Bilirkişinin Hukuki ve Cezai Sorumlulukları: Gerçeğe Aykırı Raporun Sonuçları
- aslankriminal35
- 15 Ara 2025
- 7 dakikada okunur

Bilirkişinin Hukuki ve Cezai Sorumlulukları
Bilirkişinin hukuki ve cezai sorumlulukları, yargılamanın doğru ve adil bir şekilde sonuçlanması için büyük önem taşımaktadır. Bilirkişiler, görevlerini yerine getirirken kamu görevlisi sıfatıyla hareket ettikleri için hem hukuki hem de cezai yaptırımlara tabi tutulabilirler. Bu sorumluluklar, Türk Ceza Kanunu (TCK), Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK), Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) ve Bilirkişilik Kanunu ile ilgili yönetmeliklerde düzenlenmiştir.
Bilirkişinin Hukuki Sorumluluğu
Bilirkişinin hukuki sorumluluğu, kasten veya ağır ihmal suretiyle düzenlediği gerçeğe aykırı raporun mahkemece hükme esas alınması sebebiyle ortaya çıkan zararların tazminini kapsar.
1. Devlete Karşı Tazminat Davası
HMK'nın 285. maddesi uyarınca, bilirkişinin kasten veya ağır ihmal suretiyle düzenlemiş olduğu gerçeğe aykırı raporun, mahkemece hükme esas alınması sebebiyle zarar görmüş olanlar, bu zararın tazmini için Devlete karşı tazminat davası açabilirler.
HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU
Bilirkişinin hukuki sorumluluğu MADDE 285- (1) Bilirkişinin kasten veya ağır ihmal suretiyle düzenlemiş olduğu gerçeğe aykırı raporun, mahkemece hükme esas alınması sebebiyle zarar görmüş olanlar, bu zararın tazmini için Devlete karşı tazminat davası açabilirler. (2) Devlet, ödediği tazminat için sorumlu bilirkişiye rücu eder.
Bu düzenleme, zarar gören kişilerin doğrudan bilirkişiye karşı dava açma yerine, Devlete karşı dava açmasını öngörmektedir. Devlet, ödediği tazminat için sorumlu bilirkişiye rücu eder.
Yargıtay içtihatları da bu hususu teyit etmektedir. Bilirkişinin sorumluluğuna gidilebilmesi için kasten veya ağır ihmal sonucu gerçeğe aykırı bir rapor hazırlamış olması ve bu raporun hükme esas alınması gerekmektedir.
4. Hukuk Dairesi 2012/18499 E. , 2013/16964 K.
01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK'nun “Bilirkişinin Hukuki Sorumluluğu” başlıklı 3. maddesinde, “Bilirkişinin kasten veya ağır ihmal suretiyle düzenlemiş olduğu gerçeğe aykırı raporun, mahkemece hükme esas alınması sebebiyle zarar görmüş olanlar, bu zararın tazmini için Devlete karşı tazminat davası açabilirler Devlet, ödediği tazminat için sorumlu bilirkişiye rücu eder.” şeklinde düzenleme yapılmıştır Davaya konu edilen olayda, .... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2006/72 Esas sayılı dava dosyasında fen memuru sıfatı ile bilirkişi olarak görev yaptığı anlaşılan davalının, gerçeğe aykırı rapor düzenlemesi nedeniyle davacıyı zarara uğrattığı ileri sürülmektedir Mahkemece açıklanan yasal düzenleme gözetilerek, davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçe ile işin esasına girilerek davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir SONUÇ: Temyiz edilen kararın, yukarıda gösterilen nedenle BOZULMASINA; bozma nedenine göre davacının diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 05/11/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
İçtihatın tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.
4. Hukuk Dairesi 2015/14077 E. , 2017/6222 K.
6100 sayılı HMK'nun 3. maddesinde “(1) Bilirkişinin kasten veya ... ihmal suretiyle düzenlemiş olduğu gerçeğe aykırı raporun, mahkemece hükme esas alınması sebebiyle zarar görmüş olanlar, bu zararın tazmini için Devlete karşı tazminat davası açabilirler. (2) Devlet, ödediği tazminat için sorumlu bilirkişiye rücu eder.”, 286/1 maddesi ise “Devlet aleyhine açılacak olan tazminat davası, gerçeğe aykırı bilirkişi raporunun ilk derece mahkemesince hükme esas alındığı hâllerde, bu mahkemenin yargı çevresi içinde yer aldığı bölge adliye mahkemesi hukuk dairesinde; bölge adliye mahkemesince hükme esas alındığı hâllerde ise Yargıtay ilgili hukuk dairesinde görülür.” hükmünü içermektedir Somut olayda, davacının sanık olarak yargılandığı İstanbul 9.
İçtihatın tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.
2. Sigorta Tahkim Komisyonu Bilirkişilerinin Sorumluluğu
Sigorta Tahkim Komisyonu Bilirkişilik Yönetmeliği'ne göre, bilirkişinin kasten veya ağır ihmal suretiyle düzenlemiş olduğu gerçeğe aykırı raporun, hükme esas alınması sebebiyle zarar görmüş olanlar, bu zararın tazmini için bilirkişiye karşı doğrudan tazminat davası açabilirler. Bu durum, HMK'dan farklı olarak doğrudan bilirkişiye karşı dava açma imkanı tanımaktadır.
SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU BİLİRKİŞİLİK YÖNETMELİĞİ
Bilirkişinin cezai ve hukuki sorumluluğu Madde 30 – (3) Bilirkişinin kasten veya ağır ihmal suretiyle düzenlemiş olduğu gerçeğe aykırı raporun, hükme esas alınması sebebiyle zarar görmüş olanlar, bu zararın tazmini için bilirkişiye karşı doğrudan tazminat davası açabilirler.
Bilirkişinin Cezai Sorumluluğu
Bilirkişi, Türk Ceza Kanunu anlamında kamu görevlisidir. Bu nedenle, görevini kötüye kullanması veya gerçeğe aykırı mütalaada bulunması halinde cezai sorumluluğu doğar.
HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU
Bilirkişi gider ve ücreti Dipnot: Bu maddede yer alan tarife ile ilgili olarak 14/12/2022 tarihli ve 32043 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan “2023 Yılı Bilirkişilik Asgari Ücret Tarifesi”ne bakınız. Madde 284 : (1) Bilirkişi, Türk Ceza Kanunu anlamında kamu görevlisidir. Bilirkişinin hukuki sorumluluğu
BİLİRKİŞİLİK YÖNETMELİĞİ
Bilirkişinin cezai ve hukuki sorumluluğu Madde 58 – (1) Bilirkişi, Türk Ceza Kanunu anlamında kamu görevlisidir.
1. Gerçeğe Aykırı Bilirkişilik veya Tercümanlık Suçu (TCK m. 276)
Yargı mercileri veya suçtan dolayı kanunen soruşturma yapmak veya yemin altında tanık dinlemek yetkisine sahip bulunan kişi veya kurul tarafından görevlendirilen bilirkişinin gerçeğe aykırı mütalaada bulunması halinde, üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
TÜRK CEZA KANUNU
Gerçeğe aykırı bilirkişilik veya tercümanlık Madde 276- (1) Yargı mercileri veya suçtan dolayı kanunen soruşturma yapmak veya yemin altında tanık dinlemek yetkisine sahip bulunan kişi veya kurul tarafından görevlendirilen bilirkişinin gerçeğe aykırı mütalaada bulunması halinde, üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
Dipnot: 3/11/2016 tarihli ve 6754 sayılı Kanunun 41 inci maddesiyle, bu fıkrada yer alan “bir yıldan üç yıla” ibaresi “üç yıldan yedi yıla” şeklinde değiştirilmiştir. (2) Birinci fıkrada belirtilen kişi veya kurullar tarafından görevlendirilen tercümanın ifade veya belgeleri gerçeğe aykırı olarak tercüme etmesi halinde, birinci fıkra hükmü uygulanır. Yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs
Bu suçun oluşabilmesi için bilirkişinin bilerek ve isteyerek gerçeğe aykırı görüş bildirmesi gerekmektedir. Suçun taksirle işlenmesi mümkün değildir. Hatalı tespitler, bazı hususları gözden kaçırma ve mesleki deneyimsizlikten kaynaklanan yanlışlıklar, hata ve taksir kavramları içerisinde değerlendirilip, bunlardan doğan gerçeğe aykırı bilirkişi görüşleri söz konusu olursa, suçun manevi unsuru oluşmayacaktır.
8. Ceza Dairesi 2017/15103 E. , 2020/10104 K.
Sanığın bilerek ve isteyerek gerçeğe aykırı görüş bildirmesi halinde suç oluşacaktır Suçun taksirle işlenmesi mümkün değildir Bu nedenle hatalı tespitler, bazı hususları gözden kaçırma ve mesleki deneyimsizlikten kaynaklanan yanlışlıklar, hata ve taksir kavramları içerisinde değerlendirilip, bunlardan doğan gerçeğe aykırı bilirkişi görüşleri söz konusu olursa, suçun manevi unsuru oluşmayacaktır Gerçeğe aykırı görüş bildirmek, bilirkişinin bilerek ve isteyerek yanlış, yanıltıcı, gerçeği yansıtmayan hususları raporunda yansıtması ve bu doğrultuda mütalaada bulunmasıdır
İçtihatın tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.
2. Yalan Tanıklık Suçu ile İlişkisi
Gerçeğe aykırı bilirkişilik suçu, yalan tanıklık suçuna benzer niteliktedir ancak bilirkişinin uzmanlık alanına giren konularda görüş bildirmesiyle ayrılır. Yalan tanıklık suçu TCK'nın 272. maddesinde düzenlenmiştir ve daha genel bir hükümdür. Bilirkişinin gerçeğe aykırı mütalaası özel bir düzenleme olan TCK m. 276 kapsamında değerlendirilir.
TÜRK CEZA KANUNU
Yalan tanıklık Madde 272- (1) Hukuka aykırı bir fiil nedeniyle başlatılan bir soruşturma kapsamında tanık dinlemeye yetkili kişi veya kurul önünde gerçeğe aykırı olarak tanıklık yapan kimseye, dört aydan bir yıla kadar hapis cezası verilir. (2) Mahkeme huzurunda ya da yemin ettirerek tanık dinlemeye kanunen yetkili kişi veya kurul önünde gerçeğe aykırı olarak tanıklık yapan kimseye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir. (3) Üç yıldan fazla hapis cezasını gerektiren bir suçun soruşturma veya kovuşturması kapsamında yalan tanıklık yapan kişi hakkında iki yıldan dört yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. (4) Aleyhine tanıklıkta bulunulan kişi ile ilgili olarak gözaltına alma ve tutuklama dışında başka bir koruma tedbiri uygulanmışsa, yüklenen fiili işlemediğinden dolayı hakkında beraat kararı veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş olması koşuluyla, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır. (5) Aleyhine tanıklıkta bulunulan kişinin gözaltına alınması veya tutuklanması halinde; yüklenen fiili işlemediğinden dolayı hakkında beraat kararı veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş olması koşuluyla; yalan tanıklık yapan kişi, ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna ilişkin hükümlere göre dolaylı fail olarak sorumlu tutulur. (6) Aleyhine tanıklıkta bulunulan kimsenin ağırlaştırılmış müebbet hapis veya müebbet hapis cezasına mahkûmiyeti halinde, yirmi yıldan otuz yıla kadar hapis cezasına; (…)
Dipnot: Anayasa Mahkemesi’nin 14/1/2015 tarihli ve E:2014/116, K:2015/4 sayılı Kararı ile bu bentte yer alan “…süreli hapis cezasına mahkûmiyeti halinde, mahkûm olunan cezanın üçte ikisi kadar hapis cezasına…” ibaresi iptal edilmiştir. hükmolunur. (7) Aleyhine tanıklıkta bulunulan kimsenin mahkûm olduğu hapis cezasının infazına başlanmış ise, altıncı fıkraya göre verilecek ceza yarısı kadar artırılır. (8) Aleyhine tanıklıkta bulunulan kişi hakkında hapis cezası dışında adlî veya idari bir yaptırım uygulanmışsa; yalan tanıklıkta bulunan kişi, üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
İdari Yaptırımlar ve Bilirkişilik Sicilinden Çıkarılma
Bilirkişinin görevini gereği gibi yapmaması veya etik ilkelere aykırı davranması durumunda idari yaptırımlar da uygulanabilir. Bilirkişilik Kanunu, bilirkişilik sicilinden ve listesinden çıkarılma hallerini düzenlemektedir.
BİLİRKİŞİLİK KANUNU
Bilirkişilik sicilinden ve listesinden çıkarılma MADDE 13- (1) Bilirkişiler, aşağıdaki şartlardan birinin gerçekleşmesi hâlinde sicilden ve listeden çıkarılır: a) Bilirkişiliğe kabul şartlarının kaybedilmesi veya sicile kabul tarihinde gerekli şartların bulunmadığının sonradan tespit edilmesi. b) Kanuni bir sebep olmaksızın bilirkişilik yapmaktan kaçınılması veya raporun belirlenen süre içinde mazeretsiz olarak verilmemesi. c) Bilirkişilik görevi ve bu görevin gerektirdiği etik ilkelerle bağdaşmayan, güven duygusunu sarsıcı tutum ve davranışlarda bulunulması. ç) 3 üncü maddede belirtilen temel ilkelere aykırı olarak bilirkişilik faaliyetinde bulunulması. d) Bölge kurulu tarafından yapılacak performans değerlendirmeleri sonucunda yeterli bulunulmaması. e) Bilirkişilik süresinin dolmasına rağmen süresi içerisinde yenileme talebinde bulunulmaması. f) Bilirkişinin sicilden çıkarılmayı talep etmesi. (2) Birinci fıkranın (b), (c), (ç) ve (d) bentlerinde belirtilen hâllerde ihlalin niteliğine göre sicilden ve listeden çıkarma yaptırımı yerine uyarma veya bir yıla kadar geçici süreyle listeden çıkarma yaptırımı uygulanabilir.
Özellikle kanuni bir sebep olmaksızın bilirkişilik yapmaktan kaçınılması veya raporun belirlenen süre içinde mazeretsiz olarak verilmemesi durumunda bilirkişi sicilden çıkarılabilir. Ayrıca, bilirkişilik görevi ve bu görevin gerektirdiği etik ilkelerle bağdaşmayan, güven duygusunu sarsıcı tutum ve davranışlarda bulunulması da sicilden çıkarılma sebebidir.
CEZA MUHAKEMESİ KANUNU
Atama kararı ve incelemelerin yürütülmesi Madde 66 – (2) Belirlenen süre içinde raporunu vermeyen bilirkişi hemen değiştirilebilir. Bu durumda bilirkişi, o ana kadar yaptığı işlemleri açıklayan bir rapor sunar ve görevi sebebiyle kendisine teslim edilmiş olan eşya ve belgeleri hemen geri verir. (Değişik son cümle : 3/11/2016-6754/44 md.) Ayrıca, hukukî ve cezaî sorumluluğuna ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla, bilirkişiye ücret ve masraf adı altında hiçbir ödeme yapılmamasına karar verilebilir ve gerekçesi gösterilerek gerekli yaptırımların uygulanması bilirkişilik bölge kurulundan istenir.
Sonuç / Özet
Bilirkişinin Hukuki ve Cezai Sorumlulukları, yargılama sürecinde özel ve teknik bilgileriyle adaletin tecellisine katkıda bulunan önemli aktörlerdir. Bu nedenle, görevlerini dürüstlük, tarafsızlık ve objektiflik ilkelerine uygun olarak yerine getirmekle yükümlüdürler.
Hukuki sorumluluk açısından, bilirkişinin kasten veya ağır ihmal suretiyle düzenlediği gerçeğe aykırı raporun mahkemece hükme esas alınması ve bu durumdan zarar doğması halinde, zarar görenler Devlete karşı tazminat davası açabilirler. Devlet ise ödediği tazminatı sorumlu bilirkişiye rücu eder. Sigorta Tahkim Komisyonu bilirkişileri için ise doğrudan bilirkişiye karşı tazminat davası açma imkanı bulunmaktadır.
Cezai sorumluluk açısından, bilirkişiler Türk Ceza Kanunu anlamında kamu görevlisi sayılırlar. Bu sıfatla, yargı mercileri tarafından görevlendirilen bilirkişinin bilerek ve isteyerek gerçeğe aykırı mütalaada bulunması halinde, TCK'nın 276. maddesi uyarınca üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılırlar. Bu suçun oluşması için kasıtlı hareket etme şartı aranır; taksirli davranışlar cezai sorumluluk doğurmaz.
Ayrıca, bilirkişilik görevini aksatan veya etik ilkelere aykırı davranan bilirkişiler hakkında idari yaptırımlar uygulanabilir. Bu yaptırımlar arasında uyarma, bir yıla kadar geçici süreyle listeden çıkarma veya sicilden ve listeden tamamen çıkarılma yer almaktadır.




Yorumlar