Arama Sonuçları
Boş arama ile 278 sonuç bulundu
- Casus Yazılımlar ve Dijital Takip: Eşler Arasındaki "Görünmez" Tehlike
Teknolojinin gelişimi hayatımızı kolaylaştırırken, ikili ilişkilerde güven kavramını da dönüştürdü. Günümüzde birçok kişi, eşinin veya partnerinin sadakatinden şüphe duyduğunda dedektif tutmak yerine, tehlikeli ve yasa dışı bir yola başvuruyor: Dijital Casusluk. Aslan Kriminal olarak bu yazımızda, eşlerin birbirini takip etmek için kullandığı yöntemleri, cihazınızda bir casus yazılım olup olmadığını nasıl anlayacağınızı ve hukuki boyutları inceleyeceğiz. Eşler Birbirini Nasıl Takip Ediyor? Genellikle "kıskançlık" veya "güven sorunu" adı altında masumlaştırılmaya çalışılsa da, yapılan işlem teknik olarak bir siber saldırı niteliği taşır. En sık karşılaşılan yöntemler şunlardır: 1. Stalkerware (Takipçi Yazılımları) Bunlar, genellikle hedef kişinin telefonuna fiziksel erişim sağlanarak yüklenen ticari yazılımlardır. Yüklendikten sonra kendini "Hesap Makinesi" veya "Sistem Servisi" gibi masum isimlerle gizler. Ne yaparlar? WhatsApp mesajlarını okuma, konum takibi, ortam dinlemesi ve kamera erişimi. 2. Bulut Hesaplarının Ele Geçirilmesi Eşler, birbirlerinin iCloud veya Google şifrelerini bildiklerinde (veya tahmin ettiklerinde), telefona ekstra bir yazılım yüklemeden "Cihazımı Bul" özellikleri üzerinden anlık konum takibi yapabilirler. Ayrıca bulut yedeklemelerini indirerek galeriye ve notlara erişebilirler. 3. Hediye Edilen Cihazlar Şüpheci bir eş, partnerine hediye ettiği yeni bir telefonu veya tableti, daha kutusunu açmadan önce casus yazılımla donatmış olabilir (Jailbreak/Root işlemleri ile). Telefonunuzda Casus Yazılım Olduğunu Gösteren 5 İşaret Eşinizin sizi takip ettiğinden şüpheleniyorsanız, telefonunuzun verdiği şu sinyallere dikkat edin: Aşırı Pil Tüketimi: Telefonunuzu kullanmadığınız halde şarjınız hızla bitiyorsa, arka planda çalışan ve veri gönderen bir yazılım olabilir. Cihazın Isınması: Telefon durduk yere ısınıyorsa, işlemciniz gizli bir kayıt yapıyor olabilir. Anlamsız Veri Kullanımı: Wi-Fi veya hücresel veri kullanımınızda, sizin yapmadığınız yüksek boyutlu "upload" (yükleme) işlemleri görünüyorsa dikkatli olun. Garip Sesler: Telefon görüşmeleri sırasında cızırtı, yankı veya derinden gelen sesler duyuyorsanız, hattınız dinleniyor olabilir. Kendi Kendine Hareketler: Telefon ekranı durduk yere açılıyor, kapanıyor veya yeniden başlıyorsa müdahale ediliyor olabilir. Bu Bir Suçtur! Hukuki Boyut Türk Ceza Kanunu'na (TCK) göre, eş dahi olsa bir kişinin telefonuna izinsiz yazılım yüklemek, mesajlarını okumak veya ortam dinlemesi yapmak suçtur: Haberleşmenin Gizliliğini İhlal (TCK 132) Kişiler Arasındaki Konuşmaların Dinlenmesi ve Kayda Alınması (TCK 133) Özel Hayatın Gizliliğini İhlal (TCK 134) Bu yöntemlerle elde edilen deliller, boşanma davalarında genellikle "hukuka aykırı delil" sayılır ve mahkemece kabul edilmez. Aksine, takip eden kişi hapis cezası riskiyle karşı karşıya kalabilir. Şüpheleniyorsanız Ne Yapmalısınız? Eğer takip edildiğinizi düşünüyorsanız, yapmamanız gereken ilk şey telefonu fabrika ayarlarına döndürmektir. Sıfırlama işlemi, casus yazılımı silebilir ancak delilleri de yok eder. Hukuki süreç başlatmak ve gerçeği ortaya çıkarmak için profesyonel destek almalısınız. Aslan Kriminal Size Nasıl Yardımcı Olur? Sıradan telefon tamircileri casus yazılımları tespit edemeyebilir. Aslan Kriminal olarak, uzman adli bilişim ekibimizle şunları sunuyoruz: Adli İmaj Alma: Cihazın delil niteliğini bozmadan kopyasını oluşturuyoruz. Derinlemesine Analiz: Gizlenmiş casus yazılımları, silinmiş olsa bile kalıntılarını tespit ediyoruz. Raporlama: Tespit edilen yazılımın ne zaman yüklendiğini, hangi verileri çaldığını ve nereye gönderdiğini mahkemede geçerli bir rapor haline getiriyoruz.
- Görüntü İnceleme Uzmanı Kimdir? Piksellerdeki Gerçeği Ortaya Çıkaran Güç
Günümüzde her köşe başında bir güvenlik kamerası, her cepte bir akıllı telefon var. Bir olay yaşandığında genellikle "Kayıt var mı?" diye soruyoruz. Ancak kayıt olması, gerçeğin net bir şekilde görülmesi anlamına gelmeyebilir. Bulanık yüzler, okunamayan plakalar veya karanlıkta kaybolan detaylar... İşte tam bu noktada, teknolojiyi adli bilimlerle birleştiren Görüntü İnceleme Uzmanı devreye girer. Peki, görüntü inceleme uzmanı tam olarak ne yapar ve Aslan Kriminal olarak sunduğumuz bu hizmet davanızın seyrini nasıl değiştirir? Görüntü İnceleme Uzmanı Kimdir? Görüntü inceleme uzmanı; güvenlik kamerası (CCTV), cep telefonu, araç kamerası veya drone gibi kaynaklardan elde edilen dijital görüntüleri, adli bilişim standartlarına uygun yazılım ve donanımlarla analiz eden teknik yetkilidir. Bu uzmanlar sadece "videoyu izlemez"; videoyu oluşturan veri paketlerini, pikselleri, ışık değerlerini ve kare hızlarını (FPS) inceleyerek çıplak gözle görülemeyen detayları görünür hale getirirler. Bir Görüntü Uzmanı Hangi Sorunları Çözer? Aslan Kriminal bünyesindeki görüntü inceleme uzmanları, ham görüntülerin üzerinde oynama yapmadan (orijinalliği bozmadan) şu işlemleri gerçekleştirir: 1. Görüntü İyileştirme ve Netleştirme Karanlık, sisli, düşük çözünürlüklü veya aşırı parlak videolarda detaylar kaybolabilir. Uzmanlarımız; Plaka Okuma: Hareket halindeki veya uzak mesafedeki araç plakalarını özel filtrelerle okunabilir hale getirir. Yüz Tanıma: Bulanık yüz hatlarını belirginleştirerek şahıs teşhisine olanak sağlar. 2. Montaj ve Manipülasyon Tespiti (Deepfake Analizi) Delil olarak sunulan bir video gerçekten o anı mı yansıtıyor, yoksa üzerinde oynanmış mı? Görüntü bütünlüğü bozulmuş mu? Kare ekleme/çıkarma yapılmış mı? Deepfake teknolojisi kullanılmış mı? Uzmanlarımız, videonun "dijital parmak izini" (Hash değeri) ve metadata bilgilerini inceleyerek sahtecilikleri %100 kesinlikle tespit eder. 3. Nesne ve Olay Analizi Görüntüdeki bir aracın hızı, bir nesnenin rengi veya olay anındaki kişinin elinde ne tuttuğu gibi kritik soruları yanıtlar. Kare kare (frame by frame) inceleme ile saniyenin onda biri kadar süren detaylar yakalanır. Neden Aslan Kriminal Görüntü İnceleme Uzmanlığı? Mahkemelerde veya savcılık soruşturmalarında sunulan delillerin "şüpheye yer bırakmayacak" netlikte olması gerekir. Amatörce yapılan netleştirme çabaları, delilin bozulmasına ve mahkemece reddedilmesine neden olabilir. Aslan Kriminal Farkı: Adli Standartlara Uygunluk: Kullandığımız yöntemler, uluslararası adli bilişim standartlarına uygundur. Hazırladığımız raporlar, HMK (Hukuk Muhakemeleri Kanunu) ve CMK kapsamında "Uzman Mütalaası" olarak mahkemelerde delil niteliği taşır. Yüksek Teknoloji: Dünyanın önde gelen kriminal laboratuvarlarının kullandığı lisanslı yazılımları kullanıyoruz. Hız ve Gizlilik: Delilleriniz, veri güvenliği protokollerine uygun olarak en hızlı şekilde analiz edilir ve raporlanır. Unutmayın: Bir video kaydı bazen bin şahitten daha değerlidir; ancak sadece doğru analiz edildiğinde. Eğer elinizde olay anını aydınlatacak bir görüntü varsa ama detaylar seçilemiyorsa, umutsuzluğa kapılmayın. Piksellerin arkasındaki gerçeği Aslan Kriminal ile ortaya çıkarın.
- Trafik Kazası Uzmanı Kimdir? Gerçeği Aydınlatan Teknik Göz
Trafik kazaları, saniyeler içinde gerçekleşen ancak etkileri yıllarca sürebilen travmatik olaylardır. Kaza anının şokuyla birlikte, taraflar genellikle ne olduğunu tam olarak anlayamazlar. İşte tam bu noktada, kaosun içinden gerçeği çekip çıkaran, adaletin terazisini dengeleyen bir profesyonel devreye girer: Trafik Kazası Uzmanı. Peki, trafik kazası uzmanı tam olarak kimdir ve Aslan Kriminal olarak sunduğumuz bu hizmet neden hayati önem taşır? Gelin, detaylara inelim. Trafik Kazası Uzmanı Kimdir? Trafik kazası uzmanı; meydana gelen bir kazayı sadece görgü tanıklarının ifadelerine göre değil; fizik kuralları, mühendislik hesaplamaları, iz analizi ve adli trafik verilerine dayanarak inceleyen teknik yetkili kişidir. Bu uzmanlar, kaza yerindeki lastik izlerinden araçların çarpışma açısına, hava koşullarından yolun eğimine kadar her detayı bir dedektif titizliğiyle analiz ederler. Amaçları suçluyu parmakla göstermek değil, olayın oluş şeklini bilimsel verilerle ispatlamaktır. Bir Uzman Ne İş Yapar? (Aslan Kriminal Yöntemi) Sıradan bir gözlemci sadece "iki aracın çarpıştığını" görür. Ancak Aslan Kriminal bünyesindeki bir trafik kazası uzmanı şunları görür ve analiz eder: Fren ve Sürüklenme İzleri: Aracın kaza öncesi hızını ve sürücünün reaksiyon zamanını belirler. Hasar Analizi: Araçlardaki deformasyon, çarpışma şiddeti ve yönü hakkında kesin bilgiler verir. Kamera Kayıtları İyileştirme: Bulanık veya karanlık güvenlik kamerası görüntülerini netleştirerek kaza anını kare kare inceler. Kusur Oranı Tespiti: Yasal mevzuata ve Karayolları Trafik Kanunu'na göre tarafların kusur yüzdelerini (Asli/Tali kusur) belirler. Simülasyon: Gerektiğinde kazayı dijital ortamda yeniden canlandırarak mahkemeye sunulabilir görsel kanıtlar oluşturur. Önemli Not: Polis veya jandarma tarafından tutulan kaza tespit tutanakları bazen olay yerindeki yoğunluk veya gözden kaçan detaylar nedeniyle eksik olabilir. Trafik kazası uzmanı, bu raporları teknik verilerle çürütebilir veya doğrulayabilir. Neden Bir Trafik Kazası Uzmanına İhtiyacınız Var? Bir kazadan sonra haklı olduğunuzu "biliyorsunuz" ama bunu ispatlayamıyor musunuz? İşte bu yüzden uzmana ihtiyacınız var: Hak Kaybını Önlemek İçin: Sigorta şirketleri veya karşı taraf, kusuru size yüklemeye çalışabilir. Bilimsel bir rapor, en güçlü savunmanızdır. Tazminat Süreçleri İçin: Değer kaybı, yaralanma veya maddi tazminat davalarında elinizdeki en güçlü koz, uzman görüşü raporudur. İtiraz Süreçleri İçin: Hatalı tutulan kaza tutanaklarına itiraz etmek için teknik bir dayanağa ihtiyacınız vardır. Trafik Kazası Uzmanının Görevleri ve Rolü Trafik kazası uzmanları, genellikle aşağıdaki görevleri yerine getirirler: Kaza Yeri İncelemesi: Kaza yerinde delil toplama, ölçüm yapma, fotoğraf çekme ve olay yerini detaylı bir şekilde analiz etme. Teknik Analiz: Araçların hasar durumları, çarpışma açıları, hız tahminleri, fren izleri, yol durumu ve diğer fiziksel delillerin incelenmesi. Kusur Tespiti: Kazaya karışan tarafların Karayolları Trafik Kanunu ve ilgili mevzuat çerçevesinde kusur oranlarının belirlenmesi. Bu, sürücülerin, yayaların, yolun veya aracın kusurlarının değerlendirilmesini içerir. Rapor Hazırlama: Elde edilen tüm verileri ve analizleri içeren, bilimsel ve teknik verilere dayalı detaylı bir bilirkişi raporu hazırlama. Bu raporlar, mahkemeler için bağlayıcı olmamakla birlikte, karar verme sürecinde önemli bir delil niteliği taşır. Mahkemede İfade Verme: Hazırladığı raporu mahkemede sunma ve gerektiğinde soruları yanıtlayarak teknik konularda açıklama yapma. Zarar Tespiti: Kazadan kaynaklanan maddi ve manevi zararların belirlenmesine yönelik teknik destek sağlama. Trafik Kazası Uzmanı Olma Şartları Trafik kazası uzmanı olabilmek için belirli bir eğitim ve deneyim sürecinden geçmek gerekmektedir. Genellikle mühendislik (özellikle makine, inşaat, trafik mühendisliği) veya fen bilimleri alanında lisans eğitimi almış kişiler, trafik kazası uzmanlığına yönelirler. Ayrıca, bu alanda özel eğitimler, sertifikasyon programları ve deneyim kazanmak da önemlidir. Bilirkişilik Yönetmeliği kapsamında, bilirkişilik yapacak kişilerin belirli niteliklere sahip olması ve bilirkişilik siciline kayıtlı olması gerekmektedir. Sonuç / Özet Trafik kazası uzmanı, trafik kazalarının teknik ve hukuki boyutlarını aydınlatan, kusur tespiti ve zarar belirlemede kritik rol oynayan bir profesyoneldir. Karayolları Trafik Kanunu, Türk Borçlar Kanunu, Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve Ceza Muhakemesi Kanunu gibi temel yasal düzenlemeler çerçevesinde görev yaparlar. Hazırladıkları detaylı raporlar ve mahkemelerdeki teknik açıklamaları, adli süreçlerin doğru ve adil bir şekilde ilerlemesi için vazgeçilmezdir. Bu uzmanlar, kaza yeri incelemesinden teknik analize, kusur tespitinden raporlamaya kadar geniş bir yelpazede hizmet sunarak hukuki uyuşmazlıkların çözümüne önemli katkılar sağlarlar. Aslan Kriminal Farkı: Gerçeklerin Peşinde Aslan Kriminal olarak biz, trafik kazası analizini sadece bir "iş" olarak değil, adaletin tecellisi için bir sorumluluk olarak görüyoruz. Deneyim: Yılların getirdiği saha tecrübesi ve binlerce vaka analizi. Teknoloji: Modern ölçüm cihazları ve analiz yazılımları. Tarafsızlık: Bizim için taraf yoktur, sadece veriler ve gerçekler vardır. Unutmayın; kaza anını geri alamayız ama gerçeği ortaya çıkararak mağduriyetinizi önleyebiliriz. Eğer bir trafik kazası geçirdiyseniz ve raporların gerçeği yansıtmadığını düşünüyorsanız, zaman kaybetmeden Aslan Kriminal uzmanlığına başvurun. Çünkü detaylar, gerçeğin aynasıdır.
- Dijital Delillerin Dedektifi: Adli Bilişim Uzmanı Kimdir?
Suç mahalli artık sadece sokaklar veya kapalı kapılar ardı değil; bilgisayarlar, cep telefonları ve bulut sunucularıdır. Modern hukuk sisteminde bir davanın kaderini değiştiren en güçlü kanıtlar genellikle "0" ve "1"lerden oluşur. İşte tam bu noktada, teknolojinin hukukla buluştuğu yerde Adli Bilişim Uzmanı devreye girer. Peki, dijital dünyanın bu dedektifleri tam olarak ne iş yapar? Silinen bir WhatsApp mesajı, format atılan bir bilgisayar veya manipüle edilmiş bir ses kaydı gerçekten geri getirilebilir mi? Bu yazımızda adli bilişim uzmanlığının perde arkasını aralıyoruz. Adli Bilişim Uzmanı Nedir? Adli bilişim uzmanı ; elektronik ortamlarda (bilgisayar, cep telefonu, hard disk, sunucu vb.) bulunan verilerin, hukuki standartlara uygun şekilde toplanması, saklanması, analiz edilmesi ve mahkemeye sunulabilir bir rapor haline getirilmesi sürecini yöneten profesyoneldir. Bu uzmanlar, sadece "bilgisayardan anlayan" kişiler değildir. Hem ileri düzey teknik bilgiye hem de Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) gibi hukuki prosedürlere hakim olmaları gerekir. Çünkü elde edilen verinin delil niteliği taşıması, "delil zincirinin" bozulmamasına bağlıdır. Adli Bilişim Süreci Bir Adli Bilişim Uzmanı Ne İş Yapar? Adli bilişim uzmanının görev tanımı, bir dedektifin titizliği ile bir mühendisin teknik bilgisini birleştirir. Temel görevleri şunlardır: 1. Veri Kurtarma ve Analiz Sanıklar veya şüpheliler genellikle suç delillerini yok etmek için cihazlarına format atar veya verileri siler. Adli bilişim uzmanı, özel yazılım ve donanımlar kullanarak bu "silindiği sanılan" verileri geri getirir. 2. İmaj Alma (Birebir Kopyalama) Hukuki incelemelerde orijinal delil üzerinde çalışılmaz. Uzman, cihazın "bit tabanlı" birebir kopyasını (imajını) alır. Bu işlem sırasında verinin bütünlüğünün bozulmadığını kanıtlamak için Hash değeri (dijital parmak izi) kullanılır. 3. Sızma ve Casus Yazılım Tespiti Bir şirketin verilerinin çalınması veya bir telefona casus yazılım yüklenmesi gibi durumlarda, saldırının kaynağını, zamanını ve yöntemini tespit eder. 4. Bilirkişi Raporu Hazırlama Belki de en önemli aşama budur. Karmaşık teknik verilerin, hakimlerin ve avukatların anlayabileceği sade bir dille anlatıldığı, hukuki geçerliliği olan raporlar hazırlanır. Adli Bilişim Hangi Davalarda Kritik Rol Oynar? Adli bilişim sadece siber suçlarla sınırlı değildir. Günümüzde hemen hemen her dava türünde dijital delillere başvurulmaktadır: Boşanma Davaları: WhatsApp yazışmaları, sosyal medya kayıtları ve konum bilgileri. Ticari Davalar: Şirket sırlarının çalışanlar tarafından çalınması, haksız rekabet. Ceza Davaları: Cinayet, hırsızlık veya dolandırıcılık vakalarında HTS (baz istasyonu) kayıtları ve kamera görüntülerinin incelenmesi. Bilişim Suçları: Kredi kartı kopyalama, fidye yazılımları (Ransomware) ve hack olayları. Neden Bir Uzmana İhtiyacınız Var? Mahkemeye sunulan bir ekran görüntüsü (screenshot) tek başına her zaman kesin delil sayılmayabilir. Bu görüntünün manipüle edilip edilmediğinin ispatlanması gerekir. Adli bilişim uzmanı , sunduğu raporla delilin "otantikliğini" yani gerçekliğini garanti altına alır. Eğer bir davanızda dijital delillerin eksik incelendiğini veya yanlış yorumlandığını düşünüyorsanız, uzman mütalaası (özel bilirkişi raporu) alarak davanın seyrini değiştirebilirsiniz. Sonuç Teknolojinin hayatımızın merkezine yerleştiği bu çağda, gerçeği ortaya çıkarmak için geleneksel yöntemler yetersiz kalmaktadır. Adli bilişim uzmanı , dijital ayak izlerini takip ederek maddi gerçeğe ulaşılmasını sağlayan en önemli aktördür. Unutmayın; dijital dünyada hiçbir şey tamamen yok olmaz, sadece bulunmayı bekler.
- Ceza Yargılamasında Delil Yetersizliği ve Kamera Kayıtlarının İncelenmesi:Emsal Yargıtay Kararı İncelemesi
Ceza yargılamasında, bir kişinin suçlu bulunabilmesi için suçun şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delillerle ispatlanması esastır. Bu ilke, "şüpheden sanık yararlanır" (in dubio pro reo) ilkesi olarak bilinir. Özellikle kamera görüntüleri gibi delillerin değerlendirilmesinde, bu görüntülerin sanıkla ilişkilendirilmesi ve kimlik tespitinin kesin olarak yapılması büyük önem taşır. Türk Ceza Kanunu (TCK) ve Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK), delillerin toplanması, değerlendirilmesi ve hüküm kurulması süreçlerini düzenler. Fizik kimliğin tespiti, Ceza Muhakemesinde Beden Muayenesi, Genetik İncelemeler ve Fizik Kimliğin Tespiti Hakkında Yönetmelik'in 15. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, üst sınırı iki yıl veya daha fazla hapis cezasını gerektiren bir suçtan dolayı şüpheli veya sanığın kimliğinin teşhisi için gerekli olması halinde, Cumhuriyet savcısının emriyle fotoğraf, iris görüntüsü, beden ölçüleri, diş izi, parmak ve avuç içi izi gibi bilgiler kayda alınarak dosyaya konulur. Bu işlemlerin uzman kolluk mensubu veya diş tabibi tarafından yapılması gerektiği belirtilmiştir. Ceza yargılamasında delil yetersizliği, eksik inceleme ve özellikle kamera görüntülerinden kimlik tespitine ilişkin sorunlar üzerine odaklanmaktadır. Ortak nokta, mahkumiyet kararı verilebilmesi için şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delillerin bulunması gerektiği ve bu tür delillerin eksikliği halinde beraat kararı verilmesi gerektiğidir. 1. Belge - Yargıtay İkinci Ceza Dairesi, Esas: 2021/5805, Karar: 2021/12317, Tarih: 15.06.2021 (Hırsızlık, İş Yeri Dokunulmazlığını Bozma) 2. Ceza Dairesi 2021/5805 E. , 2021/12317 K. MAHKEMESİ :Çocuk Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığını bozma HÜKÜM : Mahkumiyet Dosya incelenerek gereği düşünüldü: Dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir Ancak; Suça sürüklenen çocuğun aşamalardaki savunmasında, suçu kabul etmediğini, görüntülerdeki kişinin kendisi olmadığını belirtmesi ve dosya içerisinde yer alan 09/04/2015 ve 13/11/2015 tarihli bilirkişi raporlarında, güvenlik kamera görüntülerinin incelenmesi neticesinde görüntülerdeki kişinin suça sürüklenen çocuk ile "muhtemel aynı kişi olduğunun" değerlendirilmesi sebebiyle, atılı suçların suça sürüklenen çocuk tarafından gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği hususundaki şüphenin giderilemediğinin anlaşılması karşısında, suça sürüklenen çocuğun muhtelif mesafe ve açılardan yüksek çözünürlükte fotoğrafları temin edilerek, olaya ilişkin kamera görüntüleri ile birlikte Emniyet Genel Müdürlüğü veya Jandarma Komutanlığı Kriminal Dairesi Başkanlığına ya da Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi Başkanlığına gönderilip, kamera görüntülerinin olanaklı ise görüntü iyileştirmesi de yapılmak suretiyle, bu görüntüler ile suça sürüklenen çocuğun fotoğrafları arasında karşılaştırma yapılmasının sağlanıp bahse konu görüntülerdeki kişinin suça sürüklenen çocuk olup olmadığına ilişkin rapor alınarak sonucuna göre suça sürüklenen çocuğun hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, eksik inceleme ve araştırma sonucunda yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi, Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebepten dolayı istem gibi BOZULMASINA, 15/06/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi. Bu kararda, suça sürüklenen çocuğun (SSÇ) suçlamaları reddetmesi ve bilirkişi raporlarının kamera görüntülerindeki kişinin SSÇ ile "muhtemel aynı kişi" olduğunu belirtmesi üzerine, Yargıtay eksik inceleme yapıldığına hükmetmiştir. Mahkeme, şüphenin giderilmesi için SSÇ'nin yüksek çözünürlüklü fotoğraflarının temin edilerek, kamera görüntülerinin iyileştirilmesi ve uzman kriminal dairelerden kesin bir rapor alınması gerektiğini vurgulamıştır. Bu durum, kimlik tespitinde "muhtemel" gibi ifadelerin mahkumiyet için yeterli olmadığını, kesinlik arandığını göstermektedir. 2. Belge - Yargıtay Onbeşinci Ceza Dairesi, Esas: 2013/28031, Karar: 2016/3268, Tarih: 11.04.2016 (Dolandırıcılık) Sanığın şikayetçinin çalıştığı kuyumcu dükkanına giderek sahte üretilen altın suyuna batırılmış üzerinde ayar numarası ve patenti bulunan altın kolyeyi 600 TL'ye bozdurduğu, suça konu kolyenin toptancıya gönderilmesi sonrası sahte olduğunun anlaşıldığı olayda; şikayetçinin kolluk aşamasında birçok fotoğraf arasından sanığı kesin ve net bir şekilde teşhis ettiğini beyan etmesi karşısında; sanığın yeni çekilmiş teşhise elverişli boy fotoğrafları temin edilerek güvenlik kamera görüntülerindeki şahıs ile aynı kişi olup olmadığı yönünde bilirkişi raporu alınması, şikayetçinin celbi ile sanığın yeni fotoğrafları ile teşhis işlemi yaptırılmasından sonra sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekir. Bu kararda, dolandırıcılık suçundan yargılanan sanık hakkında, şikayetçinin kolluk aşamasında sanığı teşhis etmesine rağmen, güvenlik kamera görüntüleri ile sanığın kimlik tespiti konusunda eksik inceleme yapıldığı belirtilmiştir. Yargıtay, sanığın yeni çekilmiş teşhise elverişli fotoğrafları ile kamera görüntülerinin karşılaştırılması ve bu konuda bilirkişi raporu alınması gerektiğini, ayrıca şikayetçiye yeniden teşhis işlemi yaptırılmasını istemiştir. Bu karar da, delillerin kesinliğini sağlamak adına detaylı incelemenin önemini vurgulamaktadır. 3. Belge - Yargıtay Birinci Ceza Dairesi, Esas: 2022/11720, Karar: 2023/5024, Tarih: 12.07.2023 (Kasten Yaralama) Sanığın aşamalarda üzerine atılı suçu inkâr etmesi, katılan ve tanıkların sanığı teşhisine ilişkin tutanak bulunmaması, olay günü katılanın 5-6 şahıs tarafından darp edildiğinin anlaşılması, ... Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün uzmanlık raporunda, görüntülerdeki şahısla sanığın aynı kişi olduğu yönünde olumlu veya olumsuz bir kanaatte bulunulabilmesinin mümkün olmadığının bildirilmesi karşısında, sanığın atılı kasten yaralama suçunu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilememesi nedeniyle beraati yerine yetersiz gerekçeyle mahkumiyetine karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur. Bu kararda, kasten yaralama suçundan mahkumiyet kararı verilen sanık hakkında, sanığın suçu inkâr etmesi, teşhis tutanağının bulunmaması ve kriminal laboratuvar raporunda görüntülerdeki şahısla sanığın aynı kişi olduğu yönünde kesin bir kanaat belirtilememesi nedeniyle Yargıtay, mahkumiyet kararını bozmuştur. Karar, "her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil" bulunmadığı gerekçesiyle beraat kararı verilmesi gerektiğini belirtmiştir. Bu durum, delillerin yetersizliği halinde mahkumiyet hükmü kurulamayacağını açıkça ortaya koymaktadır. 4. Belge - Yargıtay İkinci Ceza Dairesi, Esas: 2021/6765, Karar: 2022/20455, Tarih: 07.12.2022 (Hırsızlık) Sanığın savunmasında üzerine atılı suçu kabul etmediği, iş yeri kamera görüntülerinin incelenmesi ve sanığın vesikalık fotoğrafları ile karşılaştırmasının yapılması hususunda bilgi işlemci bilirkişi tarafından düzenlenen 01/02/2016 tarihli bilirkişi raporunda, telefonu çantasına koyup olay yerinden ayrılan şahıs ile dosyada vesikalık fotoğrafları bulunan sanığın kıyaslandığı, şahısların, burun yapısı, çene yapısı, yanak yapısı, göz çevresindeki morluklar yönünden benzerlik göstermemekte olduğu, şahısların aynı kişi olabileceği belirtilip kesin kanaat belirtilmediğinin anlaşılması karşısında; olay yeri kamera kayıtlarının büyütme ve netleştirme teknikleri de kullanılmak suretiyle güvenlik kamera görüntülerinin değerlendirilmesi, sanığın temin edilecek teşhise elverişli fotoğraflarıyla karşılaştırılması ve görüntülerdeki suça iştirak eden failler arasında sanığın bulunup bulunmadığına ilişkin konusunda uzman Emniyet Genel Müdürlüğü ya da Jandarma Genel Komutanlığına bağlı kriminal laboratuvarlardan veya Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Daire Başkanlığından rapor alınması ile; suça konu telefonu olay tarihinden 5 gün sonra kullandığı tespit edilen ve soruşturma aşamasında ifadesi alınan Mustafa Taba isimli kişinin tanık sıfatıyla dinlenilerek, telefonu satın aldığı işyerinin sorulması, tanığın işyerini bildirmesi halinde bu işyerine suça konu telefonun sanık tarafından satılıp satılmadığının araştırılması, yapılacak tüm inceleme ve araştırma sonucuna göre deliller bir bütün halinde değerlendirilerek sanığın hukuki durumunun takdir ve tayininin gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporu esas alınarak yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 07/12/2022 gününde oy birliğiyle karar verildi. Bu kararda da hırsızlık suçundan mahkumiyet kararı verilen sanık hakkında, sanığın suçu kabul etmemesi ve bilirkişi raporunun kesin kanaat belirtmemesi üzerine eksik inceleme yapıldığına hükmedilmiştir. Yargıtay, kamera kayıtlarının büyütme ve netleştirme teknikleriyle değerlendirilmesi, sanığın teşhise elverişli fotoğraflarıyla karşılaştırılması ve uzman kriminal laboratuvarlardan rapor alınması gerektiğini belirtmiştir. Ayrıca, suça konu telefonu kullanan tanığın dinlenmesi ve telefonun satıldığı yerin araştırılması gibi ek delil toplama faaliyetlerinin de yapılması gerektiği vurgulanmıştır. Bu karar, delil toplama ve değerlendirme sürecinin kapsamlı olması gerektiğini göstermektedir. 5. Belge - Yargıtay İkinci Ceza Dairesi, Esas: 2020/6527, Karar: 2020/5531, Tarih: 10.06.2020 (Konut Dokunulmazlığını Bozma, Mala Zarar Verme) Katılan …’in, ikisi ikametinin avlusunda, diğeri önünde park halinde bulunan üç adet otobüsünün yakılması şeklinde gerçekleşen olayda, sanığın aşamalarda suçsuz olduğunu savunduğu, dosya içerisindeki Adli Tıp Kurum Fizik İhtisas Dairesi Ses ve Görüntü İnceleme Şubesinin 18.09.2014 tarihli raporuna göre “inceleme konusu medyalardaki analizi yapılan görüntü örneklerinden elde edilen verinin karar vermek için yetersiz olduğu”, yine dosya içerisindeki 06.01.2015 tarihli Ulusal Kriminal Büro Adli Video Analizi Bilirkişi Raporuna göre inceleme konusu görüntülerdeki şahıs ile sanığın kesin olarak aynı kişi olduğunun tespit edilemediği anlaşılmakla, katılan …’in suç isnadı niteliğindeki ifadeleri dışında mahkumiyetine yeterli, her türlü şüpheden uzak, hukuka uygun, kesin ve inandırıcı kanıtların bulunmaması karşısında; sanığın beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi, Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebepten dolayı istem gibi BOZULMASINA, 10.06.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. Bu kararda, konut dokunulmazlığını bozma ve mala zarar verme suçlarından mahkumiyet kararı verilen sanık hakkında, sanığın suçsuz olduğunu savunması ve Adli Tıp Kurumu ile Ulusal Kriminal Büro raporlarının görüntülerdeki şahıs ile sanığın kesin olarak aynı kişi olduğunu tespit edememesi üzerine Yargıtay, mahkumiyet kararını bozmuştur. Karar, katılanın suç isnadı niteliğindeki ifadeleri dışında mahkumiyete yeterli, her türlü şüpheden uzak, hukuka uygun, kesin ve inandırıcı kanıtların bulunmaması nedeniyle beraat kararı verilmesi gerektiğini belirtmiştir. Bu karar da, delillerin kesinliği ve yeterliliği ilkesini pekiştirmektedir. Sonuç / Özet-Kamera Kayıtlarının İncelenmesi İncelenen Yargıtay kararları, ceza yargılamasında mahkumiyet hükmü kurulabilmesi için delillerin "her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı" olması gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır. Kamera Kayıtlarının incelenmesi Özellikle kamera görüntüleri üzerinden yapılan kimlik tespitlerinde, bilirkişi raporlarının "muhtemel" veya "benzerlik gösterdiği" gibi ifadelerle kesin kanaat belirtmemesi durumunda, eksik inceleme yapıldığı kabul edilmekte ve mahkumiyet kararları bozulmaktadır. Yargıtay, bu tür durumlarda, görüntü iyileştirmesi, yüksek çözünürlüklü fotoğraflarla karşılaştırma, uzman kriminal dairelerden kesin rapor alınması ve hatta ek tanık dinlenmesi gibi detaylı araştırmaların yapılmasını zorunlu görmektedir. Bu, ceza yargılamasında maddi gerçeğe ulaşma ve adil yargılanma hakkının güvence altına alınması açısından büyük önem taşımaktadır. Bu kararlar ışığında, bir ceza davasında sanığın kimlik tespiti konusunda şüpheler varsa, mahkemenin bu şüpheleri giderecek ek delil toplama ve inceleme faaliyetlerini yapması gerekmektedir. Aksi takdirde, eksik inceleme ve yetersiz delille verilen mahkumiyet kararları Yargıtay tarafından bozulacaktır.
- Adli Görüntü İncelemenin Kapsamı, Yöntemleri ve Yargıtay Kararları Işığında Delil Değeri
Adli görüntü incelemesi, ceza yargılamasında dijital delillerin doğruluğunu, bütünlüğünü ve güvenilirliğini değerlendirmede kritik bir role sahiptir. Bu incelemeler; Adli Tıp Kurumu Adli Bilişim İhtisas Dairesi , Emniyet Genel Müdürlüğü Kriminal Daire Başkanlığı , Jandarma Kriminal Laboratuvarları gibi teknik donanım ve uzman kadroya sahip kurumlar tarafından yapılır. Hukuki süreçlerde görüntülerin manipüle edilip edilmediğinin tespitinden, görüntülerdeki kişi ve nesnelerin teşhisine kadar geniş bir yelpazede kullanılan adli görüntü incelemeleri, Yargıtay kararları ile şekillenen standartlara tabidir. 1. Adli Görüntü İncelemesinin Kurumsal Dayanağı Adli Tıp Kurumu Kanunu Uygulama Yönetmeliği Madde 14 , Adli Bilişim İhtisas Dairesi’nin görev ve yapısını detaylı şekilde düzenlemiştir. Buna göre daire; veri inceleme, mobil cihazlar inceleme, ses ve görüntü inceleme gibi şubelerden oluşmakta olup: “Mahkemeler, hâkimlikler ve Cumhuriyet Savcılıklarınca gönderilen bilişim suçları ile ses ve görüntü analizi konularında gerekli incelemeleri yaparak sonuçlarını bir raporla bildirmek” Görevleri arasında açıkça yer almaktadır. Bu düzenleme, adli görüntü incelemesinin hukuki dayanakla yürütülen bilimsel bir faaliyet olduğunu gösterir. 2. Adli Görüntü İncelemesinin Başlıca Kapsamı ve Yöntemleri Adli görüntü incelemesi, çok yönlü teknik ve bilimsel yöntemleri içerir. Aşağıda Yargıtay içtihatlarıyla desteklenmiş başlıca inceleme alanları yer almaktadır. 2.1. Görüntülerin Orijinalliğinin ve Manipülasyonun Tespiti Bir görüntünün kesilip kesilmediği, montajlanıp montajlanmadığı, ekleme–çıkarma yapılıp yapılmadığı adli bilişimin temel inceleme alanıdır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2020/430 E., 2021/161 K. kararında, Adli Tıp Kurumu tarafından incelenen video dosyasında: Belirli zaman aralıklarında aktarma (kesinti) yapıldığı, Dosyaya eklemeler bulunduğu, Görüntü üzerine metin eklendiği , tespit edilerek videonun bir düzenleme programı ile oluşturulduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu karar, görüntü manipülasyonunun bilimsel yöntemlerle tespit edilebileceğini ortaya koyması bakımından önemlidir. 2.2. Kişi ve Nesne Teşhisi (Yüz Karşılaştırma, Boy – Vücut Yapısı Analizi) Güvenlik kamerası görüntülerindeki kişilerin kimliklerinin belirlenmesi adli görüntü incelemesinin kritik amaçlarından biridir. Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2023/7811 E., 2024/18507 K. kararında şu husus vurgulanmıştır: Olay yeri kamera kayıtlarının büyütme ve netleştirme teknikleri kullanılarak incelenmesi,Sanığın teşhise elverişli fotoğraflarıyla karşılaştırılması ,Gerekirse Adli Tıp Kurumu veya Emniyet uzmanlarından rapor alınması gerektiği belirtilmiştir. Bu karar, kişi teşhisinin uzman kurum raporları olmadan yapılamayacağını ve hatalı teşhis riskinin önlenmesi gerektiğini açıkça ortaya koyar. 2.3. Olay Anının Rekonstrüksiyonu Adli görüntü incelemesi, olayın gerçekleşme şeklini belirlemek için kayıtların zaman dizilimi, hareket yönleri ve mekânsal ilişkilerin analiz edilmesini kapsar. Rekonstrüksiyon, hem ceza hem de hukuk davalarında olayın anlaşılmasını kolaylaştıran önemli bir tekniktir. 2.4. Görüntü Kalitesinin İyileştirilmesi Bulanık, karanlık, düşük çözünürlüklü görüntüler adli inceleme için uygun hale getirilebilir: Aydınlatma optimizasyonu Gürültü azaltma Piksel iyileştirme Kontrast ayarı Netleştirme algoritmaları gibi yöntemler uygulanır. Yargıtay bu tür iyileştirmelerin manipülasyon oluşturmadığını, yalnızca görüntünün analize elverişli hale getirilmesi amacı taşıdığını kabul etmektedir. 2.5. Meta Veri (Üst Veri) Analizi Görüntü dosyalarının çekim tarihi, cihaz modeli, kayıt yazılımı gibi bilgiler meta verilerde saklanır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2021/99 E., 2022/713 K. kararında meta verilerin önemi şu şekilde vurgulanmıştır: Meta verilerin tek başına dosyanın kim tarafından oluşturulduğunu kesin olarak ispatlayamayacağı , Bir belgenin sahibinin kesin tespiti için e-imza gerektiği, Dijital belgelerin delil zincirinin doğru kurulması gerektiği belirtilmiştir. Bu karar, meta veri analizinin inceleme sürecindeki sınırlı ama kritik rolünü ortaya koymaktadır. 2.6. Çekim Koşullarının Analizi Çekim esnasındaki: Kamera açısı Mesafe Işık koşulları Çekim cihazının konumu Çekimi yapılan kişinin cihazı fark edip etmediği gibi unsurlar olayın doğru yorumlanmasında önemlidir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2023/4 E., 2024/7736 K. kararında: Çekim yapılan cihaz ile mağdur arasındaki mesafe,Mağdurun çekimden haberdar olup olmadığı,Cihaza bakış yönü ve davranışları gibi hususların bilirkişi raporuyla açıklığa kavuşturulması gerektiği ifade edilmiştir. 3.1. Bilimsel ve Gerekçeli Olma Rapor, kullanılan teknikleri ve sonuçların nasıl elde edildiğini açıklamalıdır.Somut veri, teknik bulgu ve bilimsel yöntem raporun temelini oluşturmalıdır. 3.2. Denetime Elverişli Olma Raporun: Açık, Sistematik, Anlaşılır, Teknik açıklamalarla desteklenmiş olması gerekir. Bu, hem ilk derece mahkemesinin hem de Yargıtay'ın denetimini kolaylaştırır. 3.3. Bilirkişinin Hukuki Nitelendirme Yapmaması Bilirkişi: Hukuki değerlendirme, Suçun vasıflandırılması, Kast – taksir yorumugibi konularda görüş bildiremez. Rapor yalnızca teknik bulgular içermelidir. 3.4. Delil Bütünlüğü ve Adli Bilişim Standartlarına Uygunluk Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2021/4197 E., 2023/2716 K. kararı bu konuda emsal niteliktedir. Kararda: Delil zincirinin oluşturulmadığı, İncelemede kullanılan yazılım ve donanım bilgilerinin kaydedilmediği, Orijinal delilin nerede saklandığının belirtilmediği, Uzmanın yetkinliğinin raporda açıklanmadığı durumlarda dijital delillerde şüphe doğacağı vurgulanmıştır. Adli görüntü raporlarında delil bütünlüğü esastır; en küçük hata bile delilin geçerliliğini zedeleyebilir. 4. Sonuç Adli görüntü inceleme; olayın aydınlatılması, failin tespiti, görüntü manipülasyonunun ortaya çıkarılması ve delillerin doğruluğunun teyidi gibi kritik amaçlara hizmet eden bilimsel bir süreçtir. Yargıtay kararları bu alandaki standartları netleştirmiştir: Manipülasyon tespiti bilimsel yöntemlerle yapılmalı (CGK 2020/430). Kişi teşhisi için uzman kurum raporu alınmalı (2. CD 2023/7811). Meta veri analizi sınırlı bilgisel değerlere sahiptir (CGK 2021/99). Çekim koşullarının analizi ayrıntılı bilirkişi değerlendirmesi gerektirir (12. CD 2023/4). Delil bütünlüğü adli bilişim standartlarına uygun yürütülmelidir (3. CD 2021/4197). Adli görüntü inceleme raporlarının hukuki değeri, yalnızca teknik doğruluk ve bilimsellik ile değil, aynı zamanda usule uygun delil elde etme ve koruma süreçlerine bağlıdır.
- HTS Kaydı Nedir? Delil Niteliği, CMK 135 ve Yargıtay Kararları
HTS Kaydı Nedir? HTS kaydı( HTS Kaydı Nedir?) , "Historical Traffic Search" kelimelerinin kısaltması olup, Türkçe'de "Geçmişe Dönük Arama Trafiği" veya "Arama Trafiği Tarihi" anlamına gelmektedir. Ceza muhakemesi hukukunda, telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin içeriğine müdahale edilmeksizin, bir kişinin kimle, nerede, ne zaman ve ne kadar süreyle iletişime geçtiğine dair verileri içeren kayıtlardır. Bu kayıtlar, iletişimin içeriğini değil, iletişim trafiğine ilişkin üst verileri kapsar. Yasal Çerçeve HTS kayıtlarının elde edilmesi ve değerlendirilmesi, Türk Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) ve ilgili yönetmeliklerle düzenlenmiştir. Özellikle CMK'nın 135. maddesi, telekomünikasyon yoluyla iletişimin denetlenmesi tedbirlerini detaylandırmaktadır. CEZA MUHAKEMESİ KANUNU Madde 135 – (1) (Değişik: 21/2/2014–6526/12 md.) Bir suç dolayısıyla yapılan soruşturma ve kovuşturmada, suç işlendiğine ilişkin somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve başka suretle delil elde edilmesi imkânının bulunmaması durumunda, hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının kararıyla şüpheli veya sanığın telekomünikasyon yoluyla iletişimi dinlenebilir, kayda alınabilir ve sinyal bilgileri değerlendirilebilir. Cumhuriyet savcısı kararını derhâl hâkim in onayına sunar ve hâkim , kararını en geç yirmi dört saat içinde verir. Sürenin dolması veya hâkim tarafından aksine karar verilmesi hâlinde tedbir Cumhuriyet savcısı tarafından derhâl kaldırılır. CMK Madde 135, iletişimin dinlenmesi, kayda alınması ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesi tedbirlerini düzenler. Bu maddeye göre, HTS kayıtlarının tespiti, soruşturma aşamasında hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı, kovuşturma aşamasında ise mahkeme kararına istinaden yapılır. Kararda, yüklenen suçun türü, hakkında tedbir uygulanacak kişinin kimliği, iletişim aracının türü, telefon numarası veya iletişim bağlantısını tespite imkân veren kodu ve tedbirin süresi belirtilmelidir. TELEKOMÜNİKASYON YOLUYLA YAPILAN İLETİŞİMİN TESPİTİ, DİNLENMESİ, SİNYAL BİLGİLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE KAYDA ALINMASINA DAİR USUL VE ESASLAR İLE TELEKOMÜNİKASYON İLETİŞİM BAŞKANLIĞININ KURULUŞ, GÖREV VE YETKİLERİ HAKKINDA YÖNETMELİK Madde 12 :\nBir suç dolayısıyla yapılan soruşturma ve kovuşturmada, suç işlendiğine ilişkin kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve başka suretle delil elde edilmesi imkânının bulunmaması durumunda, hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının kararıyla şüpheli veya sanığın telekomünikasyon yoluyla iletişimi tespit edilebilir, dinlenebilir, kayda alınabilir ve sinyal bilgileri değerlendirilebilir. Cumhuriyet savcısı, kararını derhâl hâkimin onayına sunar ve hâkim, kararını en geç yirmidört saat içinde verir. Sürenin dolması veya hâkim tarafından aksine karar verilmesi halinde tedbir Cumhuriyet savcısı tarafından derhâl kaldırılır. Şüpheli veya sanığın tanıklıktan çekinebilecek kişilerle arasındaki iletişimi kayda alınamaz. Kayda alma gerçekleştikten sonra bu durumun anlaşılması hâlinde, alınan kayıtlar derhâl yok edilir. Birinci fıkra hükmüne göre verilen kararda, yüklenen suçun türü, hakkında tedbir uygulanacak kişinin kimliği, iletişim aracının türü, telefon numarası veya iletişim bağlantısını tespite imkân veren kodu, tedbirin türü, kapsamı ve süresi belirtilir. Tedbir kararı en çok üç ay için verilebilir; bu süre, bir defa daha uzatılabilir. Ancak, örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili olarak gerekli görülmesi halinde, hâkim bir aydan fazla olmamak üzere sürenin müteaddit defalar uzatılmasına karar verebilir. Şüpheli veya sanığın yakalanabilmesi için, mobil telefonun yeri, hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının kararına istinaden tespit edilebilir. Bu hususa ilişkin olarak verilen kararda, mobil telefon numarası ve tespit işleminin süresi belirtilir. Tespit işlemi en çok üç ay için yapılabilir; bu süre, bir defa daha uzatılabilir. Bu madde hükümlerine göre alınan karar ve yapılan işlemler, tedbir süresince gizli tutulur. Sınırları Telekomünikasyon Yoluyla Yapılan İletişimin Tespiti, Dinlenmesi, Sinyal Bilgilerinin Değerlendirilmesi ve Kayda Alınmasına Dair Usul ve Esaslar ile Telekomünikasyon İletişim Başkanlığının Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Yönetmelik'in 12. maddesi de CMK'daki düzenlemelere paralel olarak HTS kayıtlarının elde edilme şartlarını ve usulünü belirler. HTS Kayıtlarının İçeriği HTS kayıtları, iletişimin içeriğini (konuşma metni, mesaj içeriği) içermez. Bunun yerine, aşağıdaki bilgileri barındırır: Arayan ve Aranan Numara: Kimin kimi aradığı veya kimden arama aldığı bilgisi. Arama Tarihi ve Saati: İletişimin ne zaman gerçekleştiği. Görüşme Süresi: İletişimin ne kadar sürdüğü. Baz İstasyonu Bilgileri: İletişimin gerçekleştiği sırada telefonun hangi baz istasyonlarına sinyal verdiği. Bu bilgi, kişinin yaklaşık coğrafi konumunu belirlemede kullanılır. SMS Bilgileri: Gönderilen ve alınan SMS'lerin sayısı, tarihi ve saati (içeriği değil). İnternet Bağlantı Bilgileri: İnternet kullanımına ilişkin bağlantı zamanları ve kullanılan veri miktarı (içeriği değil). HTS Kayıtlarının Delil Niteliği ve İspat Gücü HTS kayıtları, ceza yargılamasında önemli bir delil türüdür. Ancak, tek başına bir suçun ispatı için her zaman yeterli olmayabilir; genellikle diğer delillerle birlikte değerlendirilerek bir anlam ifade eder. 16. Ceza Dairesi 2018/2088 E. , 2018/2728 K. Bu kayıtlar kısaca HTS (Historical Traffic Search) yani telefon görüşme ve sinyal kayıtlarının geçmişi olarak tarif edilmektedir Ceza yargılaması açısından üzerinde durulması gereken husus, bir delilin kullanıldığı ceza yargılamasında o olayı ne kadar temsil ettiği ile ilgilidir Acaba herhangi bir delil (somut olayda HTS kayıtları), tek başına sübut için yeterli kabul edilir mi Yahut bu delil başka hangi tür delillerle desteklendiğinde sübut için yeterli olabilir mi HTS kayıtları, iletişimin içeriğine müdahale edilmeksizin, kişinin kimle, nerede, ne zaman, ne kadar süreyle iletişime geçtiğine yönelik verileri içerir HTS kayıtlarının tek başına sübuta elverişli delil niteliğinde değildir HTS kayıtları, diğer delillerle birlikte bir anlam ifade edebilir HTS kayıtlarının ortaya koyduğu veriler, diğer delillerle (örneğin tanık, sanık beyanı, görüntü kayıtları vs.) desteklenebiliyor ise, bu veriler belirti delili olarak hüküm verilirken hiç kuşkusuz göz önünde bulundurulabilir Yargıtay uygulamalarında HTS kayıtlarının delil değerine ilişkin farklı uygulamaların ortaya çıktığı görülmektedir Bu içtihat, HTS kayıtlarının tek başına sübuta elverişli delil niteliğinde olmadığını, ancak diğer delillerle (tanık, sanık beyanı, görüntü kayıtları vb.) desteklendiğinde belirti delili olarak hüküm verilirken göz önünde bulundurulabileceğini açıkça belirtmektedir. Hukuka Uygunluk Şartları HTS kayıtlarının delil olarak kullanılabilmesi için hukuka uygun bir şekilde elde edilmesi zorunludur. CMK Madde 135'te belirtilen şartlara uyulmadan elde edilen HTS kayıtları, hukuka aykırı delil niteliğinde olup yargılamada kullanılamaz. Kuvvetli Şüphe Sebepleri: Suç işlendiğine dair somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı. Başka Suretle Delil Elde Edilememesi: Başka suretle delil elde edilmesi imkânının bulunmaması. Hâkim veya Cumhuriyet Savcısı Kararı: Tedbir kararı, hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı tarafından verilmelidir. Cumhuriyet savcısı kararı, derhâl hâkimin onayına sunulur. Belirli Suçlar: CMK Madde 135'in 8. fıkrasında sayılan katalog suçlarla ilgili olarak uygulanabilir. Ceza Genel Kurulu 2019/634 E. , 2022/218 K. Ayrıntıları ilgili bölümde açıklanan FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün iletişim yöntemi olarak ankesörlü/sabit hatlardan periyodik veya ardışık aramalar yaptıkları yönündeki tespitlerden sonra, soruşturma makamlarınca başlangıç soruşturması kapsamında ve 1. madde maddesi gereğince sabit hat ve ankesörlü hatlara yönelik iletişimin tespiti kararları alınarak uygulamaya konulması, bu cümleden olarak şüpheli kişilerin hatlarıyla kamuya açık, birbirinden bağımsız büfe, market vb. yerlerde kurulu bulunan sabit veya ankesörlü hatların HTS kayıtlarının incelenmesi, üçüncü kişilere ait verilerin ayıklanması ile yapılan analizler sonucunda şüphelilere ulaşılmasında hukuka aykırı yöntemlerin kullanıldığı ileri sürülemeyeceği gibi ihlal edildiği iddia edilen hakka nazaran kamu güvenliğinin korunması ve suçla mücadele için sağlanan yararın üstünlüğünden de kuşku duyulmaması gerekecektir Şüphelinin/sanığın mahrem yapıda yer alıp sabit hat ve/veya ankesörlü telefonlar üzerinden hücresel haberleşme ağına dahil olup olmadığının belirlenmesi ile soruşturma ve yargılama aşamasında hukuki durumunun ve konumunun kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti bakımından; suçun ispatı açısından belirleyici nitelikte olması nedeniyle bu delilin elde edilişi, niteliği, kullanımı ve hukukiliği konusunda yukarıda yapılan tüm açıklamalar ışığında taraflar huzurunda tartışılması ve savunma argümanlarının değerlendirilmesi gerekmektedir Bu içtihat, özellikle FETÖ/PDY gibi örgütlü suçlarda ankesörlü/sabit hatlardan yapılan periyodik veya ardışık aramaların HTS kayıtlarının incelenmesinin hukuka uygunluğunu ve bu delillerin suçun ispatı açısından belirleyici nitelikte olabileceğini vurgulamaktadır. HTS Kayıtlarının Analizi HTS kayıtları, genellikle bilirkişiler tarafından analiz edilerek rapor haline getirilir. Bu analizlerde, arama sıklığı, görüşme süreleri, baz istasyonu bilgileri ve ardışık aramalar gibi hususlar değerlendirilir. 3. Ceza Dairesi 2022/22191 E. , 2024/13316 K. emniyet kayıtlarının yanı sıra BTK’dan alınan baz istasyonunu gösterir HTS kayıtlarının, “0” saniyeli çağrılar da dahil olmak üzere getirilerek üzerinde yaptırılacak bilirkişi incelemesi sonucunda "gerçekleştirilen arama sayısı, aramaların ardışık ya da periyodik olup olmadığı, aramaların gerçekleştirildiği saatler, konuşma süreleri, sanığın farklı ankesörlü telefonlardan aranıp aranmadığı, ardışık aramaya dahil olan şahısların aynı kuvvete mensup ve aynı rütbede olup olmadıkları, aramaları gizlemek için herhangi bir şifreleme yönteminin kullanılıp kullanılmadığı" hususlarını gösterir bir analiz inceleme ve tespit raporunun tanzim edilmesi, sanıkla ilgili sabit hat veya ardışık aranmaya ilişkin varsa itirafçı beyanlarının tamamının dosyaya getirilmesi, yine ardışık aramalar kapsamında ardışık şekilde arandığı diğer tüm asker şahıslar hakkında bir soruşturma veya dava olup olmadığı araştırılıp, varsa ifade örneklerinin dosyaya ibrazının sağlanması, gerektiğinde bu kişilerin tanık olarak beyanlarına başvurulması, Bu içtihat, HTS kayıtları üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesinde "gerçekleştirilen arama sayısı, aramaların ardışık ya da periyodik olup olmadığı, aramaların gerçekleştirildiği saatler, konuşma süreleri, sanığın farklı ankesörlü telefonlardan aranıp aranmadığı, ardışık aramaya dahil olan şahısların aynı kuvvete mensup ve aynı rütbede olup olmadıkları, aramaları gizlemek için herhangi bir şifreleme yönteminin kullanılıp kullanılmadığı" gibi hususların analiz edilmesi gerektiğini belirtmektedir. Tanıklıktan Çekinebilecek Kişilerle İletişim CMK Madde 135'in 3. fıkrası uyarınca, şüpheli veya sanığın tanıklıktan çekinebilecek kişilerle arasındaki iletişimi kayda alınamaz. Kayda alma gerçekleştikten sonra bu durumun anlaşılması hâlinde, alınan kayıtlar derhâl yok edilir. Ancak, bu yasak iletişimin içeriğine ilişkindir; HTS verileri ve sinyal bilgilerinin tespiti bu kapsamda yasaklanmamıştır. 3. Ceza Dairesi 2021/4197 E. , 2023/2716 K. Çünkü, suç tarihi itibariyle CMK'nın 135'inci maddesinin 2'nci fıkrasında yer alan ve suç tarihinden sonra 21/02/2014 tarih ve 6526 SK ile yapılan kısmi değişiklikle içeriğinde hiçbir değişiklik yapılmaksızın aynı maddenin 3'üncü fıkrasında düzenlenen hükümde; tanıklıktan çekinebilecek kişiler arasında gerçekleşen iletişimin içeriğine ulaşılmaksızın ve müdahale edilmeksizin yalnızca kimin kiminle görüştüğüne dair bilgiler, bir başka deyişle HTS verilerinin ve yine tanıklıktan çekinebilecek kişiler arasında gerçekleşen iletişimin içeriğine müdahale edilmeksizin yalnızca sinyal bilgilerinin iletişim sistemleri üzerinde bıraktığı izlerin tespit edilerek, bunlardan anlamlandırılan sonuçlar çıkarmak üzere gerçekleştirilen değerlendirme işlemlerinin bir başka deyişle sinyal bilgilerinin elde edilmesi yasaklanmamıştır. Bu içtihat, tanıklıktan çekinebilecek kişilerle yapılan iletişimin içeriğinin kayda alınmasının yasak olduğunu, ancak HTS verileri ve sinyal bilgilerinin tespitinin bu yasak kapsamında olmadığını açıklamaktadır. Sonuç / Özet HTS kaydı, telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin içeriği dışındaki üst verilerini (kimin kimi aradığı, ne zaman, ne kadar süreyle ve nerede iletişime geçildiği gibi) içeren önemli bir delil türüdür. Bu kayıtlar, CMK Madde 135 ve ilgili yönetmelikler çerçevesinde, belirli suçlarla ilgili olarak, kuvvetli şüphe ve başka suretle delil elde etme imkanının bulunmaması şartıyla, hâkim veya Cumhuriyet savcısı kararıyla elde edilebilir. HTS kayıtları, tek başına bir suçun ispatı için yeterli olmamakla birlikte, diğer delillerle (tanık beyanları, sanık savunmaları, kamera kayıtları, baz istasyonu analizleri vb.) birlikte değerlendirildiğinde, suçun aydınlatılmasına ve failin tespiti açısından güçlü belirti delilleri sunabilir. Hukuka uygun bir şekilde elde edilmesi ve analiz edilmesi, HTS kayıtlarının yargılamadaki geçerliliği ve ispat gücü açısından hayati öneme sahiptir.
- Adli Tıp Kurumu Balistik İnceleme: Fizik İhtisas Dairesi'nin Rolü
Adli Tıp Kurumu, Türk yargı sisteminde bilimsel ve teknik konularda bilirkişilik hizmeti sunan önemli bir kurumdur. Balistik inceleme de bu hizmetlerden biridir ve özellikle ateşli silahlarla işlenen suçlarda delillerin aydınlatılması açısından hayati bir rol oynar. Adli Tıp Kurumu'nun görev ve yetkileri, 2659 sayılı Adli Tıp Kurumu Kanunu ve ilgili yönetmeliklerle düzenlenmiştir. Ancak, 2/7/2018 tarihli 703 sayılı KHK ile 2659 sayılı Kanun'un birçok maddesi mülga hale gelmiş ve Adli Tıp Kurumu'nun teşkilat ve görevleri Cumhurbaşkanlığı Kararnameleri ile yeniden düzenlenmiştir. Bu kapsamda, 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi, Adli Tıp Kurumu'nun yapısını ve ihtisas dairelerinin görevlerini belirlemektedir. BAKANLIKLARA BAĞLI, İLGİLİ, İLİŞKİLİ KURUM VE KURULUŞLAR İLE DİĞER KURUM VE KURULUŞLARIN TEŞKİLATI HAKKINDA CUMHURBAŞKANLIĞI KARARNAMESİ Madde 16... : d) Adlî tıp ihtisas kurulları ile Adlî Tıp Kurumu dışındaki sağlık kuruluşlarının heyet hâlinde verdikleri rapor ve görüşler arasında ortaya çıkan çelişkileri, konu ile ilgili uzman üyelerin katılımıyla inceler ve kesin karara bağlar. (2) Fizik, Trafik ve Adlî Bilişim İhtisas Dairelerinin raporları Adlî Tıp Üst Kurullarında incelemeye alınamaz. Bu dairelerden birinin verdiği raporlar ile diğer bilirkişi raporları arasında çelişki bulunması hâlinde mahkeme veya Cumhuriyet savcılıklarınca gerekçesi belirtilmek suretiyle talep edilmesi üzerine raporlar, ilgili ihtisas dairesinin en az yedi uzmanının katılımı ile oluşan genişletilmiş uzmanlar heyetince incelenir ve kesin olarak karara bağlanır. Kararlar katılanların oy çokluğuyla alınır, eşitlik hâlinde başkanın bulunduğu taraf oy çokluğunu sağlamış olur. (3) Fizik, Trafik ve Adlî Bilişim İhtisas Dairelerinin genişletilmiş uzmanlar heyetinin çalışma usul ve esasları yönetmelikle düzenlenir. İhtisas Kurullarının görevleri 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 16. maddesi, Adli Tıp Kurumu'nun ihtisas dairelerinin görevlerini ve raporlar arasındaki çelişkilerin giderilmesi usulünü düzenlemektedir. Özellikle, Fizik, Trafik ve Adli Bilişim İhtisas Dairelerinin raporları Adli Tıp Üst Kurullarında incelenemez. Bu dairelerden birinin verdiği raporlar ile diğer bilirkişi raporları arasında çelişki bulunması halinde, ilgili ihtisas dairesinin en az yedi uzmanının katılımıyla oluşan genişletilmiş uzmanlar heyetince incelenir ve kesin olarak karara bağlanır. Balistik incelemeler, Adli Tıp Kurumu bünyesindeki Fizik İhtisas Dairesi tarafından yürütülmektedir. ADLÎ TIP KURUMU KANUNU UYGULAMA YÖNETMELİĞİ Fizik İhtisas Dairesi Madde 14... : j) Fizik ihtisas dairesinde incelenmek üzere gönderilen adlî belgeler, silah ve aletlerden bazıları merciinden müsaade alınmak üzere eğitim ve araştırma amaçlı olarak fizik ihtisas dairesinde muhafaza edilebilir. k) Fizik ihtisas dairesinde kalan silah ve diğer materyal dairenin özel demirbaş defterine kaydedilir. Fizik ihtisas dairesinde tutulan diğer adlî belge örneklerinin bilgi amaçlı olarak kaydı tutulabilir. l) Tetkike gelen ateşli silah mermileri, patlayıcı maddeler, bazı adlî belgeler mahallince geri alınmayıp da dairede birikim olduğunda bir zimmetle tadadı yapılarak ilgili mercilere teslim edilir. Adli Bilişim İhtisas Dairesi Adli Tıp Kurumu Kanunu Uygulama Yönetmeliği'nin 14. maddesi, Fizik İhtisas Dairesi'nin görevlerini detaylandırmaktadır. Bu daire, incelenmek üzere gönderilen adli belgeler, silah ve aletleri muhafaza edebilir ve tetkike gelen ateşli silah mermileri, patlayıcı maddeler gibi materyalleri ilgili mercilere teslim edebilir. Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi'nin Balistik İncelemedeki Rolü Adli Tıp Kurumu bünyesindeki Fizik İhtisas Dairesi, balistik incelemeler konusunda uzmanlaşmış bir birimdir. Bu dairenin temel görevleri şunlardır: Ateşli Silahların ve Mühimmatın İncelenmesi: Olay yerinden elde edilen ateşli silahlar, mermi çekirdekleri, kovanlar, fişekler ve diğer mühimmat üzerinde detaylı incelemeler yapar. Bu incelemelerle silahın markası, modeli, çapı, çalışma prensibi, atışa elverişliliği ve yasal durumu tespit edilir. Atış Mesafesi Tespiti: Maktul veya mağdurun vücudundaki yara izleri, giysilerdeki barut artıkları ve olay yerindeki bulgulara göre atış mesafesi belirlenir. Bu, olayın nasıl gerçekleştiği ve failin konumu hakkında önemli bilgiler sağlar. 1. Ceza Dairesi 2021/8188 E. , 2022/997 K. Adli Tıp bilgilerine göre ateşli silahlarla mermi ateşlendiğinde namludan mermi çekirdeği ile birlikte aynı zamanda yanmış veya yanmamış barut parçacıkları ile bazı kimyasal materyallerde fışkırmakta ve bu tabancalar da en fazla 1 metre kadar namludan uzaklaşabilmekte, namlu karşısındaki hedefte bıraktığı izlere ve atıkların dağılım ve yoğunluğuna göre atış mesafesi de bu şekilde belirlenebilmekte olup, duvara veya hedef dışında başka sert bir zemine sıkılan merminin sekmesi nedeniyle maktul vurulmuş ise maktulden alınan kıyafetlerde atış artığı çıkmamaktadır zira tabanca nereye doğrultulmuş ve namlu nereye bakarken ateş edilmiş ise atış artıkları da oraya doğru fışkırmaktadır 1. Ceza Dairesi 2021/8188 E. , 2022/997 K. Bu içtihat, ateşli silahlarla yapılan atışlarda barut parçacıklarının ve kimyasal materyallerin dağılımına göre atış mesafesinin nasıl belirlendiğini açıklamaktadır. 3. Silah-Mühimmat Eşleştirmesi: Olay yerinden elde edilen mermi çekirdekleri ve kovanların, şüpheliden ele geçirilen silahla atılıp atılmadığı balistik karşılaştırma yöntemleriyle tespit edilir. Bu, suçun failini belirlemede kritik bir adımdır. 1. Ceza Dairesi 2021/12793 E. , 2022/4242 K. Dosya kapsamında mevcut, maktulden elde edilen deforme çekirdek ile sanığa ait Sarsılmaz Kılınç 2000 marka model silahın karşılaştırılmasına ilişkin, Kayseri Kriminal Polis Laboratuvarının 30/09/2013 tarih, ... Jandarma Genel Komutanlığı Balistik İnceleme Şubesinin 11/12/2014 tarih sayılı raporlarında "maktulden elde edilen çekirdeğin, sanıktan elde edilen silahtan atılmadığına" ilişkin tespitleri ile Adli Tıp Fizik İhtisas Dairesi Başkanlığının 22/12/2013 ve 15/06/2015 tarih sayılı raporlarında ise "maktulden elde edilen çekirdeğin, sanıktan elde edilen silahtan atıldığına" ilişkin tespitleri arasında çelişki mevcut olması nedeniyle, söz konusu raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi, söz konusu raporlar arasında farklılığın neden kaynaklandığı ve maktule ait cesetten çıkartılan mermi çekirdeğinin sanığın tabancasıyla atılıp atılmadığının duraksamaya yer bırakmayacak şekilde belirlenebilmesi bakımından, öncelikle teknik üniversitelerden bu hususta rapor alınma imkanının araştırılması ve mümküm olması halinde rapor aldırılması, mümkün olmaması halinde Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Fizik İhtisas Dairesi Balistik Şubesi bünyesinde konusunda uzman olan yedi kişilik heyet teşekkül ettirilmesinin mümkün olup olmadığı araştırılarak, mümkün olması halinde bu şekilde oluşturulan heyetten yeniden rapor aldırılması, 1. Ceza Dairesi 2021/12793 E. , 2022/4242 K. Bu içtihat, farklı kriminal laboratuvarları ile Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi arasındaki rapor çelişkilerinin giderilmesi sürecini ve yedi kişilik uzman heyetinden rapor alınması imkanını göstermektedir. 4. Silahın Niteliğinin Tespiti: Kurusıkı tabancaların veya havalı tüfeklerin 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun kapsamında ateşli silah vasfı kazanıp kazanmadığı gibi teknik değerlendirmeler yapılır. 8. Ceza Dairesi 2020/14889 E. , 2022/8139 K. Sanıkta silahla beraber özel yapım bilyalı fişek ele geçirilmemiş olması ve dosya içinde bulunan Ankara Kriminal Polis Labarotuvarı Müdürlüğünün raporunda, suça konu silahın ses ve gaz fişeklerini istimal etmek üzere imal edildiğinin, namlusu içerisinde bulunması gereken tahdit parçalarının mevcut olmadığının, yivsiz-setsiz kaval bir namluya sahip olduğunun, inceleme konusu tabancanın mevcut durumu itibariyle 6136 sayılı Yasaya göre ateşli bir silah olarak mütalaa edilmesi gerektiğinin, bu haliyle uygun çapta, özel şekil ve nitelikte metal bilye, kurşun veya benzeri cisim konulması suretiyle özel yapılmış fişekleri atabileceğinin ancak teknik özelliklerinde sonradan değişiklik yapıldığını gösterir nitelikte herhangi bir bulgu ve emarenin tespit edilemediğinin belirtilmesi karşısında, suça konu tabancanın orijinal halini koruyup korumadığı, orijinal üretim tabanca var ise karşılaştırmalı inceleme de yapılarak orijinal halinde değişiklik meydana getirilip yasak silah vasfı kazandırılıp kazandırılmadığı hususunda Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas dairesinden ek rapor alınıp sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiği gözetilmeden, eksik araştırma ile yazılı biçimde hüküm kurulması, 8. Ceza Dairesi 2020/14889 E. , 2022/8139 K. Bu içtihat, kurusıkı tabancaların sonradan değişiklik yapılarak yasak silah vasfı kazanıp kazanmadığı hususunda Adli Tıp Kurumu'ndan ek rapor alınması gerektiğini vurgulamaktadır. Ceza Genel Kurulu 2013/826 E. , 2014/107 K. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Kriminal Polis Laboratuvarı ve Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesince düzenlenen raporlarda; sanıkta ele geçen silahın namlu içerisinde bulunan gaz ayırıcı parçasının halkavi yapıda olması nedeniyle, yapılan deneme atışlarında uygun çapta özel şekil ve nitelikte saçma, kurşun, metal küre gibi cisimleri atabildiğinin tespit edildiği, dolayısıyla 6136 sayılı Kanun kapsamında yasak niteliğini haiz ateşli silahlardan olduğu sonucuna ulaşıldığı belirtilmiş, ancak ele geçen silahın mevcut hali ile mi üretildiği, yoksa sonradan teknik özelliklerinde değişiklik yapılarak anılan kanun hükümlerine tâbi silah vasfına mı dönüştürüldüğü noktasında bir açıklama yapılmamıştır Ceza Genel Kurulu 2013/826 E. , 2014/107 K. Bu içtihat, Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi'nin, ele geçen silahın 6136 sayılı Kanun kapsamında yasak niteliğini haiz olup olmadığını ve sonradan değişiklik yapılıp yapılmadığını tespit etme görevini göstermektedir. 5. Patlayıcı Maddelerin İncelenmesi: Patlayıcı maddelerle ilgili olaylarda, patlayıcının türü, bileşimi, patlama mekanizması ve etkileri hakkında teknik raporlar hazırlar. Ceza Genel Kurulu 2015/1088 E. , 2019/78 K. Sanık ve Cumhuriyet Savcısı ..... tarafından Adli Tıp Kurumu Fizik/Balistik İhtisas Dairesi Başkanlığına müzekkere yazılarak boş kovanların kısa ve uzun namlulu silahlara ait olup olmadıklarının, tek veya daha fazla silahtan atılıp atılmadıklarının, boş kovanlar dışında diğer patlayıcılara ilişkin parçaların incelenerek hangi patlayıcılara ait olduklarının, bu tür patlayıcıların parçalayıcı, yaralayıcı, yakıcı, zehirleyici, öldürücü, zarar verici, bayıltıcı ve benzeri silahlardan olup olmadıklarının, hangi amaçlarla kullanıldıklarının belirlenmesinin istendiği, Ceza Genel Kurulu 2015/1088 E. , 2019/78 K. Bu içtihat, Adli Tıp Kurumu Fizik/Balistik İhtisas Dairesi'nin patlayıcılara ilişkin parçaları inceleyerek türlerini ve etkilerini belirleme görevini ortaya koymaktadır. 6. Rapor Hazırlama ve Çelişkilerin Giderilmesi: Yapılan incelemeler sonucunda detaylı raporlar hazırlar ve bu raporları ilgili yargı mercilerine sunar. Farklı bilirkişi raporları arasında çelişki olması durumunda, genişletilmiş uzmanlar heyeti ile bu çelişkileri giderir. Adli Tıp Kurumu'nun Balistik İncelemedeki Önemi Adli Tıp Kurumu'nun balistik incelemedeki rolü, yargılamanın doğru ve adil bir şekilde sonuçlanması için büyük önem taşır. Kurum, bağımsız ve tarafsız bir şekilde bilimsel verilerle delilleri değerlendirerek, mahkemelere ve savcılıklara karar verme sürecinde yol gösterir. Özellikle karmaşık ve teknik bilgi gerektiren olaylarda, Adli Tıp Kurumu'nun uzmanlığı, maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasına önemli katkı sağlar. Kurumun raporları, mahkemeler tarafından diğer delillerle birlikte değerlendirilir. Mahkemeler, bilirkişi raporlarıyla bağlı olmamakla birlikte, bu raporlar genellikle yargılamanın seyrini etkileyen güçlü deliller niteliğindedir. Sonuç / Özet Adli Tıp Kurumu, balistik incelemeler konusunda uzmanlaşmış Fizik İhtisas Dairesi aracılığıyla yargı sistemine önemli bir destek sağlamaktadır. Ateşli silahlar, mühimmat ve patlayıcı maddeler üzerinde yapılan detaylı incelemelerle, olayların aydınlatılmasına, faillerin tespitine ve suçun niteliğinin belirlenmesine katkıda bulunur. Kurumun bağımsız ve bilimsel yaklaşımı, adil yargılanma hakkının güvence altına alınmasında kritik bir rol oynamaktadır. Özellikle raporlar arasındaki çelişkilerin giderilmesi mekanizması, delillerin güvenilirliğini artırmaktadır.
- Casus ve Zararlı Yazılım Tespiti: Dijital Güvenliğinizin Kalkanı
Günümüz dünyasında dijital cihazlarımız hayatımızın merkezinde. Akıllı telefonlarımız, bilgisayarlarımız ve tabletlerimiz, hem kişisel anılarımızı hem de kritik iş bilgilerimizi barındırıyor. Ancak, bu dijital dünyanın görünmez tehditleri de var: Casus yazılımlar (Spyware) ve Zararlı yazılımlar (Malware) . Bu yazılımlar, sadece can sıkıcı reklam araçları değil, aynı zamanda finansal kayıplara, itibar zedelenmesine ve en önemlisi özel verilerin çalınmasına yol açan ciddi güvenlik ihlalleridir. Aslan Kriminal olarak, dijital cihazlarınızın ve verilerinizin güvenliğini sağlamanın ne kadar önemli olduğunun bilincindeyiz. Casus Yazılım (Spyware) Nedir? Casus yazılım , bir kullanıcının bilgisi veya izni olmadan cihazına sızan ve kullanıcı aktivitesini gizlice izleyen bir tür kötü amaçlı yazılımdır. Temel amacı veri toplamaktır . 🔍 Casus Yazılımlar Neleri İzleyebilir? Tuş Vuruşları (Keylogging): Şifreler, kredi kartı numaraları ve özel mesajlar dahil olmak üzere klavyede bastığınız her şeyi kaydeder. Ekran Görüntüleri: Belirli aralıklarla ekranınızın görüntülerini yakalar. Coğrafi Konum: Cihazınızın nerede olduğunu sürekli olarak takip eder. Ses Kayıtları: Cihazınızın mikrofonunu kullanarak çevredeki konuşmaları kaydeder. Dosya ve E-posta Erişimi: Kişisel belgelerinize, e-postalarınıza ve iletişim listenize erişir. Zararlı Yazılım (Malware) Nedir? Zararlı yazılım (Malware) , "malicious software" (kötü amaçlı yazılım) teriminin kısaltmasıdır ve bilgisayar sistemine zarar vermek, verilere erişmek veya sistemi kontrol altına almak amacıyla tasarlanmış tüm kötü niyetli yazılımları kapsayan genel bir terimdir . Casus yazılım, zararlı yazılımın bir alt kümesidir. Başlıca Zararlı Yazılım Türleri: Virüsler: Kendilerini diğer programlara ekleyerek yayılır ve dosyaları bozar. Truva Atları (Trojans): Zararsız bir program gibi görünürken arka planda kötü amaçlı işlevler yürütür. Fidye Yazılımları (Ransomware): Sisteminizi veya dosyalarınızı şifreleyerek erişiminizi engeller ve karşılığında fidye talep eder. Reklam Yazılımları (Adware): İstenmeyen reklamlar gösterir ve tarayıcı ayarlarınızı değiştirir. 🛡️ Neden Tespit ve Temizlik Hayati Önem Taşır? Casus ve zararlı yazılımların cihazınızda kalmasına izin vermek, büyük riskler taşır: Finansal Kayıp: Çalınan banka veya kredi kartı bilgileri ile yapılan yetkisiz işlemler. Kimlik Hırsızlığı: Kişisel verilerinizin (TC Kimlik No, adres vb.) kötü amaçlı kullanılması. İtibar Zararı: Gizli iş veya kişisel mesajların, fotoğrafların veya belgelerin sızdırılması. Sistem Çöküşü: Zararlı yazılımların sistem performansını düşürmesi ve cihazı kullanılamaz hale getirmesi. 🛠️ Aslan Kriminal ile Casus ve Zararlı Yazılım Tespiti Nasıl Yapılır? Basit bir antivirüs programı her zaman en derin tehditleri tespit edemez. Özellikle hedefli saldırılarda (örneğin, iş dünyasındaki casusluk veya ayrılık durumlarında özel takipleme) kullanılan sofistike casus yazılımlar, sıradan güvenlik önlemlerini kolayca atlatır. Aslan Kriminal olarak, adli bilişim alanındaki uzmanlığımızla, standart dışı ve gizli tehditleri tespit etmek için derinlemesine bir analiz gerçekleştiriyoruz: Adli Kopya Alma: Cihazınızın dijital verilerinin, kanıt bütünlüğünü bozmayacak şekilde, tam ve değişmez bir kopyası (imajı) alınır. Gelişmiş Tarama: Cihazın işletim sistemi dosyaları, kayıt defteri, ağ bağlantıları ve arka plan süreçleri, bilinen ve bilinmeyen kötü amaçlı yazılım imzaları için taranır. Anomali Analizi: Yetkisiz kullanıcılar, şüpheli ağ trafiği, beklenmedik dosya değişiklikleri veya aşırı pil/veri kullanımı gibi casus yazılım aktivitesine işaret eden anormal davranışlar incelenir. Kök Analizi (Root Cause Analysis): Yazılımın cihaza hangi yolla ve ne zaman bulaştığı tespit edilerek, gelecekteki saldırılara karşı koruma mekanizmaları önerilir. Dijital güvenliğiniz bir lüks değil, bir zorunluluktur. Cihazlarınızda şüpheli bir durum, performans düşüklüğü veya beklenmedik davranışlar fark ediyorsanız, harekete geçmek için geç kalmayın. Aslan Kriminal olarak, casus ve zararlı yazılım tespit hizmetimizde gizliliğinizin ihlal edilmediğinden emin olmanız için buradayız. Daha fazla bilgi almak veya cihazınızın profesyonelce incelenmesini talep etmek için bizimle iletişime geçin.
- Soybağı Tespiti ve Nüfus Kaydı Düzeltme Davalarında DNA İncelemesinin Hayati Önemi: Yargıtay Kararları
Soybağının tespiti ve nüfus kayıtlarının düzeltilmesi davalarında DNA incelemelerinin hayati önemi, Türk Medeni Kanunu (TMK) ve ilgili mevzuat ile Yargıtay içtihatları çerçevesinde değerlendirilmelidir. Bu tür davalar, bireylerin kimliklerini, aile bağlarını ve dolayısıyla miras, nafaka gibi birçok hukuki hakkını doğrudan etkilediği için kamu düzeniyle yakından ilişkilidir. Yasal Çerçeve ve DNA İncelemelerinin Önemi 1. Soybağının Kurulması ve Tespiti Türk Medeni Kanunu'nun 282. maddesi, soybağının nasıl kurulduğunu açıkça belirtir: TÜRK MEDENİ KANUNU Genel olarak soybağının kurulması Madde 282- Çocuk ile ana arasında soybağı doğumla kurulur. Çocuk ile baba arasında soybağı, ana ile evlilik, tanıma veya hâkim hükmüyle kurulur. Soybağı ayrıca evlât edinme yoluyla da kurulur. B. Davada yetki ve yargılama usulü I. Bu maddeye göre, çocuk ile ana arasındaki soybağı doğumla kendiliğinden kurulurken, çocuk ile baba arasındaki soybağı evlilik, tanıma veya hâkim hükmüyle kurulur. Babalık davası, TMK'nın 301. maddesi uyarınca ana ve çocuk tarafından açılabilir: TÜRK MEDENİ KANUNU Dava hakkı Madde 301- Çocuk ile baba arasındaki soybağının mahkemece belirlenmesini ana ve çocuk isteyebilirler. Dava babaya, baba ölmüşse mirasçılarına karşı açılır. Babalık davası, Cumhuriyet savcısına ve Hazineye; dava ana tarafından açılmışsa kayyıma; kayyım tarafından açılmışsa anaya ihbar edilir. II. Bu davalarda, soybağının doğru bir şekilde tespiti büyük önem taşır. Geleneksel delil yöntemleri (tanık beyanları, belgeler vb.) bazen yetersiz kalabilir veya yanıltıcı olabilir. İşte bu noktada DNA incelemeleri, bilimsel ve kesin sonuçlar sunarak gerçeğin ortaya çıkarılmasında hayati bir rol oynar. 2. Nüfus Kayıtlarının Düzeltilmesi Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 36. maddesi, nüfus kayıtlarına ilişkin düzeltme davalarını düzenler: NÜFUS HİZMETLERİ KANUNU Nüfus davaları Madde 36 : (1) Mahkeme kararı ile yapılan kayıt düzeltmelerinde aşağıdaki usûllere uyulur: a) Nüfus kayıtlarına ilişkin düzeltme davaları, düzeltmeyi isteyen şahıslar ile ilgili resmî dairenin göstereceği lüzum üzerine Cumhuriyet savcıları tarafından yerleşim yeri adresinin bulunduğu yerdeki görevli asliye hukuk mahkemesinde açılır. Kayıt düzeltme davaları (...) Dipnot: 31/3/2011 tarihli ve 6217 sayılı Kanunun 31 inci maddesiyle, bu bentte yer alan “Cumhuriyet Savcısı ve” ibaresi yürürlükten kaldırılmıştır. nüfus müdürü veya görevlendireceği nüfus memuru huzuru ile görülür ve karara bağlanır. b) (Değişik: 19/10/2017-7039/9 md.) Haklı sebeplerin bulunması hâlinde aynı konuya ilişkin düzeltme yapılması hâkimden istenebilir. Ad değişikliği hâlinde, nüfus müdürlüğü bu kişinin çocuklarının baba veya ana adına ilişkin kaydı, soyadı değişikliğinde ise eşin ve ergin olmayan çocukların soyadını da düzeltir. c) Tespit davaları, kaydın iptali veya düzeltilmesi için açılacak davalara karine teşkil eder. (2) Kişilerin başkasına ait kaydı kullandıklarına ilişkin başvurular Bakanlıkça incelenip sonuçlandırılır. Nüfus müdürlüklerinin yetkisi Nüfus kayıtlarının doğru ve güncel olması, bireylerin hukuki statüsü açısından temel bir gerekliliktir. Yanlış veya eksik kayıtlar, soybağına ilişkin uyuşmazlıklara yol açabilir. Bu tür durumlarda, DNA incelemeleri, nüfus kayıtlarının gerçeğe uygun hale getirilmesinde kesin ve bilimsel bir kanıt sunar. 3. Hâkimin Resen Araştırma İlkesi ve DNA İncelemeleri Soybağına ilişkin davalar, kamu düzeniyle yakından ilgili olduğu için hâkimin resen araştırma ilkesi geçerlidir. TMK'nın 284. maddesi bu durumu açıkça belirtir: TÜRK MEDENİ KANUNU Yargılama usulü Madde 284 :\nSoybağına ilişkin davalarda, aşağıdaki kurallar saklı kalmak kaydıyla Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu uygulanır: 1. Hâkim maddî olguları re'sen araştırır ve kanıtları serbestçe takdir eder. 2. Taraflar ve üçüncü kişiler, soybağının belirlenmesinde zorunlu olan ve sağlıkları yönünden tehlike yaratmayan araştırma ve incelemelere rıza göstermekle yükümlüdürler. Davalı, hâkimin öngördüğü araştırma ve incelemeye rıza göstermezse, hâkim, durum ve koşullara göre bundan beklenen sonucu, onun aleyhine doğmuş sayabilir. İKİNCİ AYIRIM KOCANIN BABALIĞI A. Babalık karinesi Bu maddeye göre, hâkim maddi olguları resen araştırır ve kanıtları serbestçe takdir eder. Ayrıca, taraflar ve üçüncü kişiler, soybağının belirlenmesinde zorunlu olan ve sağlıkları yönünden tehlike yaratmayan araştırma ve incelemelere rıza göstermekle yükümlüdürler. Davalının bu incelemeye rıza göstermemesi durumunda, hâkim bu durumu aleyhine sonuç doğurmuş sayabilir. Bu hüküm, DNA incelemelerinin soybağı davalarındaki zorunluluğunu ve önemini vurgulamaktadır. Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 78. ve 79. maddeleri de moleküler genetik incelemelerin hangi şartlarda yapılabileceğini ve bu kararı sadece hâkimin verebileceğini düzenler: CEZA MUHAKEMESİ KANUNU Moleküler genetik incelemeler Madde 78 : (1) 75 ve 76 ncı maddelerde öngörülen işlemlerle elde edilen örnekler üzerinde, soybağının veya elde edilen bulgunun şüpheli veya sanığa ya da mağdura ait olup olmadığının tespiti için zorunlu olması hâlinde moleküler genetik incelemeler yapılabilir. Alınan örnekler üzerinde bu amaçlar dışında tespitler yapılmasına yönelik incelemeler yasaktır. (2) Birinci fıkra uyarınca yapılabilen incelemeler, bulunan ve kime ait olduğu belli olmayan beden parçaları üzerinde de yapılabilir. Birinci fıkranın ikinci cümlesi, bu hâlde de uygulanır. Hâkimin kararı ve inceleme yapılması CEZA MUHAKEMESİ KANUNU Madde 79 : (1) 78 inci madde uyarınca moleküler genetik incelemeler yapılmasına sadece hâkim karar verebilir. Kararda inceleme ile görevlendirilen bilirkişi de gösterilir. Bu maddeler, DNA incelemelerinin hukuki süreçteki yerini ve hâkimin bu konudaki yetkisini pekiştirmektedir. Yargıtay İçtihatlarında DNA İncelemelerinin Hayati Önemi Yargıtay, soybağının tespiti ve nüfus kayıtlarının düzeltilmesi davalarında DNA incelemelerinin hayati önemini birçok kararında vurgulamıştır. Bu kararlar, DNA testlerinin bilimsel kesinliği nedeniyle diğer delillere üstünlüğünü ve mahkemelerin bu delili resen araştırması gerektiğini ortaya koymaktadır. 1. Bilimsel Kesinlik ve Kamu Düzeni İlişkisi Yargıtay, soybağı davalarının kamu düzeniyle ilgili olduğunu ve doğru sicil oluşturulması zorunluluğunu sürekli olarak belirtmektedir. Bu nedenle, hâkimin maddi olguları resen araştırması ve bilimsel çalışmaların ulaştığı tüm olanaklardan yararlanması gerektiği ifade edilmektedir. DNA incelemeleri, bu bilimsel olanakların başında gelir. Hukuk Genel Kurulu 2022/762 E. , 2023/883 K. Öte yandan, çocuğun gerçek anne ve babası ile arasında kurulan soybağı bir temel hak olduğu gibi kamu düzeni ile de ilgilidir Bu nedenle hâkim, soybağına ilişkin davalarda doğru sonucun elde edilmesi için tüm maddi olguları resen araştırmalı, bilimsel çalışmaların ulaştığı bütün olanaklardan yararlanmalıdır Tüm canlılarda genetik kodu içeren DNA konusunda yapılan araştırma ve incelemeler de çağımızın en önemli bilimsel gelişmelerinden biri olarak kabul edilmektedir Gen teknolojisinde yaşanan bu gelişmeler hukuku da kaçınılmaz bir şekilde etkilemiş ve bu teknoloji sayesinde uyuşmazlık konusu olan bazı maddi vakıaların güvenilir şekilde aydınlatılması olanaklı hâle gelmiştir 37. Öyle ise; soybağı ve miras hukukunu ilgilendiren bu tür davalarda doğru sicil oluşturulması zorunluluğu dikkate alınarak, davanın ispatı için sunulan delillerle yetinilmeyip, doğru kimliklendirme için DNA testi yapılarak karar verilmesi gerektiği de unutulmamalıdır 38. Hukuk Genel Kurulu 2017/1927 E. , 2018/1471 K. Eldeki davada da soybağının hâkim hükmüyle kurulması talep edilmiştir Çocuk ile baba arasındaki soybağı bir temel hak olduğu gibi kamu düzeni ile de ilgilidir Bu nedenle hâkim, soybağına ilişkin davalarda doğru sonucun elde edilmesi için tüm maddi olguları resen araştırmalı, bilimsel çalışmaların ulaştığı bütün olanaklardan yararlanmalıdır Belirtmek gerekir ki tüm canlılarda genetik kodu içeren DNA konusunda yapılan araştırma ve incelemeler de çağımızın en önemli bilimsel gelişmelerinden biri olarak kabul edilmektedir Gen teknolojisinde yaşanan bu gelişmeler hukuku da kaçınılmaz bir şekilde etkilemiş ve bu teknoloji sayesinde uyuşmazlık konusu olan bazı maddi vakıaların güvenilir şekilde aydınlatılması olanaklı hâle gelmiştir 2. Fethi Kabir ve Diğer DNA İnceleme Yöntemleri Yargıtay, baba olduğu iddia edilen kişinin vefat etmesi durumunda dahi DNA incelemesinden vazgeçilmemesi gerektiğini belirtmektedir. Bu durumda, fethi kabir (mezardan örnek alınması) yoluyla DNA örnekleri alınması veya erkek soyundan gelen diğer bireyler (kardeşler, dede vb.) arasında Y-STR DNA incelemesi yapılması gibi yöntemler önerilmektedir. 18. Hukuk Dairesi 2015/1944 E. , 2015/15735 K. Somut olayda, salt taraf ve tanık beyanları ile yetinilmeyip, iddia ile ilgili olarak DNA incelemesi yaptırılması gerektiği hususu gözetilmeden davanın kabulüne karar verilmesi, 2-Türk Medeni Kanunu'nun 3. maddesinde; ''Çocuk ile baba arasındaki soybağının mahkemece belirlenmesini ana ve çocuk isteyebilirler Dava babaya, baba ölmüşse mirasçılarına karşı açılır Babalık davası, Cumhuriyet savcısına ve Hazineye; dava ana tarafından açılmışsa kayyıma; kayyım tarafından açılmışsa anaya ihbar edilir.'' hükmü yer almaktadır Mahkemece davanın Cumhuriyet savcısı ve Hazineye ihbarı sağlanmadan yargılamanın sonuçlandırılması, 8. Hukuk Dairesi 2018/16042 E. , 2020/928 K. Nüfus kaydının düzeltilmesi davalarında, davanın mahiyeti gereği kamu düzeni ile yakından ilgili bulunması sebebiyle, hakimin istemle bağlı kalmayarak kendiliğinden de yapacağı araştırma ile elde edeceği sonuçlara göre hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmaksızın doğru sicil oluşturmak zorunluluğu bulunduğundan, mahkemece taraflar ve tanık beyanları ile yetinilmeyip, bu iddia ile ilgili olarak DNA testi yaptırılıp alınacak rapor ile toplanacak diğer deliller birlikte değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken bu husus göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu davanın kabulüne karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır Nüfus kayıtlarının düzeltilmesi ve nüfus kayıtlarına yönelik tespit davaları kamu düzeni ile yakından ilgili bulunduğundan, hakim istemle bağlı kalmayarak kendiliğinden de yapacağı araştırma ile elde edeceği sonuçlara göre karar vermek zorundadır Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2023/1719 E., 2023/3075 K. sayılı kararında da, erkek cinsiyetli davalı ve davacılardan Y-STR DNA incelemesi ile aynı babasal soydan gelip gelmediklerinin tespitinin teknik olarak mümkün olduğu belirtilmiştir. Bu, babanın vefat ettiği durumlarda dahi soybağının tespitinde DNA incelemelerinin nasıl kullanılabileceğini göstermektedir. 3. Eksik İnceleme ve Bozma Nedenleri Yargıtay, DNA incelemesi yapılmadan, sadece tanık beyanları veya nüfus kayıtları gibi delillerle verilen kararları eksik inceleme olarak değerlendirmekte ve bozma nedeni saymaktadır. Bu durum, DNA incelemelerinin soybağı davalarındaki vazgeçilmezliğini ortaya koymaktadır. 8. Hukuk Dairesi 2017/9025 E. , 2017/2450 K. Soybağının reddi davasının bu niteliği gözönüne alınarak, mahkemelerce kuşku ve duraksamaya neden olmaksızın soybağının doğru olarak tespiti zorunludur Davada, sadece taraf beyanları ile yetinilmeyip, iddia ile ilgili olarak DNA araştırması yaptırılıp, alınacak rapor da dikkate alınarak bir karar verilmesi gerekirken, yeterli inceleme yapılmadan eksik inceleme sonucu davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir SONUÇ: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 3. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 23.02.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi. 8. Hukuk Dairesi 2017/8664 E. , 2018/13920 K. Hukuk Muhakemeleri Kanununun 292/3. maddesinde, uyuşmazlığın çözümü bakımından zorunlu ve bilimsel verilere uygun olmak ve ayrıca sağlık yönünden bir tehlike oluşturmamak şartıyla, herkesin soybağının tespiti amacıyla vücudundan kan veya doku alınmasına katlanmak zorunda olduğu, haklı bir sebep olmaksızın bu zorunluluğa uyulmaması halinde hâkimin incelemenin zor kullanılarak yapılmasına karar vereceği hükme bağlandığından; Mahkemece açıklanan kanun hükmü çerçevesinde, somut olaydaki iddia ile ilgili olarak DNA araştırması yaptırılıp alınacak rapor da gözetilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile davanın kabulü, Sonuç / Özet Soybağının tespiti ve nüfus kayıtlarının düzeltilmesi davalarında DNA incelemelerinin hayati önemi şu başlıklar altında özetlenebilir: Bilimsel Kesinlik: DNA testleri, soybağı ilişkisini yüksek bir kesinlikle belirleyebilen bilimsel bir yöntemdir. Bu, geleneksel delil yöntemlerinin yetersiz kaldığı durumlarda gerçeğin ortaya çıkarılmasında kritik bir rol oynar. Kamu Düzeni: Soybağı, bireylerin kimlikleri, aile bağları ve hukuki hakları üzerinde doğrudan etkili olduğu için kamu düzeniyle yakından ilgilidir. DNA incelemeleri, doğru sicil oluşturulması ve hukuki güvenliğin sağlanması açısından vazgeçilmezdir. Hâkimin Resen Araştırma Yetkisi: Türk Medeni Kanunu, hâkime soybağı davalarında maddi olguları resen araştırma yetkisi vermektedir. Bu yetki, hâkimin DNA incelemesi gibi bilimsel delillere başvurmasını zorunlu kılar. Delil Yetersizliğinin Giderilmesi: Tanık beyanları veya belgeler gibi delillerin yetersiz kaldığı veya çelişkili olduğu durumlarda, DNA incelemeleri uyuşmazlığı çözüme kavuşturacak kesin kanıtı sunar. Adaletin Sağlanması: DNA incelemeleri, gerçek soybağının tespit edilerek bireylerin haklarının korunmasına ve adaletin sağlanmasına hizmet eder. Özellikle çocukların gerçek anne ve babalarını bilme hakkı, bu incelemelerle güvence altına alınır. Özetle, soybağının tespiti ve nüfus kayıtlarının düzeltilmesi davalarında DNA incelemeleri, modern hukukun bilimsel gelişmelerden yararlanarak gerçeğe ulaşma çabasının en önemli araçlarından biridir. Mahkemeler, bu tür davalarda DNA incelemesi yaptırmadan karar vermekten kaçınmalı ve bilimsel verilerin ışığında, kuşkuya yer bırakmayacak şekilde soybağını tespit etmelidir. Kaynaklar TÜRK MEDENİ KANUNU NÜFUS HİZMETLERİ KANUNU CEZA MUHAKEMESİ KANUNU Hukuk Genel Kurulu 2022/762 E. , 2023/883 K. Hukuk Genel Kurulu 2017/1927 E. , 2018/1471 K. 18. Hukuk Dairesi 2015/1944 E. , 2015/15735 K. 8. Hukuk Dairesi 2018/16042 E. , 2020/928 K. 8. Hukuk Dairesi 2017/9025 E. , 2017/2450 K. 8. Hukuk Dairesi 2017/8664 E. , 2018/13920 K.
- Araçta Gizli Kamera ve GPS Takip Cihazı Tespiti: Aslan Kriminal Rehberi
Özel aracınız, iş görüşmelerinizi yaptığınız, ailenizle seyahat ettiğiniz ve belki de en özel telefon konuşmalarınızı gerçekleştirdiğiniz kişisel alanınızdır. Peki, bu alanda yalnız olduğunuza emin misiniz? Günümüzde teknolojinin ucuzlamasıyla birlikte, araçlara yerleştirilen gizli kameralar , ortam dinleme cihazları (böcekler) ve GPS takip cihazları ciddi bir tehdit haline gelmiştir. Aslan Kriminal olarak, bu yazımızda aracınızda casus cihaz olup olmadığını nasıl anlayabileceğinizi ve profesyonel araç taramasının önemini anlatıyoruz. Aracınızda Casus Cihaz Olduğunu Gösteren İşaretler Bir sabah uyandığınızda aracınızda bir gariplik hissedebilirsiniz. Profesyonel bir tarama yapmadan emin olmak imkansız olsa da, şu belirtiler şüphelenmeniz için yeterlidir: Akü Sorunları: Aracınızın aküsü normalden daha hızlı bitiyorsa, enerjisini aküden alan bir GPS veya dinleme cihazı sürekli çalışıyor olabilir. Radyo Paraziti: Sürüş esnasında radyoda anlamsız cızırtılar veya frekans kaymaları yaşıyorsanız, bu durum casus cihazın yaydığı sinyallerden kaynaklanabilir. Yerinden Oynamış Parçalar: Araç içi plastik aksamlarda, konsolda veya havalandırma ızgaralarında zorlama izi, çizik veya gevşeklik fark ettiniz mi? Konumunuzun Bilinmesi: Sadece araçla gittiğiniz yerleri başkaları "tesadüfen" biliyorsa, aracınızda aktif bir GPS takip cihazı olma ihtimali çok yüksektir. Araçta Gizli Kamera ve Böcekler Nereye Saklanır? Araçta gizli kamera tespit, karmaşık elektrik tesisatları ve sayısız girinti çıkıntıları ile casus cihazlar için mükemmel saklanma alanları sunar. En sık karşılaştığımız saklanma noktaları şunlardır: OBD Soketi ve Sigorta Kutusu: Enerjiye kolay ulaşım sağladığı için GPS cihazlarının bir numaralı yeridir. Dikiz Aynası ve Tepe Lambası: Kabin içini net görebildiği için gizli kameralar genellikle buraya entegre edilir. Koltuk Altları ve Başlıklar: Dinleme cihazlarının (mikrofonların) en sık gizlendiği yerlerdir. Bagaj ve Tampon İçleri: Mıknatıslı GPS cihazlarının dışarıdan kolayca yapıştırıldığı alanlardır. Bireysel Kontrol Yeterli Mi? Kendi imkanlarınızla aracın görünen kısımlarını, torpido gözünü veya koltuk altlarını kontrol edebilirsiniz. Ancak profesyonel casuslukta kullanılan cihazlar; Araç döşemesinin içine dikilebilir, Mevcut kablo tesisatının içine gömülebilir, Sadece hareket halindeyken sinyal yayıp, araç durduğunda "uyku moduna" geçebilir. Bu tip cihazları gözle veya basit dedektör uygulamalarıyla bulmak imkansızdır. İşte bu noktada Aslan Kriminal devreye girer. Aslan Kriminal ile Profesyonel Araç Taraması-Araçta Gizli Kamera Tespit Aracınızdaki şüpheleri ortadan kaldırmak için Aslan Kriminal ekibi olarak, askeri standartlarda donanım ve tecrübeli uzmanlarımızla detaylı bir "Böcek Arama" (TSCM) hizmeti sunuyoruz. Nasıl Çalışıyoruz? Fiziksel İnceleme: Aracın iç ve dış aksamları, kaplamaları sökülmeden endoskopik kameralar ve uzman gözüyle taranır. Sinyal Analizi: GSM (SIM kartlı), Wi-Fi veya RF tabanlı cihazların yaydığı frekanslar analiz edilir. Pasif Cihaz Tespiti: Cihaz kapalı olsa dahi, yarı iletken devreleri tespit eden NLJD (Non-Linear Junction Detector) teknolojisi ile "uyuyan böcekleri" buluruz. GPS Taraması: Aracın altına veya şasi boşluklarına yerleştirilen mıknatıslı takip cihazları taranır. Sonuç ve Raporlama Tarama sonucunda bulunan herhangi bir cihaz varsa, delil niteliği taşıyacak şekilde kayıt altına alınır ve size teslim edilir. Hizmetimiz %100 gizlilik prensibine dayanır; işlem yaptığımızı üçüncü şahıslar asla bilmez. Takip Edilmek Kaderiniz Değil Özel hayatın gizliliği, ihlal edilemez bir haktır. Aracınızda rahatça konuşamıyor veya gittiğiniz her yerde takip edildiğinizi hissediyorsanız, huzurunuzu geri kazanma vakti gelmiştir. Aslan Kriminal , aracınızı tekrar güvenli bir alana dönüştürmek için 7/24 hizmetinizde. Profesyonel destek ve randevu için hemen bize ulaşın.
- Evde Gizli Kamera Tespit Nedir ve Nasıl Yapılır? Aslan Kriminal Uzman Rehberi
Eviniz, dünyadaki en güvenli sığınağınızdır. Ancak teknolojinin gelişmesi ve casus cihazların kolayca erişilebilir hale gelmesiyle birlikte, bu mahremiyet ne yazık ki tehdit altında olabilir. "Acaba evimde gizli kamera var mı?" şüphesi bile huzurunuzu kaçırmaya yeter. Aslan Kriminal olarak, bu yazımızda evinizde gizli kamera tespiti yapmanın yollarını, basit kontrol yöntemlerini ve neden profesyonel bir böcek arama hizmetine ihtiyaç duyabileceğinizi detaylandırdık. Evde Gizli Kamera Tespit-Gizli Kameralar En Çok Nerelere Saklanır? Gizli kameralar ve dinleme cihazları (böcekler), artık insan gözüyle fark edilemeyecek kadar küçük boyutlarda üretilmektedir. Bir dedektif titizliğiyle bakmadığınız sürece, bu cihazlar günlük eşyaların içine mükemmel bir şekilde kamufle olabilir. Evinizde şüphelenmeniz gereken en yaygın yerler şunlardır: Duman Dedektörleri: Tavanda olduğu için genelde dikkat çekmez ve geniş bir görüş açısına sahiptir. Elektrik Prizleri ve Uzatma Kabloları: Cihazın enerji ihtiyacını karşılamak için ideal noktalardır. Aynalar: Özellikle çift taraflı (yarı geçirgen) aynalar arkasına gizlenen kameralar yaygındır. Dekoratif Objeler: Peluş oyuncaklar, biblolar, dijital saatler veya kitap araları. Havalandırma Boşlukları ve Klima Üniteleri. Uzman Notu: Gizli kameralar genellikle yatak odası, banyo veya oturma odası gibi mahremiyetin en yüksek olduğu alanlara ve odanın tamamını görebilecek köşelere yerleştirilir. Evde Kendi İmkanlarınızla Yapabileceğiniz 3 Basit Kontrol Profesyonel bir ekipmanınız olmasa bile, Aslan Kriminal olarak ilk etapta şu basit adımları izlemenizi öneririz: 1. Fiziksel ve Görsel Tarama Yapın Odayı tamamen sessizleştirin ve ışıkları kapatın. Telefonunuzun fenerini açarak şüphelendiğiniz objelerin üzerine tutun. Kamera lensleri, ışığı "kedi gözü" gibi geri yansıtır. Mavi veya morumsu bir yansıma görürseniz o noktayı dikkatlice inceleyin. 2. Ayna Kontrolü (Parmak Testi) Aynanın karşısına geçin ve parmağınızı aynaya dokundurun. Eğer parmağınız ile yansıması arasında bir boşluk varsa, bu normal bir aynadır. Ancak parmağınız ile yansıması birbirine direkt temas ediyorsa , bu bir çift taraflı ayna olabilir ve arkasında kamera bulunma ihtimali vardır. 3. Wi-Fi Ağını Kontrol Edin Birçok modern casus kamera, görüntüleri aktarmak için Wi-Fi kullanır. Ağınızda "IP Camera", "Cam" veya tanımadığınız, anlamsız harf dizilerinden oluşan bir cihaz adı görüyor musunuz? Bu, ağınıza sızmış bir cihazın işareti olabilir. Neden Profesyonel Hizmet Almalısınız? Yukarıdaki yöntemler amatör cihazları bulmakta işe yarayabilir ancak profesyonelce yerleştirilmiş, "Deep Sleep" (derin uyku) moduna sahip veya kendi hafızasına kayıt yapan (Wi-Fi kullanmayan) cihazları tespit etmekte yetersiz kalır. Aslan Kriminal profesyonel ekibi, marketlerde satılan basit dedektörlerin aksine, evde gizli kamera tespit hizmetinde ileri sınıf teknolojiler kullanır: Spektral Analiz: Gözle görülmeyen frekansları tarar. Termal Görüntüleme: Duvar arkasına veya cihaz içine gizlenmiş kameraların yaydığı minimal ısıyı tespit eder. NLJD (Non-Linear Junction Detector): Cihaz kapalı olsa, pili bitse bile yarı iletken devreleri bularak gizli kamerayı ortaya çıkarır. Aslan Kriminal ile %100 Mahremiyet Evde, ofiste veya aracınızda yapılan aramalarda sadece cihaz tespiti yapmıyoruz; aynı zamanda güvenlik açıklarınızı da raporluyoruz. Gizli kamera tespiti hizmetimiz, tamamen gizlilik prensibine dayanır ve elde edilen bulgular sadece sizinle paylaşılır. Şüphelerinizle Yaşamayın, Önlem Alın Mahremiyetiniz lüks değil, en temel hakkınızdır. Eğer evinizde izlendiğinize dair en ufak bir şüpheniz varsa, amatör yöntemlerle vakit kaybetmeyip durumu kesinliğe kavuşturmak en doğrusudur. Aslan Kriminal , uzman kadrosu ve son teknoloji donanımları ile evinizdeki "davetsiz misafirleri" ortaya çıkarmak için yanınızda. Huzurlu ve güvenli bir yaşam alanı için bizimle iletişime geçin. Sıkça Sorulan Sorular (SSS) Evde böcek araması ne kadar sürer? Evin büyüklüğüne ve eşya yoğunluğuna göre değişmekle birlikte, ortalama bir dairenin profesyonel taraması 2-4 saat arasında sürmektedir. Dedektör uygulamaları işe yarıyor mu? Mobil uygulamalar donanım kısıtlamaları nedeniyle güvenilir sonuçlar vermez ve genellikle yanlış alarmlara sebep olur. Kesin sonuç için profesyonel donanım şarttır. Bulunan cihazları ne yapıyorsunuz? Tespit edilen cihazlar, delil niteliği taşıyacak şekilde tutanak altına alınır ve imha edilmeden veya polise teslim edilmeden önce size sunulur. Karar tamamen size aittir.












