AİHM’in Gizli Soruşturmacı ve Ajan Provokatör Konusundaki Yaklaşımının Evrimi
- aslankriminal35
- 8 Kas 2025
- 3 dakikada okunur

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), gizli soruşturma yöntemleri ile adil yargılanma hakkı arasındaki hassas dengeyi çizen en kapsamlı içtihat çizgilerinden birini oluşturmuştur. Özellikle “ajan provokatör” (agent provocateur) ve “gizli soruşturmacı” (undercover agent) ayrımı, Mahkeme’nin 1990’ların sonundan itibaren geliştirdiği bir dizi karar ile netlik kazanmıştır.
1️⃣ Teixeira de Castro / Portekiz (1998): Gizli Soruşturmacı Başlangıç Noktası
Karar tarihi: 9 Haziran 1998 – Başvuru No: 25829/94
Bu dava, AİHM’in gizli soruşturmacı konusundaki ilk dönüm noktasıdır.Polis memurları, uyuşturucu madde temini için başvurucuya doğrudan teklif götürmüş; suçun işlenmesi fiilen polis inisiyatifiyle gerçekleşmiştir.
AİHM, bu durumda polisin “ajan provokatör” sınırını aştığına, yani suçun işlenmesini kışkırttığına, bu nedenle adil yargılanma hakkının (Madde 6/1) ihlal edildiğine hükmetti.Bu kararla Mahkeme, devletin gizli soruşturma yetkisinin “pasif gözlem”le sınırlı olduğunu, suçun doğrudan teşvik edilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirledi.
🔹 İlke: Polis, yalnızca önceden mevcut bir suç eğilimini gözlemleyebilir; suç işlemeye yönlendiremez.
2️⃣ Vanyan / Rusya (2005): İlkelerin Pekişmesi
Karar tarihi: 15 Aralık 2005 – Başvuru No: 53203/99
Vanyan davasında gizli ajan, başvurucudan uyuşturucu satın almış; ulusal mahkeme bunu delil olarak kabul etmişti.AİHM, “provokasyon” yasağını teyit ederek, gizli ajanların aktif biçimde suçun oluşumuna katkı sunmalarının adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini yineledi.
🔹 İlke: Gizli soruşturma, suçun “kendiliğinden” doğmasına imkân tanımalı; polis eylemi suçun doğrudan nedeni olmamalıdır.
3️⃣ Ramanauskas / Litvanya (Büyük Daire, 2008): Sistematizasyon
Karar tarihi: 5 Şubat 2008 – Başvuru No: 74420/01
Bu karar, AİHM içtihadında ikinci dönüm noktasıdır.Bir savcının rüşvet teklifine maruz kalmasıyla başlayan olayda, gizli ajan teklifi ısrarla sürdürmüş; başvurucu önce reddetmiş, sonra kabul etmiştir.
Büyük Daire, önceki ilkeleri sistematik hâle getirerek şu kriterleri geliştirdi:
Kışkırtma testi (Entrapment test): Yetkililer pasif gözlemci mi, yoksa eylemi tetikleyici mi?
Kişisel eğilim (Predisposition): Sanığın önceden suç işleme eğilimi var mıydı?
Usul güvenceleri: Yargılama süreci bu iddiaları etkili biçimde incelemiş mi?
🔹 İlke: Devletin gizli ajan faaliyetleri “önleyici” olmalı, “suç üretici” olmamalıdır.
4️⃣ Malininas / Litvanya (2008): Orantılılık ve Denetim
Karar tarihi: 1 Temmuz 2008 – Başvuru No: 10071/04
Bu karar, gizli operasyonların denetim boyutuna odaklandı.AİHM, devletlerin gizli ajan kullanımında etkin yargısal denetim ve önceden belirlenmiş sınırlar bulunması gerektiğini vurguladı.
🔹 İlke: Gizli soruşturma faaliyetleri keyfi olamaz; yasal çerçeve ve yargısal gözetim şarttır.
5️⃣ Bannikova / Rusya (2010): Ölçülülük Testi
Karar tarihi: 4 Kasım 2010 – Başvuru No: 18757/06
Bannikova kararı, AİHM’in önceki kriterlerini geliştirip, bir tür “orantılılık testi” oluşturduğu aşamadır.Mahkeme, “kışkırtma” iddiasını değerlendirmede üç aşamalı bir sistem benimsedi:
Gizli ajanların davranışı ne ölçüde aktifti?
Başvurucunun suça yatkınlığı var mıydı?
Ulusal mahkemeler bu iddiaları gerçekten inceledi mi?
🔹 İlke: AİHM, artık otomatik ihlal yerine sürecin bütün adilliğine odaklanmaktadır.
6️⃣ Lagutin ve Diğerleri / Rusya (2014): Zincirin Kapanışı
Karar tarihi: 24 Nisan 2014 – Başvuru No: 6228/09 vd.
Bu kararda, uyuşturucu suçlarına ilişkin çoklu operasyonlarda gizli ajanların rolü incelendi.AİHM, gizli ajan kullanımının meşru kabul edilebileceğini, ancak polis denetiminin eksikliği ve provokasyonun açık olduğu durumlarda ihlal doğduğunu belirtti.
🔹 İlke: Gizli soruşturmacı meşrudur; ajan provokatör değildir.
⚖️ Genel Değerlendirme: Teixeira’dan Lagutin’e
AİHM, 1998’den bu yana şu üç temel eksende tutarlı bir yaklaşım geliştirmiştir:
Kışkırtma yasağı: Devlet, bireyi suç işlemeye yöneltemez.
Orantılılık ve denetim: Gizli operasyonlar yasal, denetlenebilir ve sınırlı olmalıdır.
Adil yargılama merkezli analiz: Asıl mesele, yargılamanın bütününün adil olup olmadığıdır.
Bugün bu içtihat çizgisi, Avrupa ceza yargısında “gizli soruşturma etiği”nin temelini oluşturmaktadır.
📚 Kaynaklar
HUDOC – Ramanauskas v. Lithuania (GC), 2008




Yorumlar