top of page

Arama Sonuçları

Boş arama ile 278 sonuç bulundu

  • İzmir'de Kriminal Raporlar İçin Hangi Belgeler Gereklidir? (Aslan Kriminal Rehberi)

    Kriminal Rapor Bir hukuki süreci bilimsel verilerle desteklerken en kritik aşamalardan biri, uzmana doğru delil ve belgeleri  sunmaktır. Uzmanlar, raporlarını yalnızca kendilerine sunulan resmi ve orijinal materyaller üzerinden hazırlayabilirler. Aslan Kriminal  olarak, İzmir'de ihtiyacınız olan uzman raporu türüne göre talep ettiğimiz temel belge ve materyalleri bu rehberde sizler için özetledik. Unutmayın, her raporun niteliği farklı olduğu için, gereken belgeler de rapora özel olarak değişmektedir.  Temel Prensip: Rapor Türüne Göre Delil İhtiyacı Uzman kriminal raporları, çok çeşitli alanları kapsar. Dolayısıyla, imza incelemesi  için gerekenler ile bir bilişim suçu  için gerekenler tamamen farklıdır. Deliller ne kadar eksiksiz ve orijinal olursa, raporun bilimsel dayanağı ve mahkemelerdeki geçerliliği o kadar güçlü olur. İşte en sık talep edilen rapor türleri için Aslan Kriminal  tarafından istenen temel belgeler: 1. Olay Yeri İncelemesi Raporu (Yeniden Yapılandırma) Bu raporlar, bir olayın nasıl gerçekleştiğini veya kusurların dağılımını belirlemek amacıyla hazırlanır. Gereken Belgeler Açıklama Olay Yeri İnceleme Tutanakları Kolluk kuvvetleri (Polis/Jandarma) tarafından tutulan resmi kayıtlar. Olay Yeri Resimleri (veya Videoları) Olayın gerçekleştiği anı değil, olay yeri durumunu gösteren, farklı açılardan çekilmiş görseller. Ölçüm Krokileri (varsa) Olay yerinde yapılan mesafeler, boyutlar ve konumlandırmaları gösteren resmi çizimler. 2. Trafik Kazasında Kusur Tespiti Kaza raporları, sigorta süreçleri, tazminat davaları veya ceza davaları için kusurluluk oranının yeniden incelenmesini sağlar. Gereken Belgeler Açıklama Kaza Tespit Tutanağı Kolluk kuvvetleri veya taraflarca tutulan resmi kaza tespit belgesi. Taraf İfadeleri Kazaya karışan kişi ve görgü tanıklarının kolluk kuvvetlerine verdikleri resmi ifadeler. Bilirkişi Raporları (varsa) Daha önce mahkemece atanmış bilirkişiler tarafından hazırlanan mevcut raporlar. Araç Fotoğrafları (Kaza Sonrası) Araçların hasar durumunu ve olay yerindeki konumlarını gösteren fotoğraflar. Harika! Bir önceki yazınızın devamı niteliğinde, müşterilerinizin en çok merak ettiği konulardan biri olan gerekli evraklar a odaklanan bilgilendirici bir blog yazısı hazırlayalım. İşte Aslan Kriminal  için hazırlanan blog yazısı taslağı: 📂 İzmir'de Kriminal Raporlar İçin Hangi Belgeler Gereklidir? (Aslan Kriminal Rehberi) Bir hukuki süreci bilimsel verilerle desteklerken en kritik aşamalardan biri, uzmana doğru delil ve belgeleri  sunmaktır. Uzmanlar, raporlarını yalnızca kendilerine sunulan resmi ve orijinal materyaller üzerinden hazırlayabilirler. Aslan Kriminal  olarak, İzmir'de ihtiyacınız olan uzman raporu türüne göre talep ettiğimiz temel belge ve materyalleri bu rehberde sizler için özetledik. Unutmayın, her raporun niteliği farklı olduğu için, gereken belgeler de rapora özel olarak değişmektedir. ⚖️ Temel Prensip: Rapor Türüne Göre Delil İhtiyacı Uzman kriminal raporları, çok çeşitli alanları kapsar. Dolayısıyla, imza incelemesi  için gerekenler ile bir bilişim suçu  için gerekenler tamamen farklıdır. Deliller ne kadar eksiksiz ve orijinal olursa, raporun bilimsel dayanağı ve mahkemelerdeki geçerliliği o kadar güçlü olur. İşte en sık talep edilen rapor türleri için Aslan Kriminal  tarafından istenen temel belgeler: 1. 🚨 Olay Yeri İncelemesi Raporu (Yeniden Yapılandırma) Bu raporlar, bir olayın nasıl gerçekleştiğini veya kusurların dağılımını belirlemek amacıyla hazırlanır. Gereken Belgeler Açıklama Olay Yeri İnceleme Tutanakları Kolluk kuvvetleri (Polis/Jandarma) tarafından tutulan resmi kayıtlar. Olay Yeri Resimleri (veya Videoları) Olayın gerçekleştiği anı değil, olay yeri durumunu gösteren, farklı açılardan çekilmiş görseller. Ölçüm Krokileri (varsa) Olay yerinde yapılan mesafeler, boyutlar ve konumlandırmaları gösteren resmi çizimler. 2. 🚗 Trafik Kazasında Kusur Tespiti Kaza raporları, sigorta süreçleri, tazminat davaları veya ceza davaları için kusurluluk oranının yeniden incelenmesini sağlar. Gereken Belgeler Açıklama Kaza Tespit Tutanağı Kolluk kuvvetleri veya taraflarca tutulan resmi kaza tespit belgesi. Taraf İfadeleri Kazaya karışan kişi ve görgü tanıklarının kolluk kuvvetlerine verdikleri resmi ifadeler. Bilirkişi Raporları (varsa) Daha önce mahkemece atanmış bilirkişiler tarafından hazırlanan mevcut raporlar. Araç Fotoğrafları (Kaza Sonrası) Araçların hasar durumunu ve olay yerindeki konumlarını gösteren fotoğraflar. 3. Ses ve Görüntü İncelemesi (Montaj, Manipülasyon, Ses Karşılaştırması) Ses kayıtlarının orijinalliği veya görüntülerdeki manipülasyon iddiaları için bu incelemeler yapılır. Gereken Belgeler Açıklama Orijinal Cihazdan Alınmış Kopya İncelemeye esas olacak ses/görüntü dosyalarının, orijinal cihazdan (telefon, kayıt cihazı vb.) birebir kopyalanmış  hali. İletim Şekli Dosyaların güvenli bir şekilde (tercihen mail, bulut hizmetleri veya fiziksel diskler aracılığıyla) uzmanlarımıza güvenli bir şekilde iletilmesi yeterlidir. Karşılaştırma Örnekleri (Ses için) Sesin kime ait olduğunun tespiti isteniyorsa, şüpheli kişiye ait net ve manipülasyona uğramamış karşılaştırma ses örnekleri  de gereklidir. 4. İmza ve Yazı İncelemesi (Grafoloji) Sahtecilik iddialarında en önemli konu, karşılaştırma materyalinin  niteliğidir. Önemli Not:  İnceleme için, sahte olduğu iddia edilen belge ile kişinin tartışmasız kendi eli ürünü  olan yeterli sayıda karşılaştırma örneği gereklidir. Bu örnekler, incelemeye konu olan belge ile aynı zaman dilimine yakın olmalıdır.  Bir Sonraki Adımınız: Bize Ulaşın Aslan Kriminal  olarak, İzmir'deki hukuki ihtiyaçlarınızda en doğru ve bilimsel raporu hazırlamayı taahhüt ediyoruz. Gerekli belgeler konusunda herhangi bir şüpheniz varsa, vakit kaybetmeden uzman ekibimizle iletişime geçin. Uzmanlarımız, dosyanızın niteliğine göre tam olarak hangi belgelerin  gerektiğini size detaylıca bildirecek ve delillerin doğru şekilde toplanması konusunda rehberlik edecektir.

  • İzmir'de Uzman Kriminal Raporları Nereden Alınır? En Güvenilir Adres: Aslan Kriminal

    Uzman Kriminal Raporları İzmir, Türkiye'nin en büyük şehirlerinden biri olmasının yanı sıra, hukuki süreçlerin ve uzman görüşü gerektiren incelemelerin de yoğun olarak yaşandığı bir merkezdir. Özellikle mahkemelerde , savcılıklarda veya bireysel hukuki anlaşmazlıklarda sunulmak üzere hazırlanan uzman kriminal raporları , davanın seyrini değiştirecek kritik öneme sahiptir. Peki, İzmir'de güvenilir, bağımsız ve bilimsel temellere dayanan bir uzman kriminal raporunu nereden temin edebilirsiniz? Uzman Kriminal Raporu Nedir ve Neden Gereklidir? Uzman kriminal raporu, adli bir olayın veya hukuki bir anlaşmazlığın aydınlatılması amacıyla, o alanda uzmanlaşmış  ve genellikle adli tıp, kimya, bilişim, grafoloji  gibi spesifik disiplinlerden gelen kişiler tarafından hazırlanan, bilimsel metotlarla desteklenmiş resmi bir belgedir. Bu raporlar, genellikle aşağıdaki durumlar için hayati önem taşır: İmza ve Yazı İncelemeleri (Grafoloji):  Sahte imza, el yazısı analizi ve belge sahteciliği. Bilişim Suçları:  Dijital delil toplama, cep telefonu/bilgisayar incelemeleri. Kaza Analizleri:  Trafik kazası veya iş kazası oluş biçimi ve kusur tespiti. Uyuşturucu ve Kimyasal Analizler:  Madde tespiti ve miktarı. Silah ve Mühimmat İncelemeleri:  Ateşli silahların kullanımı ve balistik analizler. İzmir'de Güvenilir Uzman Raporu Adresi: Aslan Kriminal İzmir'de bu alanda hizmet veren pek çok kurum bulunsa da, bağımsızlığı, etik değerlere bağlılığı ve uzman kadrosu  ile öne çıkan firmaların başında Aslan Kriminal  gelmektedir. Aslan Kriminal'i Tercih Etmeniz İçin 3 Önemli Neden: 1. Yüksek Uzmanlık ve Akreditasyon Aslan Kriminal, alanında uzun yıllar tecrübe edinmiş, belirlenen şartlara uygun ve ulusal/uluslararası standartlarda eğitim almış uzmanlarla çalışır. Uzmanlar, raporlarını hazırlarken tarafsızlık  ilkesini esas alır ve sadece bilimsel bulguları dikkate alır. 2. Kapsamlı Hizmet Yelpazesi Şirket, tek bir alana sıkışıp kalmaz. Yukarıda sayılanların yanı sıra; parmak izi incelemesi, ses/görüntü analizi ve tarihi eser incelemeleri  gibi birçok farklı alanda uzman raporu hizmeti sunarak, hukuki ihtiyacınız ne olursa olsun tek bir çatı altında çözüm bulmanızı sağlar. 3. Hızlı ve Detaylı Süreç Yönetimi Hukuki süreçlerde zaman çok önemlidir. Aslan Kriminal, delillerin incelenmesi, analiz edilmesi ve raporun hazırlanması aşamalarını şeffaf ve hızlı  bir şekilde yürütür. Hazırlanan raporlar, mahkemeler tarafından kolayca anlaşılabilir, bilimsel dayanakları güçlü ve yasal formatlara tamamen uygundur. Uzman Raporu Başvuru Süreci Nasıl İşler? Uzman kriminal raporu almak için izlemeniz gereken genel adımlar (Aslan Kriminal özelinde): İhtiyacınızı Belirleme:  Hangi konuda (imza, dijital, kaza vb.) uzmana ihtiyacınız olduğunu netleştirin. Delil Toplama:  İncelemeye esas teşkil edecek orijinal belgeleri veya dijital materyalleri güvenli bir şekilde temin edin. İletişim Kurma:   Aslan Kriminal  ile iletişime geçerek durumu özetleyin. Teklif ve Süreç Onayı:  İncelemenin kapsamı, süresi ve maliyeti hakkında bir teklif alın ve süreci başlatın. Rapor Teslimi:  Uzman incelemesi tamamlandıktan sonra, bilimsel dayanakları olan ve hukuki geçerliliğe sahip raporunuzu teslim alın. İzmir ve çevresinde hukuki süreçlerinizi bilimsel verilerle güçlendirmek istiyorsanız, alanında yetkin ve bağımsız bir kuruluş olan Aslan Kriminal , başvurabileceğiniz en güvenilir ve uzman adrestir. Sonuç:  Hukukta doğru ve bilimsel bilgiye ulaşmak, adalete giden yolda atılan en sağlam adımdır. İzmir'de bu adımı atmak için Aslan Kriminal  ile iletişime geçebilirsiniz.

  • Adli Görüntü İncelemesinin Kapsamı ve Yöntemleri

    Adli görüntü incelemesi, genellikle şu alanlarda yoğunlaşır: Kimlik Tespiti: Kamera kayıtlarındaki kişilerin kimliklerinin belirlenmesi. Bu, yüz tanıma, vücut morfolojisi, giyim tarzı gibi özelliklerin analiziyle yapılır. Olay Yeri Analizi: Olay yerindeki kamera görüntülerinin incelenerek olayın nasıl gerçekleştiğinin, faillerin hareketlerinin ve zaman çizelgesinin çıkarılması. Görüntü İyileştirme ve Netleştirme: Düşük kaliteli veya bulanık görüntülerin özel yazılımlar ve tekniklerle daha anlaşılır hale getirilmesi. Görüntü Bütünlüğü ve Orijinalliği: Görüntülerin üzerinde herhangi bir manipülasyon yapılıp yapılmadığının, yani orijinal olup olmadığının tespiti. Ses ve Görüntü Senkronizasyonu: Ses ve görüntü kayıtlarının birbiriyle uyumlu olup olmadığının incelenmesi. Yargıtay içtihatları, adli görüntü incelemesinin önemini ve nasıl yapılması gerektiğini vurgulamaktadır. Örneğin, İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin bir kararında, imza veya yazı incelemesinin uzmanlarca, yeterli teknik donanıma sahip laboratuvar ortamında, optik aletler ve diğer gerekli cihazlar kullanılarak yapılması gerektiği belirtilmiştir. Bu ilke, adli görüntü incelemesi için de geçerlidir. T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ incelemesinin, konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak; grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması; bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin ve Yargıtay'ın denetimine elverişli bir raporla ortaya konulması; gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf ya da diğer uygun görüntü teknikleriyle de desteklenmesi şarttır. ------ Yargıtay 2. Ceza Dairesi'nin 2014/2825 E., 2015/2819 K. sayılı kararında, kamera görüntülerinin büyütme ve netleştirme teknikleri kullanılarak değerlendirilmesi, görüntülerdeki kişinin sanık olup olmadığının ve suça konu malzemeleri alıp almadığının teknik donanıma sahip bilirkişiden veya kriminal laboratuvardan rapor alınarak belirlenmesi gerektiği ifade edilmiştir. 2. Ceza Dairesi 2014/2825 E. , 2015/2819 K. sanığın teşhise esas olmak üzere fotoğrafları temin edilerek, gerektiğinde büyütme ve netleştirme teknikleri de kullanılmak suretiyle Adli Emanete alındığı anlaşılan işyeri kamera görüntüleri değerlendirilerek, öncelikle kamera görünütlerinin hangi gün ve saate ait olduğu kesin olarak belirlenip, görüntülerdeki kişinin sanık olup olmadığına ve müştekiye ait suça konu malzemeleri alıp almadıklarına ilişkin atanacak teknik donanıma sahip bilirkişiden veya kriminal laboratuvardan rapor alınması, ayrıca görüntülerin duruşmada da izlenmesi ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı şekilde sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmesi, Adli Tıp Kurumu Adli Bilişim İhtisas Dairesi Ses ve Görüntü İnceleme Şubesi tarafından düzenlenen raporlarda, görüntülerin kalitesi, çözünürlüğü, aydınlatma koşulları ve kişinin pozisyonu gibi faktörlerin inceleme sonuçlarını etkilediği belirtilmiştir. Bazı durumlarda, görsel bilginin yetersiz olması nedeniyle kesin bir karar verilemeyebilir. Ceza Genel Kurulu 2020/280 E. , 2022/818 K. Adli Tıp Kurumu Adli Bilişim İhtisas Dairesi Ses ve Görüntü İnceleme Şubesi tarafından düzenlenen 13.02.2018 tarihli ve 11666/202/133S sayılı raporda; kafa ve yüz morfolojisi, saç yapısı, burun yapısı yönlerinden benzerlikler görülmekle; güvenlik kamerasında yer alan kişiye ait görüntü örnekleri ile sanığa ait görüntü örneklerinin mukayeselerinin "İnceleme konusu medyalardaki analizi yapılan görüntü örnekleri, mukayese konusu görüntü örnekleriyle benzerlikler göstermektedir (+1)*" şeklinde değerlendirildiğinin belirtildiği, ekinde yer alan görüntü analizi karar ölçeğinin ise (+4) ila (-4) arasında derecelendirildiği, Ceza Genel Kurulu tarafından müzakere sırasında yapılan incelemede de güvenlik kamerası görüntülerindeki şahıs ile sanığın resimleri karşılaştırıldığında kafa, yüz, saç yapısı ve burun yapısı yönlerinden benzerlikler bulunduğu, Anlaşılmaktadır 12. Ceza Dairesi 2023/3622 E. , 2023/3862 K. 15.Dosya içerisinde bulunan Adli Tıp Kurumu Adli Bilişim İhtisas Dairesi Ses ve Görüntü İnceleme Şubesinin 22/05/2018 tarih, 2018/36129/834/688 sayılı raporunda; İnceleme konusu görüntü dosyalarının kayıt kalitesi ve çözünürlüğünün düşük olduğunun, kişinin güvenlik kamerasına uygun pozisyon ve yakınlıkta bulunmadığının, aydınlatmanın elverişli olmadığının, kişinin yüzüne ait karakteristik yüz hat ve yapılarını temsil eden görsel bilginin yeterli düzeyde olmadığının, pikselizasyon ve bloklaşmalar meydana geldiğinden orjinal görüntülere ait bir çok detayın kaybolmuş olduğunun, bu nedenle inceleme konusu medyalardaki analizi yapılan görüntü örneklerinden elde edilen verinin karar vermek için yetersiz olduğunun bildirildiği görülmüştür. 16.Vergi Denetim Kurulu Başkanlığının 12/02/2022 tarih, 903-5338 sayılı yazılarında tanık ...'ın kazanın meydana geldiği 22/03/2016 tarihinde izinli olmadığının bildirildiği görülmüştür. Adli Görüntü İncelemesinde Karşılaşılan Zorluklar Adli görüntü incelemelerinde karşılaşılan başlıca zorluklar şunlardır: Görüntü Kalitesi: Düşük çözünürlüklü, bulanık veya yetersiz aydınlatmaya sahip görüntüler, analiz sürecini zorlaştırır ve kesin sonuçlar elde edilmesini engelleyebilir. Kamera Açısı ve Pozisyonu: Kamera açısının uygun olmaması veya kişinin kameraya uzak olması, yüz ve vücut özelliklerinin net bir şekilde tespit edilmesini güçleştirir. Manipülasyon İhtimali: Görüntülerin dijital ortamda kolayca değiştirilebilmesi, orijinallik ve bütünlük analizlerini kritik hale getirir. Uzmanlık ve Donanım Eksikliği: Adli görüntü incelemesi, özel yazılımlar, donanımlar ve bu alanda uzmanlaşmış personel gerektirir. Bu kaynakların yetersizliği, incelemelerin kalitesini düşürebilir. Sonuç / Özet Adli görüntü incelemesi, modern ceza muhakemesi süreçlerinde vazgeçilmez bir delil toplama ve değerlendirme yöntemidir. Türk hukukunda CMK ve Bilirkişilik Kanunu ile Adli Tıp Kurumu Kanunu Uygulama Yönetmeliği kapsamında düzenlenmiş olup, uzmanlık gerektiren bir alandır. Bu incelemeler, olayların aydınlatılması, şüphelilerin tespiti ve adaletin sağlanması açısından büyük önem taşır. Ancak, görüntü kalitesi, kamera açısı ve manipülasyon ihtimali gibi faktörler, inceleme sürecinde dikkatle ele alınması gereken zorlukları beraberinde getirir. Mahkemeler ve Cumhuriyet savcılıkları, bu tür incelemeleri Adli Tıp Kurumu gibi yetkili kurumlara yaptırarak, hukuka uygun ve bilimsel temellere dayalı raporlar elde etmeyi amaçlar.

  • Meşru Müdafaa (Yasal Savunma) Nedir? TCK Şartları ve Yasal Çerçeve

    Meşru müdafaa (yasal savunma), Türk Ceza Kanunu (TCK) ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nda düzenlenen, hukuka uygunluk nedenlerinden biridir. Bir kişinin, kendisine veya başkasına yönelmiş haksız bir saldırıyı, o anki hal ve koşullara göre saldırı ile orantılı bir biçimde defetmek zorunluluğu ile işlediği fiillerden dolayı cezalandırılmamasını ifade eder. Meşru müdafaa, fiilin hukuka aykırılığını ortadan kaldırarak, eylemi suç olmaktan çıkarır. Yasal Çerçeve Meşru müdafaa, Türk hukukunda hem anayasal düzeyde hem de ceza kanunu düzeyinde güvence altına alınmıştır. 1. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası Anayasa'nın "Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı" başlıklı 17. maddesi, kişinin yaşama hakkını ve vücut bütünlüğünü koruma hakkını düzenlerken, meşru müdafaa halini bu hakka istisna olarak kabul etmiştir. TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI İKİNCİ BÖLÜM Kişinin Hakları ve Ödevleri I. Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı Madde 17 – Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir. Tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz; rızası olmadan bilimsel ve tıbbi deneylere tabi tutulamaz. Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz. (…) meşru müdafaa hali, yakalama ve tutuklama kararlarının yerine getirilmesi, bir tutuklu veya hükümlünün kaçmasının önlenmesi, bir ayaklanma veya isyanın bastırılması (…) Anayasa, meşru müdafaa halini, kişinin yaşama hakkına dokunulabilecek istisnai durumlardan biri olarak kabul ederek, bu hakkın kullanılmasının hukuka uygunluğunu temel düzeyde güvence altına almıştır. 2. Türk Ceza Kanunu (TCK) TCK'nın "Meşru savunma ve zorunluluk hali" başlıklı 25. maddesi, meşru müdafaanın şartlarını ve kapsamını detaylı olarak düzenlemektedir. TÜRK CEZA KANUNU Meşru savunma ve zorunluluk hali Madde 25 – (1) Gerek kendisine ve gerek başkasına ait bir hakka yönelmiş, gerçekleşen, gerçekleşmesi veya tekrarı muhakkak olan haksız bir saldırıyı o anda hal ve koşullara göre saldırı ile orantılı biçimde defetmek zorunluluğu ile işlenen fiillerden dolayı faile ceza verilmez. (2) Gerek kendisine gerek başkasına ait bir hakka yönelik olup, bilerek neden olmadığı ve başka suretle korunmak olanağı bulunmayan ağır ve muhakkak bir tehlikeden kurtulmak veya başkasını kurtarmak zorunluluğu ile ve tehlikenin ağırlığı ile konu ve kullanılan vasıta arasında orantı bulunmak koşulu ile işlenen fiillerden dolayı faile ceza verilmez. Bu maddeye göre meşru müdafaanın kabul edilebilmesi için hem saldırıya hem de savunmaya ilişkin belirli şartların birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir. Meşru Müdafaanın Şartları Öğretide ve yerleşik Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere, meşru müdafaanın oluşabilmesi için saldırıya ve savunmaya ilişkin şartların birlikte bulunması zorunludur. A. Saldırıya İlişkin Şartlar Bir Saldırı Bulunmalıdır: Saldırı, somut ve fiili bir eylem olmalıdır. Ancak, başlayacağı muhakkak olan ve başladığı takdirde savunmayı imkansız kılacak veya güç hale getirecek bir saldırı da başlamış sayılır. Bitmiş olmasına rağmen tekrarından korkulan saldırı da henüz sona ermemiş kabul edilebilir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, saldırının "gerçekleşen, gerçekleşmesi veya tekrarı muhakkak olan" nitelikte olması gerektiğini belirtmiştir. Ceza Genel Kurulu 2013/1-60 E. , 2013/603 K. Burada somut bir saldırının varlığı gerekmekte ise de, başlayacağı muhakkak olan ve başladığı takdirde savunmayı imkansız kılacak veya güç hale getirecek bir saldırıyı başlamış, keza bitmiş olmasına rağmen tekrarından korkulan saldırıyı da henüz sona ermemiş saymak zorunludur. 2. Saldırı Haksız Olmalıdır: * Saldırı, hukuk düzeni tarafından korunmayan, hukuka aykırı bir nitelik taşımalıdır. Hukuka uygun bir fiile karşı meşru müdafaa söz konusu olamaz. 3. Saldırı Bir Hakka Yönelik Olmalıdır: * TCK Madde 25, saldırının "gerek kendisine ve gerek başkasına ait bir hakka" yönelmiş olmasını yeterli görmüştür. Bu hak, kişinin yaşama hakkı, vücut bütünlüğü, malvarlığı, namus, şeref gibi herhangi bir hukuken korunan hak olabilir. 765 sayılı eski TCK'da sadece nefis ve ırza yönelik saldırılar meşru müdafaa kapsamındayken, 5237 sayılı TCK bu kapsamı genişletmiştir. Ceza Genel Kurulu 2015/424 E. , 2018/399 K. Düzenlemeye göre, meşru müdafaanın kabulü için saldırının 'herhangi bir hakka yönelmiş olması' yeterli görülmüştür. 4. Saldırı ile Savunma Eş Zamanlı Olmalıdır: Saldırı devam ederken veya başlaması muhakkak iken savunma yapılmalıdır. Saldırı sona erdikten sonra yapılan eylem, intikam niteliği taşıyacağından meşru müdafaa olarak kabul edilmez. Ancak, haksız saldırı bittikten sonra bir karşı koyma durumu söz konusu olursa, bu durum haksız tahrik kapsamında değerlendirilebilir. Ceza Genel Kurulu 2015/1039 E. , 2016/96 K. Ancak, haksız saldırı bittikten sonra bir karşı koyma durumu sözkonusu olursa işte o zaman, TCK'nun 3. maddesi değil, TCK'nun 3. maddesi sözkonusu olabilir. B. Savunmaya İlişkin Şartlar Savunma Zorunlu Olmalıdır: Saldırıyı defetmek için başka bir imkanın bulunmaması veya mevcut imkanlar içinde en az zarar verici olanın seçilmesi gerekmektedir. Savunma, saldırıyı durdurmak için tek çare olmalıdır. Saldırı ile Savunma Arasında Oran Bulunmalıdır: Savunma, saldırının ağırlığı, kullanılan vasıtalar, saldırının yöneldiği hakkın niteliği gibi faktörler göz önüne alınarak orantılı olmalıdır. Savunmanın, saldırıyı etkisiz kılacak ölçüyü aşmaması gerekir. Orantılılık ilkesinin ihlali durumunda, TCK Madde 27'de düzenlenen "sınırın aşılması" hükümleri devreye girer. TÜRK CEZA KANUNU Sınırın aşılması Madde 27 – (1) Ceza sorumluluğunu kaldıran nedenlerde sınırın kast olmaksızın aşılması halinde, fiil taksirle işlendiğinde de cezalandırılıyorsa, taksirli suç için kanunda yazılı cezanın altıda birinden üçte birine kadarı indirilerek hükmolunur. (2) Meşru savunmada sınırın aşılması mazur görülebilecek bir heyecan, korku veya telaştan ileri gelmiş ise faile ceza verilmez. Yargıtay, meşru savunmada sınırın aşılmasının mazur görülebilecek bir heyecan, korku veya telaştan ileri gelmesi halinde faile ceza verilmeyeceğini belirtmiştir. 1. Ceza Dairesi 2022/9591 E. , 2023/109 K. Meşru savunmada sınırın aşılması mazur görülebilecek bir heyecan, korku veya telaştan ileri gelmiş ise fail cezalandırılmaz. Meşru Müdafaanın Hukuki Sonuçları Meşru müdafaa halinde işlenen fiiller, hukuka uygunluk nedeni teşkil ettiğinden, fiil suç olmaktan çıkar ve faile ceza verilmez. Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) Madde 223/2-d uyarınca bu durumda beraat kararı verilir. Ceza Genel Kurulu 2018/8 E. , 2020/424 K. Bu hukuka uygunluk nedeninin gerçekleşmesi durumunda CMK'nın 223/2-d maddesi uyarınca beraat kararı verilecektir. Meşru Müdafaa ve Haksız Tahrik İlişkisi Meşru müdafaa ile haksız tahrik arasında önemli farklar bulunmaktadır. Haksız tahrik, bir haksız fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında suç işlenmesi durumunda cezada indirim yapılmasını sağlayan bir nedendir. Meşru müdafaa ise hukuka uygunluk nedeni olup, fiili suç olmaktan çıkarır. Meşru müdafaa, devam eden bir saldırıya karşı yapılan savunmadır. Haksız tahrik, saldırı sona erdikten sonra, saldırının etkisiyle işlenen bir suçta söz konusu olabilir. Meşru müdafaa halinde, haksız tahrik hükümleri uygulanmaz, çünkü meşru müdafaa daha geniş bir hukuka uygunluk nedenidir. Ceza Genel Kurulu 2013/1-60 E. , 2013/603 K. Özü itibariyle meşru müdafaa, kendisi veya başkasının bir hakkına yönelmiş olan ve devam eden bir saldırının derhal def edilebilmesi için, failin gerçekleştirdiği fiillerden ötürü cezalandırılmamasını ifade eder. Meşru müdafaa halinde, mutlaka bir saldırı bulunması ve bu saldırının da kişinin hukuken korunmaya değer bir hakkına yönelmesi gerektiği göz önünde bulundurulduğunda, meşru müdafaa müessesesinin, "haksız tahrik" halini de kapsadığı ileri sürülebilir. Sonuç / Özet Meşru müdafaa, bireylerin kendilerini veya başkalarını haksız bir saldırıya karşı koruma içgüdüsünden kaynaklanan doğal bir tepkinin hukuk düzenince meşru görülmesidir. Bu kurum, hukuka aykırılığı ortadan kaldırarak, saldırıya karşı orantılı ve zorunlu bir savunma yapan kişinin cezalandırılmamasını sağlar. Saldırının haksız, bir hakka yönelik ve eş zamanlı olması ile savunmanın zorunlu ve orantılı olması, meşru müdafaanın temel şartlarıdır. Bu şartların varlığı halinde, fail hakkında beraat kararı verilir. Meşru müdafaada sınırın aşılması durumunda ise, heyecan, korku veya telaş gibi mazur görülebilecek nedenlerle aşım gerçekleşmişse yine ceza verilmez.

  • Banka veya Kredi Kartlarının Kötüye Kullanılması Suçu (TCK Madde 245)

    Banka veya Kredi Kartlarının Kötüye Kullanılması Suçu Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 245. maddesi, "Banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması" suçunu düzenlemektedir. Bu madde, banka ve kredi kartlarının hukuka aykırı bir şekilde ele geçirilmesi, üretilmesi, satılması veya kullanılması suretiyle haksız menfaat sağlanmasını yaptırım altına alarak, finansal sistemin güvenilirliğini ve kart sahiplerinin malvarlığı haklarını korumayı amaçlamaktadır. Madde, farklı fiil tiplerini ve bu fiillerin cezalarını detaylı bir şekilde belirlemiştir. TCK Madde 245, 29/6/2005 tarihli ve 5377 sayılı Kanun'un 27. maddesiyle değişikliğe uğramış ve güncel haliyle beş fıkradan oluşmaktadır. TÜRK CEZA KANUNU Banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması Madde 245 – (Değişik: 29/6/2005 – 5377/27 md.) (1) Başkasına ait bir banka veya kredi kartını, her ne suretle olursa olsun ele geçiren veya elinde bulunduran kimse, kart sahibinin veya kartın kendisine verilmesi gereken kişinin rızası olmaksızın bunu kullanarak veya kullandırtarak kendisine veya başkasına yarar sağlarsa, üç yıldan altı yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. (2) Başkalarına ait banka hesaplarıyla ilişkilendirilerek sahte banka veya kredi kartı üreten, satan, devreden, satın alan veya kabul eden kişi üç yıldan yedi yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. (3) Sahte oluşturulan veya üzerinde sahtecilik yapılan bir banka veya kredi kartını kullanmak suretiyle kendisine veya başkasına yarar sağlayan kişi, fiil daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde, dört yıldan sekiz yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. (4) Birinci fıkrada yer alan suçun; a) Haklarında ayrılık kararı verilmemiş eşlerden birinin, b) Üstsoy veya altsoyunun veya bu derecede kayın hısımlarından birinin veya evlat edinen veya evlâtlığın, c) Aynı konutta beraber yaşayan kardeşlerden birinin, zararına olarak işlenmesi hâlinde, ilgili akraba hakkında cezaya hükmolunmaz. (5) (Ek: 6/12/2006 – 5560/11 md.) Birinci fıkra kapsamına giren fiillerle ilgili olarak bu Kanunun malvarlığına karşı suçlara ilişkin etkin pişmanlık hükümleri uygulanır. Madde 245'in Fıkralarına Göre Suç Tipleri ve Unsurları 1. Fıkra: Başkasına Ait Kartı Rızasız Kullanma Bu fıkra, başkasına ait bir banka veya kredi kartını, kart sahibinin rızası olmaksızın kullanarak kendisine veya başkasına yarar sağlama fiilini düzenler. Maddi Unsurlar: Kartın Ele Geçirilmesi veya Elde Bulundurulması: Kartın nasıl ele geçirildiği önemli değildir ("her ne suretle olursa olsun" ifadesi). Bu, hırsızlık, buluntu, güveni kötüye kullanma gibi yollarla olabileceği gibi, hukuka uygun yollarla ele geçirilmiş olsa bile (örneğin, kart sahibinin rızasıyla belirli bir amaç için verilen kartın yetki aşımıyla kullanılması) bu fıkra kapsamında değerlendirilir. Yargıtay içtihatları da bu hususu teyit etmektedir. Ceza Genel Kurulu 2017/349 E. , 2020/69 K. TCK’nın 245/3. maddesinde yer alan “her ne suretle olursa olsun” ifadesi ile banka veya kredi kartının kanunlarda suç oluşturmayan eylemlerle ele geçirilmesi kastedilmektedir Bu düzenleme ile kanun koyucu, banka ya da kredi kartının failin eline hukuka uygun yollardan geçmesi hâlinde doğabilecek tereddütleri gidermek istemiş ve bu ele geçirme hukuka uygun olsa bile banka ve kredi kartlarının kötüye kullanılmasını yaptırıma bağlamıştır (Fahri Gökçen Taner, “Banka veya Kredi Kartlarının Kötüye Kullanılması Suçu Bir Bileşik Suç mudur?”, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2007, Cilt 56, Sayı 2, s. 80.) 11. Ceza Dairesi 2011/821 E. , 2011/1777 K. TCK’nun 245/1 madde ve fıkrasında; “Başkasına ait bir banka veya kredi kartını, her ne suretle olursa olsun ele geçiren veya elinde bulunduran kimse, kart sahibinin veya kartın kendisine verilmesi gereken kişinin rızası olmaksızın bunu kullanarak veya kullandırtarak kendisine veya başkasına yarar sağlarsa, üç yıldan altı yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.” hükmüne yer verilerek, suça konu kartın ele geçiriliş biçiminin önemi olmadığına ancak kart sahibi veya kartın kendisine verilmesi gereken kişinin rızası olmaksızın kullanılması gerektiğine işaret olunmuştur Bunun için rızanın sakatlanmamış olması gerektiği ve ayrıca belli bir miktar para çekilmek yada belirli bir alışveriş yapılmak üzere sahibinin rızası ile verilmiş kartın, bu yetki sınırları dışında kullanılması halinde de anılan suçun oluşacağı noktasında şüphe yoktur Fakat kartın, sahibinin rızası ve izin verilen limitler dahilinde kullanılması halinde anılan madde kapsamında kartın kötüye kullanıldığından bahsetmek mümkün değildir Failin kendisine veya başkasına haksız bir yarar sağlaması gerekir. Cezası: Üç yıldan altı yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası. 2. Fıkra: Sahte Banka veya Kredi Kartı Üretme ve Ticareti Bu fıkra, başkalarına ait banka hesaplarıyla ilişkilendirilerek sahte banka veya kredi kartı üretme, satma, devretme, satın alma veya kabul etme fiillerini suç sayar. Maddi Unsurlar: Sahte Kart Üretimi: Gerçek banka hesaplarıyla bağlantılı sahte kartların fiziksel olarak oluşturulması. Ticari Faaliyetler: Bu sahte kartların satılması, devredilmesi, satın alınması veya kabul edilmesi. Cezası: Üç yıldan yedi yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adlî para cezası. 3. Fıkra: Sahte Kartı Kullanarak Yarar Sağlama Bu fıkra, sahte oluşturulan veya üzerinde sahtecilik yapılan bir banka veya kredi kartını kullanarak kendisine veya başkasına yarar sağlama fiilini düzenler. Bu fıkra, fiilin daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmaması halinde uygulanır. Maddi Unsurlar: Sahte Kartın Kullanımı: Sahte veya üzerinde sahtecilik yapılmış bir kartın kullanılması. Yarar Sağlama: Failin kendisine veya başkasına haksız bir yarar sağlaması. Cezası: Dört yıldan sekiz yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası. Suçun Niteliği: Yargıtay içtihatlarına göre, TCK 245/3 maddesi bileşik bir suç olarak düzenlenmemiştir. Bu nedenle, kartın hukuka aykırı olarak ele geçirilmesi durumunda oluşabilecek hırsızlık, yağma, güveni kötüye kullanma gibi suçlar ile banka veya kredi kartlarını kötüye kullanma suçu arasında gerçek içtima kuralı uygulanarak failin her bir suçtan ayrı ayrı cezalandırılması gerekir. 11. Ceza Dairesi 2008/16404 E. , 2012/723 K. 5237 sayılı Yasanın 245/3. maddesinde düzenlenen ‘banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması’ suçunun yasadaki düzenleniş şekli gözönüne alındığında bileşik suç olarak düzenlenmediğinin görüldüğü, banka veya kredi kartının kötüye kullanılması suçu ile birlikte oluşabilecek diğer suçlara Yasada öngörülen ceza miktarları da, bu suçun bileşik suç olarak düzenlenmediğini açıkça ortaya koyduğu, bu nedenle, banka veya kredi kartının hukuka aykırı olarak ele geçirilmesi durumunda oluşabilecek hırsızlık, yağma, güveni kötüye kullanma, gibi suçlar ile banka veya kredi kartlarını kötüye kullanma suçu arasında gerçek içtima kuralının uygulanarak failin her bir suçtan ayrı ayrı cezalandırılması gerektiği, 5237 sayılı TCK’nun 245/3. maddesindeki ‘her ne surette olursa olsun’ ifadesinin banka veya kredi kartlarının sadece hukuka uygun yollardan ele geçirilmesini kapsadığı kartın ele geçirilmesi aşamasına kadar eylemlerin suç teşkil etmesi durumunda, bu aşamaya kadar olan eylemlerin yasadaki karşılığı ne ise o suçtan, cezalandırılacağı, 245/3. maddedeki suçun oluşması için kart ele geçirildikten sonra yarar sağlamaya yönelik icrai hareketlere başlanılması gerektiği cihetle, 4. Fıkra: Şahsi Cezasızlık Sebebi Bu fıkra, birinci fıkrada yer alan suçun belirli akrabalık ilişkisi içinde işlenmesi halinde cezaya hükmolunmayacağını belirtir. Bu durum, şahsi cezasızlık sebebi olarak kabul edilir. Akrabalık İlişkileri: Haklarında ayrılık kararı verilmemiş eşlerden biri. Üstsoy veya altsoy veya bu derecede kayın hısımlarından biri. Evlat edinen veya evlatlık. Aynı konutta beraber yaşayan kardeşlerden biri. Sonuç: Bu kişiler arasında işlenen suçta cezaya hükmolunmaz. 5. Fıkra: Etkin Pişmanlık Bu fıkra, birinci fıkra kapsamına giren fiillerle ilgili olarak TCK'nın malvarlığına karşı suçlara ilişkin etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanacağını belirtir. Etkin pişmanlık, suçun işlenmesinden sonra failin pişmanlık göstererek zararı gidermesi veya suçun ortaya çıkmasına yardımcı olması durumunda cezasında indirim yapılmasını veya ceza verilmemesini sağlayan bir kurumdur. Suçun Mağduru ve Zincirleme Suç Hükümleri Suçun Mağduru: TCK 245/3. maddesinde tanımlanan suçun mağduru, kartın henüz kullanılmamış olması nedeniyle hesap sahibi olmayıp, banka veya kredi kartını çıkarma yetkisine haiz banka olabilir. Ancak, banka veya kredi kartını kötüye kullanmak suçunun mağduru, kart sahibi olan gerçek ya da tüzel kişilerdir. 11. Ceza Dairesi 2009/630 E., 2009/4067 K. 5237 sayılı TCK.nun 245/3. maddesinde tanımlanan suçun mağdurunun, kartın henüz kullanılmamış olması nedeniyle hesap sahibi olmayıp banka veya kredi kartını çıkarma yetkisine haiz banka olacağı ve Bankalar Arası Kart Merkezi’nin 07.02.2008 günlü yazısında suça konu kopyalanmış kartların Amerikan E.....-U..... states ve E.... K....... G.... adlı iki ayrı bankaya ait olduğunun tesbit edilmesi karşısında sanığın eyleminin teselsül eden iki ayrı suç oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde tek suçtan hüküm kurulması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır Zincirleme Suç: Aynı kişiye ait birden fazla banka veya kredi kartının değişik tarih ve zamanlarda kullanılması halinde, kart sayısına göre bağımsız ayrı suçlardan bahsedilemez. Bu durumda, TCK Madde 43 uyarınca zincirleme suç hükümleri uygulanarak temel ceza ile cezada yapılacak artırım oranı değerlendirilmelidir. 8. Ceza Dairesi 2015/9775 E. , 2016/949 K. 1- 5237 sayılı TCK.nun 245/3. madde ve fıkrasında düzenlenen başkasına ait banka veya kredi kartını kötüye kullanmak suçunun mağduru kart sahibi olan gerçek ya da tüzel kişiler olduğu, aynı kişiye ait birden fazla banka veya kredi kartının değişik tarih ve zamanlarda kullanılması halinde, kart sayısına göre bağımsız ayrı suçlardan bahsedilemeyeceği, kart ve kullanım sayısı ile yarar miktarına göre TCK.nun 3 ve 3. maddeleri uyarınca temel ceza ile zincirleme suç hükümleri nedeniyle cezada yapılacak artırım oranının değerlendirilmesi gerektiği gözetilerek, somut olayda; sanıkların, aynı banka tarafından mağdura tahsis edilen iki bankamatik kartı ile değişik zamanlarda para çekme ve harcama yapma şeklindeki eylemlerinin TCK.nun 245/1, 3. maddelerine uyan tek suç oluşturacağı gözetilmeden, sanıklar hakkında yazılı şekilde iki ayrı suçtan hüküm kurulması, Sonuç / Özet TCK Madde 245, banka ve kredi kartlarının kötüye kullanılmasına ilişkin farklı fiil tiplerini kapsayan kapsamlı bir düzenlemedir. Bu madde, kartların rızasız kullanımından sahte kart üretimine ve kullanımına kadar geniş bir yelpazede eylemleri suç sayarak, finansal güvenliği ve bireylerin malvarlığı haklarını korumayı amaçlamaktadır. Özellikle "her ne suretle olursa olsun" ifadesi, kartın ele geçirilme biçiminin suçun oluşumu açısından ikincil olduğunu vurgularken, rızasız kullanım ve haksız yarar sağlama temel unsurları oluşturur. Akrabalık ilişkilerinde cezasızlık ve etkin pişmanlık hükümleri ise suçun özel durumlarını düzenlemektedir. Bu madde, bilişim suçları alanında önemli bir yer tutmakta ve yargı kararlarıyla da uygulama alanı bulmaktadır.

  • Banka Hesaplarını Kullandırma Suçu: Hukuki Araştırma

    Banka hesaplarını başkalarına kullandırma eylemi, Türk hukukunda doğrudan "banka hesaplarını kullandırma suçu" adı altında müstakil bir suç olarak düzenlenmemiştir. Ancak bu eylem, duruma ve amacına göre Türk Ceza Kanunu (TCK) ve diğer ilgili mevzuat kapsamında çeşitli suçların oluşumuna zemin hazırlayabilir veya bu suçlara iştirak niteliği taşıyabilir. Özellikle dolandırıcılık, terörün finansmanı, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama gibi suçlarda banka hesaplarının kullanılması, faillerin cezalandırılmasına yol açan önemli bir delil ve eylem biçimi olarak karşımıza çıkmaktadır. Yasal Çerçeve ve İlgili Suçlar Banka hesaplarını kullandırma eyleminin hukuki sonuçları, genellikle aşağıdaki kanun maddeleri ve suç tipleri kapsamında değerlendirilir: 1. Dolandırıcılık Suçu (TCK Madde 157-158) Banka hesaplarını başkalarına kullandırma eylemi, en sık dolandırıcılık suçları ile ilişkilendirilmektedir. Dolandırıcılar, mağdurlardan elde ettikleri paraları kendi adlarına açılmış hesaplara değil, genellikle üçüncü kişilerin (hesaplarını kullandıranların) hesaplarına aktararak izlerini kaybettirmeye çalışırlar. Bu durumda, hesabını kullandıran kişi, dolandırıcılık suçuna "yardım eden" sıfatıyla iştirak etmiş sayılabilir. TÜRK CEZA KANUNU Dolandırıcılık Madde 157- (1) Hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına bir yarar sağlayan kişiye bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası verilir. Nitelikli dolandırıcılık Madde 158- (1) Dolandırıcılık suçunun; ... f) Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle, ... işlenmesi halinde, üç yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur. Hesabını kullandıran kişinin, dolandırıcılık eyleminden haberdar olması ve bu eyleme bilerek ve isteyerek katkı sağlaması halinde, TCK Madde 39 uyarınca "yardım eden" olarak cezalandırılması söz konusu olacaktır. TÜRK CEZA KANUNU Yardım etme Madde 39- (1) Suçun işlenmesine yardım eden kişiye, işlenen suçun ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektirmesi halinde, onbeş yıldan yirmi yıla; müebbet hapis cezasını gerektirmesi halinde, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası verilir. Diğer hallerde cezanın yarısı indirilir. Ancak, bu durumda verilecek ceza sekiz yılı geçemez. (2) Aşağıdaki hallerde kişi işlenen suçtan dolayı yardım eden sıfatıyla sorumlu olur: a) Suç işlemeye teşvik etmek veya suç işleme kararını kuvvetlendirmek veya fiilin işlenmesinden sonra yardımda bulunacağını vaat etmek. b) Suçun nasıl işleneceği hususunda yol göstermek veya fiilin işlenmesinde kullanılan araçları sağlamak. c) Suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi sırasında yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak. Yargıtay kararları da bu durumu desteklemektedir. Örneğin, bir sanığın banka hesaplarını arkadaşına kullanması için verdiğini savunması ve tanığın da bu savunmayı doğrulaması durumunda, sanığın atılı suçu işlediğine dair yeterli delil bulunmadığından beraat kararı verilebilmektedir. Ancak bu durum, hesabını kullandıran kişinin suçtan haberdar olmadığı veya suç kastının bulunmadığı haller için geçerlidir. 7. Ceza Dairesi 2023/6240 E. , 2023/4479 K. b) Sanık hakkında kurulan hükme yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde; sanığın aşamalarda değişmeyen savunmalarında söz konusu suçla ilgisi olmadığını, banka hesaplarını ... isimli arkadaşına kullanması için verdiğini savunması, bozma sonrası tanık olarak dinlenilen ve hükümle birlikte hakkında suç duyurusunda bulunulan ...'ın, sanığın söz konusu savunmasını doğrulayarak, o dönemde yurt dışından ürün getirtip sattığını ancak piyasaya borcu olduğu için haciz geldiğini, bu nedenle banka hesabına ihtiyaç duyduğunu, bu amaçla arkadaşı olan sanıktan banka hesabını vermesini istediğini, sanığın da bu şekilde banka hesabını kendisine verdiğini, banka hesabını sanıktan iş için ihtiyacı olduğunu beyan ederek istediğini, ancak yurt dışından yapacağı söz konusu işle ilgili herhangi bir bilgi vermediğini beyan etmek suretiyle savunmayı teyit etmesi, sanığın savunmasının aksine atılı suçu işlediğine dair mahkûmiyetine yeter her türlü şüpheden uzak, kesin, somut ve inandırıcı delil bulunmadığından sanığın atılı suçtan 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi gereği beraat kararı verilmesi nedeniyle hukuka aykırılık görülmemiştir. 2. Suçtan Kaynaklanan Malvarlığı Değerlerini Aklama Suçu (TCK Madde 282) Banka Hesaplarını Kullandırma Suçu, Suçtan elde edilen gelirlerin yasal yollarla elde edilmiş gibi gösterilmesi amacıyla banka hesaplarının kullanılması, TCK Madde 282'de düzenlenen "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama" suçunu oluşturabilir. Bu suç, genellikle organize suç örgütleri tarafından işlenir ve banka hesaplarını kullandıran kişiler, bu suçun işlenmesine bilerek ve isteyerek yardım ettikleri takdirde cezalandırılırlar. TÜRK CEZA KANUNU Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama Madde 282- (1) Alt sınırı bir yıl veya daha fazla hapis cezasını gerektiren bir suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini, yurt dışına çıkaran veya bunların gayrimeşru kaynağını gizlemek veya meşru bir yolla elde edildiği izlenimini yaratmak maksadıyla çeşitli işlemlere tâbi tutan kişi, üç yıldan yedi yıla kadar hapis ve yirmibin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Bu suçun önlenmesi amacıyla 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun da bankalar ve diğer yükümlülere "şüpheli işlem bildirimi" yükümlülüğü getirmiştir. SUÇ GELİRLERİNİN AKLANMASININ ÖNLENMESİ HAKKINDA KANUN Şüpheli işlem bildirimi MADDE 4 – (1) Yükümlüler nezdinde veya bunlar aracılığıyla yapılan veya yapılmaya teşebbüs edilen işlemlere konu malvarlığının yasa dışı yollardan elde edildiğine veya yasa dışı amaçlarla kullanıldığına dair herhangi bir bilgi, şüphe veya şüpheyi gerektirecek bir hususun bulunması halinde bu işlemlerin yükümlüler tarafından Başkanlığa bildirilmesi zorunludur. 3. Banka veya Kredi Kartlarının Kötüye Kullanılması Suçu (TCK Madde 245) Başkasına ait banka veya kredi kartını rızası olmaksızın kullanarak yarar sağlama veya sahte banka/kredi kartı üretme, satma, devretme gibi eylemler TCK Madde 245 kapsamında suç teşkil eder. Banka hesaplarını kullandırma eylemi, bu suçun işlenmesine zemin hazırlayabilir veya bu suça iştirak niteliği taşıyabilir. TÜRK CEZA KANUNU Banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması Madde 245- (Değişik: 29/6/2005 – 5377/27 md.) (1) Başkasına ait bir banka veya kredi kartını, her ne suretle olursa olsun ele geçiren veya elinde bulunduran kimse, kart sahibinin veya kartın kendisine verilmesi gereken kişinin rızası olmaksızın bunu kullanarak veya kullandırtarak kendisine veya başkasına yarar sağlarsa, üç yıldan altı yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. (2) Başkalarına ait banka hesaplarıyla ilişkilendirilerek sahte banka veya kredi kartı üreten, satan, devreden, satın alan veya kabul eden kişi üç yıldan yedi yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. (3) Sahte oluşturulan veya üzerinde sahtecilik yapılan bir banka veya kredi kartını kullanmak suretiyle kendisine veya başkasına yarar sağlayan kişi, fiil daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde, dört yıldan sekiz yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Yargıtay, aynı kişiye ait farklı bankalarca tahsis edilmiş birden fazla banka veya kredi kartının değişik tarihlerde kullanılması halinde zincirleme suç hükümlerinin uygulanabileceğini belirtmiştir. 8. Ceza Dairesi 2015/8930 E. , 2015/25112 K. 1- Başkasına ait banka veya kredi kartının izinsiz kullanılması suretiyle yarar sağlama suçundan açılan davada; şikayetçiye ait Finansbank'tan alınıp kullanılan kartla ilgili soruşturma evrakının tefrik edildiğinin anlaşılması karşısında ve ayrıntıları Ceza Genel Kurulu'nun 18.10.2011 gün ve 6/166-213 sayılı kararında açıklandığı üzere; 5237 sayılı TCK.nun 245/3. madde ve fıkrasında düzenlenen başkasına ait banka veya kredi kartını kötüye kullanmak suçunun mağduru hesap sahibi olan gerçek ya da tüzel kişiler olduğu cihetle, aynı kişiye ait fakat farklı bankalarca tahsis edilmiş banka veya kredi kartı sayısı nedeniyle bağımsız suçtan bahsedilemeyeceği, aynı kişiye ait farklı bankalarca tahsis edilmiş birden fazla banka veya kredi kartının değişik tarihlerde kullanılması halinde zincirleme suç hükümlerinin uygulanabileceği ancak, kart ve kullanım sayısı ile yarar miktarının TCK.nun 3. maddesi uyarınca temel cezanın ve zincirleme suç hükümleri nedeniyle cezada yapılacak artırım oranının belirlenmesi sırasında değerlendirilmesi gerektiği de dikkate alınarak, Finansbank kredi kartı ile ilgili soruşturma evrakının akibetinin araştırılıp sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması, 4. Vergi Usul Kanunu Kapsamında Vergi Kaçakçılığı Banka hesaplarının başkalarına kullandırılması, elde edilen gelirlerin gizlenmesi veya vergi matrahının azaltılması amacıyla yapıldığında, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu (VUK) kapsamında vergi kaçakçılığı suçlarına yol açabilir. Bu durumda, hesabını kullandıran kişi, vergi kaçakçılığı suçuna iştirak etmiş sayılabilir. Danıştay kararları da, banka hesaplarını bir karşılık olmaksızın kullandırmanın hayatın olağan akışına aykırı olduğunu ve bu durumdan bir menfaat elde edildiğinin kabul edilmesi gerektiğini belirtmektedir. Danıştay 9. Daire Başkanlığı 2019/3713 E. , 2022/1978 K. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davacının banka hesaplarını bir karşılık olmaksızın kullandırmasının hayatın olağan akışı ile iktisadi ve ticari icaplara aykırılık oluşturduğu hususunun açık olduğu, bu itibarla banka hesabının bir başkasına kullandırmasının karşılığında bir menfaat ve gelir elde edildiğinin kabul edilmesi yerinde olmakla birlikte, salt banka hesabı kullandırtmaktan dolayı elde edilen bu gelirin, davacının hesabına yatırılan ve çekilen tüm tutarları üzerinden %1 gibi varsayıma dayalı yüksek bir meblağ olarak esas alınmasının da iktisadi ve teknik icaplara aykırılık oluşturduğu, davalı idarece davacının hesabını başkalarına kullandırmasının karşılığında elde edebileceği gerçek gelirinin ne kadar olduğuna yönelik olarak yapılacak araştırma ve inceleme neticesinde hukuken geçerli ve gerçeğe en yakın somut bir tespitte bulunulması gerekirken bunlar yapılmaksızın, varsayımdan hareketle %1 gelir elde edildiği kabul edilerek eksik incelemeye dayalı olarak davacı adına yapılan cezalı tarhiyatta hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu cezalı tarhiyatın kaldırılmasına karar verilmiştir 5. Sermaye Piyasası Kanunu Kapsamında Piyasa Bozucu Eylemler Sermaye piyasalarında, noter marifetiyle düzenlenmiş bir vekaletname olmaksızın bir başkasının hesabını kullanarak işlem yapmak veya hesabını başkasına kullandırmak, piyasa bozucu eylem olarak kabul edilmektedir. Bu durum, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu ve ilgili tebliğler kapsamında idari para cezalarına veya daha ağır yaptırımlara yol açabilir. Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2017/2004 E. , 2022/2213 K. (2) Noter marifetiyle düzenlenmiş bir vekaletname ile yetkilendirme olmaksızın borsa ve teşkilatlanmış diğer piyasalarda; a) Bir başkasının hesabını kullanmak suretiyle bu hesap üzerinden emir iletmek, işlem yapmak veya hesap hareketi gerçekleştirmek, b) Bir başkasına hesabını kullandırmak suretiyle bu hesap üzerinden emir iletilmesi, işlem yapılması veya hesap hareketi gerçekleştirilmesine imkan sağlamak piyasa bozucu eylemdir. (3) 22/06/2013 tarih ve 28685 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Pay Tebliği (VII-128.1)’nin 3. maddesine veya bu maddenin uygulanmasına ilişkin Kurul İlke Kararlarına aykırı hareket edilmesi piyasa bozucu eylemdir. Banka Hesaplarını Kullandırma Eyleminin Hukuki Sonuçları Banka hesaplarını başkalarına kullandırma eyleminin hukuki sonuçları, eylemin niteliğine, amacına ve hesabını kullandıran kişinin kastına göre değişir: Suça İştirak: Hesabını kullandıran kişi, işlenen suçtan haberdar olması ve bu suça bilerek ve isteyerek katkı sağlaması halinde, TCK Madde 37 (faillik) veya Madde 39 (yardım etme) kapsamında sorumlu tutulabilir. İdari Yaptırımlar: Özellikle vergi mevzuatı veya sermaye piyasası mevzuatı kapsamında idari para cezaları uygulanabilir. Hukuki Sorumluluk: Mağdurun uğradığı zararın tazmini amacıyla hukuk mahkemelerinde tazminat davaları açılabilir. Sonuç / Özet- Banka Hesaplarını Kullandırma Suçu Banka hesaplarını başkalarına kullandırma eylemi, tek başına bir suç olmamakla birlikte, genellikle dolandırıcılık, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, vergi kaçakçılığı veya sermaye piyasası mevzuatına aykırılık gibi daha ciddi suçların işlenmesine aracılık etmektedir. Bu tür eylemlerde, hesabını kullandıran kişinin suç kastı ve eyleme katkısının derecesi, hukuki sorumluluğunun belirlenmesinde kritik öneme sahiptir. Kişilerin, banka hesaplarını veya banka kartlarını üçüncü kişilere kullandırmaktan kaçınmaları, olası hukuki ve cezai sorumluluklardan korunmaları açısından büyük önem taşımaktadır. Aksi takdirde, masumiyet karinesi altında dahi olsa, ciddi soruşturma ve yargılama süreçleriyle karşı karşıya kalabilirler.

  • Yargıtay Kararları Işığında Kripto Para Uzman Mütalaası

    Kripto Para Uzman Mütalaası Kripto para dolandırıcılığı ve hırsızlığı mağdurlarının en sık karşılaştığı durum, savcılık makamlarının dosya hakkında "Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar" (KYOK) vermesidir. Genellikle "kripto paraların yasal düzenlemesinin olmadığı" veya "takibinin teknik olarak imkansız olduğu" gerekçeleriyle dosyalar kapatılmaktadır. Ancak, Yargıtay 11. Ceza Dairesi tarafından verilen güncel kararlar, bu gerekçelerin hukuka aykırı olduğunu ve teknik inceleme yapılmadan dosyanın kapatılamayacağını ortaya koymaktadır. 1. "Kripto Paranın Takibi İmkansız" Gerekçesi Kabul Edilemez Birçok savcılık kararında, şüphelilerin yurt dışı kaynaklı borsalar veya cüzdanlar kullandığı, bu nedenle faillerin tespitinin teknik olarak mümkün olmadığı belirtilmektedir. Yargıtay ise bu yaklaşımı reddetmektedir. Örneğin, Trust Wallet ve Binance Connect üzerinden dolandırılan bir mağdurun dosyasında, eylemin yasal düzenleme altına alınmayan yurt dışı işlemi olduğu gerekçesiyle verilen takipsizlik kararı bozulmuştur (Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 2024c). Yargıtay, uluslararası istinabe yapılması ve TxID takibi ile paranın akıbetinin araştırılmasını şart koşmaktadır. Benzer şekilde Telegram üzerinden yapılan bir dolandırıcılık olayında da "ABD makamları hafif suçlara cevap vermiyor" gerekçesi yetersiz bulunmuş, IP ve hesap araştırması istenmiştir (Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 2025b) . 2. "Hukuki İhtilaf" ve "Basit Yalan" Diyerek Dosya Kapatılamaz Bazı durumlarda savcılar, olayı "Hukuki İhtilaf" olarak nitelendirmekte veya hile unsurunun oluşmadığını savunmaktadır. Kendisini mali müşavir olarak tanıtan bir şüpheli hakkındaki dosyada savcılık "hukuki ihtilaf" kararı vermiş olsa da, Yargıtay şüphelinin kripto para hesaplarının incelenmesi ve hesap hareketleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğine hükmetmiştir (Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 2025a). Ayrıca, sahte bir borsa sitesine para yatırılan olayda savcılığın "basit yalan" gerekçesi kabul edilmemiş, TxID adreslerinin kime ait olduğunun teknik olarak ortaya konulması istenmiştir (Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 2024b) . 3. Blok Zinciri Analizi ve Cüzdan Takibi Şarttır Yargıtay, soyut iddialar yerine teknik delillerin toplanmasını zorunlu kılmaktadır. Mağdurun Binance cüzdanına para gönderdiği ve cüzdan sahibinin kimliğinin tespit edildiği bir olayda dahi verilen takipsizlik kararı, şüphelinin hesap hareketlerinin incelenmemesi nedeniyle bozulmuştur (Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 2024a) . Sahte bir "Türk Petrolleri" uygulaması üzerinden yapılan dolandırıcılıkta da mağdurun sunduğu hesap hareketlerinin bilirkişi marifetiyle incelenmesi ve paranın gittiği hesapların tespit edilmesi gerektiği vurgulanmıştır (Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 2025c). 4. Suça İştirak Edenlerin Tespiti Sadece ana fail değil, paranın aktarıldığı diğer hesap sahipleri de soruşturulmalıdır. Bir dolandırıcılık davasında, paranın aktarıldığı diğer şüpheliler hakkında verilen takipsizlik kararı, şüpheliler arasında kripto para transferi olup olmadığının tespiti için bilirkişi incelemesi yapılmaması nedeniyle bozulmuştur (Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 2024d) . Öte yandan, hesaplarına doğrudan para girişi olmayan ve teknik delillerle suça iştiraki kanıtlanamayan sanıklar hakkında beraat kararı verilmesi gerektiği de belirtilmiştir (Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 2024e). Sonuç Yargıtay kararları açıkça göstermektedir ki "eksik soruşturma", en sık bozma gerekçesidir. HMK 293. madde kapsamında alınacak bir Kripto Para Uzman Mütalaası, blok zinciri üzerindeki para akışını teknik olarak haritalandırarak dosyanın "Kovuşturmaya Yer Yoktur" kararıyla kapanmasını engelleyebilir. Kaynakça Yargıtay 11. Ceza Dairesi. (2024a). E. 2023/5132, K. 2024/7356. Yargıtay 11. Ceza Dairesi. (2024b). E. 2024/516, K. 2024/11178. Yargıtay 11. Ceza Dairesi. (2024c). E. 2024/2829, K. 2024/14948. Yargıtay 11. Ceza Dairesi. (2024d). E. 2023/6719, K. 2024/9612. Yargıtay 11. Ceza Dairesi. (2024e). E. 2024/2576, K. 2024/7696. Yargıtay 11. Ceza Dairesi. (2025a). E. 2025/1336, K. 2025/13318. Yargıtay 11. Ceza Dairesi. (2025b). E. 2025/549, K. 2025/10818. Yargıtay 11. Ceza Dairesi. (2025c). E. 2025/1315, K. 2025/13352.

  • Kripto Para Takibinde Uzman Mütalaasının Hukuki Önemi ve Yargı Kararları

    Kripto para takibinde uzman mütalaası, özellikle karmaşık ve teknik bilgi gerektiren durumlarda hukuki süreçlerin aydınlatılması açısından büyük önem taşımaktadır. Bu tür mütalaalar, yargılamanın doğru bir şekilde ilerlemesi ve hakkaniyetli kararlar alınabilmesi için teknik konuların hukuki zemine oturtulmasına yardımcı olur. Türk hukukunda uzman mütalaası, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) madde 293'te düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, taraflar, özel ve teknik konularda iddia ve savunmalarını desteklemek ve dava konusu olayın aydınlatılması amacıyla uzmanından bilimsel mütalaa alabilir ve bunu mahkemeye sunabilirler. Uzman mütalaası, bilirkişi incelemesinden farklı bir nitelik taşır. Bilirkişi, mahkeme tarafından atanan ve kamu görevi yapan bir uzmandır; uzman mütalaası ise taraflarca kendi iddia ve savunmalarını desteklemek amacıyla alınan ve mahkemeye sunulan bir görüştür. Hukuk Muhakemeleri Kanunu Madde 293 (1) Taraflar, özel ve teknik konularda iddia ve savunmalarının ispatı için uzmanından bilimsel mütalaa alabilirler. Sadece bu nedenle ayrıca süre istenemez. (2) Mahkeme, uzman mütalaasını dikkate alabilir; ancak bu mütalaa, bilirkişi raporu yerine geçmez. (3) Uzman mütalaası, bilirkişi raporu ile çelişiyorsa veya mahkemece yeterli görülmezse, mahkeme, yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırabilir veya bilirkişiden ek rapor isteyebilir. Kripto paraların hukuki niteliği, ülkemizde ve dünyada hala tartışmalı bir konudur. Kripto paraların bir yatırım aracı mı, para birimi mi, yabancı para mı, elektronik para mı yoksa emtia mı olduğu hususunda kesin bir tespit bulunmamaktadır. Bu durum, kripto para ile ilgili uyuşmazlıklarda uzman mütalaasının önemini daha da artırmaktadır. T.C. İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ SAVUNMA / Davalı vekili cevap dilekçesinde ve özetle; kripto paraların bir yatırım aracı mı, para birimi mi, yabancı para mı, elektronik para mı veyahut emtia mı olduğu hususunun ülkemizde ve dünyada halihazırda tartışmalı olduğunu ve bundan bahisle, kripto para varlıklarının bir mal varlığı değeri olarak kabul edilip edilemeyeceği hususunun kesin ve tartışmadan uzak bir biçimde tespitinin yapılamadığını, işbu dava bakımından Mahkemenizin görevli olduğundan söz etmenin mümkün olmadığını, ilgili uyuşmazlık bakımından genel yetkili sıfatıyla Asliye Hukuk Mahkemeleri'nin görevli olduğunu, davacı yanca, kendilerince ispat edilemeyen ve farazi bir alacağın temini için haksız ve hukuka aykırı icra takibi başlatıldığını, davacı tarafın, müvekkili şirket nezdinde herhangi bir hak ve alacağı bulunmadığını, davacının alacak taleplerinin dayanağı herhangi bir belge, bilgi veya sair delil de bulunmadığını, müvekkili şirketin kendisinden kaynaklanmayan nedenlerle halihazırda Savcılık ve ... tarafından soruşturma altında olduğunu, ... CBS tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, kripto alım-satım platformunun faaliyetlerinin durdurulduğu ve müvekkili şirketin tüm banka hesaplarına bloke konulduğunu, bundan bahisle, müvekkili şirket tarafından herhangi bir şekilde Kripto Para Takibinde Uzman Mütalaasının Önemi Kripto para işlemleri, blok zinciri teknolojisi, cüzdan adresleri, işlem kimlikleri (TX ID), akıllı sözleşmeler ve merkeziyetsiz finans (DeFi) gibi karmaşık teknik kavramları içerir. Bu kavramlar, hukukçular ve yargı mensupları için yabancı olabilir. Uzman mütalaası, bu teknik detayların anlaşılmasına ve hukuki uyuşmazlığa uygulanmasına yardımcı olur. Özellikle aşağıdaki durumlarda uzman mütalaası kritik bir rol oynar: Kripto Para Hırsızlığı ve Dolandırıcılık: Kripto para cüzdanlarının ele geçirilmesi, yetkisiz işlemlerin yapılması veya dolandırıcılık yoluyla kripto paraların transfer edilmesi gibi durumlarda, işlemlerin izlenmesi, cüzdan adreslerinin tespiti ve transfer zincirinin analizi için teknik uzmanlık gereklidir. Sebepsiz Zenginleşme: Bir tarafın diğerine herhangi bir hizmet veya sebep olmaksızın kripto para göndermesi ve bu durumun sebepsiz zenginleşmeye yol açması halinde, gönderilen paranın niteliği ve iadesi konusunda uzman görüşüne ihtiyaç duyulabilir. T.C. İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Mahkememizce alınan bilirkişi raporu ve yapılan tespitlerde de belirtildiği gibi, davacının adına davalı tarafından menkul kıymet ya da kripto para hesabı açılmak suretiyle işlem yapılıp yapılamadığı tespit edilemediğinden, davalının davacı adına kripto para aldığına ilişkin iddiasını ispat edemediği gibi, davacı tarafından bu konuda davalıya verilmiş bir yetki de bulunmadığından davacının dava konusu ettiği 700.000-USD'yi, herhangi bir hizmet ve sebebi olmaksızın gönderilen para niteliğine dönüştüğü ve davalının sebepsiz zenginleşmesine sebebiyet verdiği mahkememizce benimsenmiş olup, TBK 77 ve devamı maddeleri gereğince haklı bir sebep olmaksızın başkasının mal varlığında meydana gelen başka bir şahsın zararına sebebiyet veren zenginleşmeyi davalının geri iade etmesi gerektiği mahkememizce benimsenmekle, davacının açtığı davanın kabulü ile yapılan ödemenin dava tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereğince işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine ilişkin, kısa kararda yapılan yasa maddesindeki hata da düzeltilmek suretiyle ; Kripto Para Borsalarındaki Hatalar ve Güvenlik Açıkları: Kripto para borsalarında yaşanan teknik aksaklıklar, güvenlik açıkları veya kullanıcı hesaplarının ele geçirilmesi sonucu oluşan zararların tespiti ve sorumluluğun belirlenmesi için uzman görüşü önemlidir. T.C. BURSA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ E. 2022/493 K. 2022/501 doğru şekilde bilgilendirmeyip hesabını güvene almadığını, müvekkilinin hesabı tekrar aktive ederken müşteri hizmetlerinden yardım istediğini, müvekkilinin hesabı kilitliyken iki faktörlü doğrulama kodunun varlığını bilmediğini ve şüpheliler tarafından ele geçirilmiş olacağının bilgisinin de kendisine verilmediğini, eğer ... şirketi güvenlik açığı vermeden hesabın kilidini kaldırabilseydi müvekkilinin kripto paralarının muhafaza altına alınmış olacağını, müvekkilinin hesabı açıldığında hesabında bulunan coin ve tokerlerinin izni dışında MKR ve BTC'ye çevrilerek bilinmeyen cüzdan hesabına aktarıldığını, müşteri hizmetlerini tekrar arayan müvekkilinin hesabındaki paraların izni dışında aktarılmış olduğunun bilgisini verdiğini, müşteri hizmetlerinden geçmişe dönük hesap hareketlerini kontrol ettiklerinde kayıtlı bir işlem göremedikleri yanıtını aldığını, kripto paraların gönderildiği cüzdanların TX ID numaralarına ulaşamadığını, 0552 8793792 numaralı hattan müvekkilinin arandığını, Haksız Rekabet: Kripto para sektöründe faaliyet gösteren şirketler arasındaki haksız rekabet iddialarında, reklam stratejileri, arama motoru optimizasyonu (SEO) ve diğer dijital pazarlama faaliyetlerinin teknik analizi için uzman mütalaası gerekebilir. T.C. İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Bilirkişiler ..., ..., ... ve ... tarafından düzenlenen 16/05/2022 tarihli bilirkişi raporuna göre; dava dosyasında geçen kripto para birimleri ve kripto para sektöründeki ibarelerin davalıya ait ... arama motorunda aratıldığında davacının rakiplerine ait reklamlara sayfada yer verildiği, davacıya ait reklamların ise sayfada yer almadığı, dosya içeriğindeki bilgi ve belgeler ile yukarıdaki teknik ve incelemeler kapsamında yapılan tespitler göz önünde bulundurularak, somut uyuşmazlıkta davalı şirketlerin davranışlarının dürüstlük kuralına aykırılık ve dolayısıyla haksız rekabet teşkil edip etmediği noktasında takdirin Sayın Mahkemenize ait olduğu, Sayın Mahkemece davalı şirketlerin yaptığı davranışların haksız rekabet teşkil ettiği kanaatine varılması durumunda, davacı şirket vekilinin talep ettiği kardan yoksunlukla ilgili tazminat hesabının, dosya kapsamında hesaplama yapmaya yeterli bilgi ve belge olmaması sebebiyle hesaplanamadığı mütalaa edilmiştir Uzman Mütalaasının İçeriği ve Hazırlanması Kripto para takibine yönelik bir uzman mütalaası, genellikle aşağıdaki unsurları içermelidir: Olayın Teknik Analizi: İlgili kripto para işlemlerinin detaylı bir teknik analizi yapılmalıdır. Bu, işlem kimlikleri (TX ID), cüzdan adresleri, blok zinciri kayıtları ve zaman damgaları gibi verilerin incelenmesini kapsar. Kripto Para Akışının İzlenmesi: Kripto paraların hangi cüzdanlardan hangi cüzdanlara transfer edildiği, bu transferlerin hangi borsalar veya platformlar üzerinden gerçekleştiği ve nihai olarak nerede sonlandığına dair bir akış şeması veya detaylı bir rapor sunulmalıdır. Teknolojik Açıklamalar: Blok zinciri teknolojisi, kripto para birimlerinin çalışma prensipleri, cüzdan türleri (sıcak/soğuk cüzdanlar) ve güvenlik mekanizmaları gibi teknik kavramlar, hukuki bir dil ile açıklanmalıdır. Hukuki Değerlendirme İçin Teknik Zemin: Uzman, teknik bulgularını hukuki bir değerlendirme yapılmasına olanak sağlayacak şekilde sunmalıdır. Örneğin, bir işlemin yetkisiz olup olmadığı, bir güvenlik açığının varlığı veya bir dolandırıcılık eyleminin teknik delilleri açıklanmalıdır. Delillerin Sunumu: Mütalaa, teknik analizleri destekleyen ekran görüntüleri, blok zinciri tarayıcı kayıtları ve diğer dijital delillerle birlikte sunulmalıdır. Uzman mütalaası, mahkeme tarafından atanan bilirkişi raporu yerine geçmese de, mahkemenin karar verme sürecinde önemli bir yardımcı delil niteliğindedir. Özellikle bilirkişi raporu ile çelişen veya mahkemece yeterli görülmeyen durumlarda, mahkeme yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırabilir veya bilirkişiden ek rapor isteyebilir. Sonuç / Özet Kripto para takibinde uzman mütalaası, bu alandaki hukuki uyuşmazlıkların çözümünde vazgeçilmez bir araçtır. Kripto paraların karmaşık teknik yapısı ve hukuki niteliğindeki belirsizlikler göz önüne alındığında, alanında yetkin bir uzmandan alınacak mütalaa, yargılamanın doğru ve adil bir şekilde sonuçlanmasına büyük katkı sağlayacaktır. Bu mütalaa, teknik verilerin hukuki bir çerçevede yorumlanmasını sağlayarak, mahkemelerin daha bilinçli kararlar almasına yardımcı olur.

  • Kripto Varlık Takibinde Bilimsel Uzman Mütalaası: Hukuki Metodoloji, Teknik İnceleme Standartları ve Yargısal Uygulamalar

    Dijital çağın finansal paradigmasını kökten değiştiren blokzincir (blockchain) teknolojisi, merkeziyetsiz yapısı ve kriptografik güvenliği ile küresel ekonomide geri döndürülemez bir dönüşüm başlatmıştır. Ancak bu teknolojik devrim, hukuk sistemleri için benzeri görülmemiş bir meydan okumayı da beraberinde getirmiştir. Kripto varlıkların anonim veya yarı-anonim (pseudonymous) doğası, sınır tanımayan transfer kabiliyeti ve karmaşık teknik altyapısı, geleneksel soruşturma yöntemlerini ve ispat hukukunun yerleşik kalıplarını zorlamaktadır. Türkiye'de ve dünyada yargı mercileri, "kodun kanun olduğu" (code is law) bu yeni düzlemde, maddi gerçeğe ulaşmak için salt hukuki bilginin ötesine geçen, derinlikli teknik analizlere ihtiyaç duymaktadır. İşte bu noktada, teknik veriyi hukuki bir argümana dönüştüren "Bilimsel Uzman Mütalaası" (HMK m. 293 ve CMK m. 67), modern yargılamanın en kritik enstrümanlarından biri haline gelmiştir. Kripto para takibinde uzman mütalaasının Türk hukuk sistemindeki yerini, uluslararası adli bilişim standartlarını ve yargısal içtihatları merkeze alarak incelemektedir. Raporun temel tezi, blokzincir üzerindeki işlemlerin takibinin (tracing) sadece teknik bir veri madenciliği faaliyeti olmadığı; aynı zamanda "silahların eşitliği" ve "adil yargılanma hakkı" ilkeleri çerçevesinde, tarafların iddia ve savunma makamlarını teknik verilerle destekleme zorunluluğunun bir yansıması olduğudur. Yargıtay'ın güncel içtihatları, mahkemece atanan resmi bilirkişi raporları ile taraflarca sunulan özel uzman mütalaaları arasında bir hiyerarşi kurmaktan ziyade, bu iki teknik görüşün çelişmesi durumunda maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için çelişkinin giderilmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Bu yaklaşım, özel uzman mütalaalarını "takdiri delil" statüsünden çıkarıp, yargılamanın seyrini değiştirebilen kurucu bir unsura dönüştürmektedir. Blokzincir adli bilişiminin (blockchain forensics) teorik temellerinden başlayarak, Chainalysis, Elliptic ve TRM Labs gibi endüstri standardı araçların kullanım metodolojilerine; "peel chain" (soyma zinciri), "common input ownership" (ortak girdi sahipliği) gibi sezgisel analiz tekniklerinden, akıllı sözleşmelerin delil yönetimine entegrasyonuna kadar geniş bir teknik spektrum ele alınacaktır. Ayrıca, boşanma davalarında donanım cüzdanlarının (hardware wallets) tespiti, dolandırıcılık vakalarında varlıkların borsalarda dondurulması ve icra hukukunda kripto haczi gibi spesifik tipolojiler, Türk yargı pratiği ve karşılaştırmalı hukuk örnekleriyle analiz edilecektir. Blokzincir ekosisteminin hızla evrilen doğası, suç gelirlerinin aklanmasında kullanılan yöntemlerin de (mikserler, zincir atlatma, DeFi protokolleri) aynı hızla karmaşıklaşmasına neden olmaktadır. Bu dinamik ortamda, statik ve şablonvari bilirkişi raporları yetersiz kalmakta; olay örgüsünü teknik verilerle hikayeleştiren, illiyet bağlarını görselleştiren ve uluslararası istihbarat ağlarıyla desteklenen dinamik uzman mütalaalarına duyulan ihtiyaç artmaktadır. Bu çalışma, hukukçulara, adli bilişim uzmanlarına ve yargı mensuplarına, bu karmaşık süreçte rehberlik edecek, kapsamlı bir başvuru kaynağı olarak tasarlanmıştır. Türk Yargılama Hukukunda Uzman Mütalaasının Yeri ve Delil Değeri Hukuk yargılamasında ve ceza muhakemesinde ispat faaliyeti, hakimin vicdani kanaatine ulaşmasını sağlayan en temel süreçtir. Kripto para işlemleri gibi özel ve teknik bilgi gerektiren alanlarda, hakimin "genel hayat tecrübesi" veya "hukuki bilgisi" ile sonuca varması mümkün değildir. Bu teknik boşluk, geleneksel olarak mahkemece atanan bilirkişiler aracılığıyla doldurulmaya çalışılsa da, blokzincir teknolojisinin spesifik uzmanlık gerektirmesi, resmi bilirkişilik kurumunun yanı sıra "taraf bilirkişiliği" veya "uzman tanıklığı" olarak da adlandırılan özel uzman mütalaası kurumunu ön plana çıkarmıştır. 1.1. Yasal Çerçeve ve Hukuki Niteleme Türk hukukunda uzman mütalaası, iki temel usul kanununda açıkça düzenlenmiş ve güvence altına alınmıştır. Bu düzenlemelerin lafzı ve ruhu, uzmanın yargılamadaki fonksiyonunu anlamak açısından kritiktir. 1.1.1. Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) Madde 67: Savunma Hakkının Teknik Boyutu "Ceza yargılamasında temel amaç maddi gerçeğin araştırılmasıdır. Şüphelinin veya sanığın, aleyhindeki teknik delillere (örneğin bir MASAK raporu veya siber suçlar bürosunun fezlekesi) karşı, kendi teknik argümanlarını sunabilmesi, adil yargılanma hakkının bir gereğidir. CMK'nın 67. maddesinin 6. fıkrası bu hakkı şu şekilde düzenler: "Cumhuriyet savcısı, katılan, vekili, şüpheli veya sanık, müdafii veya kanunî temsilci, yargılama konusu olayla ilgili olarak veya bilirkişi raporunun hazırlanmasında değerlendirilmek üzere ya da bilirkişi raporu hakkında, uzmanından bilimsel mütalaa alabilirler."   Kanun koyucu, bu düzenleme ile taraflara, resmi bilirkişi raporuna "bağımlı kalmama" özgürlüğü tanımıştır. Maddenin gerekçesinde de belirtildiği üzere, amaç bilirkişi raporunun denetlenebilirliğini artırmak ve yargılamanın tek taraflı teknik görüşlere hapsolmasını engellemektir. Özellikle kripto para dolandırıcılığı veya kara para aklama suçlamalarında, savcılık makamının dayandığı teknik analizlerin (örneğin IP çakışmaları veya borsa giriş-çıkış kayıtları) hatalı yorumlanabileceği, blokzincir verilerinin yanlış okunabileceği sıkça karşılaşılan bir durumdur. Bu noktada sanık müdafiinin sunacağı, uluslararası standartlarda hazırlanmış bir uzman mütalaası, "şüpheden sanık yararlanır" ilkesinin teknik zeminde hayata geçmesini sağlar. Kanun metninde yer alan "Sadece bu nedenle ayrıca süre istenemez" ibaresi, uygulamada bazen mahkemelerce mütalaa sunumunun reddedilmesi için bir gerekçe olarak kullanılsa da, Yargıtay'ın yerleşik içtihatları bu sürenin "makul ölçülerde" tanınması gerektiği, aksi takdirde savunma hakkının kısıtlanmış sayılacağı yönündedir. 1.1.2. Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) Madde 293: Özel Hukukta Silahların Eşitliği Özel hukuk uyuşmazlıklarında (boşanma, ticaret, icra), HMK'nın 293. maddesi "Uzman Görüşü"nü düzenler. Bu madde, CMK'daki düzenlemeye paralel olmakla birlikte, hukuk yargılamasının "taraflarca hazırlama ilkesi"ne uygun olarak, tarafların iddialarını ispat yükümlülüklerini yerine getirmelerinde kritik bir araçtır. "Taraflar, dava konusu olayla ilgili olarak, uzmanından bilimsel mütalaa alabilirler. Sadece bu nedenle ayrıca süre istenemez."   HMK 293'ün en önemli ve kripto davaları için en işlevsel fıkrası, hakimin uzmanı dinleme yetkisidir: "Hâkim, talep üzerine veya resen, kendisinden mütalaa alınan uzman kişinin dinlenmesine karar verebilir." Kripto para transferlerinin karmaşık grafiklerini, fonların nasıl "mikser"den geçip aklandığını yazılı bir raporda anlatmak bazen yetersiz kalabilir. Uzmanın mahkeme salonunda, hazırladığı işlem grafiği üzerinde interaktif bir sunum yapması ve hakimin sorularını anlık olarak yanıtlaması, davanın kaderini değiştirebilir. Bu "sözlü mütalaa" imkanı, Amerikan hukukundaki "expert witness" (uzman tanık) kurumuna yaklaşan bir pratiktir. 1.2. Yargıtay İçtihatları ve Uygulama Birliği Yargıtay, uzman mütalaasının hukuki niteliğini ve bağlayıcılığını tanımlarken, yıllar içinde gelişen ve güçlenen bir içtihat birliği oluşturmuştur. Önceleri "takdiri delil" olarak görülen ve mahkemenin serbestçe değerlendirebileceği düşünülen bu raporlar, son kararlarda mahkeme bilirkişisi ile eşdeğer bir teknik denetim aracı olarak konumlandırılmıştır. 1.2.1. "Çelişki Giderilmelidir" İlkesi Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2022/1735 Karar, 2020/(15)6-459 Esas sayılı kararı, uzman mütalaasının gücünü tescilleyen en önemli kararlardan biridir. Karara konu olayda, mahkemece alınan bilirkişi raporuna karşı tarafça sunulan uzman görüşü arasında teknik farklılıklar bulunmaktadır. Yerel mahkeme, resmi bilirkişi raporunu esas alarak hüküm kurmuş, ancak Yargıtay bu yaklaşımı bozmuştur. Kararın özü şudur: Eğer dosyada bir uzman görüşü varsa ve bu görüş, mahkeme bilirkişisinin raporuyla çelişiyorsa, hakim "ben resmi bilirkişiye inanıyorum" diyerek kestirip atamaz. Bu teknik çelişkiyi gidermek zorundadır. Çelişkinin giderilmesi ise ancak yeni bir bilirkişi heyeti oluşturularak, hem resmi raporun hem de uzman mütalaasının değerlendirildiği, tarafların itirazlarını karşılayan üçüncü bir raporun alınmasıyla mümkündür.   Bu içtihat, kripto davalarında şu anlama gelir: Mahkeme bilirkişisi "davacı cüzdanından çıkan paranın nereye gittiği tespit edilememiştir" derken; taraf uzmanı Chainalysis raporuna dayanarak "Para Binance borsasındaki X hesabına gitmiştir" diyorsa, mahkeme bu tespiti görmezden gelemez. Yeni bir heyet kurup bu teknik bulguyu doğrulattırmak zorundadır. 1.3. Anayasa Mahkemesi ve Hak İhlali Kararları Uzman mütalaasının dikkate alınmaması, sadece usul hukukunu ilgilendiren bir hata değil, aynı zamanda anayasal bir hak ihlalidir. Anayasa Mahkemesi (AYM), adil yargılanma hakkı kapsamında verdiği kararlarda, "silahların eşitliği" ve "çelişmeli yargılama" ilkelerine vurgu yapmaktadır. 1.3.1. Silahların Eşitliği Prensibi AYM'ye göre, davanın taraflarından birinin, diğerine göre daha zayıf bir duruma düşürülmeksizin iddia ve savunmalarını makul bir şekilde mahkeme önünde dile getirme fırsatına sahip olması gerekir. Kripto para davalarında, devletin (savcılığın) elinde MASAK ve Emniyet Siber Suçlar gibi devasa teknik imkanlar varken, sanığın bu teknik iddialara karşı sadece "yapmadım" diyerek savunma yapması beklenemez. Sanığın da kendi teknik uzmanıyla bu iddiaları çürütme hakkı, silahların eşitliğinin gereğidir.   1.3.2. Gerekçeli Karar Hakkı ve Savunma AYM, mahkemelerin, tarafların sunduğu esaslı iddiaları ve delilleri (buna uzman mütalaaları da dahildir) karşılayacak şekilde gerekçe oluşturması gerektiğini belirtir. Karar sonucunu etkileyebilecek nitelikteki bir uzman mütalaasının neden kabul edilmediğinin teknik gerekçelerle açıklanmaması, adil yargılanma hakkının ihlali (Anayasa m. 36) sayılmaktadır. Örneğin, Murat Tezel (B. No: 2017/20307) başvurusunda, sanığın savunması alınmadan veya savunma delilleri irdelenmeden hüküm kurulmasının hak ihlali olduğu vurgulanmıştır.   1.4. Blokzincir Verilerinin Hukuki Niteliği: Belge mi, Senet mi? Türk hukukunda dijital verilerin delil niteliği, HMK 199. maddesinde yapılan değişiklikle netleşmiştir. Buna göre, "elektronik ortamdaki veriler" belge sayılır. Blokzincir üzerindeki kayıtlar da bu kapsamda şüphesiz birer "belge"dir.   Ancak, bu belgenin "senet" (kesin delil) gücüne sahip olup olmadığı tartışmalıdır. HMK 202. maddeye göre senetle ispat zorunluluğu olan hallerde, "delil başlangıcı" varsa tanık dahil her türlü delille ispat mümkündür. Blokzincir kayıtları, 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu anlamında "güvenli elektronik imza" ile oluşturulmadığı için (buradaki imza kriptografik bir imzadır, e-imza kanunu standardında değildir), doğrudan senet sayılmazlar. Ancak doktrindeki hakim görüşe ve akademik çalışmalara göre, blokzincir kayıtları, kriptografik olarak değiştirilemez ve zaman damgası içerdiği için kuvvetli delil başlangıcı (commencement of proof) niteliğindedir.   Karşılaştırmalı hukukta, Çin Halk Yüksek Mahkemesi'nin 2018 tarihli kararıyla blokzincir kayıtlarını yasal bağlayıcılığı olan hukuki delil olarak kabul etmesi ve "İnternet Mahkemeleri" kurarak bu kayıtlar üzerinden seri yargılama yapması, gelecekte Türk hukukunda da benzer bir yaklaşımın gelişebileceğinin sinyallerini vermektedir. Türk uzman mütalaaları, bu küresel eğilimi referans alarak, blokzincir verilerinin güvenilirliğini mahkemelere anlatma misyonunu üstlenmektedir.   2. Blokzincir Adli Bilişiminin Bilimi: Metodoloji ve Altyapı Hukuki zemini bu denli güçlü olan bir uzman mütalaasının, teknik açıdan da aynı derecede sağlam ve bilimsel temellere dayanması gerekir. Blokzincir adli bilişimi (Blockchain Forensics), veri biliminin, kriptografinin ve mali istihbaratın kesişim noktasında yer alan disiplinler arası bir alandır. Bir mütalaanın "bilimsel" sayılabilmesi için, kullanılan verilerin doğrulanabilir, metodolojinin tekrarlanabilir (reproducible) ve analizlerin objektif olması şarttır. 2.1. Veri Katmanları: On-Chain ve Off-Chain Analiz Kripto para takibi, iki farklı veri setinin sentezlenmesiyle yapılır: On-Chain (Zincir Üstü) Veri: Blokzincirin kendisinden gelen, halka açık ve değiştirilemez verilerdir. İşlem tarihçesi, transfer edilen miktar, gönderici ve alıcı adresler, zaman damgaları (timestamp) bu kategoriye girer. Bu veriler kesindir, ancak "kimliksizdir". Adresler sadece alfanümerik dizilerdir (Örn: 1A1zP1eP5QGefi2DMPTfTL5SLmv7DivfNa ). Off-Chain (Zincir Dışı) Veri: On-chain verileri gerçek dünyadaki kimliklerle eşleştirmeye yarayan istihbarat verileridir. Bu veriler; borsaların sızdırılan veritabanları, dark web forumlarındaki kullanıcı profilleri, IP adresleri, sosyal medya analizleri (OSINT) ve KYC (Müşterini Tanı) verilerinden oluşur. Uzman mütalaası, on-chain verinin kesinliği ile off-chain verinin bağlamını birleştirerek "Atfetme" (Attribution) yapar. Yani, "Bu işlem 0x... adresine yapıldı" demek yerine, "Bu işlem Binance borsasına ait sıcak cüzdana yapıldı" sonucuna ulaşır. 3.2. Sezgisel Analiz Yöntemleri (Heuristics) Blokzincir analizi, her zaman %100 kesinlik içermez; bazı durumlarda yüksek olasılıklı tahminlere dayanan "sezgisel yöntemler" (heuristics) kullanılır. Bu yöntemlerin mütalaada açıkça belirtilmesi ve hata paylarının tartışılması, raporun bilimselliği açısından kritiktir. 3.2.1. Ortak Girdi Sahipliği (Common Input Ownership Heuristic) Bu, Bitcoin ve UTXO (Unspent Transaction Output) tabanlı blokzincirlerde kullanılan en temel ve en güçlü kümeleme (clustering) yöntemidir. Bir işlemde birden fazla girdi (input) kullanılıyorsa, bu girdilerin hepsinin aynı özel anahtar (private key) sahibi veya aynı cüzdan yazılımı tarafından imzalandığı kabul edilir.   Örnek: Alice'in cüzdanında 2 BTC (Adres A'da) ve 3 BTC (Adres B'de) var. Alice, Bob'a 4 BTC göndermek istiyor. Cüzdan yazılımı otomatik olarak Adres A ve Adres B'yi girdi olarak alır, birleştirir ve Bob'a gönderir. Adli Sonuç: Adli bilişim uzmanı, Adres A ve Adres B'nin aynı kişiye (Entity) ait olduğunu %99.9 kesinlikle söyler ve bu adresleri aynı "Küme" (Cluster) içine alır. 2.2.2. Para Üstü Adresi Tespiti (Change Address Detection) Kripto para işlemlerinde, gönderilen miktar eldeki UTXO'dan küçükse, kalan miktar "para üstü" olarak göndericinin kontrolündeki yeni bir adrese döner. Hangi çıktının (output) ödeme, hangisinin para üstü olduğunu ayırt etmek, fon takibinin devamlılığı için hayati önem taşır. Analiz: Genellikle yuvarlak rakamlar (örn: 10.0 BTC) ödemedir; küsuratlı rakamlar (örn: 3.4821 BTC) para üstüdür. Ayrıca, para üstü adresi genellikle işlemde kullanılan diğer adreslerle aynı formatta (örn: P2PKH veya SegWit) olur. Uzman mütalaası, bu teknik detaylara dayanarak paranın aslında "sahibinden hiç çıkmadığını" veya "başka bir cüzdana aktarıldığını" ispatlar. 2.2.3. Soyma Zinciri (Peel Chain) Kara para aklayıcıların en sık kullandığı yöntemdir. Büyük miktardaki fon, yüzlerce küçük işlemle adım adım transfer edilir. Her adımda küçük bir miktar "soyulup" bir borsaya veya hizmete gönderilirken, ana para bir sonraki adrese aktarılır.   Görselleştirme: Uzman raporunda bu yapı bir "yılan" gibi görünür. Mütalaada, bu zincirin her halkasındaki "soyulan" miktarların toplamının, aklanan ana paraya eşit olduğu matematiksel olarak gösterilmelidir. 2.3. Endüstri Standardı Araçlar ve Yazılımlar Modern bir uzman mütalaası, manuel blok gezgini (block explorer) incelemesiyle yazılamaz. Milyonlarca işlemi analiz edebilen ve devasa veritabanlarına sahip profesyonel yazılımlar kullanılmalıdır. Araç Temel Özellikler & Uzmanlık Alanı Türkiye ve Küresel Kullanım Chainalysis Reactor Görselleştirme Lideri:  Karmaşık fon akışlarını anlaşılır grafiklere döker. Entity Database:  Dünyanın en geniş "Varlık" veritabanına sahiptir (Hamas, Lazarus Group, Hydra Market vb. etiketli). 11 Türk Emniyeti, MASAK ve büyük borsalar tarafından kullanılır. Mütalaalarda "altın standart" kabul edilir. Elliptic Uyum ve Risk Odaklı:  Bankalar ve finans kurumları için optimize edilmiştir. Bir cüzdanın "suç skorunu" (risk score) hesaplar. Fonların % kaçının yasa dışı kaynaklardan geldiğini gösterir. 14 Bankacılık düzenlemelerine uyum davalarında ve AML (Kara Para Aklama) raporlarında tercih edilir. TRM Labs Cross-Chain (Zincirler Arası) Analiz:  Fonların bir blokzincirden diğerine (örn: Bitcoin -> Ethereum) köprüler (bridges) üzerinden geçişini en iyi takip eden araçtır. 16 DeFi hack olayları ve karmaşık zincir atlatma (chain hopping) vakalarında kritiktir. ForensicBlock Otomatik Raporlama:  Avukatlar ve uzmanlar için hızlı, mahkeme formatına uygun şablon raporlar üretir. Yapay zeka destekli özetleme sunar. 17 Ön inceleme ve hızlı durum tespiti için kullanılır. Önemli Not: Bu araçlar, sadece lisanslı uzmanlar tarafından kullanılabilir ve yorumlanabilir. Bir yazılımın "Bu adres şüpheli" demesi hukuki bir delil değildir; uzmanın "Neden şüpheli?" sorusunu teknik verilerle açıklaması ve illiyet bağını kurması gerekir. 3. Uzman Mütalaasının Anatomisi: Raporlama Standartları Yargıtay denetimine elverişli, mahkeme heyetini ikna edebilecek ve karşı tarafın teknik itirazlarına dayanabilecek bir uzman mütalaası, belirli bir yapısal standarda sahip olmalıdır. "Forensic Block" ve "Elliptic" rapor şablonlarından ve Türk bilirkişilik mevzuatından süzülen ideal rapor yapısı aşağıdadır:   3.1. Şekli Unsurlar ve Kimlik Rapor Künyesi: Dava Dosya No, Talep Eden Taraf, Rapor Tarihi. Uzman Yetkinliği: Raporu hazırlayan kişinin sertifikaları (Örn: Chainalysis Certified Investigator - CCI, TRM Certified Investigator), akademik geçmişi ve tecrübesi. Bu bölüm, raporun güvenilirliğinin temelidir. Yemin ve Tarafsızlık Beyanı: Mütalaanın bilimsel objektiflik kuralları çerçevesinde, tarafsızlık ilkesine sadık kalınarak hazırlandığına dair beyan. 3.2. Yönetici Özeti (Executive Summary) Hakimlerin ve avukatların, teknik detaylarda boğulmadan davanın özünü anlamasını sağlayan bölümdür.   Örnek: "İncelenen 0xABC... adresinden 10.05.2023 tarihinde çalınan 50 ETH, Tornado Cash mikserine gönderilmemiştir. Fonlar, 4 ara işlemden sonra Binance Global borsasındaki '1NDy...' nolu yatırma adresine (Deposit Address) aktarılmış ve burada konsolide edilmiştir. Bu adresin kime ait olduğunun tespiti için borsa ile iletişime geçilmesi mümkündür." 3.3. Metodoloji ve Veri Kaynakları Raporun "bilimsel" niteliğini kanıtlayan bölümdür. Kullanılan Yazılımlar: (Örn: Chainalysis Reactor Sürüm 2024.1) Uygulanan Kümeleme Teknikleri: (Örn: Common Input Ownership) Veri Doğrulama: On-chain verilerin hangi "Full Node" veya blok gezgini (Etherscan, Blockchain.com ) üzerinden doğrulandığı. 3.4. Teknik Analiz ve Bulgular (Gövde) Raporun kalbi burasıdır. İşlem Çizelgesi (Transaction Graph): Fonların A noktasından B noktasına akışını gösteren, düğümler (nodes) ve kenarlardan (edges) oluşan görsel diyagram. Bu diyagramda borsalar, kişisel cüzdanlar ve akıllı sözleşmeler farklı renklerle veya ikonlarla belirtilmelidir.   Zaman Analizi (Timeline): İşlemlerin gerçekleştiği tarih ve saatlerin (UTC ve Türkiye saati ile) olay örgüsüyle uyumu. (Örn: Mağdurun "hacklendim" dediği saat ile fonların çıkış saati örtüşüyor mu?) Varlık Kimliklendirme (Entity Attribution): Tespit edilen adreslerin kime ait olduğu. Bilinen Varlıklar: Borsalar, Madencilik Havuzları, Darknet Marketleri. Bilinmeyen Varlıklar: Henüz etiketlenmemiş kişisel cüzdanlar. Risk Skorlaması (AML Risk Score): İlgili adreslerin geçmişte yasa dışı faaliyetlere karışıp karışmadığı. (Elliptic veya Chainalysis KYT verileri ile) 3.5. Sonuç ve Hukuki Değerlendirme Teknik bulguların, mahkemenin cevap aradığı sorulara verdiği net yanıtlar. "Fonlar geri döndürülebilir mi?" "Failin kimliği borsa kayıtlarından tespit edilebilir mi?" "İşlem bir hata sonucu mu yoksa kasıtlı mı yapılmıştır?" Bu bölümde, teknik jargon tamamen terk edilmeli ve açık, anlaşılır bir Türkçe ile kesin yargılar (kanaat) belirtilmelidir. 4. Tipolojiler ve Vaka Uygulamaları: Türkiye Pratiği Türk yargı sisteminde kripto varlıklarla ilgili uyuşmazlıklar çeşitlenmektedir. Uzman mütalaaları, her bir vaka türünde farklı stratejiler ve analiz yöntemleri gerektirir. 4.1. Dolandırıcılık, Hack ve Hırsızlık Vakaları En sık karşılaşılan suç tipolojisidir. Phishing (olta), fidye yazılımı (ransomware) veya yatırım dolandırıcılığı (pig butchering) yoluyla mağdur edilen kişilerin varlıklarının takibini içerir. Vaka Senaryosu: Bir yatırımcı, sahte bir kripto yatırım platformuna 100.000 USDT gönderir. Platform kapanır. Mütalaa Stratejisi: Yatırımcının gönderdiği USDT'lerin izi sürülür. Dolandırıcıların fonları genellikle bir "toplama cüzdanında" (aggregation wallet) biriktirdiği tespit edilir. Buradan fonların bir kısmının OKX veya Huobi gibi borsalara, bir kısmının ise "soğuk cüzdanlara" çekildiği görülür. Kritik Nokta: Borsalara giren kısmın dondurulması için savcılığa anlık veri sağlanması gerekir. Mütalaada, "Şu an X borsasında bulunan Y miktarındaki fonun acilen bloklanması" tavsiyesi yer almalıdır. 4.2. Boşanma Davaları ve Mal Kaçırma (Asset Hiding) Eşlerin mal paylaşımından kaçırmak için varlıklarını kripto paraya çevirmesi, aile mahkemelerinde sıkça görülmeye başlanmıştır. Burada temel sorun "gizli varlığın keşfi"dir. Donanım Cüzdanı (Hardware Wallet) Tespiti: Yurt dışı örneklerinde görüldüğü üzere, eşin tasarrufunda bulunan bir "Ledger" veya "Trezor" cihazı, kripto varlık sahipliğine dair güçlü bir karinedir. Ancak cihazın kendisi "boş" olabilir; önemli olan cihazın içindeki "özel anahtar"ın (private key) hangi adresleri kontrol ettiğidir.   Mütalaa Stratejisi: Eşin banka hesaplarından yerli kripto borsalarına (BtcTurk, Paribu) yapılan transferler (Fiat on-ramp) analiz edilir. Borsalardan "kripto çekim" (withdrawal) yapılıp yapılmadığına bakılır. Çekim yapılan adreslerin bakiyesi blokzincir üzerinden sorgulanır. Eş "Parayı kumarda kaybettim" dese bile, mütalaa ile paranın aslında hareketsiz bir şekilde bir soğuk cüzdanda beklediği ispatlanabilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi , dijital delillerin uzman mütalaası ile irdelenmesine cevaz vermektedir.   4.3. İcra ve İflas Hukukunda Haciz Türkiye'de kripto paraların haczi mümkündür ve uygulanmaktadır. İstanbul İcra Daireleri, İİK 89/1 haciz ihbarnamesi ile borsalardaki varlıklara bloke koymaktadır.   Sorun: Borçlunun hangi borsada hesabı olduğunun bilinmemesi. Çözüm: Uzman mütalaası, borçlunun e-posta adreslerinden sızan verileri (data breach), sosyal medya paylaşımlarını veya geçmişteki küçük işlem izlerini (dust transactions) analiz ederek, "Borçlunun Binance TR ve Gate.io borsalarında hesabı olma ihtimali yüksektir" şeklinde bir istihbarat sağlar. Bu sayede alacaklı vekili, nokta atışı haciz ihbarnamesi gönderebilir. 5. Zorluklar, Gelecek Perspektifi ve Sonuç Kripto para takibi, sürekli gelişen bir kedi-fare oyunudur. Suçluların yöntemleri geliştikçe, adli bilişim teknikleri de evrilmek zorundadır. 5.1. Teknik Zorluklar: Mikserler ve Zincir Atlatma Mikserler (Mixers): Tornado Cash veya Wasabi Wallet gibi araçlar, işlemleri matematiksel olarak karıştırarak iz sürmeyi zorlaştırır. Ancak Chainalysis gibi araçlar, artık mikserlerden çıkan fonları da "olasılıksal" olarak eşleştirebilmektedir. Mütalaada bu eşleşmenin "kesinlik" değil "yüksek olasılık" içerdiği dürüstçe belirtilmelidir.   Zincir Atlatma (Chain Hopping): Suçluların izini kaybettirmek için varlıklarını Bitcoin'den Monero'ya (Privacy Coin) çevirmesi veya köprüler (bridges) üzerinden farklı ağlara taşımasıdır. TRM Labs gibi yeni nesil araçlar, bu geçişleri takip etmede uzmanlaşmıştır.   5.2. Hukuki Engeller ve Uluslararası İşbirliği En büyük engel, tespit edilen borsanın Türkiye'de yasal temsilciliğinin bulunmamasıdır. Mütalaa ile paranın "Seyşeller merkezli bir borsada" olduğu tespit edilse bile, Türk mahkemelerinin buraya yazdığı müzekkerelerin cevapsız kalması yaygındır. Bu durum, uzman mütalaasının sınırını çizer: Uzman teknik tespiti yapar, ancak hukuki tahsilat (recovery) uluslararası hukukun (adli yardımlaşma) hızına bağlıdır.   5.3. Gelecek: Akıllı Sözleşmeler ve Dijital Mahkemeler Gelecekte, delil zincirinin (chain of custody) blokzincir üzerinde tutulduğu, bilirkişi raporlarının akıllı sözleşmelere (smart contracts) gömüldüğü sistemler tartışılmaktadır. Çin'deki gibi blokzincir verilerinin doğrudan delil kabul edildiği ihtisas mahkemelerinin kurulması, Türkiye'de de yargı reformu gündemine gelebilir.   Sonuç Kripto varlık takibinde uzman mütalaası, Türk hukuk sisteminde "lüks" bir hizmet olmaktan çıkıp, adaletin tecellisi için "zorunlu" bir mekanizma haline gelmiştir. Yargıtay'ın "çelişki giderilmelidir" içtihadı ve Anayasa Mahkemesi'nin "silahların eşitliği" kararları, özel uzman mütalaalarını yargılamanın merkezine yerleştirmiştir. Hukukçular ve yargı mensupları için temel çıkarım şudur: Blokzincir üzerindeki gerçeklik, ancak doğru teknik araçlar, doğru metodoloji ve hukuki formata uygun bir uzman mütalaası ile mahkeme salonuna taşınabilir. Bu mütalaalar, dijital dünyanın karmaşasında hakimin önünü aydınlatan en güçlü fenerdir.

  • TCK 244: Bilişim Sistemini Engelleme, Bozma ve Verileri Yok Etme Suçu

    T ürk Ceza Kanunu'nda (TCK) "bilişim sistemlerini engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme" suçunu düzenleyen madde, TCK'nın 244. maddesidir. Bu madde, bilişim sistemlerine yönelik çeşitli saldırıları ve bu saldırılar sonucunda haksız çıkar sağlanmasını yaptırım altına alarak bilişim sistemlerinin güvenliğini ve işleyişini korumayı amaçlamaktadır.TCK'nın 244. maddesi, "Bilişim Alanında Suçlar" başlıklı Onuncu Bölüm altında yer almaktadır. Bu madde, bilişim sistemlerinin ve içerdiği verilerin korunmasına yönelik önemli düzenlemeler içermektedir. TÜRK CEZA KANUNU Sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme Madde 244- (1) Bir bilişim sisteminin işleyişini engelleyen veya bozan kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Bir bilişim sistemindeki verileri bozan, yok eden, değiştiren veya erişilmez kılan, sisteme veri yerleştiren, var olan verileri başka bir yere gönderen kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (3) Bu fiillerin bir banka veya kredi kurumuna ya da bir kamu kurum veya kuruluşuna ait bilişim sistemi üzerinde işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır. (4) Yukarıdaki fıkralarda tanımlanan fiillerin işlenmesi suretiyle kişinin kendisinin veya başkasının yararına haksız bir çıkar sağlamasının başka bir suç oluşturmaması halinde, iki yıldan altı yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur. Bu madde, bilişim sistemlerine karşı işlenen suçları dört fıkra halinde düzenlemektedir: 1. Birinci Fıkra: Bilişim Sisteminin İşleyişini Engelleme veya Bozma- Bilişim Sistemini Engelleme Suçun Tanımı: Bir bilişim sisteminin işleyişini engelleyen veya bozan kişi cezalandırılır. Cezası: Bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası. Korunan Hukuki Değer: Bu fıkra ile bilişim sistemlerinin düzenli ve kesintisiz çalışması, yani sistemin fonksiyonel bütünlüğü korunmaktadır. Maddenin gerekçesinde de belirtildiği üzere, "Maddenin birinci fıkrasında bir bilişim sisteminin işleyişini engelleme, bozma, sisteme hukuka aykırı olarak veri yerleştirme, var olan verileri başka bir yere gönderme, erişilmez kılma, değiştirme ve yok etme fiilleri, suç olarak tanımlanmaktadır. Böylece sistemlere yöneltilen ızrar fiilleri özel bir suç hâline getirilmiştir. Aracın fizik varlığı ve işlemesini sağlayan bütün diğer unsurları, söz konusu suçun konusunu oluşturmaktadır. Fıkrada seçimlik hareketli bir suç meydana getirilmiştir." 2. Ceza Dairesi 2020/23092 E. , 2021/6018 K. Zira bu sürecin ayrılmaz parçası olan donanım(mekanik) kısmıda bilişim kısmının ayrılmaz bir parçası ve öznesi olup sistem bu iki kısmın birlikte sağlıklı ve düzenli çalışmasıyla varolabilmektedir Kanunun koruduğu yarar :sistemin düzenli çalışması ile engel ve kesintiye uğramamasıdır Nitekim TCK.md .244/1 in TBMM gerekçesinde ; “Maddenin birinci fıkrasında bir bilişim sisteminin işleyişini engelleme, bozma, sisteme hukuka aykırı olarak veri yerleştirme, var olan verileri başka bir yere gönderme, erişilmez kılma, değiştirme ve yok etme fiilleri, suç olarak tanımlanmaktadır Böylece sistemlere yöneltilen ızrar fiilleri özel bir suç hâline getirilmiştir Aracın fizik varlığı ve işlemesini sağlayan bütün diğer unsurları, söz konusu suçun konusunu oluşturmaktadır Fıkrada seçimlik hareketli bir suç meydana getirilmiştir.”şeklinde belirtilmiştir 2. İkinci Fıkra: Bilişim Sistemindeki Verileri Bozma, Yok Etme veya Değiştirme Suçun Tanımı: Bir bilişim sistemindeki verileri bozan, yok eden, değiştiren veya erişilmez kılan, sisteme veri yerleştiren, var olan verileri başka bir yere gönderen kişi cezalandırılır. Cezası: Altı aydan üç yıla kadar hapis cezası. Korunan Hukuki Değer: Bu fıkra, bilişim sistemlerinin içerdiği verilerin bütünlüğünü, gizliliğini ve erişilebilirliğini korumayı amaçlar. Bu suç, mala zarar verme suçunun özel bir biçimi olarak da nitelendirilebilir. 11. Ceza Dairesi 2018/6165 E. , 2021/2805 K. d) Bilişim sistemindeki verileri bozma, yok etme , değiştirme, erişilmez kılma ve sisteme veri yerleştirme suçu TCK'nin 244/2 maddesinde; " Bir bilişim sistemindeki verileri bozan, yok eden, değiştiren veya erişilmez kılan, sisteme veri yerleştiren, var olan verileri başka bir yere gönderen kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. " şeklinde düzenlenerek bilişim sistemi ve sistemin işleyişine yönelik saldırıların önlenmesi amaçlanmış, sistemin soyut unsurlarına karşı işlenen zarar verici fiiller yaptırım altına alınmıştır Bu fıkra, sistemdeki verilere zarar verme dışında, sisteme veri yerleştirme veya mevcut verileri başka bir yere gönderme gibi tehlike suçlarını da düzenlemektedir. Failin sisteme hukuka aykırı girmiş olması şartı aranmaz; yetkisi dahilinde girdiği bir sistemde hukuka aykırı veri değişiklikleri yapması da bu suçu oluşturur. 8. Ceza Dairesi 2024/16492 E. , 2024/8900 K. Türk Ceza Kanunu'nun 244 üncü maddesinin ikinci fıkrasında yer alan ve mala zarar verme suçunun özel bir biçimi olarak düzenlenen suç ile var olan sistem ve sistemdeki verilerin korunması, hem sistemin hem de sistem içerisindeki verilerin zarar görmemesi amaçlanmıştır Ancak sistemdeki verilere zarar verme dışında bu madde de tehlike suçu olarak nitelendirilebilecek iki seçimlik hareket daha düzenlenmiştir Bunlar, sisteme veri yerleştirmek veya sistemdeki mevcut verilerin başka yere gönderilmesidir Sistemdeki verilere müdahale niteliğindeki bu eylemleri gerçekleştiren kişi sisteme, hukuka aykırı şekilde erişim sağlamış olabileceği gibi, yetkisi dahilinde girdiği bir sistemde hukuka aykırı şekilde veri değişiklikleri de yapmış olabilir Dolayısıyla, Türk Ceza Kanunu'nun 244 üncü maddesinin ikinci fıkrasında yer alan suçun oluşumu için, aynı kanunun 243 üncü maddesinde yer alan suçun aksine, failin sisteme hukuka aykırı girmiş olma şartı aranmayacaktır 3. Üçüncü Fıkra: Nitelikli Hal (Banka, Kredi Kurumu veya Kamu Kurum/Kuruluşu Bilişim Sistemi) Suçun Tanımı: Birinci ve ikinci fıkralarda tanımlanan fiillerin bir banka veya kredi kurumuna ya da bir kamu kurum veya kuruluşuna ait bilişim sistemi üzerinde işlenmesi halinde ceza artırılır. Cezası: Verilecek ceza yarı oranında artırılır. Gerekçe: Bu fıkra, bankacılık ve kamu hizmetlerinin bilişim sistemleri üzerindeki kritik önemini ve bu sistemlere yönelik saldırıların toplumsal etkilerini göz önünde bulundurarak daha ağır bir yaptırım öngörmektedir. Bankacılık Kanunu'nun 157. maddesi de bu hususu teyit etmektedir. BANKACILIK KANUNU bozma, verileri yok etme veya değiştirme Madde 157 : — Bu Kanuna tâbi kuruluşlar, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 244 üncü maddesinde tanımlanan sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme suçu açısından banka veya kredi kurumu olarak kabul edilir. 4. Dördüncü Fıkra: Haksız Çıkar Sağlama Suçun Tanımı: Yukarıdaki fıkralarda tanımlanan fiillerin işlenmesi suretiyle kişinin kendisinin veya başkasının yararına haksız bir çıkar sağlamasının başka bir suç oluşturmaması halinde cezalandırılır. Cezası: İki yıldan altı yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası. Tali Norm Niteliği: Bu fıkra, "başka bir suçu oluşturmaması halinde" ibaresiyle tali (ikincil) norm niteliğindedir. Yani, bilişim sistemleri aracılığıyla haksız çıkar sağlama eylemi, dolandırıcılık, hırsızlık, güveni kötüye kullanma veya zimmet gibi başka bir suçu oluşturuyorsa, öncelikle o suçun hükümleri uygulanır. Eğer eylem bu suçlardan hiçbirine uymuyorsa, TCK 244/4 uygulanır. 6. Ceza Dairesi 2021/12444 E. , 2022/9092 K. 5237 sayılı TCK’nın 244/3. maddesinde “ Yukarıda fıkralarda tanımlanan fiillerin işlenmesi suretiyle kişinin kendisini veya başkasının yararına haksız bir çıkar sağlamasının başka bir suç oluşturmaması halinde ...” biçimindeki ifadeden bu fıkradaki düzenlemenin tali norm niteliğinde olduğunun anlaşılması buna göre öncelikle bilişim sisteminin kullanılması suretiyle işlenebilen diğer suçların oluşup oluşmadığı değerlendirildikten sonra gerçekleştirilen eylem bu suçlardan hiçbirisinin tanımına uygun değil ise, bu durumda eylemin TCK’nın 244/3. maddesi kapsamında suç oluşturulacağı düşünülerek; Ceza Genel Kurulu 2010/11-25 E. , 2010/123 K. Bilişim sistemleri aracılığıyla haksız çıkar sağlama şeklinde bir olay ile karşılaşıldığında öncelikle eylemin dolandırıcılık, hırsızlık, güveni kötüye kullanma veya zimmet gibi başka bir suçu oluşturup oluşturmadığı araştırılmalıdır Gerçekleştirilen eylem bu suçlardan birine uyuyorsa o zaman 5237 sayılı TCK'nın 244/3. maddesinin uygulanma olanağı bulunamayacaktır Zira maddede 'başka bir suçu oluşturmaması halinde' denilmektedir Bu fıkra, bilişim sistemleri aracılığıyla elde edilen haksız çıkarın sadece maddi yararları değil, herhangi bir yararın elde edilmesini kapsar. Failin sağladığı çıkarın haksız olduğunu bilmesi, suçun oluşumu için gereklidir. 8. Ceza Dairesi 2019/26683 E. , 2022/6848 K. Bu madde anlamında haksız çıkar yalnızca maddi yararları içermeyip, herhangi bir yararın elde edilmesi suçun oluşması için yeterlidir Suçun oluşabilmesi için failin sağladığı çıkarın haksız olduğunu bilmesi gerekir Buradaki haksızlık suçun maddi unsurlarından çıkara ilişkin bir nitelendirme olduğu için kusur değil, kast kapsamındadır ve suç kasten işlenebilir Maddede "başka bir suçu oluşturmaması halinde" denilerek "tali norm" niteliğinde bir düzenleme yapılmıştır Ancak madde gerekçesinde, bu fıkra hükmüne istinaden cezaya hükmedilebilmesi için, fiilin daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmaması gerekir, denmiştir Bilişim sistemleri aracılığıyla bir çıkar sağlandığında öncelikle bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle hırsızlık, bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, zimmet gibi bir başka suçun oluşup oluşmadığı tartışılmalı eylem başka bir suçu oluşturmamışsa TCK.nın 244/3. maddesi irdelenmelidir. TCK 244. Maddenin Uygulama Alanları ve Örnekler-( Bilişim Sistemini Engelleme ) TCK 244. madde, bilişim sistemlerine yönelik geniş bir yelpazedeki eylemleri kapsar. Sistemi Engelleme/Bozma: Bir web sitesine DDoS saldırısı yaparak erişimi engellemek, bir sunucuyu çökertmek, bir ağın işleyişini yavaşlatmak bu kapsamda değerlendirilebilir. Verileri Yok Etme/Değiştirme: Bir bilgisayardaki dosyaları silmek, şifrelemek (fidye yazılımı), değiştirmek veya erişilmez kılmak (örneğin, bir e-posta hesabının şifresini değiştirerek sahibinin erişimini engellemek) bu fıkra kapsamında suç teşkil eder. 8. Ceza Dairesi 2012/31216 E. , 2013/25978 K. E-POSTAYA ERİŞİMİ ENGELLEME, BOZMA, VERİLERİ YOK ETME, DEĞİŞTİRME TÜRK CEZA KANUNU (TCK) (5237) Madde 244 "İçtihat Metni" Oluşa, katılanın aşamalardaki anlatımlarına, sanığın babasına ait internet hesabından katılana ait elektronik posta hesabına bir çok kez girildiğine ilişkin Microsoft ve TİB'den gelen yazı yanıtlarına ve tüm dosya kapsamına göre; katılana ait elektronik posta hesabının şifresini ele geçirerek bu adrese giren ve şifreyi değiştirmek suretiyle katılanın elektronik postalarına erişimini engelleyen sanığın, eylemine uyan TCK.nun 244/3. maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle beraat hükmü kurulması, Yasaya aykırı, C.Savcısı ve katılanın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/3. maddesi uya- rınca uygulanması gereken CMUK.nun 3. maddesi gereğince (BOZULMASINA), 01.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi. Haksız Çıkar Sağlama: Bir bilişim sistemindeki verileri değiştirerek (örneğin, notları yükselterek veya banka hesap bilgilerini değiştirerek) kendisine veya başkasına haksız bir menfaat sağlamak bu fıkra kapsamında değerlendirilir. 8. Ceza Dairesi 2021/6317 E. , 2021/22898 K. Oluşa ve tüm dosya kapsamına göre;sanığın,şikayetçiye ait ve kullandığı msn hesabından kendisini şikayetçinin bir arkadaşı gibi tanıtıp görüşmeye başladığı, şikayetçiye gönderdiği maildeki linkin kendisine gönderilmesini istediği, şikayetçinin de bu maili sanığa göndermesi üzerine sanığın msn hesabının şifresini ele geçirdiği ve şifreyi değiştirdiği, ardından şikayetçinin sanıkla başka bir msn adresinden iletişim kurduğu ve sanığın 100 kontör karşılığında şifreyi geri vereceğini beyan ettiği, şikayetçinin ise sadece 20 kontörü sanığın kullandığı GSM hattına gönderdiği ve sanığın bu şekilde msn adresinin ele geçirilmesinden sonra menfaat elde ettiğinin anlaşıldığı somut olayda; sanığın eylemlerinin bir bütün olarak TCK.nın 244/3. maddesindeki ''bilişim sistemindeki verileri değiştirmek suretiyle haksız çıkar sağlama'' suçunu oluşturacağı gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşerek yazılı şekilde ayrı ayrı hükümler kurulması, Sonuç / Özet Türk Ceza Kanunu'nun 244. maddesi, ( Bilişim Sistemini Engelleme) bilişim sistemlerinin ve içerdiği verilerin korunması amacıyla dört farklı suç tipini düzenlemektedir. Bu madde, bilişim sistemlerinin işleyişini engellemek veya bozmak, sistemdeki verileri yok etmek, değiştirmek, erişilmez kılmak, sisteme veri yerleştirmek veya var olan verileri başka bir yere göndermek gibi eylemleri cezalandırır. Özellikle banka, kredi kurumları veya kamu kurumlarına ait bilişim sistemlerine yönelik saldırılar daha ağır cezayı gerektirirken, bu fiillerle haksız çıkar sağlanması durumunda, başka bir suçu oluşturmaması kaydıyla ayrı bir suç olarak düzenlenmiştir. Bu madde, bilişim suçlarıyla mücadelede temel bir yasal dayanak oluşturarak dijital ortamdaki güvenliği sağlamayı hedeflemektedir.

  • HTS Kayıtları Delil Sayılır mı? 2025 Yargıtay Kararlarıyla Güncel Rehber

    Ceza davalarında sanıkların kaderini belirleyen en kritik teknik delil şüphesiz ki HTS (Historical Traffic Search)  kayıtlarıdır. Halk arasında "telefon dökümü" veya "baz sinyali" olarak bilinen bu veriler, mahkemelerde bazen bir mahkumiyet gerekçesi bazen de bir beraat bileti olabilmektedir. Peki, 2025 yılında Yargıtay, HTS kayıtlarına nasıl bakıyor? Hangi durumlarda HTS kaydı tek başına delil sayılıyor, hangi durumlarda yetersiz kalıyor? Aslan Kriminal  olarak, Yargıtay Ceza Dairelerinin en güncel kararlarını inceledik ve sizin için maddeler halinde özetledik. İşte davalarınızın seyrini değiştirebilecek o detaylar. 1. "Birbirimizi Tanımıyoruz" Savunması HTS Duvarına Çarpıyor Uyuşturucu ticareti veya örgütlü suçlarda sanıklar genellikle birbirlerini tanımadıklarını veya olay yerinde tesadüfen bulunduklarını iddia ederler. Ancak Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 2025 tarihli kararı bu konuda çok nettir. Eğer sanıklar arasında olay öncesi ve sonrasında yoğun bir telefon trafiği varsa, "tesadüf" savunması geçersiz kalmaktadır. ( Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 2024/16110 E., 2025/2111 K. sayılı ve 13.03.2025 tarihli ilamı .) Uzman Görüşü:   Aranızdaki arama sayısı ve sıklığı, hukuki ilişkinizin adını koyar. 2. Mağdurun "Sessiz Çığlığı": Rıza Savunmasını Çökerten Aramalar Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma (kaçırma) davalarında sanıklar, mağdurun araca "kendi rızasıyla" bindiğini savunabilir. Burada HTS kayıtları, mağdurun o anki psikolojisini ispatlayan bir delile dönüşür. ( Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 2023/3034 E., 2025/1551 K. sayılı ve 26.02.2025 tarihli ilamı .) 3. HTS Kaydının Olmaması Beraat Getirir mi? (Şüpheden Sanık Yararlanır) Bilişim suçları ve dolandırıcılık davalarında, sanık ile mağdur arasındaki dijital bağın kopuk olması savunma için büyük bir avantajdır.(  Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 2025/3659 E., 2025/4932 K. sayılı ve 18.06.2025 tarihli ilamı .) 4. Terör Suçlarında HTS Tek Başına Yeterli Değil FETÖ/PDY gibi silahlı terör örgütü üyeliği suçlamalarında, sadece telefon irtibatı veya sinyal bilgisi mahkumiyet için yeterli görülmemektedir. ( Yargıtay 3. Ceza Dairesi, 2022/10905 E., 2025/9023 K. sayılı ve 20.03.2025 tarihli ilamı .) Özet: HTS Kayıtları Nasıl Yorumlanmalı? 2025 Yargıtay içtihatları gösteriyor ki; HTS kayıtları ham veri yığınıdır ve doğru analiz edilmezse yanıltıcı olabilir. Aleyhe Durum:  Sık görüşme trafiği (10+ arama) ve suç saatindeki baz çakışmaları mahkumiyeti güçlendirir. Lehe Durum:  İletişim kaydının bulunmaması (negatif tespit), savunmanın en güçlü argümanıdır. Yetersiz Durum:  Sadece HTS sinyali, terör üyeliği veya işçi statüsü ispatında tek başına hüküm kurmaya yetmez. Aslan Kriminal  olarak, dosyanızdaki binlerce satırlık karmaşık HTS (CDR) verilerini, GPRS loglarını ve baz istasyonu haritalarını uzman gözüyle analiz ediyor; mahkemelere anlaşılır, teknik ve bilimsel mütalaalar sunuyoruz. Dijital delillerinizde saklı gerçeği ortaya çıkarmak için bizimle iletişime geçin.

  • Yargıtay'ın Balistik İncelemelerde Dikkat Edilmesini İstediği Hususlar

    Balistik inceleme, Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) kapsamında delil toplama ve değerlendirme süreçlerinin önemli bir parçasıdır. CMK'nın 160. maddesi, Cumhuriyet savcısının maddi gerçeği araştırma ve delil toplama yükümlülüğünü düzenlerken, 87. maddesi otopsi sırasında elde edilen bulguların önemini vurgular. Bilirkişilik Kanunu'nun 3. maddesi ise balistik inceleme gibi özel veya teknik bilgi gerektiren konularda bilirkişilerin bağımsız, tarafsız ve objektif rapor düzenlemesi gerektiğini belirtir. Yargıtay'ın Balistik İncelemelerde Dikkat Edilmesini İstediği Hususlar 1. Kapsamlı ve Detaylı İnceleme: Yargıtay, balistik incelemelerin olayın tüm yönlerini aydınlatacak şekilde kapsamlı olmasını bekler. Özellikle birden fazla silahın veya merminin söz konusu olduğu durumlarda, her bir delilin ayrı ayrı ve detaylı bir şekilde incelenmesi gerekmektedir. 1. Ceza Dairesi 2024/6459 E. , 2025/5588 K. b) Olay yerinden, araçlardan, maktullerin ve mağdurların vücutlarından ele geçen tabanca, tüfek, kovan, kartuş ve çekirdekler üzerinde balistik inceleme yaptırılarak kaç adet silahtan atıldığı yönünde ekspertiz raporu alınması, temsili ve tatbiki keşif yapılması, olay yerinde bulunan maktüller, mağdurlar ve sanıkların bulundukları yerler gösterilerek birbirlerine olan uzaklıkları ve atış mesafelerinin tespit edilmesi, sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının tespiti gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hükümler kurulması, Bu kararda, "olay yerinden, araçlardan, maktullerin ve mağdurların vücutlarından ele geçen tabanca, tüfek, kovan, kartuş ve çekirdekler üzerinde balistik inceleme yaptırılarak kaç adet silahtan atıldığı yönünde ekspertiz raporu alınması" gerektiği açıkça belirtilmiştir. Bu, her bir balistik delilin ayrı ayrı incelenmesi ve olaya karışan tüm silahların tespit edilmesi gerektiğini göstermektedir. 2. Atış Mesafesi ve Konum Tespiti: Olay yerinde yapılan keşifler ve balistik incelemelerle, atış mesafelerinin ve olaydaki kişilerin konumlarının net bir şekilde belirlenmesi Yargıtay için önemlidir. Bu, olayın oluş şeklini ve sanıkların kastını anlamak açısından kritik bir bilgidir. 1. Ceza Dairesi 2024/6459 E. , 2025/5588 K. b) ...temsili ve tatbiki keşif yapılması, olay yerinde bulunan maktüller, mağdurlar ve sanıkların bulundukları yerler gösterilerek birbirlerine olan uzaklıkları ve atış mesafelerinin tespit edilmesi, sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının tespiti gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hükümler kurulması, Bu kısım, sadece balistik materyallerin incelenmesinin yeterli olmadığını, aynı zamanda olayın dinamiklerini anlamak için olay yerinde keşif ve tatbikat yapılmasının ve atış mesafelerinin belirlenmesinin önemini vurgulamaktadır. 3. Silahın Çalışma Prensibi ve Kendiliğinden Ateşlenme İhtimali: Özellikle sanık savunmalarında silahın kendiliğinden ateşlendiği veya arızalı olduğu iddiaları varsa, balistik incelemenin bu hususları da araştırması gerekmektedir. Silahın kurulma, tetik ve ateşleme mekanizması gibi çalışma prensipleri detaylıca incelenmeli ve bu konuda uzman raporu alınmalıdır. 1. Ceza Dairesi 2021/11120 E. , 2022/504 K. Dosya kapsamına göre; ... Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü'nün 17.09.2019 tarihli balistik inceleme raporunda, sadece suça konu tüfek ve boş kartuşlar yönünden balistik açıdan inceleme yapıldığı, bu haliyle sanıkların savunmalarında belirtildiği şekilde tüfeğin kurulma, tetik ve ateşleme mekanizması gibi çalışma prensiplerinin neler olduğu, pompalı tüfeğin tetiğine basılması durumunda savunmada ileri sürüldüğü gibi "tık" sesi geldikten sonra ikinci kez tetiğe basıldığında ateş etmesinin mümkün olup olmadığı, elden yere düşme halinde mesafe de dikkate alınarak kendiliğinden ateşlenip ateşlenmeyeceği hususlarında bilgi ihtiva etmediği anlaşılmakla, ilgili Adli Tıp İhtisas Dairesinden bu hususlar ile sanıkların savunmalarında anlattıkları olguların değerlendirildiği bir rapor alındıktan sonra sanıkların hukuki durumlarının yeniden değerlendirilmesinin zorunluluk arzetmesi, Bu içtihat, balistik incelemenin sadece mühimmat ve silahın genel özellikleriyle sınırlı kalmaması, aynı zamanda silahın teknik işleyişi ve olası arızaları hakkında da bilgi vermesi gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır. 4. Delillerin Bütünlüğü ve Güvenilirliği: Balistik inceleme için toplanan delillerin (silah, mermi, kovan vb.) olay yerinden itibaren usulüne uygun şekilde toplanması, etiketlenmesi, muhafaza edilmesi ve laboratuvara ulaştırılması büyük önem taşır. Delil zincirinin bozulmaması, raporun güvenilirliği açısından esastır. 1. Ceza Dairesi 2022/1287 E. , 2024/1343 K. ...Adli Tıp Kurumundan alınan otopsi raporuna göre; ...'ın vücudunda bir adet ateşli silah mermi çekirdeği giriş yarası saptandığı, yaralanmanın tek başına öldürücü nitelikte olduğu tespit edilmiş olup cesetten mermi çekirdeği elde edilemediğinden balistik inceleme yapılamadığı anlaşılmıştır. Bu kararda, mermi çekirdeği elde edilemediği için balistik inceleme yapılamaması, delil eksikliği olarak belirtilmiştir. Bu durum, balistik incelemenin yapılabilmesi için gerekli materyallerin eksiksiz olarak toplanmasının önemini göstermektedir. 5. Raporun Yeterliliği ve Gerekçeliliği: Bilirkişi raporlarının, mahkemenin hüküm kurmasına elverişli, yeterli ve gerekçeli olması beklenir. Raporda, yapılan incelemeler, elde edilen bulgular ve bu bulguların hukuki değerlendirmeye etkisi açıkça belirtilmelidir. Sonuç / Özet Yargıtay, balistik incelemelerin ceza yargılamasında maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için hayati öneme sahip olduğunu kabul etmektedir. Bu nedenle, balistik incelemelerin; Kapsamlı ve detaylı bir şekilde yapılması, Olay yerinde keşif ve tatbikatla desteklenerek atış mesafesi ve konumların belirlenmesi, Silahın teknik çalışma prensipleri ve olası arızalarının araştırılması, Delillerin bütünlüğünün ve güvenilirliğinin sağlanması, Hüküm kurmaya elverişli, yeterli ve gerekçeli bir rapor halinde sunulması gerekmektedir. Yukarıda belirtilen kararlar, bu hususlarda eksiklik bulunması halinde, Yargıtay'ın yerel mahkeme kararlarını bozma gerekçesi olarak kabul ettiğini açıkça göstermektedir. Bu durum, adli makamların ve bilirkişilerin balistik incelemeleri yaparken azami özeni göstermeleri gerektiğini ortaya koymaktadır. SORU/CEVAP Balistik inceleme raporunun mahkeme kararındaki etkisi nedir? Balistik inceleme raporu, ateşli silahların kullanıldığı ceza davalarında mahkeme kararlarının temelini oluşturan en önemli bilimsel delillerden biridir. Raporun içeriği, suçun sübutu, nitelendirilmesi, failin tespiti, sanık savunmalarının değerlendirilmesi ve hükmün gerekçelendirilmesi üzerinde doğrudan ve belirleyici bir etkiye sahiptir. Bu nedenle, balistik incelemelerin hukuka uygun, kapsamlı, detaylı ve bilimsel verilere dayalı olarak yapılması, adil bir yargılamanın ve doğru bir kararın verilmesi için vazgeçilmezdir. Eksik veya hatalı bir balistik inceleme raporu, yargılamanın uzamasına, hatalı kararlar verilmesine ve hatta adli hatalara yol açabilir. Balistik inceleme sırasında delil zincirinin önemi nedir? Balistik inceleme sırasında delil zinciri, delillerin olay yerinden toplanmasından mahkemeye sunulmasına kadar geçen tüm süreçte güvenilirliğini, bütünlüğünü ve hukuka uygunluğunu sağlayan kesintisiz bir kayıt sistemidir. Bu zincirin eksiksiz ve doğru bir şekilde tutulması, delillerin manipülasyonunu önler, hukuka aykırı delil iddialarını bertaraf eder, adil yargılanma hakkını korur ve mahkemenin vicdani kanaatini bilimsel verilere dayandırmasına olanak tanır. Delil zincirindeki herhangi bir kopukluk veya usulsüzlük, balistik inceleme raporunun ve dolayısıyla delilin mahkeme tarafından reddedilmesine yol açabilir, bu da yargılamanın seyrini kökten değiştirebilir. Bu nedenle, adli süreçte görev alan tüm birimlerin delil zincirine azami özeni göstermesi büyük önem taşımaktadır. Balistik inceleme uzmanı kimdir ve nasıl atanır? Mahkemece ve Savcılık makamlarında başta Adli Tıp Kurumu olmak üzere Bilirkişilerden destek alabilir. Bunun haricinde ise taraflar özel olarak elde edilen verilerin incelemesi adına kurumumuzdan uzman talebinde bulunabilirler ve uzman mütalaası talep edebilirler.

bottom of page