta içinde itiraz edilebilir; kripto gibi teknik işlerde süre yetmiyorsa, bu süre içinde başvurmak şartıyla 1 defaya mahsus en fazla 2 hafta ek süre talep edilebilir (HMK m.281).- En etkili pratik: bilirkişi raporuna itirazı, gerekirse HMK m.293 kapsamında alınacak özel uzman görüşü ile teknik olarak desteklemektir.

bottom of page