Arama Sonuçları
Boş arama ile 278 sonuç bulundu
- Yargıtay Kararları Işığında Eşgal Tespiti: Görüntü Analizinde Temel İlkeler ve Teknik Kriterler
Eşgal Tespiti, Ceza yargılamasında, özellikle gizli kamera veya güvenlik kamerası kayıtları üzerinden failin kimliğinin belirlenmesi (eşgal tespiti), davanın seyrini değiştiren en kritik aşamadır. Ancak bir kayıtta "birinin görünmesi" ile o kişinin "sanık olduğunun ispatlanması" arasında büyük bir hukuki uçurum vardır. Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin vermiş olduğu emsal bir karar (2019/10514 E., 2020/7154 K.), teknik yetersizliklerin bulunduğu durumlarda eşgal tespitinin nasıl (veya neden yapılamayacağını) değerlendirilmesi gerektiğini net kriterlere bağlamıştır. İşte Yargıtay'ın bakış açısıyla, adli görüntü analizinde ve eşgal tespitinde aranan temel ilkeler: 1. Görüntü Kalitesi ve Ortam Aydınlatmasının Belirleyiciliği-Eşgal Tespiti Bir güvenlik kamerası kaydının delil niteliği taşıyabilmesi için yalnızca olayı kaydetmesi yetmez; kaydın çözünürlüğü ve ortam ışığı teşhise elverişli olmalıdır. İncelenen olayda, gizli kamera kaydının çözünürlüğünün ve ortam aydınlatmasının iyi olmadığı tespit edilmiştir. Yargıtay, görüntü kalitesi düşük olduğunda nesnelerin (örneğin kıyafetlerin) gerçek renk tonunun, markasının veya model yapısının net olarak anlaşılamayacağını vurgular. Temel İlke: Bulanık, karanlık veya düşük çözünürlüklü görüntüler üzerinden yapılan "benzetmeler" (rengi benziyor vb.) hukuki olarak kesin delil kabul edilmez. 2. Morfolojik Yapı ve Karakteristik İzlerin Varlığı Eşgal tespitinde genel vücut yapısından ziyade, kişiyi diğerlerinden ayıran "morfolojik" (yapısal) özelliklerin görünürlüğü esastır. Yargıtay, odak bulanıklığı nedeniyle hedef şahsın yüzüne ait yapıların veya el bölgesine ait karakteristik izlerin (yara, ben, dövme vb.) görülememesini teşhisin önündeki en büyük engel olarak görür. Örneğin, bir şahsın elindeki damar yapısı veya avuç içi çizgileri biyometrik bir imza gibidir. Karara konu olayda, görüntülerdeki kişi ile şüpheli arasında avuç içi çizgilerinin konumu ve şekli ile elin dış yüzeyindeki derinin görünümü açısından farklılıklar olduğu, bu nedenle aynı kişi olmayabilecekleri ihtimali değerlendirilmiştir. Temel İlke: Teşhis için genel hatlar yetmez; avuç içi çizgisi, yara izi veya yüz hatları gibi ayırt edici morfolojik detayların bilimsel olarak eşleşmesi gerekir. 3. Kıyafet ve Aksesuar Eşleşmesindeki "Benzerlik" Tuzağı Soruşturma aşamalarında en sık düşülen hatalardan biri, "benzer kıyafet" bulgusudur. Bu dosyada, sanığın evinde bulunan kahverengi pantolon ve ayakkabılar ile videodaki kıyafetlerin benzer olduğu iddia edilmiştir. Ancak Yargıtay ve Kriminal Laboratuvarı şu noktaya dikkat çekmiştir: Görüntüdeki nesneler üzerinde ayırt edici bir yapı (yırtık, özel bir desen vb.) yoksa, sadece "kahverengi pantolon" veya "43 numara ayakkabı" gibi genel özellikler üzerinden sanığın suçlanması mümkün değildir. Temel İlke: Seri üretim olan giysi ve ayakkabıların "benzer" olması, sanığın o kişi olduğunu kanıtlamaz. Kıyafet üzerinde kişiye özel bir deformasyon veya iz (ayırt edici yapı) tespit edilmelidir. 4. Cinsiyet Tespiti ve "Kuvvetle Muhtemel" Kavramı Adli bilirkişi raporlarında kullanılan dil, hüküm için hayati önem taşır. Olayda, kamerayı yerleştiren kişinin fiziki görünümü itibariyle erkek olmasının "Kuvvetle Mümkün" olduğu belirtilmiştir. Ancak ortamda sanık dışında başka erkek çalışanların da bulunmuş olması veya bulunma ihtimali, sadece cinsiyet üzerinden bir fail yaratılmasını engeller. Temel İlke: Failin cinsiyetinin tespit edilmesi, o cinsiyete sahip belirli bir şahsın suçlu olduğu anlamına gelmez. Şüphe, somut delillerle sanığa odaklanmalıdır. 5. Dijital İzin Sürülmesi Eşgal tespiti sadece fiziksel görüntüyle sınırlı değildir. Dijital materyallerin (bilgisayar, telefon) incelenmesi de bu sürecin parçasıdır. Yargıtay, sanığın bilgisayarlarında silinmiş veriler dahil yapılan aramada, suça konu gizli kamera kaydının veya izinin bulunamamasını beraat kararı için güçlü bir gerekçe olarak saymıştır. Sonuç: Şüpheden Sanık Yararlanır Tüm bu teknik analizlerin sonucunda Yargıtay'ın vardığı nokta şudur: Kayıt cihazı bulunamamışsa, hafıza kartının kime ait olduğu ispatlanamıyorsa ve görüntülerdeki kişinin sanık olduğu "her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı" teknik verilerle (net yüz görüntüsü, parmak izi, ayırt edici vücut izi) kanıtlanamıyorsa mahkumiyet kararı verilemez. Eşgal tespiti; "tahmin" değil, "bilimsel kesinlik" gerektiren bir süreçtir. Yasal Uyarı: Bu blog yazısı, Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2019/10514 E., 2020/7154 K. sayılı ilamı temel alınarak bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Hukuki tavsiye niteliği taşımaz.
- Gizli Kamera Tespiti ve Görüntülerin Delil Niteliği: Yargıtay Kararlarıyla Yasal Analiz
Gizli kamera ile elde edilen görüntülerin hukuki delil niteliği, Türk hukuk sisteminde önemli tartışmalara ve farklı yargı kararlarına konu olan karmaşık bir alandır. Bu tür delillerin kabul edilebilirliği, elde ediliş biçimi, kaydedilen ortamın niteliği (kamuya açık/özel alan), kaydeden kişinin amacı ve kaydedilen içeriğin özel hayatın gizliliğini ihlal edip etmediği gibi birçok faktöre bağlıdır. Türk hukukunda delillerin hukuka uygunluğu ilkesi temel bir prensiptir. Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) ve Anayasa, hukuka aykırı yollarla elde edilen delillerin yargılamada kullanılamayacağını açıkça belirtir. CEZA MUHAKEMESİ KANUNU Delillerin ortaya konulması ve reddi Madde 206 – (1) Sanığın sorguya çekilmesinden sonra delillerin ortaya konulmasına başlanır. (Ek cümleler: 25/5/2005 - 5353/29 md.) Ancak, sanığın tebligata rağmen mazeretsiz olarak gelmemesi sebebiyle sorgusunun yapılamamış olması, delillerin ortaya konulmasına engel olmaz. Ortaya konulan deliller, sonradan gelen sanığa bildirilir. (2) Ortaya konulması istenilen bir delil aşağıda yazılı hâllerde reddolunur: a) Delil, kanuna aykırı olarak elde edilmişse. b) Delil ile ispat edilmek istenilen olayın karara etkisi yoksa. c) İstem, sadece davayı uzatmak maksadıyla yapılmışsa. (3) Cumhuriyet savcısı ile sanık veya müdafii birlikte rıza gösterirlerse, tanığın dinlenmesinden veya başka herhangi bir delilin ortaya konulmasından vazgeçilebilir. (4) (Mülga: 25/5/2005 - 5353/29 md.) CEZA MUHAKEMESİ KANUNU Delilleri takdir yetkisi Madde 217 – (1) Hâkim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir. Bu deliller hâkimin vicdanî kanaatiyle serbestçe takdir edilir. (2) Yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir. Bu maddeler, hukuka aykırı yollarla elde edilen delillerin reddedilmesi gerektiğini ve hakimin kararını ancak hukuka uygun delillere dayandırabileceğini vurgular. Türk Ceza Kanunu (TCK) ise özel hayatın gizliliğini ihlal eden eylemleri suç olarak tanımlar: TÜRK CEZA KANUNU Özel hayatın gizliliğini ihlal Madde 134- (1) Kişilerin özel hayatının gizliliğini ihlal eden kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Gizliliğin görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle ihlal edilmesi halinde, verilecek ceza bir kat artırılır. Dipnot: 2/7/2012 tarihli ve 6352 sayılı Kanunun 81 inci maddesiyle, bu maddenin birinci fıkrasında yer alan “altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para” ibaresi “bir yıldan üç yıla kadar hapis” ve “cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz” ibaresi ise “verilecek ceza bir kat artırılır” şeklinde değiştirilmiştir. (2) (Değişik: 2/7/2012-6352/81 md.) Kişilerin özel hayatına ilişkin görüntü veya sesleri hukuka aykırı olarak ifşa eden kimse iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. İfşa edilen bu verilerin basın ve yayın yoluyla yayımlanması halinde de aynı cezaya hükmolunur. Bu madde, özel hayatın gizliliğini ihlal eden görüntü veya ses kayıtlarının alınmasını ve ifşa edilmesini suç sayar. Bu durum, gizli kamera kayıtlarının hukuka uygunluk değerlendirmesinde önemli bir kriterdir. Gizli Kamera Görüntülerinin Delil Niteliği- Gizli Kamera Tespiti Gizli kamera( Gizli Kamera Tespiti ) ile elde edilen görüntülerin delil niteliği, Yargıtay içtihatları ve doktrinde farklı yaklaşımlarla ele alınmaktadır. Genel kabul, hukuka aykırı yollarla elde edilen delillerin yargılamada kullanılamayacağı yönündedir. Ancak bu genel kuralın bazı istisnaları bulunmaktadır. 1. Kamu Alanında Elde Edilen Görüntüler Kamusal alanlarda, güvenlik ve toplumsal düzenin sağlanması amacıyla kurulan MOBESE kameraları veya benzeri güvenlik sistemleri tarafından elde edilen görüntüler, genellikle hukuka uygun delil olarak kabul edilir. Bu tür kayıtlar, özel hayatın gizliliğini ihlal etme amacı taşımadığından ve kamu yararı gözetilerek yapıldığından delil olarak kullanılabilir. 6. Ceza Dairesi 2021/10682 E. , 2022/5430 K. Öncelikle belirtmek gerekir ki, Anayasanın 38/6, 5271 sayılı CMK'nın 206/2-a, 217/2, 230/1-b ve 289/1-i bendinin âmir hükümleri uyarınca, hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen deliller hükme esas alınamaz Ancak, güvenlik ve toplumsal düzenin sağlanması amacıyla kamuya açık alanlarda kurulan “mobese” görüntüleriyle özel kişi ya da kuruluşların ev ya da iş yerlerinde, yaşama hakkı ile mülkiyet hakkı başta olmak üzere kendi hak ve menfaatlerini korumak amacıyla kurdukları kamera görüntülerinin gerektiğinde ceza yargılamasında hukuka uygun delil olarak kabul edilmesi gerekir. Bu içtihat, MOBESE görüntülerinin ve özel kişi/kuruluşların kendi hak ve menfaatlerini korumak amacıyla kurdukları kamera görüntülerinin hukuka uygun delil olarak kabul edilebileceğini belirtmektedir. Ancak, özel kişi/kuruluşların kayıtları için de özel hayatın gizliliği sınırlarına dikkat edilmesi gerekmektedir. 2. Özel Alanda Elde Edilen Görüntüler ve "Ani Gelişen Durum" İstisnası Özel hayatın gizliliğinin bulunduğu alanlarda (ev, iş yeri gibi) rıza dışı gizli kamera kaydı almak, TCK Madde 134 uyarınca suç teşkil eder ve bu şekilde elde edilen deliller genellikle hukuka aykırı kabul edilir. Ancak Yargıtay, "ani gelişen durum" veya "başka türlü delil elde etme imkanının bulunmadığı" hallerde, kişinin kendisine karşı işlenmekte olan bir suçu ispatlamak amacıyla yaptığı kayıtları hukuka uygun kabul edebilmektedir. 4. Ceza Dairesi 2015/27061 E. , 2020/2010 K. Açıklanan kanuni düzenlemeler ve yargısal içtihatlar karşısında, kişilerin yalnızca hukuka ve yöntemine uygun biçimde kaydedilen ses ve görüntü kayıtlarının delil niteliği bulunmaktadır Buna karşın bir kişinin yaptığı görüşmenin gizlice kaydedilmesi hukuka aykırı olduğundan, delil olarak değerlendirilmesi olanaklı değildir Ancak Dairemizce benimsenen YCGK'nın 21.05.2013 tarih ve 2012/5 esas 2013/248 sayılı kararında da belirtildiği üzere, kişinin kendisine karşı işlenmekte olan bir suçla ilgili olarak, bir daha kanıt elde etme olanağının bulunmadığı ve yetkili makamlara başvurma imkanının olmadığı ani gelişen durumlarda karşı tarafla yaptığı konuşmaları kayda alması halinin hukuka uygun olduğunun kabulü zorunludur Aksi takdirde kanıtların kaybolması ve bir daha elde edilememesi söz konusudur. Ceza Genel Kurulu 2023/607 E. , 2024/149 K. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 21.06.2011 tarihli ve 187-131 sayılı kararında; ani gelişen durumlarda, haberleşmenin tarafı olan kimsenin yaptığı kaydın, sonradan ele geçirilmesi mümkün olmayan delillerin muhafazası ve şikâyet hakkının kullanılması amacını taşıdığından hukuka aykırı bulmamıştır. Bu içtihatlar, kişinin kendisine karşı işlenmekte olan bir suçu ispatlamak amacıyla, başka delil elde etme imkanının bulunmadığı ve yetkili makamlara başvurma imkanının olmadığı ani gelişen durumlarda yaptığı kayıtların hukuka uygun kabul edilebileceğini göstermektedir. Bu istisna, meşru müdafaa veya zorunluluk hali gibi durumlarla ilişkilendirilebilir. Ancak, bu durumun çok istisnai olması ve faili kışkırtma, tuzağa düşürme gibi yöntemlerle elde edilmemiş olması gerekmektedir. Hukuk Genel Kurulu 2020/26 E. , 2022/1434 K. Böyle çok istisnai bir durum olmaksızın yapılan bir ses kaydı, kamera kaydı; ani ve gelişen bir durumun sonucu gerçekleşmiş olsa bile hukuka aykırı elde edilmiş olup meşru ispat aracı niteliğini taşımadığından delil olarak kabul edilemeyecek ve kanuna uygun delillerle ispat aranarak silahların eşitliği ilkesine de uygun davranılmış olacaktır Yukarıda yapılan açıklama ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olayda delil olarak kabul edilen kamera kayıtlarının somut olayda ispat aracı olarak kanuna uygun bir delil sayılıp sayılmayacağı değerlendirilmelidir. Bu karar, istisnai durumlar dışında yapılan kayıtların hukuka aykırı olduğunu ve delil olarak kabul edilemeyeceğini vurgulamaktadır. 3. Kurum ve Kuruluşların Güvenlik Amaçlı Kayıtları Bankalar, araç muayene istasyonları gibi belirli kurum ve kuruluşlar, mevzuat gereği güvenlik kamerası kayıtları tutmak zorundadır. Bu kayıtlar, belirli sürelerle saklanır ve gerektiğinde delil olarak kullanılabilir. BANKALARIN BİLGİ SİSTEMLERİ VE ELEKTRONİK BANKACILIK HİZMETLERİ HAKKINDA YÖNETMELİK ALTINCI BÖLÜM ATM Bankacılığı ATM'lerde kimlik doğrulama ve işlem güvenliği Madde 42... : (9) Banka, ATM cihazlarının bulunduğu yerlere müşterinin klavye hareketlerini göremeyecek uygun bir açıyla güvenlik kamerası yerleştirir. Güvenlik kamerası kayıtları en az altı ay süreyle saklanır. Kamera kayıtlarındaki görüntünün delil niteliği teşkil etmesi ve görüntü kalitesinin ATM’deki müşterinin ve yakın çevresindekilerin eşkâllerinin belirlenmesini sağlayabilecek nitelikte olması esastır. Kameraların saatlerinin güncel, doğru olması ve ATM'de gerçekleştirilen işlem referans numarası, dekont numarası gibi parametrelerin zaman bilgisi ile uyumlu olması sağlanır. Kameranın herhangi bir sebeple görüntü kalitesinin düşmesi, görüntü alımının durması, lensinin dış bir etkenle kapatılması veya devre dışı kalması durumunu tespit edip gerekli aksiyonların alınmasını sağlayacak bir yapı kurulur. ARAÇ MUAYENE İSTASYONLARININ AÇILMASI, İŞLETİLMESİ VE ARAÇ MUAYENESİ HAKKINDA YÖNETMELİK Muayenelerin kaydı Madde 17... : (5) Araç muayenelerinin kaydında 24/3/2016 tarihli ve 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununa ve bu Kanuna dayanılarak çıkarılan ilgili mevzuat hükümleri saklı olmak kaydıyla aşağıdaki hususlar uygulanır: a) Bilişim altyapısının güvenliğinin ve gizliliğinin her seviyede sağlanması zorunludur. b) Bilişim altyapısında meydana gelebilecek arızaların en fazla iki iş gününde giderilmesi zorunludur. c) Araç muayene istasyonlarında muayeneleri kaydedecek kamera sistemlerinin bulunması ve elde edilen görüntülerin işleticinin sistemlerine kaydedilerek en az altı ay süre ile muhafaza edilmesi zorunludur. Bu tür kayıtlar, ilgili mevzuat hükümlerine uygun olarak elde edildiği ve saklandığı sürece hukuka uygun delil niteliği taşır. 4. Hukuka Aykırı Elde Edilen Görüntülerin Delil Olarak Reddi Yukarıda belirtilen istisnai durumlar dışında, özel hayatın gizliliğini ihlal ederek veya yetkili makamların izni olmaksızın elde edilen gizli kamera görüntüleri, hukuka aykırı delil olarak kabul edilir ve yargılamada kullanılamaz. 5. Ceza Dairesi 2017/851 E. , 2018/1116 K. kişinin kendisine karşı işlenmekte olan bir suçla ilgili olarak bir daha kanıt elde etme olanağının bulunmadığı ve yetkili makamlara başvurma imkanının olmadığı ani gelişen durumlarda karşı tarafla yaptığı konuşmaları kayda alması halinin hukuka uygun olduğunun kabulü zorunlu olduğu aksi takdirde kanıtların kaybolması ve bir daha elde edilememesi durumunun söz konusu olacağı, somut olayda ise ani gelişen bir durumun söz konusu olmadığı, bu nedenle gizli kamera görüntülerinin usulüne uygun şekilde elde edilmiş yasal delil niteliği taşımadığı için Anayasanın 38/6 ve CMK'nın 217/3. maddelerine göre hükme esas alınamayacağı nazara alınarak tebliğnamede yer alan bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir Bozmaya uyularak gereği yerine getirilmek delilleri takdir ve gerekçeleri gösterilmek suretiyle kurulan hüküm usul ve kanuna uygun olduğundan yerinde görülmeyen katılan kurum vekilinin ve O yer Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 22/02/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. Danıştay 12. Daire Başkanlığı 2020/912 E. , 2023/677 K. sarf deposuna yerleştirilen gizli kamera ile çekildiği görüldüğünden, bu görüntülerin hukuka aykırı elde edilmiş delil niteliğinde olduğu sonucuna ulaşıldığı, elde ediliş yöntemi bakımından hukuka aykırı olduğu tespit edilen bu delilin ise, disiplin soruşturmasında tek ve belirleyici delil olarak kullanıldığı, bu durumda, hastane içerisinde yaşandığı ileri sürülen olaya ilişkin soruşturma kapsamında davacı ve bir hastane çalışanı dışında başka hiç kimsenin ifadesine başvurulmadığı, davacının ve görüntülerde yer aldığı iddia edilen kadının ifade ve savunmalarında, görüntülerdeki kişilerin kendileri olduğuna ilişkin açık bir kabullerinin bulunmadığı, hukuka aykırı olarak elde edilen video görüntülerinden yola çıkılarak eksik inceleme ve soruşturma sonucu dava konusu işlemin tesis edildiği görüldüğünden, hukuka uygun olarak elde edilmiş başka delil, Bu kararlar, ani gelişen durum istisnası dışında, gizli kamera görüntülerinin hukuka aykırı delil niteliği taşıdığını ve hükme esas alınamayacağını açıkça ortaya koymaktadır. Özellikle disiplin soruşturmalarında da hukuka aykırı elde edilen delillerin kullanılamayacağı belirtilmiştir. 5. Soruşturma ve Kovuşturma İşlemlerinde Kayıtlar Ceza Muhakemesi Kanunu, soruşturma ve kovuşturma işlemleri sırasındaki ses veya görüntüleri yetkisiz olarak kayda almayı veya nakletmeyi suç olarak düzenler. TÜRK CEZA KANUNU Ses veya görüntülerin kayda alınması Madde 286 : (1) Soruşturma ve kovuşturma işlemleri sırasındaki ses veya görüntüleri yetkisiz olarak kayda alan veya nakleden kişi, altı aya kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Genital muayene Bu madde, yargılama sürecinin gizliliğini ve düzenini korumayı amaçlar. Dolayısıyla, yetkisiz kişilerce bu aşamalarda yapılan gizli kayıtlar hukuka aykırı kabul edilir. Sonuç / Özet Gizli kamera ile elde edilen görüntülerin delil mahiyeti, Türk hukukunda "hukuka uygunluk" ilkesi çerçevesinde değerlendirilir. Genel kural olarak, özel hayatın gizliliğini ihlal eden ve yetkili makamların izni olmaksızın elde edilen gizli kamera görüntüleri hukuka aykırı delil niteliğindedir ve yargılamada kullanılamaz. Ancak bu kuralın bazı önemli istisnaları bulunmaktadır: Kamuya açık alanlarda güvenlik amacıyla yapılan kayıtlar: MOBESE gibi sistemlerle elde edilen görüntüler, kamu yararı gözetildiği için genellikle hukuka uygun kabul edilir. Ani gelişen durum istisnası: Kişinin kendisine karşı işlenmekte olan bir suçu ispatlamak amacıyla, başka delil elde etme imkanının bulunmadığı ve yetkili makamlara başvurma imkanının olmadığı ani gelişen durumlarda yaptığı kayıtlar, Yargıtay tarafından hukuka uygun kabul edilebilmektedir. Bu durum, meşru müdafaa veya zorunluluk hali gibi çok istisnai hallerle sınırlıdır. Mevzuat gereği tutulan kayıtlar: Bankalar, araç muayene istasyonları gibi kurum ve kuruluşların ilgili mevzuat uyarınca tutmak zorunda oldukları güvenlik kamerası kayıtları, hukuka uygun delil niteliği taşır. Her somut olayda, gizli kamera görüntülerinin elde ediliş biçimi, amacı, kaydedilen ortamın niteliği ve özel hayatın gizliliğine yapılan müdahalenin derecesi ayrı ayrı değerlendirilerek delil niteliği belirlenir. Hukuka aykırı yollarla elde edilen delillerin yargılamada kullanılması, adil yargılanma hakkının ihlali anlamına gelebilir. Bu nedenle, gizli kamera görüntülerini delil olarak sunmayı düşünen kişilerin, bu görüntülerin hukuka uygunluk şartlarını dikkatlice değerlendirmesi ve bir hukuk uzmanından destek alması büyük önem taşımaktadır. Aksi takdirde, sunulan delillerin reddedilmesi ve hatta özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan dolayı yasal sorumlulukla karşılaşılması riski bulunmaktadır.
- Mermi İzi ve Balistik Delillerin Hukuki Niteliği: CMK ve Yargıtay Kararlarıyla Analiz
Mermi izi, adli olaylarda, özellikle ateşli silahların kullanıldığı suçlarda, olayın aydınlatılması ve faillerin tespiti açısından kritik öneme sahip bir delildir. Hukuki araştırmalarda mermi izi kavramı, genellikle balistik incelemeler, olay yeri incelemesi ve delillerin hukuka uygunluğu çerçevesinde ele alınır. 1. Delillerin Toplanması ve Muhafazası (CMK): CMK, suç delillerinin toplanması ve muhafazasını düzenler. Mermi izi gibi fiziksel delillerin olay yerinden usulüne uygun olarak toplanması, kaydedilmesi ve korunması, delilin hukuka uygunluğu ve yargılamada kullanılabilirliği açısından hayati öneme sahiptir. CEZA MUHAKEMESİ KANUNU Delillerin ortaya konulması ve reddi Madde 206 – (1) Sanığın sorguya çekilmesinden sonra delillerin ortaya konulmasına başlanır. (Ek cümleler: 25/5/2005 - 5353/29 md.) Ancak, sanığın tebligata rağmen mazeretsiz olarak gelmemesi sebebiyle sorgusunun yapılamamış olması, delillerin ortaya konulmasına engel olmaz. Ortaya konulan deliller, sonradan gelen sanığa bildirilir. (2) Ortaya konulması istenilen bir delil aşağıda yazılı hâllerde reddolunur: a) Delil, kanuna aykırı olarak elde edilmişse. b) Delil ile ispat edilmek istenilen olayın karara etkisi yoksa. c) İstem, sadece davayı uzatmak maksadıyla yapılmışsa. (3) Cumhuriyet savcısı ile sanık veya müdafii birlikte rıza gösterirlerse, tanığın dinlenmesinden veya başka herhangi bir delilin ortaya konulmasından vazgeçilebilir. (4) (Mülga: 25/5/2005 - 5353/29 md.) Delilleri takdir yetkisi Madde 217 – (1) Hâkim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir. Bu deliller hâkimin vicdanî kanaatiyle serbestçe takdir edilir. (2) Yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir. CEZA MUHAKEMESİ KANUNU Delilleri takdir yetkisi Madde 217 – (1) Hâkim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir. Bu deliller hâkimin vicdanî kanaatiyle serbestçe takdir edilir. (2) Yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir. 2. Bilirkişi İncelemesi (CMK m. 63, 67): Mermi izlerinin incelenmesi, özel ve teknik bilgi gerektirdiğinden, balistik uzmanları tarafından bilirkişi incelemesi yapılması zorunludur. Bu inceleme sonucunda hazırlanan rapor, yargılamada önemli bir delil olarak kullanılır. CEZA MUHAKEMESİ KANUNU Bilirkişinin atanması Madde 63 – (1) Çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına re'sen, Cumhuriyet savcısının, katılanın, vekilinin, şüphelinin veya sanığın, müdafiinin veya kanunî temsilcinin istemi üzerine karar verilebilir. (Değişik cümle: 3/11/2016-6754/42 md.) Ancak, genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz. (Ek cümle: 3/11/2016-6754/42 md.) Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu belgelendirmedikçe, bilirkişi olarak görevlendirilemez. (2) Bilirkişi atanması ve gerekçe gösterilerek sayısının birden çok olarak saptanması, hâkim veya mahkemeye aittir. Birden çok bilirkişi atanmasına ilişkin istemler reddedildiğinde de aynı biçimde karar verilir. (3) Soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı da bu maddede gösterilen yetkileri kullanabilir. Bilirkişi raporu, uzman mütalaası Madde 67 – (1) İncelemeleri sona erdiğinde bilirkişi yaptığı işlemleri ve vardığı sonuçları açıklayan bir raporu, kendisinden istenen incelemeleri yaptığını ayrıca belirterek, imzalayıp ilgili mercie verir veya gönderir. Mühür altındaki şeyler de ilgili mercie verilir veya gönderilir ve bu husus bir tutanağa bağlanır. (2) Birden çok atanmış bilirkişiler değişik görüşleri yansıtmışlarsa veya bunların ortak sonuçlar üzerinde ayrık görüşleri varsa, bu durumu gerekçeleri ile birlikte rapora yazarlar. (3) (Değişik: 3/11/2016-6754/45 md.) Bilirkişi, raporunda ve sözlü açıklamaları sırasında çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hususlar dışında açıklama yapamaz; hâkim tarafından yapılması gereken hukukî nitelendirme ve değerlendirmelerde bulunamaz. (4) Bilirkişi tarafından düzenlenen rapor örnekleri, duruşma sırasında Cumhuriyet savcısına, katılana, vekiline, şüpheliye veya sanığa, müdafiine veya kanunî temsilciye doğrudan verilebileceği gibi; kendilerine iadeli taahhütlü mektupla da gönderilebilir. (5) Bilirkişi incelemeleri tamamlandığında, yeni bilirkişi incelemesi yapılması veya itirazların bildirilmesi için istemde bulunabilmelerini sağlamak üzere Cumhuriyet savcısına, katılana, vekiline, şüpheliye veya sanığa, müdafiine veya kanunî temsilciye süre verilir. Bu kişilerin istemleri reddedildiğinde, üç gün içinde bu hususta gerekçeli bir karar verilir. (6) Cumhuriyet savcısı, katılan, vekili, şüpheli veya sanık, müdafii veya kanunî temsilci, yargılama konusu olayla ilgili olarak veya bilirkişi raporunun hazırlanmasında değerlendirilmek üzere ya da bilirkişi raporu hakkında, uzmanından bilimsel mütalaa alabilirler. Sadece bu nedenle ayrıca süre istenemez. 3. Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun (Kanun No: 6136): Bu Kanun, ateşli silahların ve mühimmatın bulundurulması, taşınması ve satışı gibi konuları düzenler. Mermi izleri, bu Kanun kapsamındaki suçların (örneğin, ruhsatsız silah bulundurma veya taşıma) tespiti ve ispatında da dolaylı olarak rol oynayabilir. ATEŞLİ SİLAHLAR VE BIÇAKLAR İLE DİĞER ALETLER HAKKINDA KANUN Madde 13 – (Değişik: 23/1/2008-5728/156 md.) Dipnot: 21/11/2024 tarihli ve 7533 sayılı Kanunun 12 nci maddesi ile bu maddenin birinci fıkrasında yer alan “ateşli silahlarla bunlara ait mermileri” ibaresi “ateşli silahları, bunlara ait mermileri veya bunlara ait namlu, sürgü, gövde, çerçeve, silindir, mekanizma başı, çıkarıcı, tırnak, ateşleme iğnesinden oluşan ana veya balistik önemi haiz parçaları ya da ses veya gaz fişeği atabilen silah iken bu Kanun hükümlerine tabi silah vasfına dönüştürülen silahları” şeklinde, “bir yıldan üç yıla kadar hapis ve otuz günden yüz” ibaresi “iki yıldan dört yıla kadar hapis ve yüz günden beşyüz” şeklinde, ikinci fıkrasında yer alan “silâh veya mermilerin” ibaresi “silahın, mermilerin veya namlu, sürgü, gövde, çerçeve, silindir, mekanizma başı, çıkarıcı, tırnak, ateşleme iğnesinden oluşan ana veya balistik önemi haiz parçaların” şeklinde değiştirilmiş, üçüncü fıkrasına “mermilerinin” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya namlu, sürgü, gövde, çerçeve, silindir, mekanizma başı, çıkarıcı, tırnak, ateşleme iğnesinden oluşan ana veya balistik önemi haiz parçaların” ibaresi eklenmiş, “iki yıla kadar hapis ve yirmibeş günden yüz” ibaresi “üç yıla kadar hapis ve yüz günden beşyüz” şeklinde değiştirilmiş, dördüncü fıkrasına “mermilerin” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya bunlara ait namlu, sürgü, gövde, çerçeve, silindir, mekanizma başı, çıkarıcı, tırnak, ateşleme iğnesinden oluşan ana veya balistik önemi haiz parçaların” ibaresi eklenmiş, “yüz” ibaresi “otuz günden beşyüz” şeklinde değiştirilmiştir. Bu Kanun hükümlerine aykırı olarak ateşli silahları, bunlara ait mermileri veya bunlara ait namlu, sürgü, gövde, çerçeve, silindir, mekanizma başı, çıkarıcı, tırnak, ateşleme iğnesinden oluşan ana veya balistik önemi haiz parçaları ya da ses veya gaz fişeği atabilen silah iken bu Kanun hükümlerine tabi silah vasfına dönüştürülen silahları satın alan veya taşıyanlar veya bulunduranlar hakkında iki yıldan dört yıla kadar hapis ve yüz günden beşyüz güne kadar adlî para cezasına hükmolunur. Ateşli silahın, bu Kanunun 12 nci maddesinin dördüncü fıkrasında sayılanlardan olması ya da silahın, mermilerin veya namlu, sürgü, gövde, çerçeve, silindir, mekanizma başı, çıkarıcı, tırnak, ateşleme iğnesinden oluşan ana veya balistik önemi haiz parçaların sayı veya nitelik bakımından vahim olması halinde beş yıldan sekiz yıla kadar hapis ve beşyüz günden beşbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur. Bu Kanunun 12 nci maddesinin dördüncü fıkrasında sayılanlar dışındaki ateşli silahın bir adet olması ve mutat sayıdaki mermilerinin veya namlu, sürgü, gövde, çerçeve, silindir, mekanizma başı, çıkarıcı, tırnak, ateşleme iğnesinden oluşan ana veya balistik önemi haiz parçaların ev veya işyerinde bulundurulması halinde verilecek ceza bir yıldan üç yıla kadar hapis ve yüz günden beşyüz güne kadar adlî para cezasıdır. Ateşli silahlara ait mermilerin veya bunlara ait namlu, sürgü, gövde, çerçeve, silindir, mekanizma başı, çıkarıcı, tırnak, ateşleme iğnesinden oluşan ana veya balistik önemi haiz parçaların pek az sayıda bulundurulmasının veya taşınmasının mahkemece vahim olarak takdir edilmemesi durumunda hükmolunacak ceza altı aya kadar hapis ve otuz günden beşyüz güne kadar adlî para cezasıdır. (Değişik beşinci fıkra:21/11/2024-7533/12 md.) Bu madde kapsamındaki bulundurma ve taşıma fiilinin; vefat, sağlık durumu, mahkûmiyet, müsadere, satın alma veya devir nedeniyle yapılan ruhsatlandırma ya da ruhsat yenileme işlemlerinde bu Kanunda düzenlenen yükümlülüklere aykırı davranılarak işlenmesi halinde onbin Türk Lirasından yirmibeşbin Türk Lirasına kadar idari para cezasına hükmolunur. (Ek fıkra:21/11/2024-7533/12 md.) Nakil izin belgesi almaksızın, bulundurma izni verilen silahını mesken veya işyeri değişikliği nedeniyle nakledenler hakkında onbin Türk Lirasından yirmibeşbin Türk Lirasına kadar idari para cezasına hükmolunur. (Ek fıkra:21/11/2024-7533/12 md.) Bu madde hükümlerine göre idari para cezası vermeye mülki idare amiri yetkilidir. Mermi İzinin Delil Niteliği ve Önemi Mermi izi, bir ateşli silahın kullanıldığı olaylarda, olayın nasıl meydana geldiğini anlamak, faili tespit etmek ve suçun unsurlarını ispatlamak için çok değerli bilgiler sunar. Mermi izleri, farklı yüzeylerde (duvar, araç, insan vücudu vb.) farklı şekillerde oluşabilir ve balistik uzmanları tarafından detaylıca incelenir. Mermi İzinden Elde Edilebilecek Bilgiler: Atış Yönü ve Açısı: Mermi izinin şekli, derinliği ve etrafındaki deformasyonlar, merminin hangi yönden ve yaklaşık hangi açıyla geldiğini gösterebilir. Atış Mesafesi: Özellikle yakın atışlarda, mermi izi etrafındaki barut artıkları, yanık izleri veya merminin giriş deliğinin özellikleri, atış mesafesi hakkında bilgi verebilir. Silahın Cinsi ve Çapı: Mermi çekirdeğinin çapı ve şekli, kullanılan silahın cinsi (tabanca, tüfek vb.) ve mühimmatın çapı hakkında ipuçları sunar. Merminin Sekme Durumu: Mermi izinin sekme izi olup olmadığı, merminin bir yüzeye çarptıktan sonra yön değiştirip değiştirmediğini gösterir. Bu, olayın rekonstrüksiyonunda önemlidir. Hedefteki Etki: Mermi izinin hedefteki (örneğin insan vücudu) etkisi, yaralanmanın veya ölümün niteliği hakkında bilgi verir. Yargıtay İçtihatlarında Mermi İzi Yargıtay, ateşli silahların kullanıldığı suçlarda mermi izlerinin ve diğer balistik delillerin titizlikle incelenmesini ve bu konuda uzman bilirkişi raporu alınmasını zorunlu görmektedir. Eksik inceleme yapılan dosyaları bozmaktadır. 1. Olay Yeri İncelemesi ve Mermi İzleri: Olay yerinde bulunan mermi izleri, kovanlar ve çekirdekler, olayın aydınlatılması için temel delillerdir. 1. Ceza Dairesi 2023/895 E. , 2023/4954 K. ele geçirilen mermi çekirdeği veya kovanı, mermi izi gibi ve benzeri somut herhangi bir delil elde edilemediği, olay yerinde bulunan tek mermi çekirdeği ile camdaki mermi girişi ve yerdeki mermi izinin, olayda dışarıdan ateş eden ...'ın silahından çıkmış olduğunun tespit edildiği, olay yerinde bulunan mermi çekirdeğinde kan veya DNA izi bulunmamasının, mermi çekirdeğinin olayın vukuundan ... süre sonra ele geçmiş olması ve bu hususla ilgili alınan rapor muhtevası hususları karşısında, sanığın müsned suçu işlediğine dair delil olarak değerlendirilmesi olanağının bulunmadığı, maktulün kıyafetinde mermi çıkış deliği tespit edilememesi konusunun da aynı şekilde sanık aleyhine bir delil niteliğinde olamayacağı, nitekim, kıyafette çıkış deliği bulunmasının icap edip etmeyeceği konusunda, sanığın ateş etmesi ile kahvehane dışındaki diğer kişinin ateş etmesi arasında bir fark bulunmadığı, yapılan açıklamalar altında dosyada mevcut tanık beyanları, bilirkişi raporları, kriminal raporlar, Adlî Tıp İhtisas Kurulu Mütalaası ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde, sanık savunmasının aksine sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair her Bu içtihat, olay yerinde bulunan mermi çekirdeği, kovan ve mermi izlerinin delil olarak değerlendirilmesinde, bunların hangi silahtan çıktığının tespiti ve diğer delillerle uyumu gibi hususların önemini vurgulamaktadır. Ceza Genel Kurulu 2017/190 E. , 2022/171 K. olay yerine vardığında ilgisiz şahısları dağıttığını, olay yeri inceleme ekibinin geldiğini, kendisi ve askerlerinin olay yerinde mermi kovanı aradıklarını, ancak bulamadıklarını, yine otoparktaki araçlarda mermi izi araştırdıklarını, araçlarda mermi izi bulamadığını, bu esnada sitenin özel güvenlik elemanlarını otoparka çağırdığını, özel güvenlik elemanlarının sorumlusu ... ve tanımadığı diğer özel güvenlik elemanlarına olayı görüp görmediklerini sorduğunu, başta ... olmak üzere tüm güvenlik görevlilerinin olayı görmediklerini söyledikleri, ayrıca otoparkta bulunan evlerine ve arabalarına giden vatandaşlara da sorduğunu, olay yeri inceleme ekibi olay mahallini incelerken kendisinin yaralı şahsın gönderildiği hastaneye gittiğini, hastanede mağdur ... ... ve tanık Süleyman'ı da gördüğünü, olay yerine ve hastaneye gittiğinde mağdur ...'ı görmediğini, Bu karar, olay yerinde mermi kovanı ve mermi izi arayışının, delil toplama sürecinin önemli bir parçası olduğunu göstermektedir. 2. Mermi İzlerinin Detaylı Tespiti: Mermi izlerinin sayısı, konumu ve niteliği, olayın rekonstrüksiyonu için kritik bilgiler sağlar. Ceza Genel Kurulu 2018/435 E. , 2022/634 K. ... plaka Ford Transit marka pikabın bagaj kısmının şoför mahalli üstüne gelen yerinde kırmızı renkli sıvı birikintisinin olduğu, aracın ön camında 2 adet mermi giriş deliğinin olduğu, aracın sol kelebek camının çatladığı, aracın sol kapı çerçevesi üzerinde yan yana 2 adet mermi giriş deliği olduğu, aracın bagaj demir korkuluklarının üzerinde 4 adet mermi deliği olduğu, aracın bagaj kısmının tentesi eski olmasından dolayı parçalanmış olduğundan tente üstünde muhtelif sayıda mermi deliğinin olduğu, ... Caddesi No: 69/B adresindeki ikametin batı cephesi duvarının üzerinde 16 adet isabet izi olduğu, aynı caddede bulunan No: 75/A adresindeki manav dükkanının kapı camının üzerinde 2 adet mermi giriş deliği, camekan kısmının üzerinde 1 adet mermi giriş deliği ve dükkan içeresinde doğru tarafındaki duvar üzerinde 2 adet mermi giriş deliği izi olduğu, Bu karar, bir araç ve çevresindeki binalar üzerinde tespit edilen çok sayıda mermi giriş deliği ve isabet izinin, olayın şiddetini ve kapsamını ortaya koymada nasıl kullanıldığını göstermektedir. 1. Ceza Dairesi 2016/5994 E. , 2018/531 K. Sanıkların bulunduğu araçtan ateş edilmesi nedeniyle, olay yeri inceleme raporu ve krokiye göre, mağdurların bulunduğu aracın sağ ön, sol ön kapı camlarında giriş-çıkış deliği, sağ arka kapı dış yüzeyinde iki mermi isabet izi, kapı kililit kancası yanında mermi isabet izi, oto sağ ön koltuk omuz yaslama üst kısmında mermi giriş çıkış izi olduğu tesbit edilmiştir Yaralanan mağdur ... otonun ön tarafında, sürücü ...’ın yanında, diğer müştekiler arka kısımda oturmaktadır TCK.nun 3. maddesine göre kast, “suçun kanuni tanımındaki maddi unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir”, 3. Mermi İzlerinin Vücut Üzerindeki Etkileri: Mermi izleri, insan vücudunda yaralanma veya ölüm nedeni olarak da incelenir. Ceza Genel Kurulu 2017/495 E. , 2022/317 K. is izi, barut kakması olmayan bir adet ateşli silah mermi çekirdeği çıkış yarası görüldüğü, ateşli silah mermi yaraları dışında alın ortada, orta hattın 1 cm sağında 1,2x1 cm’lik zemini kanamalı cilt sıyrığı, sol el avuç içinde kenar bölgede 3x15 cm’lik kırmızı renkli ekimoz, sağ el kenar bölgede 0,3 cm’lik cilt sıyrığı, sol diz üzerinde 2x1,5 cm’lik cilt sıyrığı, batın sağ altta 5 cm uzunluğunda skar izi tespit edildiği, başkaca herhangi bir travmatik lezyon, kesici delici ve ateşli silah yarası tespit edilmediği, haricen tarif edilen yaradan giren ateşli silah mermi çekirdeğinin sol 7. interkostal aralıktan göğüs boşluğuna girdiği, sol akciğer alt kenarında, sol diyafragmada, mide ön yüzde iki adet, karaciğer iç kenarında laserasyon, perikart ve ventikülde laserasyon oluşturarak sağ göğüs boşluğuna girdiği, Bu karar, vücut üzerindeki mermi giriş ve çıkış yaralarının, merminin vücut içindeki seyrini ve organlara verdiği zararı belirlemede nasıl kullanıldığını detaylandırmaktadır. 12. Ceza Dairesi 2023/2410 E. , 2023/2660 K. c) Manisa Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 09.02.2022 tarihli klasik otopsi tutanağında; ölenin harici muayenesinde boyun ön yüz orta hat hemen sağında 1x0,7 cm boyutlarında çevresinde siyah renkli yanık izi bulunan ve cilt altında da yanık görülen yaranın bitişik ya da bitişiğe yakın atış ile uyumlu ateşli silah mermi çekirdeği giriş yarası mevcut olduğu, sol klavikula hemen arkasında boyunun 3 cm solunda 1x1 cm boyutlarında ateşli silah mermi çekirdeği çıkışı ile uyumlu yara izi olduğu, sol omuz üzerinde 7x2 cm boyutlarında çevresi ekimozlu ateşli silah mermi çekirdeğinin yumuşak doku seyirli sıyırması ile oluşabilecek nitelikte yara izi olduğu, ölenin vücudunda başkaca bir travmatik lezyon saptanmadığı tespitlerinin ve yapılan klasik otopsinin ardından, Bu içtihat, otopsi tutanağında yer alan mermi giriş ve çıkış yaralarının, yanık izlerinin ve sıyırma yaralarının, atış mesafesi ve olayın oluş şekli hakkında nasıl bilgi verdiğini göstermektedir. 4. Mermi İzlerinin Delil Yetersizliği Durumu: Bazı durumlarda, mermi izleri veya diğer balistik delillerin yetersiz olması, failin tespitini zorlaştırabilir ve beraat kararına yol açabilir. 1. Ceza Dairesi 2022/2512 E. , 2023/2238 K. 1 fişek ve 2 adet mermi çekirdeği gömlek parçası bulunduğu, ... plaka sayılı araçta olay sonrasında yapılan incelemede oto kaporta ve dış yüzeyinde mermi giriş çıkış izinin olmadığı, oto ön kısım motor alt bölümü üzerinde dışarıya sarkmış vaziyette duran yağ hortumu üzerinde 2 adet mermi sekme izi olduğu değerlendirilen izin tespit edildiği, olay yeri inceleme raporunda bu izlerin mermi sekme izi olarak Bu karar, bir araç üzerinde mermi giriş-çıkış izi bulunmaması ve sadece sekme izlerinin tespit edilmesi durumunda, delillerin yetersiz kalabileceğini göstermektedir. Ceza Genel Kurulu 2018/187 E. , 2022/79 K. 12.04.2015 tarihli olay yeri araştırma tutanağına göre; olayın gerçekleştiği ... İlköğretim İlkokulu’nun beton kaplama olan zemininin, pürüzlü ve tırtıklı olduğu, zemin üzerinde ve okul duvarında herhangi bir mermi sekme izi, deforme olmuş veya olmamış herhangi bir mermi çekirdeğine ve mermi çekirdeği gömleğine rastlanmadığı, 11.04.2015 tarihli muhafaza altına alma tutanağına göre; olayda kullanılan ... P85 marka 302-83920 seri numaralı siyah renkli tabancaya ait bulundurma ruhsatının... tarafından görevlilere rızasıyla teslim edildiği, Bu içtihat, olay yerinde herhangi bir mermi sekme izi veya mermi çekirdeğine rastlanmamasının, delil yetersizliği açısından nasıl değerlendirildiğini göstermektedir. Sonuç / Özet Mermi izi, ateşli silahların kullanıldığı adli olaylarda, suçun aydınlatılması ve faillerin tespiti için son derece önemli bir fiziksel delildir. Türk hukukunda, CMK hükümleri uyarınca bu tür delillerin usulüne uygun olarak toplanması, muhafaza edilmesi ve balistik uzmanları tarafından incelenmesi zorunludur. Mermi izleri; atış yönü, açısı, mesafesi, kullanılan silahın cinsi ve çapı, merminin sekme durumu ve hedefteki etkisi gibi kritik bilgiler sağlayarak olayın rekonstrüksiyonuna ve suçun ispatına katkıda bulunur. Yargıtay içtihatları, mermi izleri ve diğer balistik delillerin titizlikle incelenmesini, eksiksiz bilirkişi raporları alınmasını ve bu delillerin diğer tüm delillerle birlikte değerlendirilmesini zorunlu kılmaktadır. Delil yetersizliği durumunda ise, "şüpheden sanık yararlanır" ilkesi gereğince beraat kararı verilebilmektedir. Bu nedenle, mermi izleri, adli soruşturma ve yargılama süreçlerinde gerçeğin ortaya çıkarılması ve adaletin tecellisi için vazgeçilmez bir delil türüdür.
- EŞİN TELEFONUNA CASUS YAZILIM YÜKLEMEK TCK KAPSAMINDA SUÇ!
Casus Yazılımlar ve Hukuk: Adli Bilişimde Olmazsa Olmaz Tespit Kriterleri Anayasa Mahkemesi Kararı Işığında (B.Y. Başvurusu - 2018/30296) Anayasa Mahkemesi (AYM), verdiği bir kararda (B.Y. Başvurusu, 2018/30296), eşinin telefonuna yüklenen casus yazılım aracılığıyla kişisel verilerinin hukuka aykırı şekilde ele geçirilmesi ve boşanma davasında delil olarak kullanılması iddiasını değerlendirmiştir. Bu karar, kişisel verilerin korunması hakkının ihlal edildiği sonucuna varmış ve özellikle derece mahkemelerinin bu tür vakalarda etkili bir yargısal sistem kurma yükümlülüğünü yerine getirmediğini vurgulamıştır. Aslan Kriminal olarak, bu karardan yola çıkarak, casus ve zararlı yazılım vakalarında adli bilişim incelemelerinin ve yargısal süreçlerin kesinlikle odaklanması gereken kritik tespit hususlarını mercek altına alıyoruz. AYM Kararının Kısa Özeti (2018/30296) Olay: Başvurucu B.Y., eşinin telefonuna yüklediği casus yazılım aracılığıyla mesaj, ses kayıtları, fotoğraf, video, e-devlet ve bankacılık şifreleri gibi tüm kişisel verilerine ulaştığını iddia etmiştir. Bu veriler, boşanma davasına delil olarak sunulmuştur. Ceza Yargılaması: Açılan ceza davasında, yerel mahkeme (Ezine Asliye Ceza Mahkemesi) başvurucunun eşini beraat ettirmiştir. Gerekçe, sanığın verileri yalnızca boşanma davasında delil olarak sunduğunu, basın veya yayın yoluyla "yayıp ifşa etmemesi" nedeniyle suç işleme kastının bulunmadığı yönündedir. İstinaf mahkemesi de kararı onamıştır. AYM'nin Tespiti (İhlal Gerekçesi): Anayasa Mahkemesi, derece mahkemelerinin kararını hatalı bulmuştur. İhlal gerekçeleri şunlardır: Etkili Soruşturma Yapmama: Mahkemeler, casus yazılımın telefona ne zaman yüklendiği, hangi verilerin ne kadar süreyle ele geçirildiği ve verilerde değişiklik yapılıp yapılmadığı gibi başvurucunun esaslı iddialarını araştırmamıştır . Hatalı Hukuki Niteleme: Verilerin hukuka aykırı olarak ele geçirilmesi ve açıklanmasının mevzuatta suç olarak düzenlendiği açık olmasına rağmen , beraat gerekçesinin verilerin ifşa edilmediği temeline dayandırılması eleştirilmiştir. Anayasal Güvenceye Aykırılık: Derece mahkemelerinin "eşlerin birbirlerine karşı özel hayat alanlarının bulunmadığı" sonucunu doğuracak yaklaşımının Anayasa'nın 20. maddesindeki güvencelere açıkça aykırı olduğu belirtilmiştir. Sonuç: AYM, özel hayata saygı hakkı kapsamındaki kişisel verilerin korunmasını isteme hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE karar vermiş ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere Ezine Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmesine hükmetmiştir. 1. 🔍 Ele Geçirmenin Kapsamı ve Süresi AYM kararı, etkili bir soruşturmada casus yazılımın etkisinin tam olarak belirlenmesi gerektiğini göstermiştir. Yazılımın Yüklenme Tarihi: Casus yazılımın hangi tarihte telefona yüklendiği kesin olarak tespit edilmelidir. Bu, suç kastının ve eylemin başlangıcını belirlemek için esastır. Verilere Ulaşma Süresi: Failin, mağdurun verilerine ne kadar süre ile ulaştığı ve yazılımı kullanmaya ne zaman son verdiği belirlenmelidir. Elde Edilen Verilerin Tam Kapsamı: Telefon konuşmaları, mesaj içerikleri, fotoğraflar ve videolar dışında, ele geçirilen e-devlet ve bankacılık şifreleri gibi kritik verilerin de tam listesi ortaya konulmalıdır. 2. 🧪 Verilerin Bütünlüğü ve Orijinalliği (Hukuka Aykırı Değişiklik İddiaları) Ele geçirilen verilerin güvenilirliği, davanın esası için hayati öneme sahiptir. Veri Bütünlüğünün İncelenmesi: Kayıt altına alınan ses ve mesaj gibi verilerde kes-yapıştır şeklinde değişiklikler (manipülasyon) yapılıp yapılmadığı bilimsel yöntemlerle incelenmelidir. Hukuka Aykırı Elde Etme Şekli: Verilerin casus yazılım aracılığıyla rıza dışı elde edilmesi, "Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme" suçunu teşkil eder (TCK m. 136). Failin verileri ifşa etmemiş olması, ele geçirme fiilinin hukuka aykırılığını ortadan kaldırmaz. 3. ⚖️ Casus Yazılımı Kullanma Amacının Meşruiyeti AYM, derece mahkemelerinin ele geçirme amacına dair yaklaşımını Anayasal güvencelere aykırı bulmuştur. Amacın Aşılıp Aşılmadığı: Sadece boşanma davasında delil elde etme amacı öne sürülse bile, casus yazılım ile e-devlet şifreleri, banka hesap bilgileri ve GPS kayıtlarının ele geçirilmesi, bu amacın fazlasıyla aşıldığını gösterir. Eşler Arası Özel Hayat: Derece mahkemelerinin eşler arasında özel hayat alanı olmadığını ima eden yaklaşımı, AYM tarafından açıkça eleştirilmiştir. Özel hayata saygı hakkı ve kişisel verilerin korunması hakkı, evlilik birliği içinde dahi geçerlidir Aslan Kriminal’in Vurgusu: Etkili Yargısal Tepki AYM kararı, devlete yüklenen pozitif yükümlülüğün altını çizmiştir. Bu, sadece yasal altyapı oluşturmakla kalmayıp , bu altyapının ihlaline karşı etkili, caydırıcı ve anayasal güvenceleri gözeten bir yargısal tepki vermeyi gerektirir. Casus yazılım vakalarında bir karar verilecekse, bu karar başvurucunun tüm esaslı iddialarını karşılayan, derinlemesine araştırma sonuçlarına dayanan ve yasal dayanağı açıkça gösterilen yeterli ve ilgili gerekçelerle açıklanmalıdır. Aksi takdirde, AYM’nin de hükmettiği gibi, kişisel verilerin korunmasını isteme hakkının ihlali söz konusu olur ve yeniden yargılama zorunluluğu doğar. Siz de bir casus veya zararlı yazılım incelemesi gerektiğinde, davanızın hukuka ve Anayasal güvencelere uyumlu bir şekilde aydınlatılması için bize başvurabilirsiniz. Bu blog yazısını beğendiniz mi? Adli bilişim, siber güvenlik ve hukuki süreçlerle ilgili merak ettiğiniz başka konular varsa, lütfen bize sorun!
- Kesin Hükme Karşı Uzman Mütalaası: Yargılamanın Yenilenmesi Şartları ve Yargıtay İçtihatları
Yargılamanın yenilenmesi, kesinleşmiş bir hükme karşı başvurulabilen olağanüstü bir kanun yoludur. Bu yol, hükümde önemli bir adli hata yapıldığı iddiasıyla, kanunda sınırlı olarak sayılan belirli sebeplerin varlığı halinde başvurulabilir. Uzman mütalaası ise, yargılama sürecinde teknik veya özel bilgi gerektiren konularda tarafların kendi inisiyatifleriyle elde ettikleri bilimsel görüşlerdir. Yargılamanın yenilenmesi sürecinde uzman mütalaasının rolü, bu iki hukuki kurumun nitelikleri ve amaçları doğrultusunda değerlendirilmelidir. Yargılamanın yenilenmesi, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) m. 311 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Bu maddeler, hangi hallerde yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunulabileceğini sınırlı olarak sayar. CEZA MUHAKEMESİ KANUNU Madde 311 Hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi nedenleri Madde 311 – (1) Kesinleşen bir hükümle sonuçlanmış bir dava aşağıda yazılı hâllerde hükümlü lehine olarak yargılamanın yenilenmesi yoluyla tekrar görülür: a) Duruşmada kullanılan ve hükmü etkileyen bir belgenin sahteliği anlaşılırsa. b) Yemin verilerek dinlenmiş olan bir tanık veya bilirkişinin hükmü etkileyecek biçimde yalan söylemesi veya gerçeğe aykırı mütalaa vermesi nedeniyle hükümlülük kararının verildiği kesinleşmiş bir hükümle sabit olursa. c) Hükme katılmış olan hâkimlerden veya mahkeme üyelerinden birinin, hükümlülük kararını etkileyecek biçimde görevlerini yapmada kusur etmiş olmasından dolayı aleyhlerine kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmü verilirse. d) Ceza hükmü hukuk mahkemesinin bir hükmüne dayandırılmış olup da bu hüküm kesinleşmiş diğer bir hüküm ile ortadan kaldırılırsa. e) Yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında mahkûmiyet hükmünün dayanmakta olduğu esaslı noktayı değiştirecek nitelikte bulunursa. f) Ceza hükmünün, İnsan Hakları ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerinin ihlâli suretiyle verildiğinin ve hükmün bu aykırılığa dayandığının, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması. Bu hâlde yargılamanın yenilenmesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararının kesinleştiği tarihten itibaren bir yıl içinde istenebilir. (2) Birinci fıkranın (a) ve (b) bentlerinde yazılı hâllerde yargılamanın yenilenmesi istemi, hükümlünün lehine olarak ancak bu fiillerden dolayı kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmü verilmiş veya mahkûmiyetine karar verilmesini gerektirecek başka delil bulunmaması nedeniyle ceza soruşturmasına başlanamamış veya sürdürülememiş ise kabul edilebilir. Yargılamanın yenilenmesi, kesin hükmün doğruluğunun denetimi değil, ağır hata nedeniyle verilen hükmün kaldırılması amacını taşır. Bu nedenle, yargılamanın yenilenmesi talebinin kabul edilebilmesi için kesin hükümden dönülmesini gerektirecek, duruşma açılmasını haklı ve gerekli kılacak ciddiyette yeni delil ve olayların ortaya konulması zorunludur. 18. Ceza Dairesi 2018/7563 E. , 2019/1435 K. Yargılanmanın yenilenmesi talebinin kabule şayan olup olmadığı konusunda şekil şartının yerine getirilmesi yeterli olmayıp, ikame olunan olay ve delillerin önceden ileri sürülmeyen ve tamamen yeni nitelik taşıyan yapıda olması ve tek başına veya diğer deliller birlikte incelendiğinde hükümlü lehine değerlendirmeye ve önceki hükmü değiştirmeye mahkemeyi yönlendirecek ciddiyette bulunması gerekmektedir Bu özelliği taşımayan iddialarla, sırf şekli unsurların yeterliliğinden bahisle yargılamanın yenilenmesinde delil toplamaya ya da bu safha aşılarak duruşmalı incelemeye yönelmek kanun koyucunun amacıyla ve olağanüstü kanun yolu olan yargılamanın yenilenmesinin yapısıyla uyuşmamaktadır Diğer bir ifade ile yargılamanın yenilenmesi talebinin kabul edilebilmesi için kesin hükümden dönülmesini gerektirecek, duruşma açılmasını haklı ve gerekli kılıcak ciddiyette yeni delil ve olayların ortaya konulması zorunludur Yargılamanın yenilenmesi kurumu kesin hükme karşı öngörülen olağanüstü yasayolları arasında yer aldığından, bu yola başvurulabilmesi için ortaya konulan gerekçelerin, yeniden yargılamaya başlanmasını gerektirecek nitelik, önem ve ciddiyete sahip olması gerekmektedir Uzman Mütalaası Uzman mütalaası, CMK m. 67/6'da düzenlenmiştir: CEZA MUHAKEMESİ KANUNU Madde 67 uzman mütalaası Madde 67 : (6) Cumhuriyet savcısı, katılan, vekili, şüpheli veya sanık, müdafii veya kanunî temsilci, yargılama konusu olayla ilgili olarak veya bilirkişi raporunun hazırlanmasında değerlendirilmek üzere ya da bilirkişi raporu hakkında, uzmanından bilimsel mütalaa alabilirler. Sadece bu nedenle ayrıca süre istenemez. Bu madde, taraflara yargılama konusu olayla ilgili olarak veya bilirkişi raporunun hazırlanmasında değerlendirilmek üzere ya da bilirkişi raporu hakkında uzmanından bilimsel mütalaa alma hakkı tanımaktadır. Yargılamanın Yenilenmesinde Uzman Mütalaasının Rolü Yargılamanın yenilenmesi sürecinde uzman mütalaası, özellikle CMK m. 311/1-e bendinde belirtilen "yeni olaylar veya yeni deliller" kapsamında önemli bir rol oynayabilir. Yeni Delil Niteliğinde Uzman Mütalaası: Eğer bir uzman mütalaası, daha önceki yargılamada sunulmamış, bilinmeyen veya değerlendirilmemiş teknik veya bilimsel bir hususu ortaya koyuyorsa ve bu husus, mahkûmiyet hükmünün dayandığı esaslı noktayı değiştirecek nitelikteyse, bu uzman mütalaası "yeni delil" olarak kabul edilebilir. Örneğin, daha önce yapılan bir balistik incelemenin hatalı olduğunu bilimsel olarak ortaya koyan yeni bir uzman mütalaası, yargılamanın yenilenmesi sebebi olabilir. 4. Ceza Dairesi 2018/7935 E. , 2018/21784 K. Yargılamanın yenilenmesi başvurusu kural olarak herhangi bir süre sınırlamasına tâbi tutulmamış olup, talep hükmü veren mahkemeye yapılmalıdır Yargılamanın yenilenebilmesi için hükümde önemli bir adli hatanın yapılmış olması gereklidir Yargılamanın yenilenmesini gerektiren bu hata, hükümlünün lehine ya da aleyhine olarak yapılmış olabileceğinden hukukumuzda yargılamanın yenilenmesi hem hükümlünün lehine hem de aleyhine olarak başvurulabilecek bir kanun yolu olarak düzenlenmiştir Yukarıda yer verilen açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, yargılamanın yenilenmesi kurumu, ancak kesinleşen hükümlere karşı ve belirli şartların varlığı halinde mümkündür Yargılanmanın yenilenmesi talebi üç evreli incelemeyi gerektirmektedir İlk evresi;"kabule şayan olup olmadığının mahkemesince evrak üzerinden incelenmesi", ikinci evresi; "kabule şayan görüldüğünde ilk soruşturma niteliğinde" kanıtların toplanması, üçüncü evresi ise; "kanıtlar yargılamanın yenilenmesini gerektirir ciddiyette" ise duruşmanın açılmasıdır İstemin kabule şayan olup olmadığı konusundaki değerlendirmede şekli şartın yerine getirilmesi yeterli olmamakta, ikame olunan vakıa ve kanıtların önceden ileri sürülmeyen ve tamamen yeni nitelik taşıyan yapıda olması ve gerek bağımsız olarak nazara alındığında ve gerek toplanmış diğer kanıtlarla birlikte tahlil olunduğunda hükümlü lehine değerlendirmeye ve önceki hükmü değiştirmeye mahkemeyi yönlendirebilecek ciddiyette bulunması gerekmektedir Bu içtihat, yargılamanın yenilenmesi talebinin kabule şayan olup olmadığı değerlendirilirken, ikame olunan vakıa ve kanıtların önceden ileri sürülmeyen ve tamamen yeni nitelik taşıyan yapıda olması gerektiğini belirtmektedir. Uzman mütalaası da bu kapsamda, yeni ve hükmü değiştirebilecek ciddiyette bir kanıt olarak sunulabilir. 2. Bilirkişi Raporunun Hatalı Olduğunu Ortaya Koyan Uzman Mütalaası: CMK m. 311/1-b bendine göre, yemin verilerek dinlenmiş olan bir bilirkişinin hükmü etkileyecek biçimde gerçeğe aykırı mütalaa vermesi nedeniyle hükümlülük kararının verildiği kesinleşmiş bir hükümle sabit olursa yargılamanın yenilenmesi istenebilir. Bu durumda, bilirkişinin gerçeğe aykırı mütalaa verdiğini gösteren bir uzman mütalaası, yargılamanın yenilenmesi talebinin dayanağı olabilir. Ancak, bu bendin uygulanabilmesi için bilirkişinin gerçeğe aykırı mütalaa verdiğinin kesinleşmiş bir hükümle sabit olması şartı aranır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararları Sonrası Uzman Mütalaası: CMK m. 311/1-f bendine göre, ceza hükmünün AİHS veya ek protokollerinin ihlali suretiyle verildiğinin AİHM'nin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmesi halinde yargılamanın yenilenmesi istenebilir. Bu durumda, AİHM kararının dayandığı veya kararın uygulanması için gerekli olan teknik veya bilimsel hususlarda uzman mütalaası alınarak, yargılamanın yenilenmesi talebi desteklenebilir. 16. Ceza Dairesi 2019/5582 E. , 2020/6211 K. Somut olayda yargılamanın yenilenmesi CMK 311/1-f maddesindeki “ceza hükmünün, insan hakları ve ana hürriyetleri korumaya dair sözleşmenin veya ekli protokollerinin ihlali sureti ile verildiğinin ve hükmün bu aykırılığa dayandığının, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması Bu halde yargılamanın yenilenmesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararının kesinleştiği tarihten itibaren 1 yıl içinde istenebilir.” hükmüne dayandırılmaktadır İstisnai nedenlerle yargılamanın yenilenmesine karar verildikten sonra yeni bir yargılamada olduğu gibi deliller toplanabilir Re’sen araştırma ilkesi sonucu olarak yenilenme sebebine bağlı olmaksızın başvuruda belirtilen delillerin dışında da delil toplanabilir Toplanan deliller karar yerinde tartışılıp suçun ne şekilde işlendiği açıklanmalı, mevcut deliller irdelenmeli, delillerle sonuç arasında bağ kurulmalı bir başka deyişle bu delillerle önceden bu sonuca varıldığı anlatılmalı, suçun nitelendirilmesi yapılarak yenilenen yargılamanın daha önce yapılıp bitirilen yargılama sonucunda ulaşılan sonuçları değiştirecek bir yenilik getirip getirmediği duraksamaya yer vermeyecek biçimde açıkça gösterilmelidir. (Ünver- Hakeri CMK Şerhi) Bu içtihat, AİHM kararı sonrası yargılamanın yenilenmesi durumunda, yeni bir yargılamada olduğu gibi delillerin toplanabileceğini ve uzman mütalaasının da bu kapsamda değerlendirilebileceğini göstermektedir. Uzman Mütalaasının Değerlendirilmesi Yargılamanın yenilenmesi talebiyle sunulan uzman mütalaası, mahkeme tarafından CMK m. 319'da belirtilen usule göre incelenir. CEZA MUHAKEMESİ KANUNU Madde 319 Yenileme isteminin kabule değer olup olmadığı kararı Madde 319 : (1) Yargılamanın yenilenmesi istemi, kanunda belirlenen şekilde yapılmamış veya yargılamanın yenilenmesini gerektirecek yasal hiçbir neden gösterilmemiş veya bunu doğrulayacak deliller açıklanmamış ise, bu istem kabule değer görülmeyerek reddedilir. (2) Aksi hâlde yargılamanın yenilenmesi istemi, bir diyeceği varsa iki hafta içinde bildirmek üzere Cumhuriyet savcısı ve ilgili tarafa tebliğ olunur. (3) Bu madde gereğince verilen kararlara itiraz edilebilir. Mahkeme, sunulan uzman mütalaasının yargılamanın yenilenmesini gerektirecek yasal bir neden olup olmadığını ve bunu doğrulayacak delillerin açıklanıp açıklanmadığını değerlendirir. Eğer uzman mütalaası, CMK m. 311'deki şartları taşıyan "yeni bir delil" niteliğindeyse, mahkeme talebi kabule değer bulabilir ve delillerin toplanması için bir naip hâkimi görevlendirebilir veya kendisi bu hususları yerine getirebilir (CMK m. 320). Sonuç Yargılamanın yenilenmesi, kesinleşmiş hükümlerdeki adli hataları düzeltmeyi amaçlayan istisnai bir kanun yoludur. Uzman mütalaası, bu süreçte özellikle "yeni delil" olarak veya mevcut bilirkişi raporlarının hatalı olduğunu ortaya koymak amacıyla önemli bir rol oynayabilir. Bir uzman mütalaasının yargılamanın yenilenmesi talebine dayanak olabilmesi için, önceden ileri sürülmeyen, tamamen yeni nitelik taşıyan ve mahkûmiyet hükmünün esaslı noktasını değiştirecek ciddiyette olması gerekmektedir. Mahkeme, sunulan uzman mütalaasını CMK'da belirtilen usul ve esaslara göre değerlendirerek, yargılamanın yenilenmesi talebinin kabule şayan olup olmadığına karar verir. Bu süreç, adil yargılanma hakkının ve maddi gerçeğe ulaşma ilkesinin bir gereği olarak büyük önem taşımaktadır.
- Uzman Mütalaası, Gerekçeli Karar İçin Nasıl Kullanılır? (CMK 67/6'nın Sınırları)
Özel uzman görüşünün hukuki dayanağı, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 67. maddesinin 6. fıkrasında düzenlenmiştir: CEZA MUHAKEMESİ KANUNU Madde 67 uzman mütalaası Madde 67 : (6) Cumhuriyet savcısı, katılan, vekili, şüpheli veya sanık, müdafii veya kanunî temsilci, yargılama konusu olayla ilgili olarak veya bilirkişi raporunun hazırlanmasında değerlendirilmek üzere ya da bilirkişi raporu hakkında, uzmanından bilimsel mütalaa alabilirler. Sadece bu nedenle ayrıca süre istenemez. Bu maddeye göre, uzman mütalaası alınabilecek konular şunlardır: Yargılama konusu olayla ilgili teknik veya özel bilgi gerektiren hususlar. Bilirkişi raporunun hazırlanmasında değerlendirilmek üzere. Bilirkişi raporu hakkında. Gerekçeli karar, bir olay veya bilirkişi raporu olmadığı için, doğrudan "gerekçeli karar hakkında uzman mütalaası" alınması CMK m. 67/6'nın lafzına tam olarak uymamaktadır. Ancak, gerekçeli kararın içeriğindeki teknik veya bilimsel değerlendirmelerin hatalı olduğunu ileri sürmek amacıyla, kararın dayandığı deliller veya bilirkişi raporları üzerinden uzman mütalaası alınabilir. Ayrıca, gerekçeli kararın kendisinin hukuki niteliği ve kapsamı CMK'nın 34. ve 230. maddelerinde düzenlenmiştir: CEZA MUHAKEMESİ KANUNU Madde 34 Kararların gerekçeli olması Madde 34 – (1) Hâkim ve mahkemelerin her türlü kararı, karşı oy dahil, gerekçeli olarak yazılır. Gerekçenin yazımında 230 uncu madde göz önünde bulundurulur. Kararların örneklerinde karşı oylar da gösterilir. (2) Kararlarda, başvurulabilecek kanun yolu, süresi, mercii ve şekilleri belirtilir. CEZA MUHAKEMESİ KANUNU Madde 230 Hükmün gerekçesinde gösterilmesi gereken hususlar Madde 230 – (1) Mahkûmiyet hükmünün gerekçesinde aşağıdaki hususlar gösterilir: a) İddia ve savunmada ileri sürülen görüşler. b) Delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin belirtilmesi; bu kapsamda dosya içerisinde bulunan ve hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin ayrıca ve açıkça gösterilmesi. c) Akıl hastalığı, yaş küçüklüğü, sağır ve dilsizlik hali, geçici nedenler veya irade dışı alınan alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle işlenen fiillerle ilgili olarak, TCK’nın 32, 33, 34 ve 35 inci maddelerinin uygulanmasına ilişkin koşulların bulunup bulunmadığı ve bulunuyorsa nedenleri. d) Uygulanan kanun maddeleri ile verilen ceza miktarı itibarıyla TCK’nın 62. maddesinin uygulanmasına ilişkin koşulların bulunup bulunmadığı ve bulunuyorsa nedenleri. e) Cezanın ertelenmesine, hapis cezasının adlî para cezasına çevrilmesine veya seçenek yaptırımlara ilişkin hükümlerin uygulanmasına ilişkin koşulların bulunup bulunmadığı ve bulunuyorsa nedenleri. f) Kanun yollarına başvurma hakkının, süresinin ve merciinin açıkça belirtilmesi. g) Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin koşulların bulunup bulunmadığı ve bulunuyorsa nedenleri. (2) Beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, davanın reddi ve düşmesi kararlarının gerekçesinde de birinci fıkranın (a) ve (b) bentlerinde belirtilen hususlar yer alır. Bu maddeler, gerekçeli kararın hangi unsurları içermesi gerektiğini detaylı bir şekilde düzenlemektedir. Gerekçeli kararın bu unsurları eksik veya hatalı içermesi durumunda, bu durum kanun yollarına başvuru sebebi olabilir. Gerekçeli Karar Hakkında Uzman Mütalaasının Dolaylı Önemi Doğrudan gerekçeli kararın kendisi hakkında bir uzman mütalaası alınamasa da, gerekçeli kararın içeriğindeki bazı hususların teknik veya bilimsel açıdan incelenmesi amacıyla uzman mütalaası alınması dolaylı olarak mümkündür. Bu durumlar genellikle şunları kapsar: Delillerin Değerlendirilmesindeki Hatalar: Gerekçeli kararda, mahkemenin delilleri değerlendirme şekli ve bu değerlendirmelerden çıkardığı sonuçlar yer alır. Eğer mahkeme, teknik veya bilimsel bir delili (örneğin, bir adli tıp raporu, balistik inceleme, dijital veri analizi) hatalı değerlendirmişse, bu delilin doğru yorumlanması için uzman mütalaası alınabilir. Bu mütalaa, gerekçeli karardaki delil değerlendirmesinin yanlışlığını ortaya koymak amacıyla kullanılabilir. Ceza Genel Kurulu 2019/522 E. , 2020/453 K. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun "Kararların gerekçeli olması" başlığını taşıyan 3. maddesinin birinci fıkrasında; "Hâkim ve mahkemelerin her türlü kararı, karşı oy dâhil, gerekçeli olarak yazılır Gerekçenin yazımında 3. madde göz önünde bulundurulur Kararların örneklerinde karşı oylar da gösterilir,", "Hükmün gerekçesinde gösterilmesi gereken hususlar" başlıklı 3. maddesinde; "1) Mahkûmiyet hükmünün gerekçesinde aşağıdaki hususlar gösterilir: a) İddia ve savunmada ileri sürülen görüşler. b) Delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin belirtilmesi; bu kapsamda dosya içerisinde bulunan ve hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin ayrıca ve açıkça gösterilmesi. Bu içtihat, gerekçeli kararda delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin önemini vurgulamaktadır. Eğer bu değerlendirme teknik bir hata içeriyorsa, uzman mütalaası ile bu hata ortaya konulabilir. 2. Bilirkişi Raporlarına Yönelik İtirazlar: Gerekçeli karar, genellikle mahkemece alınan bilirkişi raporlarına dayanır. Eğer taraflar, bilirkişi raporunun teknik veya bilimsel açıdan hatalı olduğunu düşünüyorlarsa, bu rapora karşı bir uzman mütalaası alabilirler. Bu mütalaa, gerekçeli kararın dayanağı olan bilirkişi raporunun güvenilirliğini sorgulamak için kullanılabilir. T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ Dr ... tarafından hazırlanan uzman görüşüne karşı gerekçeli kararda hiçbir açıklama yapılmamış olmasının da eksik incelemenin önemli bir göstergesi olup, kararın bu nedenle de kaldırılması gerektiğini, Yukarıda A.1. başlığı altında açıkladıkları hususlar yanında mahkemenin dosyaya ibraz edilen Uzman Görüşü hakkında gerekçeli kararında hiçbir değerlendirme yapmadığını ve yine kısa sürede davanın reddine karar verdiğini, HMK 293 vd maddelerinde düzenlenen “Uzman Görüşü”nün aşağıda da ayrıntılı olarak açıklayacakları üzere haklılıklarını ortaya koymakta olduğunu, ‘Uzman Görüşü’ takdiri delil olmakla birlikte, en azından mahkemenin gerekçeli kararında mütalaada belirtilen hususlar hakkında bir değerlendirilme yapılmasını beklemenin, yukarıda bahsedilen yargı kararlarının gerekçeli olmasının doğal bir gereği olduğunu, Zira, doktrin görüşünün mahkemeyi bağlamayacağını ve takdiri delil teşkil eder ise de, bu serbestinin hakime, doktrini hiç nazara almama hakkını vermeyeceğini, Hakimin doktrini, bilimsel görüşleri ve sunulan mütalaaları incelemesi, benimsediği görüşü ortaya koyması ve gerekçelerini izah etmesi gerektiğini ( Yargıtay HGK. 20.11.2000, 24.10.2001 tarihli kararları, Bu içtihat, sunulan uzman görüşünün gerekçeli kararda değerlendirilmemesinin eksik inceleme olduğunu belirtmektedir. Bu durum, gerekçeli kararın dayandığı bilirkişi raporunun uzman mütalaası ile çelişmesi halinde daha da önem kazanır. 3. Hukuki Nitelendirme ve Değerlendirmeler: Bilirkişi veya uzman, raporunda ve sözlü açıklamaları sırasında çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hususlar dışında açıklama yapamaz; hâkim tarafından yapılması gereken hukuki nitelendirme ve değerlendirmelerde bulunamaz (CMK m. 67/3). Ancak, gerekçeli kararda yapılan hukuki nitelendirmelerin, teknik veya bilimsel verilerle çeliştiği durumlarda, bu teknik verilerin doğru yorumlanması için uzman mütalaası alınabilir. Gerekçeli Kararın Gerekçelendirilmesi ve Uzman Mütalaası Gerekçeli karar, Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay içtihatlarına göre adil yargılanma hakkının önemli bir unsurudur. Kararların gerekçeli olması, tarafların yargılamanın neden bu şekilde sonuçlandığını anlamalarını, kanun yollarına başvurmalarını ve yargı denetiminin sağlanmasını temin eder. ANAYASA MAHKEMESİ KARARI E. 2022/140, K. 2023/46 Yasal, yeterli ve geçerli bir gerekçeye dayanılmadan karar verilmesi, yasa koyucunun amacına uygun düşmeyeceği gibi, uygulamada keyfiliğe yol açacaktır Dosyanın tarafları mahkemece verilen hükmün hangi nedenlerle verildiğini gerekçeden anlayacak, gerekçeye göre kanun yolu sebeplerini ve dayanaklarını belirleyecek, kesinleşen bir hüküm de gerekçesindeki nedenlere göre infaz edilecektir Kararların gerekçeli olması; hem kanun yoluna başvuru ve hem de hakkaniyete uygun bir görüntü sunma açısından davanın taraflarının menfaatini ilgilendirdiği gibi, demokratik bir toplumda kamunun menfaatini de ilgilendirmekte ve mahkemelere duyulan güvenin sarsılmamasını da sağlayacaktır. (Sibel İnceoğlu, İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi Kararlarında Adil Yargılanma Hakkı, Beta Yayıncılık, İstanbul, 2013, s.322.) Öğretide "gerekçeli karar hakkı” olarak da kabul edilen hak, Ana1. madde maddesinde düzenlenen adli yargılanma hakkının bir sonucudur Derece mahkemeleri kurmuş oldukları hükümleri yukarıda açıklandığı gibi gerekçelendirecek ve ona göne kanun yolu denetimi sağlanacaktır Bölge adliye mahkemeleri de Yargıtay gibi ilk derece mahkemesinin kararlarını gerekçelerine göre inceleyecektir Anayasaya aykırı olduğu değerlendirilen ve iptali talep edilen 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun 3. maddesinin 3. maddesının e. bendinde yer alan aynı Kanun'un 3. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendini hariç bırakan yasal düzenleme, istinaf kanun yolu incelemelerinde, ilk derece mahkemelerinin kanuni bağlamda gerekçeyi içermeyen hükümlerinin denetimini ortadan kaldırmaktadır. Bu bağlamda, gerekçeli kararın yeterli ve geçerli bir gerekçeye dayanıp dayanmadığı, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin hukuka uygun olup olmadığı gibi hususlar, uzman mütalaası ile desteklenebilir. Özellikle, gerekçeli kararda teknik bir konuya ilişkin delil değerlendirmesinin eksik veya hatalı olduğu iddia ediliyorsa, bu iddiayı güçlendirmek için ilgili teknik alanda bir uzmandan mütalaa alınması faydalı olacaktır. Sonuç / Özet Ceza muhakemesinde "gerekçeli karar hakkında uzman mütalaası" doğrudan bir hukuki kavram olmamakla birlikte, gerekçeli kararın dayandığı teknik veya bilimsel delillerin ya da bilirkişi raporlarının incelenmesi amacıyla uzman mütalaası alınması mümkündür. Bu mütalaalar, gerekçeli karardaki tespitlerin veya delil değerlendirmelerinin hatalı olduğunu ileri sürmek, kanun yollarına başvururken iddiaları güçlendirmek ve adil yargılanma hakkının bir gereği olarak savunmayı etkinleştirmek için kullanılabilir. Mahkemeler, sunulan bu tür uzman mütalaalarını diğer delillerle birlikte değerlendirmek ve gerekçeli kararlarında bu görüşlere yer vermek zorundadır. Aksi takdirde, eksik inceleme veya gerekçesiz karar verme nedeniyle hukuka aykırılık oluşabilir.
- Özel Uzman Görüşünün Ceza Muhakemesindeki Rolü ve Hukuki Değeri (CMK m. 67/6)
Özel uzman görüşünün hukuki dayanağı, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 67. maddesinin 6. fıkrasında açıkça düzenlenmiştir. Bu madde, taraflara yargılama konusu olayla ilgili olarak veya bilirkişi raporunun hazırlanmasında değerlendirilmek üzere ya da bilirkişi raporu hakkında uzmanından bilimsel mütalaa alma hakkı tanımaktadır. CEZA MUHAKEMESİ KANUNU Madde 67 uzman mütalaası Madde 67 : (6) Cumhuriyet savcısı, katılan, vekili, şüpheli veya sanık, müdafii veya kanunî temsilci, yargılama konusu olayla ilgili olarak veya bilirkişi raporunun hazırlanmasında değerlendirilmek üzere ya da bilirkişi raporu hakkında, uzmanından bilimsel mütalaa alabilirler. Sadece bu nedenle ayrıca süre istenemez. Bu düzenleme, tarafların adil yargılanma hakkı ve savunma hakkı kapsamında, kendi lehlerine olan hususları ispatlamak veya aleyhlerine olan delillere karşı koymak amacıyla bağımsız uzman görüşlerine başvurabilmelerini sağlamaktadır. Özel Uzman Görüşünün Niteliği ve Amacı Özel uzman görüşü, mahkeme tarafından atanan bilirkişinin hazırladığı rapordan farklı bir niteliğe sahiptir. Bilirkişi, mahkemenin talebi üzerine kamu görevi niteliğinde bir inceleme yaparken, özel uzman görüşü tarafların kendi menfaatleri doğrultusunda elde ettikleri bir görüştür. Yargıtay içtihatları da bu ayrımı ve özel uzman görüşünün önemini vurgulamaktadır: Hukuk Genel Kurulu 2020/459 E. , 2022/1735 K. Uzman görüşü, çekişmeli maddi vakıanın ispatı için ileri sürülen bağımsız bir delil olmayıp, bu amaçla ileri sürülen diğer delillerin değerlendirilme ve aydınlatılma vasıtası olarak kullanılır ve dayanılan delilin bilimsel olarak hâkimin kanaatini etkileme gücünü arttırmayı ve hüküm verme kabiliyetini tamamlamayı amaçlar Bu bakımdan uzman görüşünün kendine has bir delil değeri yoktur, o sadece tarafın dayandığı delilin değerini yükseltmek (delili takviye etmek) için kullanılır (Özbek, s. 126) Taraflar, kanunda belirtilen süre ve usule uygun olarak ispat hakkına sahip olduğundan (HMK m. 189/1), ispat hakkını uzman görüşü ile de kullanabilirler 52. Bu içtihat, özel uzman görüşünün bağımsız bir delil olmaktan ziyade, diğer delillerin değerlendirilmesine ve aydınlatılmasına yardımcı olan bir vasıta olduğunu belirtmektedir. Amacı, tarafın dayandığı delilin bilimsel gücünü artırmak ve hâkimin kanaatini etkilemektir. Özel Uzman Görüşünün Ceza Muhakemesindeki Önemi Özel uzman görüşünün ceza muhakemesindeki önemi çeşitli açılardan değerlendirilebilir: Maddi Gerçeğe Ulaşmaya Katkı: Ceza muhakemesinin temel amacı, her türlü şüpheden uzak bir şekilde maddi gerçeği ortaya çıkarmaktır. Karmaşık teknik veya bilimsel konularda, özel uzman görüşleri, hâkimin doğru bir kanaat oluşturmasına ve olayın tüm yönlerini anlamasına yardımcı olur. Ceza Genel Kurulu 2014/369 E. , 2014/425 K. Ceza muhakemesinde bir sorunun çözümünün uzmanlığı ya da özel veya teknik bir bilgiyi gerektirip gerektirmediğine, bilirkişi görevlendirmekle yetkili olan Cumhuriyet savcısı veya hâkim karar verecek, bilirkişi kendiliğinden bir rol üstlenemeyecektir Esasen incelenen davanın bilirkişisi, hâkim veya Cumhuriyet savcısının kendisi olup kural olarak bilgisi, kültürü ve müktesebatı ile önüne gelen bir konuyu çözmek yeteneğine sahiptir İhtisasla ilgisi bulunmayan hallerde bilirkişinin mütalaasına başvurulmasında kanuni bir zorunluluk bulunmamaktadır CMK'nun 3. maddesinde de bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına "karar verilebileceği" belirtilmek suretiyle bilirkişiye başvurma zorunlu kılınmamıştır Bununla birlikte maddi gerçeğe ulaşmayı amaç edinen ceza muhakemesinde bazı durumlarda işin niteliği gereği bilirkişiye başvurulması zorunluluk gösterebilmektedir 2. Savunma Hakkının Güçlendirilmesi: Sanık, şüpheli, katılan ve vekilleri, kendi lehlerine olan hususları ispatlamak, aleyhlerine olan bilirkişi raporlarına itiraz etmek veya mahkemenin dikkatini belirli teknik detaylara çekmek amacıyla özel uzman görüşü alabilirler. Bu, adil yargılanma hakkının ve savunma hakkının etkin bir şekilde kullanılmasını sağlar. Hukuk Genel Kurulu 2020/459 E. , 2022/1735 K. Taraflar, özel ve teknik konularda iddia ve savunmalarının uzman görüşü ile desteklenmesi ve dava konusu olayın aydınlatılması amacıyla, uzmanından bilimsel mütalâa alabilirler ve bunu mahkemeye sunabilirler (m. 293,1/cümle 1) Uzman görüşü, bilirkişi incelemesinden (m.266 V.d) farklıdır. Hâkimin özel ve teknik bilgilerinin yetmemesi hâlinde, talep üzerine veya mahkemece kendiliğinden bilirkişiye başvurulur; bilirkişi kamu görevlisidir Oysa, uzman görüşü alıp almamak, tamamen tarafın ihtiyarında olan bir husustur ve görüşü alınan uzman kamu hizmeti yapmaz, kamu görevlisi değildir Bilirkişi Raporlarına İtiraz ve Çelişkilerin Giderilmesi: Mahkemece alınan bilirkişi raporlarında eksiklikler, hatalar veya çelişkiler bulunması durumunda, taraflar özel uzman görüşü ile bu hususları ortaya koyabilirler. Bu durum, mahkemenin ek bilirkişi incelemesi yapmasına, yeni bir bilirkişi atanmasına veya mevcut raporu daha detaylı değerlendirmesine yol açabilir. T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ Dosyaya ibraz edilen uzman görüşünde, bilirkişi raporunda açıklanan görüşlerin aksine tespit ve görüşler ileri sürülmüş olup, bilirkişi raporu ile uzman görüşü arasında çelişkiler bulunmaktadır T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Mahkeme özellikle özel ve teknik bilgiyi gerektiren konularda, tarafın sunduğu uzman görüşünün dava konusuyla ilgili olması halinde bunu dikkate almak ve değerlendirmek zorundadır. Hâkimin Takdir Yetkisi: Özel uzman görüşü, mahkemeyi bağlayıcı nitelikte değildir. Hâkim, sunulan özel uzman görüşünü diğer tüm delillerle birlikte serbestçe takdir eder ve vicdani kanaatine göre bir karar verir. Ancak, mahkemenin özel uzman görüşünü tamamen göz ardı etmesi, adil yargılanma hakkının ihlali anlamına gelebilir. Özellikle bilirkişi raporu ile özel uzman görüşü arasında çelişki bulunması durumunda, mahkemenin bu çelişkileri gidermeden karar vermesi hukuka aykırı bulunabilir. CEZA MUHAKEMESİ KANUNU Madde 217 Delilleri takdir yetkisi Madde 217 – (1) Hâkim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir. Bu deliller hâkimin vicdanî kanaatiyle serbestçe takdir edilir. (2) Yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir. Hukuk Genel Kurulu 2020/459 E. , 2022/1735 K. Uzman görüşünün yalnız başına bir delil olmayıp, hâkimin hüküm verme kabiliyetini tamamlayan delil değerlendirme ve aydınlatma vasıtası olduğunu kabul etmek, daha isabetli bir çözümdür Çünkü hâkim, tek başına uzman görüşüne dayanarak hüküm veremez; uzman görüşünü diğer mübrez delillerle birlikte, dayandığı gerekçeler dikkate alınarak ve davanın sonucuna olan etkisi bakımından serbestçe değerlendirerek hükmüne dayanak yapabilir Hâkim, uzman görüşünde yer alan hukukî, teknik ve özel bilimsel bilgiyi, delillerin bir bütün olarak değerlendirilmesinde kullanır Özel Uzman Görüşünün Sunulması ve Süreci CMK'nın 67. maddesi, özel uzman görüşünün sunulması için ayrıca süre istenemeyeceğini belirtir. Bu, tarafların yargılamayı geciktirmeksizin bu hakkı kullanmaları gerektiğini gösterir. Özel uzman görüşü, yargılama dosyasındaki diğer delillerle birlikte mahkemeye sunulur ve mahkeme tarafından değerlendirilir. Gerekli görüldüğü takdirde, görüşü alınan uzman kişi mahkemede dinlenebilir ve hâkim veya taraflar gerekli soruları sorabilirler. Hukuk Genel Kurulu 2020/459 E. , 2022/1735 K. Tarafın iddia veya savunmasını desteklemek için görüşüne başvurduğu uzman kişi, talep üzerine veya re’sen mahkemeye çağrılarak dinlenebilir Uzman kişinin dinlendiği duruşmada hâkim veya taraflar gerekli gördükleri soruları da sorabilirler Uzman kişinin dinlenmesi imkânının getirilmesiyle bir yandan uzmanlık gerektiren konuların daha iyi aydınlatılabilmesi, diğer yandan da çelişkili ya da eksik veya yanlış bilgilerle yargılamanın olumsuz etkilenmesinin önüne geçilmesi amaçlanmıştır Uzman kişinin çağrıldığı duruşmaya geçerli bir özrü olmaksızın gelmemesi hâlinde, yargılamanın gecikmesini önlemek amacıyla hâkimin hazırlanan raporu değerlendirmeyeceği hususuna da bir vurgu yapılmıştır Özel Uzman Görüşü ile Bilirkişi Raporu Arasındaki Temel Farklar Özel uzman görüşü ve bilirkişi incelemesi, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) ile düzenlenmiştir. Her ne kadar HMK hükümleri doğrudan ceza muhakemesinde uygulanmasa da, bilirkişilik ve uzman görüşüne ilişkin genel ilkeler ve kavramsal ayrımlar açısından yol göstericidir. Aşağıdaki tablo, özel uzman görüşü ile bilirkişi raporu arasındaki temel farkları özetlemektedir: Özellik Bilirkişi Raporu Özel Uzman Görüşü Atayan Makam Mahkeme veya Cumhuriyet Savcısı (resen veya talep üzerine) Yargılamanın Tarafları (Cumhuriyet savcısı, katılan, şüpheli, sanık, müdafii veya kanunî temsilci) Hukuki Niteliği Kamu görevi niteliğinde, mahkemeye yardımcı olma amacı taşır. Taraf delili niteliğinde, tarafın iddia ve savunmasını destekleme amacı taşır. Bağımsızlık ve Tarafsızlık Bağımsız, tarafsız ve objektif olmak zorundadır. Tarafın menfaatleri doğrultusunda hazırlanır, ancak bilimsel ve teknik açıdan objektif olması beklenir. Bağlayıcılık Mahkemeyi bağlayıcı değildir, hâkim delilleri serbestçe takdir eder (CMK m. 217, HMK m. 198). Mahkemeyi bağlayıcı değildir, hâkim delilleri serbestçe takdir eder. Görevin Kapsamı Mahkeme veya savcılık tarafından belirlenen somut sorulara yanıt verir. Tarafın talebi doğrultusunda, belirli bir konuyu aydınlatmaya veya bilirkişi raporuna itiraz etmeye yönelik olabilir. Süre Mahkemece belirlenen süre içinde raporunu sunar. Taraflar, bu nedenle ayrıca süre isteyemezler (CMK m. 67/6, HMK m. 293/1). Dinlenme Mahkemece çağrılarak dinlenebilir, sorular sorulabilir (CMK m. 66/6, HMK m. 279/3). Hâkim, talep üzerine veya resen dinlenmesine karar verebilir, sorular sorulabilir (HMK m. 293/2). Geçerli özrü olmadan gelmezse raporu değerlendirilmez (HMK m. 293/3). Ücret Kanunla belirlenen tarifeye göre devlet tarafından ödenir. Görüşü alan tarafça ödenir. Hukuk Genel Kurulu 2020/459 E. , 2022/1735 K. Doktrinde hâkim olan aksi görüşe göre ise; uzman görüşü, mahkemece atanan bilirkişiden alınan rapor gibi bir takdiri delil ve hatta delil olmayıp, hâkimin kanaatini oluşturmasında yardımcı olmak üzere tarafın hukukî dinlenilme hakkı kapsamında mahkemeye sunduğu, özel ve teknik konuda alınmış bir rapordur ve yazılı beyan (taraf iddiası) niteliğindedir Delil olmayan uzman görüşünün mahkemeye sunulmasının, delillerin ibrazıyla ilgisi yoktur ve uzman görüşü bilirkişi raporuyla rekabet içinde değildir (Özbek, Mustafa Serdar : Uzman Görüşünün Yargılamada Değerlendirilmesi, Türkiye Noterler Birliği Hukuk Dergisi Makale, Ankara 2017, sayı 1, s.125) 51. Mahkemenin Değerlendirme Yükümlülüğü: Mahkeme, bilirkişi raporunu ve özel uzman görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir. Ancak, özellikle bilirkişi raporu ile özel uzman görüşü arasında çelişki bulunması durumunda, mahkemenin bu çelişkileri gidermeden karar vermesi hukuka aykırı bulunabilir. T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ Şöyle ki bilirkişi incelemesi 1. madde maddede düzenlenmiştir Yasal düzenlemede bilirkişi raporu veya raporları ile uzman görüşü arasında farklılık veya çelişki olması durumunda yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmasına dair bir düzenleme mevcut değildir 3. maddede ise hâkimin bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendireceği ifade edilmiştir Uzman görüşü ise yukarıda yer verildiği üzere aynı yasanın 3. maddesinde düzenlenmiş ve maddede tarafların dava konusu olayla ilgili olarak uzmandan bilimsel mütalaa alabilecekleri, hâkimin talep üzerine veya resen kendiliğinden rapor alınan uzman kişinin davet edilerek dinlenilmesine karar verebileceği ve uzman kişinin çağrıldığı duruşmaya geçerli bir özrü olmadan gelmemesi halinde hazırlamış olduğu raporun mahkemece değerlendirilmeye tabi tutulmayacağı belirtilmiştir Hukuk Genel Kurulu 2020/459 E. , 2022/1735 K. Dosyaya ibraz edilen uzman görüşünde bilirkişi raporu ile tespit edilen görüşlerinin aksine tespit ve görüşler ileri sürülmüş olup, bilirkişi raporu ile uzman görüşü ciddi şekilde çelişkiler içermektedir Alınan bilirkişi raporu ile uzman görüşü arasındaki çelişkinin giderilmesi amacıyla dosyanın yeni bir bilirkişi heyetine tevdii edilmesi yerine yetersiz ve esaslı itiraza uğrayan rapora dayanılarak uzman görüşü kararda gerekçeli olarak değerlendirilip tartışılmadan karar verilmiş olması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir Sonuç / Özet Özel uzman görüşü ve bilirkişi raporu, ceza muhakemesinde teknik ve özel bilgi gerektiren konularda yargılamaya ışık tutan önemli araçlardır. Ancak, atanma şekilleri, hukuki nitelikleri ve yargılama üzerindeki etkileri bakımından farklılık gösterirler. Bilirkişi, mahkeme veya savcılık tarafından atanan ve kamu görevi ifa eden bağımsız bir uzmandır; raporu mahkemeyi bağlamasa da önemli bir delil değerlendirme aracıdır. Özel uzman görüşü ise, tarafların kendi inisiyatifleriyle elde ettikleri ve iddia/savunmalarını desteklemek amacıyla sundukları bir görüştür. Bu görüş de mahkemeyi bağlayıcı olmamakla birlikte, özellikle bilirkişi raporuyla çelişki oluşturduğunda mahkemece titizlikle değerlendirilmesi ve gerekçeli kararda tartışılması gereken bir unsurdur. Yargıtay içtihatları, her iki kurumun da adil yargılanma hakkı ve maddi gerçeğe ulaşma ilkesi çerçevesinde etkin bir şekilde kullanılmasını ve değerlendirilmesini zorunlu kılmaktadır.
- Adli Bilimlerde Balistik İnceleme: Hukuki Çerçeve, Kapsam ve Yargıtay Kararları
Balistik inceleme, adli bilimlerin önemli bir dalı olup, ateşli silahlar, mühimmat ve bunların olay yerindeki etkileri üzerine yapılan bilimsel ve teknik araştırmaları kapsar. Türk hukuk sisteminde balistik inceleme, özellikle ceza muhakemesi süreçlerinde delillerin toplanması, değerlendirilmesi ve suçun aydınlatılması açısından kritik bir rol oynamaktadır. Bu inceleme, Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) ve Adli Tıp Kurumu Kanunu Uygulama Yönetmeliği gibi mevzuat hükümleri çerçevesinde yürütülür. CEZA MUHAKEMESİ KANUNU Madde 63 Bilirkişinin atanması Madde 63 – (1) Çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına re'sen, Cumhuriyet savcısının, katılanın, vekilinin, şüphelinin veya sanığın, müdafiinin veya kanunî temsilcinin istemi üzerine karar verilebilir. (Değişik cümle: 3/11/2016-6754/42 md.) Ancak, genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz. (Ek cümle: 3/11/2016-6754/42 md.) Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu belgelendirmedikçe, bilirkişi olarak görevlendirilemez. (2) Bilirkişi atanması ve gerekçe gösterilerek sayısının birden çok olarak saptanması, hâkim veya mahkemeye aittir. Birden çok bilirkişi atanmasına ilişkin istemler reddedildiğinde de aynı biçimde karar verilir. (3) Soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı da bu maddede gösterilen yetkileri kullanabilir. CMK madde 63, çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verilebileceğini belirtmektedir. Balistik inceleme de bu kapsamda değerlendirilen, özel ve teknik bilgi gerektiren bir alandır. ADLÎ TIP KURUMU KANUNU UYGULAMA YÖNETMELİĞİ Madde 14 Fizik İhtisas Dairesi Madde 14 : — Fizik ihtisas dairesinde uzman bir başkan ile yeteri kadar uzman ve diğer personel bulunur. Fizik ihtisas dairesi aşağıdaki şubeler ve birimlerden oluşur: a) Adlî belge inceleme şubesi, b) Balistik şubesi, c) Adlî astronomi şubesi, d) (Mülga:RG-25/11/2016-29899) e) (MülgaRG-25/11/2016-29899) f) İz incelemeleri şubesi. Her şubede uzman bir şube müdürü ile yeteri kadar personel bulunur. Fizik ihtisas dairesinin görevleri ve çalışma usulleri şunlardır: Adli Tıp Kurumu Kanunu Uygulama Yönetmeliği'nin 14. maddesi, Adli Tıp Kurumu bünyesinde "Fizik İhtisas Dairesi" altında bir "Balistik Şubesi" bulunduğunu ve bu şubenin balistik incelemeler yapmakla görevli olduğunu açıkça belirtmektedir. Bu durum, balistik incelemenin resmi ve uzmanlaşmış bir kurum tarafından yürütülen, hukuki süreçlerde kabul gören bir delil toplama yöntemi olduğunu göstermektedir. Balistik İnceleme Nedir? Balistik inceleme, ateşli silahların ve mühimmatın adli amaçlarla incelenmesi bilimidir. Bu inceleme, bir suç olayında kullanılan ateşli silahın türünü, kalibresini, atış mesafesini, merminin izlediği yolu ve merminin hangi silahtan atıldığını tespit etmeye yönelik teknik ve bilimsel yöntemleri içerir. Balistik inceleme, genellikle üç ana alana ayrılır: İç Balistik (Internal Ballistics): Ateşli silahın namlusu içinde merminin hareketini inceler. Ateşleme mekanizması, barutun yanması, gaz basıncı ve merminin namlu içindeki ivmelenmesi gibi konular bu kapsamdadır. Dış Balistik (External Ballistics): Merminin namludan çıktıktan sonra hedefe ulaşana kadar havada izlediği yolu inceler. Hava direnci, yerçekimi, rüzgar gibi faktörlerin merminin yörüngesi üzerindeki etkileri bu alanda değerlendirilir. Terminal Balistik (Terminal Ballistics): Merminin hedefe çarptıktan sonraki etkilerini inceler. Merminin hedefe nüfuz etme derinliği, enerji transferi, doku hasarı ve merminin deformasyonu gibi konular bu kapsamdadır. Adli balistik ise, bu üç alanı adli soruşturmalarda delil toplama ve analiz etme amacıyla kullanır. Balistik İncelemenin Kapsamı ve Yöntemleri Balistik inceleme, olay yerinden elde edilen çeşitli deliller üzerinde yapılır. Bu deliller şunları içerebilir: Ateşli Silahlar: Olay yerinde bulunan veya şüphelilerden ele geçirilen tabanca, tüfek gibi ateşli silahlar. Mühimmat: Boş kovanlar, mermi çekirdekleri, patlamamış fişekler. Hedef Materyaller: Merminin isabet ettiği duvar, araç, insan vücudu gibi materyaller. Barut Artıkları: Atış sonrası oluşan barut artıkları, giysiler veya vücut üzerinde bulunabilir. Balistik incelemede kullanılan başlıca yöntemler şunlardır: Karşılaştırmalı Mikroskopi: Ateşli silahtan çıkan mermi çekirdekleri ve boş kovanlar üzerinde oluşan mikroskobik izler (namlu yiv-set izleri, iğne izi, tırnak izi, çıkarıcı izi) karşılaştırmalı mikroskop altında incelenir. Her ateşli silahın kendine özgü izler bırakması nedeniyle, bu yöntemle bir merminin hangi silahtan atıldığı tespit edilebilir. Atış Mesafesi Tayini: Barut artıkları ve mermi giriş deliği çevresindeki yanık/kavruk izleri incelenerek atışın hangi mesafeden yapıldığı belirlenir. Bu, olayın intihar mı, kaza mı yoksa cinayet mi olduğu konusunda önemli ipuçları verebilir. Silahın Çalışır Durumu ve Teknik Özellikleri: Ele geçirilen ateşli silahın çalışır durumda olup olmadığı, herhangi bir arızasının bulunup bulunmadığı ve teknik özellikleri incelenir. Mermi Yörüngesi Analizi: Olay yerindeki mermi giriş ve çıkış delikleri, merminin izlediği yolu ve atış açısını belirlemek için analiz edilir. Barut Artığı Analizi (GSR - Gunshot Residue): Atış sonrası oluşan barut artıkları, şüphelilerin ellerinde, giysilerinde veya olay yerindeki diğer yüzeylerde bulunabilir. Bu artıkların kimyasal analizi, bir kişinin ateşli silah kullanıp kullanmadığını veya atışa yakın olup olmadığını tespit etmeye yardımcı olur. Yargıtay Kararlarında Balistik İnceleme Yargıtay, balistik incelemenin ceza yargılamasındaki önemini ve bu incelemelerin nasıl yapılması gerektiğini birçok kararında vurgulamıştır. Balistik inceleme raporları, mahkemeler tarafından delil olarak kabul edilmekle birlikte, diğer delillerle birlikte değerlendirilmesi gereken teknik bir rapordur. 1. Balistik İncelemenin Zorunluluğu ve Kapsamı Yargıtay, özellikle ateşli silah kullanılan suçlarda, balistik incelemenin eksiksiz yapılmasını ve elde edilen tüm delillerin bu incelemeye tabi tutulmasını zorunlu görmektedir. 1. Ceza Dairesi 2015/386 E. , 2015/814 K. b-) Sanıklar.., ., ., ..,..,.. ve..'nun av tüfeği ile sanık...'un İse tabanca ile ateş ettiklerinin Mahkemece kabul edilmesi karşısında, olay yerinden, araçlardan, maktullerin ve mağdurların vücutlarından ele geçen tabanca, tüfek, kovan, kartuş ve çekirdekler üzerinde balistik inceleme yaptırılarak kaç adet silahtan atıldığı yönünde ekspertiz raporu alınmasından, c-) Olay mahallinde, sanıklar, mağdurlar, tanıklar ve olay yeri inceleme tutanağını düzenleyen kolluk görevlileri de hazır edilerek, uzman bilirkişi marifetiyle denetime olanak verecek biçimde temsili ve tatbiki keşif yapılması, anlatımların doğruluğunun denetlenmesi, olay yerinde bulunan maktüller, mağdurlar ve sanıkların bulundukları yerler gösterilerek birbirlerine olan uzaklıkları ve atış mesafelerinin tespit edilmesinden sonra, Bu karar, olay yerinden, araçlardan, maktullerin ve mağdurların vücutlarından ele geçen tabanca, tüfek, kovan, kartuş ve çekirdekler üzerinde balistik inceleme yaptırılarak kaç adet silahtan atıldığının tespit edilmesinin gerektiğini belirtmektedir. Ayrıca, olay yerinde temsili ve tatbiki keşif yapılarak atış mesafelerinin tespit edilmesi de vurgulanmıştır. 2. Bilirkişi Raporunun Değerlendirilmesi ve Çelişkilerin Giderilmesi Yargıtay, balistik inceleme raporlarının mahkemeyi bağlayıcı olmadığını, ancak raporlar arasında çelişki bulunması halinde bu çelişkinin giderilmesi gerektiğini belirtmektedir. 1. Ceza Dairesi 2013/3161 E. , 2013/6935 K. Olay yerinde taraflar ve tanıklar hazır edilerek, refakate olay yeri inceleme uzmanı, silah uzmanı ve adli tıp uzmanı alınıp üçlü bilirkişi kurulu oluşturulması, olay mahallinde tarafların ve tanıkların anlatımlarında belirttikleri yerlerin ve kendilerinin bulundukları yerlerin göstermeleri sağlanarak, anlatımlarının doğruluğunun denetlenmesi, dosyada bulunan olay yeri inceleme raporu ve krokilerde belirtilen olay yerinde bulunan üç adet boşkovan ile bu atışların isabet yerleri, patlamamış fişek, yastık üzerinde bulunan çıkışı ve çekirdeği olmayan giriş deliği, maktulün cesedinin bulunduğu yer, olayın meydana geldiği odanın genişliği, belirlendikten sonra, olay yeri inceleme raporunda belirlenen atış istikametleri ve atışların yerden yükseklikleri de dikkate alınarak, anlatımların ve kabul edilen olayın cereyan tarzının olay yeri bulgularına uygunluğunun denetlenmesi, oluşturulacak bilirkişi heyetinden alınacak raporlar ve tüm emanetlerle birlikte dosyanın Adli Tıp Kurumu Fizik-Balistik İhtisas Kuruluna gönderilerek, olayın cereyan tarzına ilişkin mütalaa alındıktan sonra sanıkların hukuki durumunun tayini gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulması, Bu karar, balistik inceleme raporunun sadece suça konu tüfek ve boş kartuşlar yönünden inceleme yapmasının yeterli olmadığını, tüfeğin çalışma prensipleri, kendiliğinden ateşlenip ateşlenmeyeceği gibi hususlarda da bilgi ihtiva etmesi gerektiğini belirtmektedir. Eksik inceleme nedeniyle Adli Tıp İhtisas Dairesinden ek rapor alınması gerektiği vurgulanmıştır. 4. Balistik İncelemenin Diğer Delillerle Birlikte Değerlendirilmesi Yargıtay, balistik inceleme raporlarının tek başına değil, diğer tüm delillerle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtmektedir. Parmak izi, tanık ifadeleri, olay yeri inceleme tutanakları gibi delillerle balistik inceleme sonuçlarının uyumlu olması önemlidir. Ceza Genel Kurulu 2017/238 E. , 2018/408 K. a- Suçta kullanılan tabanca, balistik incelemeye tabi tutularak daha önce vuku bulan terör ve sair eylemlerde kullanılmış silah olup olmadığı tespit edildikten, b- Tabancanın muhtelif aksamında ve şarjöründe teşhise elverişli parmak izi bulunup bulunmadığının tespiti, bulunduğu takdirde emniyette hıfzedilen başka suçlara ve şahıslara ait parmak izleri ve sanığın parmak izlerinin ve ayrıca maktulün daha önce çalıştığı kurumda iş sebebiyle veya başka sebeplerle alınmış parmak izi mevcutsa, bununla mukayeselerinin yaptırılmasından sonra, tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi suretiyle sanığın hukuki durumunun tayini gerekirken, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir Bozmaya uyan Üsküdar 2. Bu karar, suçta kullanılan tabancanın balistik incelemeye tabi tutulmasının yanı sıra, parmak izi incelemesi de yapılarak tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Sonuç / Özet Balistik inceleme, ateşli silahlarla işlenen suçların aydınlatılmasında vazgeçilmez bir adli bilim yöntemidir. Türk hukuk sisteminde, Ceza Muhakemesi Kanunu ve Adli Tıp Kurumu Kanunu Uygulama Yönetmeliği kapsamında düzenlenmiş olup, Adli Tıp Kurumu bünyesindeki Balistik Şubesi tarafından yürütülmektedir. Bu inceleme, silahın türü, atış mesafesi, merminin izlediği yol ve hangi silahtan atıldığı gibi kritik bilgileri ortaya koyar. Yargıtay kararları, balistik incelemenin eksiksiz yapılmasını, raporlar arasındaki çelişkilerin giderilmesini, raporların diğer delillerle birlikte değerlendirilmesini ve yetersiz inceleme ile hüküm kurulmamasını zorunlu kılmaktadır. Balistik inceleme raporları, mahkemeler için önemli bir delil olmakla birlikte, hakimi bağlayıcı nitelikte değildir ve hakim tarafından serbestçe takdir edilir. Kaynakça CEZA MUHAKEMESİ KANUNU ADLÎ TIP KURUMU KANUNU UYGULAMA YÖNETMELİĞİ 1. Ceza Dairesi 2015/386 E. , 2015/814 K. 1. Ceza Dairesi 2013/3161 E. , 2013/6935 K. 1. Ceza Dairesi 2021/11120 E. , 2022/504 K. Ceza Genel Kurulu 2017/238 E. , 2018/408 K. AİHM - MANSUROĞLU - TÜRKİYE DAVASİ, Dosya No : 43443/98, Tarih : 2008-02-26 AİHM - TANRİKULU-TÜRKİYE KARARİ (23763/94), Dosya No : 23763/94, Tarih : 1999-07-08 AİHM - Fahri AKPİNAR ve diğerleri / Türkiye, Dosya No : 54132/07, Tarih : 2007-12-05 AİHM - Halil YEŞİLYURT ve diğerleri / Türkiye, Dosya No : 27749/09, Tarih : 2015-06-25 AİHM - Gülseven YILDIZ ve diğerleri / TÜRKİYE, Dosya No : 34442/12, Tarih : 2015-04-30 AİHM - ŞİMŞEK ve diğerleri / TÜRKİYE DAVASI, Dosya No : 35072/97, Tarih : 2005-10-26 AİHM - YASEMİN DOĞAN / TÜRKİYE, Dosya No : 40860/04, Tarih : 2016-09-06 BRİNCAT VE DİĞERLERİ / MALTA - Dosya No: 60936/12, Tarih: 2016-07-26 AİHM - ACAR ve diğerleri /Türkiye Davasi, Dosya No : 36088/97, Tarih : 2005-05-24 1. Ceza Dairesi 2014/5138 E. , 2015/1687 K. AİHM - YÜKSEL ERDOĞAN ve diğerleri/TÜRKİYE, Dosya No : 57049/00, Tarih : 2007-02-15 T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ ANAYASA MAHKEMESİ İKİNCİ BÖLÜM 1. Ceza Dairesi 2022/6867 E. , 2023/873 K.
- Dava Dilekçesinin Teknik Dayanağı: Uzman Mütalaasının Sunumu ve Gerekçeli Kararda Yer Verilme Şartı
Uzman mütalaası, Türk hukuk sisteminde tarafların dava konusu olayla ilgili olarak uzmanından bilimsel mütalaa alabilme hakkını düzenleyen önemli bir delil türüdür. Bu hak, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) ve Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) kapsamında açıkça belirtilmiştir. HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU Madde 293 YEDİNCİ BÖLÜM Uzman Görüşü Uzman görüşü MADDE 293- (1) Taraflar, dava konusu olayla ilgili olarak, uzmanından bilimsel mütalaa alabilirler. Sadece bu nedenle ayrıca süre istenemez. (2) Hâkim, talep üzerine veya resen, kendisinden rapor alınan uzman kişinin davet edilerek dinlenilmesine karar verebilir. Uzman kişinin çağrıldığı duruşmada hâkim ve taraflar gerekli soruları sorabilir. (3) Uzman kişi çağrıldığı duruşmaya geçerli bir özrü olmadan gelmezse, hazırlamış olduğu rapor mahkemece değerlendirmeye tabi tutulmaz. BEŞİNCİ KISIM Hüküm ve Davaya Son Veren Taraf İşlemleri BİRİNCİ BÖLÜM Hüküm Hüküm, hükmün verilmesi ve tefhimi HMK madde 293, tarafların uzman görüşü alabileceğini ve bu görüşün mahkemece değerlendirmeye tabi tutulacağını belirtmektedir. Bu madde, uzman mütalaasının bir delil olarak sunulabileceğini ve yargılama sürecinde dikkate alınması gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır. Uzman Mütalaasının Avukatın Dilekçesinin Bir Parçası Olması Uzman mütalaası, avukatın dava dilekçesi veya cevap dilekçesi ekinde sunabileceği bir delil niteliğindedir. Bu mütalaa, dilekçenin içeriğini destekleyici, teknik veya bilimsel konularda açıklayıcı bilgiler sunarak davanın daha iyi anlaşılmasına yardımcı olur. Yargıtay kararları da uzman mütalaasının dilekçe ekinde sunulmasının hukuka uygun olduğunu ve mahkemece değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamaktadır. 1. Uzman Mütalaasının Delil Niteliği Yargıtay, uzman mütalaasını bir delil olarak kabul etmekte ve mahkemelerin bu mütalaaları diğer delillerle birlikte değerlendirmesi gerektiğini belirtmektedir. Uzman mütalaası, özellikle teknik ve özel bilgi gerektiren konularda, mahkemece atanan bilirkişi raporuna alternatif veya onu destekleyici nitelikte olabilir. T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ Uzman kişinin dinlenilmesi imkanının getirilmesiyle bir yandan uzmanlık gerektiren konuların daha iyi aydınlatılması, diğer yandan çelişkili ya da eksik veya yanlış bilgilerle yargılamanın önüne geçilmesi amaçlanmıştır.( Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 2015/7580 esas ve 2016/3513 karar sayılı kararı) 6100 Sayılı HMK’nın 3. maddesinde düzenlenen “uzman görüşü” taraf delilleri arasında sayılmış olup, davalı tarafça 15/03/2018 tarihinde UYAP'a kayıt edilen uzman görüşü sunulmuş olup, uzman görüşünde, mahkemece alınan 31/03/2015 tarihli rapor ile aynı yönde görüş beyan edildiği, mahkemece gerekçeli kararda uzman görüşüne yer verilmediği tespit edilmiştir Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 2020/1234 Esas ve 2021/700 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere; mahkemece gerekçeli kararda uzman görüşüne yer verilmemesi usule aykırı olduğundan, istinaf sebebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir Bu içtihat, uzman görüşünün taraf delilleri arasında sayıldığını ve mahkemece gerekçeli kararda yer verilmemesinin usule aykırı olduğunu açıkça belirtmektedir. Bu durum, uzman mütalaasının dilekçe ekinde sunulması halinde, mahkemenin bu delili göz ardı edemeyeceğini göstermektedir. 2. Uzman Mütalaasının Dilekçe Ekinde Sunulması Uzman mütalaası, dava veya cevap dilekçesi ekinde sunularak, dilekçede ileri sürülen iddia ve savunmaların teknik veya bilimsel dayanaklarını ortaya koyar. Bu, dilekçenin daha güçlü ve ikna edici olmasını sağlar. T.C. İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ yangın olayının hemen akabinde yangın alanında uzman Bilirkişi Sayın ... 'ndan HMK” nın 3. maddesi uyarınca Uzman Bilirkişi Mütalaası hazırlamasını ve yangına kimin sebebiyet verdiğinin tespiti de talep edildiğini, bu çerçevede, ... tarafından 01.06.2022 tarihli “Olay Yeri İncelemesi ve Uzman Bilirkişi Mütalaası” düzenlendiğini, ... ve ... ...'in gerekse binada kiracı olarak en üst katta faaliyet gösteren ... Tic.s+Ltd.s+Şti'nin yangın olayında hiçbir kusur ve ihmalinin olmadığı bir kez daha tespit edildiğini, davacının sigortalıya yaptığını iddia ettiği zarar ödemesi gerçek zarar miktarına kıyasla olağanüstü yüksek miktarlı olduğunu, yüksek bedel üzerinden müvekkillerine karşı icra takibi başlatılmasının hukuka aykırı olduğunu, bu nedenlerden dolayı; öncelikle usule ilişkin cevap ve itirazlarımız doğrultusunda davanın müvekkilleri yönünden reddine, HMK'ya uygun olarak sunulmayan dava dilekçesine itirazlarının kabulüne, varsa dava dilekçesinin eklerinin taraflarına tebliğine, yargılama sonucunda da usule ve esasa ilişkin cevap ve itirazlarımız doğrultusunda davacının davasının ve dava dilekçesindeki tüm iddia ve taleplerinin müvekkilleri yönünden reddine, yargılama masraflarıyla avukatlık ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmişlerdir Yukarıdaki içtihat örneğinde, davalı vekili, HMK'nın 293. maddesi uyarınca hazırlanan uzman bilirkişi mütalaasını cevap dilekçesi ekinde sunarak, yangın olayında müvekkillerinin kusurunun olmadığını iddia etmiştir. Bu durum, uzman mütalaasının dilekçenin ayrılmaz bir parçası olarak sunulabileceğini ve savunmanın temelini oluşturabileceğini göstermektedir. 3. Mahkemenin Uzman Mütalaasını Değerlendirme Yükümlülüğü Yargıtay, mahkemelerin dosyaya sunulan uzman mütalaalarını yok sayamayacağını, bu mütalaaları incelemesi ve gerekçeli kararında değerlendirmesi gerektiğini belirtmektedir. Uzman mütalaası ile bilirkişi raporu arasında çelişki olması halinde, mahkemenin bu çelişkiyi gidermesi ve sonucuna göre karar vermesi gerekmektedir. T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ tek kaynağı olduğunu, eğer bir başkası bu dedikoduyu yaymış olsaydı, onlara da dava açacaklarını, bir kötüleme dalgası mevcut olduğu su götürmez bir gerçek olup bunu yapan tek firmanın davalı firma olduğu bir başka firma olmadığının bütün dosya içeriğinden net olarak anlaşıldığını, dosyaya sunulan bilirkişi raporunun eksiklerle dolu olduğunu, bu rapora yaptıkları itirazların dikkate alınmadığını, bu sebeple bile davanın reddinin hatalı olduğunu, mahkemeye uzman mütalaası sunulduğunu, Yargıtay içtihatlarına göre mahkemenin uzman mütalaasını yokmuş gibi değerlendiremeyeceğini, Mahkemenin kararında uzman mütalaası yokmuş gibi karar verdiğini, Mahkemenin bunu incelemesi, yeniden bilirkişiye göndermesi ve çelişki olması halinde yeniden bilirkişi incelemesi yaptırarak sonuca göre bir karar vermesi gerekirken, eksik inceleme yaparak karar vermiş olduğundan kararın ortadan kaldırılması gerektiğini, dosyaya sunulan ve mahkemenin mutlaka dikkat etmesi ve önem vermesi gereken uzman mütalaasının bir çok konuyu açıklığa kavuşturduğunu, Bu karar, mahkemenin uzman mütalaasını göz ardı etmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ve kararın bozulmasına neden olabileceğini göstermektedir. Dolayısıyla, avukatın dilekçesi ekinde sunduğu uzman mütalaası, mahkeme tarafından titizlikle incelenmesi gereken bir delildir. Sonuç / Özet Uzman mütalaası, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 293. maddesi uyarınca tarafların dava konusu olayla ilgili olarak uzmanından alabileceği bilimsel bir görüştür ve bir delil niteliğindedir. Yargıtay kararları, uzman mütalaasının avukatın dilekçesinin bir parçası olarak sunulabileceğini ve mahkemece değerlendirilmesi gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır. Mahkemeler, dosyaya sunulan uzman mütalaalarını göz ardı edemez ve gerekçeli kararlarında bu delillere yer vermek zorundadır. Uzman mütalaası ile bilirkişi raporu arasında çelişki olması halinde, mahkemenin bu çelişkiyi gidermesi ve sonucuna göre karar vermesi gerekmektedir. Bu durum, uzman mütalaasının yargılama sürecinde davanın aydınlatılması ve adil bir karar verilmesi açısından kritik bir rol oynadığını göstermektedir.
- Trafik Kazası Kusur Tespiti: Bilirkişi Raporu ve Uzman Mütalaasının Hukuki Rolü
Trafik kazalarında hukuki sorumluluğun ve tazminat taleplerinin belirlenmesinde kusur tespiti merkezi bir öneme sahiptir. Türk yargılama hukuku, bu teknik konunun aydınlatılması için iki temel mekanizma sunar: Mahkemece atanan bilirkişi incelemesi ve taraflarca sunulan uzman mütalaası . I. Bilirkişi Raporunun Hukuki Konumu ve Sınırları Mahkemeler, özel veya teknik bilgi gerektiren kusur tespiti gibi konularda, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) ve Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) kapsamında bilirkişi görevlendirir. A. Bağlayıcılık İlkesi ve Hakimin Takdir Yetkisi Bağlayıcı Değildir: HMK Madde 282 uyarınca, hakim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer tüm delillerle birlikte serbestçe değerlendirir . Bilirkişi raporu, hakimi mutlak surette bağlayıcı nitelikte değildir. Kusur Değerlendirmesi Hakime Aittir: Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, taksirle işlenen suçlardan dolayı kusurluluk değerlendirmesi yapmak, normatif bir yargı gerektirdiğinden, münhasıran mahkeme hakimine aittir (Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 2024; Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 2020). Bilirkişinin Görev Alanı: HMK Madde 279/4 ve CMK Madde 67/3, bilirkişinin yalnızca uzmanlık, özel veya teknik bilgi gerektiren hususlarda açıklama yapabileceğini, hukuki nitelendirme ve değerlendirmelerde bulunamayacağını açıkça belirtir. B. Çelişkili Raporların Giderilmesi Zorunluluğu Mahkemece atanan bilirkişi raporları ile kaza tespit tutanağı veya ceza dosyasındaki raporlar arasında çelişki bulunması durumunda, Yargıtay bu çelişkinin giderilmeden karar verilemeyeceğini hükme bağlamıştır. Giderme Yöntemi: Mahkeme, çelişkiyi gidermek için ya bilirkişiden ek rapor aldırır, ya da Karayolları Fen Heyeti, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi veya üniversitelerin ilgili kürsülerinden seçilecek uzman bir kuruldan denetime elverişli, ayrıntılı ve gerekçeli yeni bir rapor aldırır (T.C. Konya BAM, 2017). II. Uzman Mütalaasının (Görüşünün) Rolü ve Önemi Tarafların, mahkeme sürecine aktif olarak katılımını sağlayan en önemli mekanizmalardan biri, HMK Madde 293 ve CMK Madde 67/6 ile düzenlenen uzman mütalaası (bilimsel görüş) hakkıdır. A. Uzman Mütalaasının Niteliği ve Amacı Uzman mütalaası, tarafların kendi iddia ve savunmalarını desteklemek amacıyla, özel ve teknik bilgi gerektiren konularda bağımsız bir uzmandan aldıkları bilimsel görüşü içeren bir delildir. Delil Olarak Değerlendirilmesi: Bu mütalaa, mahkeme tarafından HMK uyarınca bir delil olarak kabul edilir ve hakim tarafından serbestçe takdir edilir. Temel İşlevi: Davanın Aydınlatılması: Karmaşık teknik konuların hakime izah edilmesini sağlamak. Bilirkişi Raporuna İtiraz: Mahkeme raporundaki teknik hataları, eksiklikleri veya farklı yorumları ortaya koyarak, rapora yönelik itirazları bilimsel olarak desteklemek. Hakime Yardımcı Olma: Hakimin, farklı uzman görüşlerini değerlendirerek daha doğru ve sağlam temelli bir karar vermesine destek olmak. B. Trafik Kazası Kusur Tespiti Etkisi Trafik kazası davalarında sunulan uzman mütalaası; kazanın oluş şekli, hız hesaplamaları, trafik kurallarına aykırılıklar ve kusur oranları gibi teknik detayları farklı bir bilimsel perspektifle analiz ederek, yargılamanın seyrini değiştirebilecek nitelikte olabilir. 🔑 Sonuç ve Özet-Trafik Kazası Kusur Tespiti Trafik kazası kusur tespiti, teknik bilgiye dayalı olmakla birlikte, nihai karar ve hukuki nitelendirme hakimin vicdani kanaatine bağlıdır. Bilirkişi raporu ve uzman mütalaası, hakimin bu kanaate ulaşmasında hayati rol oynayan delillerdir. Özellikle raporlar arasındaki çelişkilerin giderilmesi ve kusurun varsayımlara değil, Karayolları Trafik Kanunu ve bilimsel verilere dayandırılarak tespit edilmesi, adil bir yargılamanın temel şartıdır. 📚 Kaynakça ve Atıf Listesi (APA 6) Mahkeme ve Tarih Esas/Karar Numarası Atıf Yargıtay 12. Ceza Dairesi E. 2023/5245, K. 2024/1044 (Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 2024) Yargıtay 12. Ceza Dairesi E. 2019/13225, K. 2020/668 (Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 2020) T.C. Konya BAM 8. Hukuk Dairesi Emsal Karar (2017/10871 K.) (T.C. Konya BAM, 2017) Yargıtay Ceza Genel Kurulu E. 2013/12-771, K. 2015/150 (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2015)
- İzmir İmza İncelemesi: Sahte İmzanın Maskesini Düşürün | Aslan Kriminal
Sahtecilik, günümüzde ticari anlaşmalardan miras davalarına kadar birçok hukuki süreci çıkmaza sokabilen ciddi bir sorundur. Özellikle imza sahteciliği , belgelerin güvenilirliğini temelden sarsar. Eğer siz de İzmir 'de şüpheli bir imza veya el yazısıyla karşı karşıyaysanız, doğru adli inceleme, gerçeğin ortaya çıkmasında hayati önem taşır. Aslan Kriminal olarak, İzmir ve çevre illerde alanında uzman kadromuz ve son teknoloji ekipmanımızla kriminal imza incelemesi hizmeti sunuyoruz. İmza İncelemesi Neden Önemlidir? 🤔 Bir belgedeki imzanın gerçek olup olmadığını anlamak, çoğu zaman çıplak gözle mümkün değildir. İmza incelemesi (Grafoloji ve Sahtecilik İncelemesi), bilimsel yöntemler ve adli teknikler kullanılarak yapılır. Bu incelemeler; Hukuki Delil Oluşturma: Mahkeme süreçlerinde belgenin geçerliliğini ispatlamak veya çürütmek için kesin delil sunar. Dolandırıcılığı Önleme: Ticari işlemlerde veya vekaletnamelerde sahteciliği erken aşamada tespit ederek büyük zararları engeller. Miras ve Vasiyet Davaları: Vasiyetname gibi kritik belgelerdeki imzanın gerçekliğini teyit eder. İzmir'de İmza İncelemesi Nasıl Yapılır? 🔬 Aslan Kriminal olarak sahte imza incelemesi sürecimizde, uluslararası standartlarda kabul görmüş adli bilim tekniklerini kullanırız. İnceleme sürecinde dikkat ettiğimiz temel unsurlar şunlardır: Karşılaştırma Materyali Toplama: Şüpheli imza ile aynı dönemlere ait, kişiye ait olduğu kesin olan bol miktarda (en az 10-15 adet) mukayese imza örneği toplanır. Teknolojik Analiz: Mürekkep türü, kalem baskısı, çizgi akıcılığı, eğim açısı ve ritim gibi unsurlar, yüksek çözünürlüklü mikroskoplar ve özel ışık kaynakları (UV, kızılötesi) altında detaylıca incelenir. Sahte imzalarda sıklıkla görülen "duraksama" veya "titreme" izleri tespit edilir. Grafolojik Değerlendirme: İmza sahibinin yazı karakteristiği ve alışkanlıkları (hız, basınç) analiz edilerek imzanın doğal bir akışla atılıp atılmadığı belirlenir. Taklit imzalar genellikle yavaş ve duraksamalıdır. Uzman Raporu Hazırlama: Tüm bulgular, mahkemede delil olarak sunulmaya uygun, detaylı ve bilimsel bir imza incelemesi uzman raporu haline getirilir. Neden Aslan Kriminal'i Tercih Etmelisiniz? İzmir kriminal laboratuvarları arasında bizi öne çıkaran faktörler: Adli Deneyim: Alanında yetkin, uzun yıllara dayanan tecrübeye sahip adli belge inceleme uzmanları ile çalışıyoruz. Tarafsızlık ve Güvenilirlik: Tamamen bağımsız ve tarafsız bir inceleme süreci yürütüyor, sonuçları bilimsel kesinlikle raporluyoruz. Hızlı ve Detaylı Sonuç: Hukuki süreçlerin zaman çizelgesine uygun, titiz ve hızlı bir inceleme sözü veriyoruz. Şüpheli belgelerinizdeki imzaların gerçekliğini teyit etmek veya sahteciliği ortaya çıkarmak için doğru adres Aslan Kriminal . Sıkça Sorulan Sorular İmza incelemesi ne kadar sürer? İncelemenin süresi, belgenin karmaşıklığına ve mukayese materyalinin yeterliliğine bağlı olarak değişir. Detaylı bilgi için bize ulaşın. Dijital imza incelemesi yapıyor musunuz? Evet, dijital ortamdaki imza ve belgeler üzerinde de gerekli adli bilişim ve grafoloji incelemelerini yapıyoruz. 📞 İzmir İmza İncelemesi İçin Bize Ulaşın! Belgenizin geleceğini riske atmayın. İzmir imza incelemesi ve sahte imza tespiti hizmetlerimiz hakkında bilgi almak ve uzmanlarımızla görüşmek için hemen Aslan Kriminal ile iletişime geçin.
- TCK 245 ve 158/1-f: Bilişim Çağında Kart Suçları ve Dolandırıcılık Arasındaki Sınır
TCK 245 ve 158/1-f: Bilişim Çağında Kart Suçları ve Dolandırıcılık Arasındaki Sınır Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 245. maddesi ("Banka veya Kredi Kartlarının Kötüye Kullanılması Suçu"), 765 sayılı eski TCK dönemindeki hukuki boşluğu doldurmak amacıyla 5237 sayılı Kanun'a dahil edilmiştir. Bu suç, bilişim alanında işlenen fiillerin tipik örneklerini kapsasa da, ceza hukukunun özel hükümleri arasında, Bilişim Alanında Suçlar başlıklı Onuncu Bölüm'de yer alır. TCK m. 245, esas itibarıyla üç farklı suçu aynı madde altında düzenler: Gerçek Kartın Rızasız Kullanımı (TCK m. 245/1): Başkasına ait bir kartın, kart sahibinin rızası olmaksızın kullanılması veya kullandırılması. Sahte Kart Üretimi ve Ticareti (TCK m. 245/2): Sahte banka veya kredi kartı üretmek, satmak, devretmek, satın almak veya kabul etmek. Sahte Kartı Kullanarak Yarar Sağlama (TCK m. 245/3): Sahte kartı kullanarak kendisine veya başkasına yarar sağlama. I. Kart Suçları ve Korunan Hukuki Değer ve Sistematik Tartışma Kart Suçları, TCK m. 245'in bilişim suçları bölümündeki konumu, akademik çevrede yoğun tartışma konusudur. Kanun'daki yerleşimi "bilişim suçu" başlığı altında olsa da, koruduğu hukuki değerler farklılık gösterir: TCK m. 245/1: Korunan asıl değer, kart hamilinin malvarlığıdır . Kanun koyucunun bu fıkra için malvarlığına karşı suçlara özgü olan şahsi cezasızlık (m. 245/4) ve etkin pişmanlık (m. 245/5) hükümlerini kabul etmesi bu görüşü destekler. TCK m. 245/2 ve 245/3: Bu fıkralar, kartların gerçekliğine ilişkin kamu güvenini korumayı amaçlar ve nitelikleri itibarıyla sahtecilik suçları ile benzerlik taşır. Bu nedenle akademik görüşler, TCK m. 245'in malvarlığına ve kamu güvenine karşı suçlar arasında ayrı ayrı düzenlenmesinin daha isabetli olacağını belirtmektedir. II. Dolandırıcılık (TCK m. 158/1-f) ve Kart Suçları Arasındaki Sınır Banka kartları kullanılarak işlenen fiillerin, TCK m. 245 mi yoksa TCK m. 158/1-f (Nitelikli Dolandırıcılık) mi olduğu, yargı uygulamasında kritik öneme sahiptir. Temel ayrım hile ve mağdurun rızasıyla tasarruf unsurlarında yatar. Dolandırıcılık Suçu (TCK m. 157 ve 158): Dolandırıcılık, malvarlığına karşı işlenen ve hileli davranışlarla bir kimsenin aldatılması sonucu, aldananın hataya düşerek kendi rızasıyla malvarlığı aleyhine bir tasarruf işlemi gerçekleştirmesiyle tamamlanır. TCK m. 158/1-f'nin Uygulanması: Nitelikli dolandırıcılıkta bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması, suçun işlenişini kolaylaştırdığı için ağırlaştırıcı neden olarak düzenlenmiştir. Bu fıkranın uygulanabilmesi için: Aldatmanın, bilişim sistemleri aracılığıyla gerçekleşmesi, Mağdurun, bilişim sistemine güvenerek kendi rızasıyla malvarlığı üzerinde tasarruf işlemi yapması şarttır. TCK m. 245/1'in Uygulanması: Kart kötüye kullanılması suçu ise, hile kullanılsa bile, bu hilenin amacı mağduru tasarrufa ikna etmek değil, kartı veya kart bilgilerini ele geçirmektir . Kart ele geçirildikten sonra yapılan harcamalar mağdurun rızası dışındadır . Bu nedenle, kart çalındıktan veya hileyle ele geçirildikten sonra yapılan rızasız harcamalar dolandırıcılık suçu olarak değil, TCK m. 245/1 kapsamında değerlendirilir. III. Bilişim Suçları Karşısındaki Konumu Akademik görüşler, TCK m. 245 ve TCK m. 244 (Bilişim Sistemine Girme, Veri Değiştirme vb.) hükümlerinin diğer suçlar karşısındaki yerini tartışmaktadır: Bilişim Sistemi Dolandırıcılığı: Bir bilişim sisteminin (ATM, bilgisayar) hile ile aldatılması durumunda, hukuken dolandırıcılık suçunun (kişiye yönelik hilenin) şartları oluşmadığından, bu fiilin TCK m. 244/4 (Haksız çıkar sağlama amaçlı bilişim suçu) kapsamında kalması gerektiği görüşü mevcuttur. Rızasız Kart Bilgisi Kullanımı: Kartın fiziki varlığı olmaksızın, internet bankacılığı gibi bir bilişim sistemi üzerinde kart sahibinin rızası dışında işlem yapılması, bazı görüşlere göre TCK m. 245/1 yerine TCK m. 244/2 ve 3 hükümleri kapsamında değerlendirilmelidir. Bu akademik yaklaşımlar, TCK m. 245'in, bilişim ve malvarlığı suçları arasındaki karmaşık alanda özel bir norm olarak konumlandırılmasının getirdiği hukuki zorlukları ve Kanunilik ilkesi açısından potansiyel boşlukları işaret etmektedir. Kaynakça (APA 6 Stili) Korkmaz, F. (2020). Dolandırıcılık suçunun bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi , 69 (3), 1415–1436. Özbek, V. Ö. (2007). Banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçu (TCK m.245). Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi (Prof. Dr. Ünal Narmanlıoğlu’na Armağan) , 9 (Özel Sayı), 1019–1063. Topuz, V. (2025). Banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçunun (TCK m. 245) kanunda düzenlendiği yere ve madde başlığına ilişkin bir değerlendirme. Türkiye Adalet Akademisi Dergisi (TAAD) , 16 (63), 449–474.












